(5271 S. K. m. 230, 279, 280) (765 S. K. m. 209) (5237 S. K. m. 250)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranların hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TCY.nın 250. maddesine göre;
(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 2/7/2012-6352/86 md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
İrtikap suçu, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun “Devlet İdaresi Aleyhinde İşlenen Cürümler” başlığını taşıyan Üçüncü Babının İkinci Faslında 209. maddede düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasında “icbar suretiyle irtikap”, ikinci fıkrasında “ikna suretiyle irtikap”, üçüncü fıkrasında ise, “hatadan yararlanmak suretiyle irtikap” eylemleri suç olarak düzenlenip yaptırıma bağlanmış olup, bu düzenlemeye göre, irtikap suçunun memurun memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanarak, kendisine veya başkasına haksız çıkar sağlaması veya bu yolda vaatte bulunulması için, bir kimseyi icbar etmesi veya ikna etmesi ya da kanunen almaması gereken bir şeyi diğerinin hatasından yararlanmak suretiyle alması ile oluşacağı kabul edilmiştir.
İrtikap suçu, kamu görevlisinin, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya vaatte bulunmaya bir kimseyi icbar ya da ikna etmesi veya kanunen almaması gereken şeyi, muhatabının hatasından yararlanarak alması ile oluşmakta olup, uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak icbar suretiyle irtikap (cebri irtikap) suçunun incelenmesi gerekmektedir.
İcbar sözcüğünün anlamı Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde, “zor, zorlayış, bir işi yaptırmak için zora başvurmak” şeklinde açıklanmıştır. Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 gün ve 167-70 sayılı kararı ile yerleşmiş önceki kararlarında da vurgulandığı üzere, icbar kelimesi manevi cebir anlamında olup cebir unsuru manevi tazyikle gerçekleşecektir. Mağdurda meydana getirilen korkunun etkisi altında suçun işlenmesi halinde icbar gerçekleşmiş sayılacak, maddi cebir kullanılması halinde ise, eylem yağma suçunu oluşturacaktır. Nitekim, gerek 765 sayılı TCK’nun 209. maddesinin, gerekse 5237 sayılı TCK’nun 250. maddesinin madde gerekçelerinde de bu husus açıkça belirtilmiştir. Yine Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma imkanının bulunmaması gerekir. Mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak şartıyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket de icbar kavramına dahildir. Yapılan hareketlerin mağdurun iradesini manevi baskı altında tutmaya uygun ve elverişli olması, vaat edilmesi veya sağlanması istenilen menfaatin hukuka aykırı olduğunun mağdurca bilinmesi icbar için yeterlidir. Bu nedenle de icbarın manevi baskı oluşturmaya elverişli olup olmadığı, somut olayın özellikleri ve nesnel şartlar nazara alınarak, hakim tarafından takdir edilmelidir.
Öte yandan, icbar suretiyle irtikap suçunun gerçekleşmesi kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanmasını gerektirmektedir. Nüfuz, kamu görevlisinin görevinin vermiş olduğu yetki ve imkanlar nedeniyle sahip olduğu güç ve etkinlik; bunun kötüye kullanılması ise yetki ve imkanların sağladığı ayrıcalıklı üstün konumdan yararlanarak görevlinin kendisi ya da başkasına yarar sağlaması olup, bu suçta kamu görevlisi görevi gereği sahip olduğu gücü haksız yarar elde etme amacıyla kullanmaktadır.
