(5237 S. K. m. 43, 53, 62, 204, 210) (5271 S. K. m. 231)
İDDİA:
Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 10/02/2016 tarih ve 2016/257 Sayılı iddianamesiyle sanığın Türk Ceza Kanunun 210/1 yollamasıyla TCK'nın 204/1, 43/1 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık İlk Derece Mahkemesindeki Savunmasında; “Ben üzerime atılı olan suçlamayı kabul etmiyorum, müştekiler kardeş olur, iddianamede geçen şirketin sahipleridirler, aynı zamanda müştekilerden A. H. benim bacanağım olur, bu olaydan önce bacanağım olan A. H. kanser hastası olunca beni şirketine çağırdı, kardeşleri S. ve Y.H.'a benim müteahit olmam ve ticaretten de anladığımdan, bu şirketin bankalardaki hesapları, alacak vereceklerini, mal alım satımı hususunda yardımcı olmam için bana genel bir vekaletname verildi, müştekilerden A. ve S. H., bir alacak verecek meselesini çözmek için, beni çağırdılar, ben şirkete gittim, şirkette A. ve S. H. ile M. D. de vardı, A. ve S. H.'un M. isimli şahsa borcu vardı, biz oturup konuştuk bu borçları taksitler halinde senet karşılığında ödeme hususunda anlaştık, iddianamede geçen senetleri düzenlenik, M. da senetleri kabul etti, senedi düzenleyen benim, içerisindeki imza da bana aittir, iddianamede geçtiği üzere savunmam doğrudur, bu senetleri bana E. Motor San. Ve Tiç. Ltd Şirketinin sahipleri olan müştekiler A. ve S. H. düzenlettirmişlerdir, ben daha sonra bu şahısların kardeşleri Y. ile birlikte benden şikayetçi olduklarını ve hakkımda bu davanın açıldığını öğrendim, sormuş olduğunuz şekilde ben de kendileri bu senetleri düzenletip imzalattıktan sonra neden hakkımda şikayetçi olmuşlar anlamış değilim, hatta belirtmek isterim ki bu senetlerden bir kısmının verildiği M. D. isimli şahsa elden ödeme de yapıldığıni biliyorum, zaten ödeme yapılmamış olsaydı, M. D. de şikayetçi olurdu, ben bir oyuna getirildiğimi düşünmekteyim, iyi niyetle müştekilerin sahibi oldukları şirket adına kendilerinin bizzat yönlendirmesi ve talimatıyla müştekiler S. ve A.'in huzurunda iddianamede bahsi geçen senetleri tanzim ettim, daha doğrusu belirtmek isterim ki ben bu senetlerin üç tanesini yani M. D.'e verilen senetleri müştekilerin huzurunda bizzat doldurup imzaladım, senetlerden bir tanesi ise T. A. isimli şahsa verilen senetti, onu hatırlamıyorum ancak bu senedi on gün sonra yine müştekilerin talimat ve yönlendirmesi ile ancak huzurlarında olmadığım bir zamanda yine kendim imzaladım, ben suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum, senetleri müştekilerin bilgisi ve isteği doğrultusunda onların talimatıyla şirketleri adına ben yazıp imzaladım, kendilerinin kesinlikle bundan haberi vardır, müştekilerin amacı nedir anlamış değilim, kesinlikle benim resmi belgede sahtecilik gibi bir suçu işleme kastıyla hareket ettiğim doğru değildir, suçlamalar asılsızdır, ayrıca avukatım da vardır, biz esas mahkemesinde de ayrıntılı savunmamızı yapacağız, suçsuzum beraatimi isterim." demiştir.
Sanık Dairemizdeki Savunmasında:" İddianameye konu olay nedeni ile hazırlık aşamasında savunmalarımı yapmıştım, aynen tekrar ederim, şikayetçi taraf benim bacanağım olduğu gibi aynı zamanda ortağımdı, ortağım A. H. Kanser hastalağına yakalandı ve bu dönemde işleri tamamen ben takip ediyordum, bizlet müdahit olduğumuz için doğal olarak vedeli alışverişlerimiz oluyordu, bu sebeplerle esnaflara senet düzenleyip veriyorduk, bu hususta A. "sana vekaletname verelim, sürekli bizi arayıp imza felan isteme" diye bana senet düzenleme yetkisi dahil vekaletname verdiler, bu verilen vekaletnameye istinaden de ben çeşitli ödemelere istinaden senet düzenledim, ancak bu senetleri sahtecilik kastı ile değil tamamen bana verilen yetki çerçevesinde ve işimize gerekli konularla ilgili düzenledim, bana verilen vekaletname içeriğine bakılacak olursa, özel belge düzenleme yetkim vardır, ayrıca tarafım A. Ç. isimli şahsa bu vekaletnameye istinaden senet düzenleyip vermiştim, Yapı Kredi bankası tahsil amacı ile kendilerine bildirim yapmış ve kendileri de bu borcu Yapı Kredi Bankasına ödemek yerine A. Ç.'e elden nakten ödemişlerdir, bu senet Hala Yapı Kredi bankasının arşivinde bulunmaktadır, gerek A. H. gerek S. H., Y.H., resmiyette olmamakla beraber fiili ortaklarımdır, yani tarafımın yaptığı işlemlerin hukuka uygun olduğu bu senet dahi bellidir. Müştekiler ile aramda ortaklığı gösteren sözleşmelir yine sayın mahkemenize sunuyorum, müştekiler ile aramızda ailevi problemler başgösterince ve ekonomileri bozulunca bu şekilde bana iftira da bulunmuşlardır, şikayette bulundukları senetlerden dolayı bir zararları yoktur, kaldı ki sayın mahkeme Özel Belgede Sahtecilikten dolayı ek savunma istemiş ise de bana verilen vekaletnamede özel belge düzenleme yetkisi olduğundan dolayı suç unsurları oluşmamıştır. Suçsuzum beraatimi talep ediyorum, sayın mahkeme aksi kanaette ise lehe olan hükümlerin uygunlanmasını talep ediyorum." şeklinde savunma yapmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Reyhanlı 1.Asliye Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/03/2018 tarih 2016/145 Esas 2018/432 Sayılı kararı ile TCK 204/1, 43/1, 62/1 maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay 3 gün Hapis Cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Katılanlar vekili M. M. T. 04/05/2018 havale tarihli dilekçesi ile kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
Sanık müdafii Av. M. F. T.'ın 22/03/2018 havale tarihli dilekçesi ile kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
İstinaf başvurularının değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılmıştır.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA:
İddia Makamı Esas Hakkında Mütalaasında: Sanığın tanık M. D. adına düzenlenmiş senetlerin farklı tarihlerde düzenlendiğine ilişkin delil bulunmaması nedeniyle Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/03/2018 tarih 2016/145 Esas 2018/432 Karar sayılı kararında yer alan 43. Madde uygulanarak cezanın arttırımına ilişkin kısmın çıkartılıp kararın bu şekilde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ve mütala etmiştir.
DELİLLER:
Katılan Y. H.'un İlk derece Mahkemesince alınan beyanında: "Bana iddianameye konu sormuş olduğunuz hususu anladım. Bu konuda daha önce ifade vermiştim, vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum," demiştir.
Katılan S. H.'un İlk derece Mahkemesince alınan beyanında beyanı: "Bana iddianameye konu sormuş olduğunuz hususu anladım. Bu konuda daha önce ifade vermiştim, vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum," demiştir.
Katılan A. H.'un ilk derece mahkemesince alınan beyanında: "Bana iddianameye konu sormuş olduğunuz hususu anladım. Bu konuda daha önce ifade vermiştim, vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum," demiştir.
Katılan A. H. dairemizce alınan beyanında: "Bana sormuş olduğunuz A. V.'yu tanırım. Ben E. Motor Pompa Limited Şirketi'nin hissedarıyım. A. V. benim işlerimi yapıyordu, ayrıca A. benim akrabam olur. A. V. benim haberim olmadan firmanın kaşesini yaptırıp şirketi borçlandırmış. O şahısların şirket ile hiçbir bağı yoktur. Hiçbir alacağı ve vereceği yoktur. A. V.'nun şirketi borçlandırmaya yetkisi yoktur. Ben şirketi zarara uğrattığı için A. V.'dan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum." demiştir.