Bu açıklamaların ışığında,
1-Sanık M. Ö. hakkında müşteki O. M.'e karşı eyleminden ötürü, sanığın icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, ancak gerekçede aynen " sanık M. Ö.'ın yürüttüğü kamu görevini kullanmak suretiyle ve müştekinin üzerinde görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak müşteki nezdinde verilmesi gereken bir ücret olduğu yönünde söylemlerde bulunup müştekiyi ikna ederek 400 TL nakit para alarak üzerine atılı "icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği sabit olmakla" denilenerek sanığın TCK'nun 250/2 maddesindeki suçu işlediği anlatılması ve belirtilmesine rağmen; hükümde TCK'nun 250/1 maddesinden cezalandırılması karşısında gerekçe ve hükümde çelişki yaratılması,
2- Sanık M. Ö. hakkında müşteki O. M.'e karşı eyleminden ötürü, icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği düşünülüyorsa, bu icbarın niteliği ve ne olduğunun gerekçede belirtilmemesi, TCK'nun 250/4 maddesi uyarınca indirim yapılırken, indirimin neden cezanın yarısı olarak değil, 1/3 olarak yapıldığının gerekçede belirtilmeyerek, müştekinin ekonomik durumun ilişkin delil toplamadan yasadaki cümlenin aynen tekrar edilmesi,
3-Sanık M. Ö. hakkında müşteki H. A.'a karşı eyleminden ötürü, sanığın icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, ancak gerekçede aynen " sanık M. Ö.'ın yürüttüğü kamu görevini kullanmak suretiyle ve müştekinin üzerinde görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak karakol ihtiyaçlarında kullanılacağı yönünde söz ve eylemlerde bulunarak hileli davranışlar ile müştekiyi ikna edip 700 TL nakit para alarak üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği sabit olmakla" denilenerek sanığın TCK'nun 250/2 maddesindeki suçu işlediği anlatılması ve belirtilmesine rağmen; hükümde TCK'nun 250/1 maddesinden cezalandırılması karşısında gerekçe ve hükümde çelişki yaratılması,
4- Sanık M. Ö. hakkında müşteki H. A.'a karşı eyleminden ötürü, icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği düşünülüyorsa, bu icbarın niteliği ve ne olduğunun gerekçede belirtilmemesi, TCK'nun 250/4 maddesi uyarınca indirim yapılırken, indirimin neden cezanın yarısı olarak değil, 1/3 olarak yapıldığının gerekçede belirtilmeyerek, müştekinin ekonomik durumun ilişkin delil toplamadan yasada yer alan cümlenin aynen tekrar edilmesi,
5- Sanık M. Ö. hakkında müşteki H. A.'a karşı eyleminden ötürü, ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği düşünülüyorsa, bu hileli davranışların ne olduğunun gerekçede belirtilmemesi,
6- Sanık M. Ö. hakkında müştekiler Y. B., E., V., M. Ö., Y. A.'a karşı eylemlerinden ötürü verilen kararda sanığın yapmış olduğu hileli hareketlerin ne olduğunun gerekçede belirtilmemesi, Sanık hakkında belirtilen kararlarda gerekçede TCK'nun 250/4 maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda gerekçede herhangi bir değerlendirme yapılmaması,
7- Sanık M. Ö. hakkında müştek H. P.'a karşı eyleminden ötürü verilen kararda sanığın yapmış olduğu hileli hareketlerin ne olduğunun gerekçede belirtilmemesi, TCK'nun 250/4 maddesi uyarınca indirim yapılırken, indirimin neden cezanın yarısı olarak değil, 1/3 olarak yapıldığının gerekçede belirtilmeyerek, müştekinin ekonomik durumun ilişkin delil toplamadan yasada cümlenin aynen tekrar edilmesi,
8- Sanık M. T. müşteki H. P.'a karşı eyleminden ötürü verilen kararda, TCK'nın 250/4 maddesi uyarınca indirim yapılırken, indirimin neden cezanın yarısı olarak değil, 1/3 olarak yapıldığının gerekçede belirtilmeyerek, müştekinin ekonomik durumun ilişkin delil toplamadan yasada yer alan cümlenin aynen tekrar edilmesi,
9- Sanık M. T. müşteki Y. B.'a karşı eyleminden ötürü verilen kararda, gerekçede TCY:nın 250/4 maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda gerekçede herhangi değerlendirme yapılmaması,
10- Sanık M. T. hakkında TCK'nun 251/2 maddesi uyarınca verilen kararda, sanığın M. Ö.'ın hangi eylemlerinin denetimini ihmal ettiğinin, bu suçların kimlerin suçtan zarar gördüğünün gerekçede belirtilmemesi,
11- Sanık M. hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 2016/1998 soruşturma numarasına kayıtlı ayrı bir soruşturma olduğunun iddianamede belirtilmesine rağmen, bu soruşturma dosyasının getirtilip incelenmeyerek, denetim açısından onaylı bir suretinin dosya içine alınmayarak savunmalarının kısıtlanmış olması,
12- Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi tatmin edecek, istinaf denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia ve savunmaya ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği, gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia ve savunmaya ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği halde, ilk derece mahkemesinin kararının yasaya göre kararlarının gerekçesinin 15 gün içinde yazılması gerektiği kuralına aykırı olarak, tutuklu sanık bulunmasına rağmen 55 günde yazılmasına karşın bu unsurları taşımaması, müşteki ve sanık beyanları tekrar edildiği halde, yukarıda 11 madde halinde belirtilen hususların gerekçede tartışılmaması,
Yasaya aykırı, sanık müdafilerinin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 289/1-g maddesi gereğince hukuka kesin aykırılık hali bulunması nedeniyle aynı kanunun 280/1-d maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Suç vasfının sanıklar lehine değişme ihtimali dikkate alınarak,
Tutuklu sanık M. Ö.'ın bihakkın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan tutuklu yada hükümlü değilse derhal salıverilmesi için cezaevi müdürlüğüne yazı yazılmasına,
Sanık M. T. hakkında çıkarılan YAKALAMA EMRİNİN KALDIRILMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 08/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)