Katılan Y. H. dairemizce alınan beyanında: Bana sormuş olduğunuz A. V.'yu tanırım. A. V. E. Motor Pompa Limited Şirketi'nin bazı basit işlerini yapmak üzere şirketimizdeydi. E. Motor Pompa Limited Şirketi'nin hissedarıyım hem de şirket müdürüyüm. A. V.bizim ufak tefek işlerimizi yapardı. A. V. bizim haberimiz olmadan firmanın kaşesini bastırıp şirketi borçlandırmıştır. Şirket kaşesine şirket vergi numarası yerine yanlışlıkla şahsi vergi numaramı bastırmış. Zaten yanlışlık olduğu böyle ortaya çıktı. Biz buna ilişkin şirketin orijinal kaşelerinin kullanıldığı geçmiş tarihli faturaları dosyaya ibraz etmiştik. Borç yaptığı şahısların şirket ile hiçbir bağı yoktur. Hiçbir alacağı ve vereceği yoktur. Tanık olarak dinlenen Tufan APSE'yi borcun şirketten değil, A. V.'nun şahsi borcu olduğunu söylemiştir. A. kendi şahsi borcu için şirket adına senet tanzim etmiştir. A. V.'nun şirketi borçlandırmaya yetkisi yoktur. Ben şirketi zarara uğrattığı için A. V.'dan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Ayrıca dosyada tanık olarak bildirilen M. D. adlı şahsı daha önce hiç görmedim ve tanımam. Bana mal sattığını iddia ediyor. Ben kesinlikle kendisinden mal almadım. Bana bu hususta iftira attığı için M. D.'den de şikayetçiyim.
Tanık M. D.'in ilk derece mahkemesince alınan beyanında; "Ben olay tarihinde ticaret işi ile uğraşırdım, Suriye den dalgıç pompası almıştım, Reyhanlı da bulunan E. Pompa ve inşaat isimli işyeri sahipleri olan S., A. ve Y. H. benden bu pombayı istediler, 120.000 TL ye anlaştık, kendilerine bu pompayı sattım, sonrasında paramı ödemediler, kendilerini paramı ödemeleri için aradım, beni şirkete çağırdılar ve bu şirkette genel vekaletnamesi olan sanık A. V. ile tanıştırdılar, bana sanığın yardımcı olacağını söylediler, A. V. bana 15.000 TL nakit para verdi, ellerinde başka nakit olmadığını, gereyi kalan borcu değişik rakamlarla hatırladığım kadarıyla 4 yada 5 tane senet düzenlediler, ve A. V.'ya ait genel vekaletnamenin fotokopisini de aldım, ancak senet ödeme gününe az bir zaman kaldığında, müşteki Y. H. beni arayarak, buluşmak istediğini söyledi, çarşıda biryerde buluştuk, bana senetleri bankaya verme, şirketimizin itibarı bozulmasın, ben sana borcumu ödeme günü elden ödeyeceğim, dedi, bende ödeme gününü bekledim ancak paramı alamadım, müştekileri aradım hiçbirisi telefonu açmadı, bende bukez sanık A. V.'yu aradım, o da bana ortaklıktan ayrıldığını söyleyince, bende senetleri bankaya verdim, benim olay hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Tanık T. A.'nin ilk derece mahkemesince alınan beyanında: "Daha önce bu konuda beyanda bulunmuştum. O beyanımı tekrar ederim, ben sadece A. V.yu tanırım kendisi bana E. şirketi adına senedi imzalarak verdi kendisinden alacağım vardı. Benim e. şirketiyle aramda ticari ilişkim yoktur, bana senedi verirken şirket adına yetkili olduğnu söylemişti. Ben yetkili olmadığını soruşturma dosyası açıldıktan sonra öğrendim. Benim olay ile ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir." demiştir.
Suça konu senetlerin incelenmesinde:125.000 TL bedelli senedin düzenlenme tarihinin 05/01/2015 tarihi olduğu, 22.000 TL bedelli senedin düzenlenme tarihinin 01/01/201. ( belirsiz ) olduğu 31.000 TL belirli senedin düzenlenme tarihinin 05/01/2015 olduğu, 59.000 TL bedelli senedin düzenlenme tarihinin ise senette 01/01/2015 tarihi olduğu görülmüştür.
DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanık savunması, katılan beyanları, tanık anlatımı, incelenen senetler dikkate alındığında sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit olduğundan İlk derece mahkemesince verilen sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin karar dairemizce yerinde görülmüştür,
Ancak; sanığın suça konu senetleri farklı tarihlerde düzenlendiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından; verilen cezanın zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK' nun 43. maddesi gereğince artırılması hukuka aykırı görülmüş bu arttırıma yönelik kısım karardan çıkartılmış, Sanığın suç tarihi itibarıyla sabıkasız oluşu, giderilmesi gereken maddi zarar bulunmayışı göz önüne alınarak ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanı oluştuğundan CMK'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç olarak: Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/03/2018 tarih, 2016/145 Esas ve 2018/432 Karar sayılı kararın, gerekçe ve hüküm kısmı yukarıda açıklandığı üzere düzeltilmiş, düzeltme dışında kalan hükümde ki diğer hususların ise aynı şekilde korunmasına karar verilerek, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/03/2018 tarih, 2016/145 Esas ve 2018/432 Karar sayılı kararın, GEREKÇE KISMINDA YER ALAN: "Sanığın farklı tarihlerde bono düzenlediği dosya kapsamından sabit olduğu, eyleminin 5237 Sayılı TCK'nun 43/1 maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından cezasından 1/4 oranında artırım yapılarak 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,"
"Sanığa verilen hapis cezasının 5237 Sayılı TCK.'nun 49/2.maddesi uyarınca uzun süreli olması nedeniyle, 5237 Sayılı TCK.'nun 50.maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanık hakkında CMK'nın 231, TCK'nun 51, 53. Maddelerinin tatbik koşulları açısından yapılan değerlendirmede, Sanığa hükmedilen netice ceza iki yılın üstünde kaldığından ve şartları oluşmadığından verilen hapis cezasının 5237 Sayılı T.C.K.'nun 51.maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına, sanığa hükmedilen netice ceza iki yılın üstünde kaldığı anlaşılarak şartları oluşmadığından sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen yer olmadığına", ibarelerinin gerekçeden çıkartılarak yerine sırasıyla;
"Sanığın suça konu senetleri farklı zamanlarda düzenlediğine ilişkin delil bulunmadığından, TCK nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına"
Sanığın suç tarihi itibarıyla sabıkasız oluşu, giderilmesi gereken maddi zarar bulunmayışı göz önüne alınarak ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanı oluştuğundan CMK'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına", ibarelerinin yazılması,
HÜKÜM KISMINDA YER ALAN:
Hüküm kısmının 2. maddesinin tamamının hükümden çıkartılarak yerine,"Sanığın suça konu senetleri farklı zamanlarda düzenlediğine ilişkin delil bulunmadığından, TCK nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına", ibaresinin yazılmak,
Hüküm kısmın 3. maddesinde 5237 Sayılı TCK.'nun 62/1.maddesi uygulamasına ilişkin " 2 YIL 4 AY 3 GÜN" ibaresinin çıkartılarak yerine "1 YIL 10 AY 15 GÜN" ibaresinin yazılmak,
Hüküm kısmının 4, 5 ve 6. maddelerinin tamamının hükümden çıkartılarak yerine sırasıyla; "Sanığın suç tarihi itibarıyla sabıkasız oluşu, giderilmesi gereken maddi zarar bulunmayışı göz önüne alınarak ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanı oluştuğundan CMK'nun 231/5. maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK'nun 231/8. maddesi gereğince sanığın 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA, sanığın kişiliği ve sosyal durumu gözetilerek denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden ve uzman kişi görevlendirilmeden geçirilmesine,
CMK'nun 231/10-11 maddeleri gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verileceği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde hükmün açıklanacağı, koşulların varlığı halinde yeni bir mahkumiyet hükmünün kurulabileceğinin ihtar edilmesine," ibarelerinin yazılmak ve hükümde yer alan diğer hususların korunmak suretiyle,
Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair, sanığın yüzüne karşı, Katılanlar ve vekilinin yokluklarında, iddia makamında C.Savcısı H. K. hazır olduğu halde talebe uygun olarak sanık yönünden hükmün tefhiminden, Katılanlar yönünden hükmün tebliğinden itibaren 7 günlük süre içinde Dairemize verilecek dilekçe veya zapta geçirilmek üzere zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak yoluyla Adana Bölge Adli Mahkemesi 4. Ceza Dairesine İTİRAZ yolu açık olmak üzere, itiraz edilmediği takdirde kararın kesinleşeceğinin bildirilmesine, oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.06.2020 (¤¤)