T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2255 - 2024/2308
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2255
KARAR NO: 2024/2308
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2021
NUMARASI: ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ: Av.
DAVALI : 1- ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 08/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 09/10/2024
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17/07/2020 günü sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarptığını, ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasıyla yapılan kusur ve hasar tespitinde davalı sürücünün % 80 kusurlu olduğunu ve 14.450,00 TL hasar oluştuğunu, davalı sigorta şirketi diğer davalı sürücünün ZMMS şirketi olup sigorta poliçe sınırları kapsamında davalı sigorta şirketinin de davalı olduğunu, kazadan sonra doğrudan sigorta şirketine yapılan başvuruya da olumsuz cevap alındığını beyan ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüyle 11.560,00 TL, hasar bedeli ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kaydıyla 2.000,00 TL değer kaybının kaza tarihi olan 17.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari-avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 27/10/2021 tarihli dilekçesi ile değer kaybı taleplerini 4.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat tutarı açısında müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvurusunun olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli ve İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, dava konusu kazada sigortalı sürücünün ekspertiz raporuna göre kusursuz olması nedeniyle Arabuluculuk görüşmelerinde dosyanın kapatıldığını, mahkeme aksi kanaatte ise davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile kusur incelemesi yapılmasını, değer kaybı hesaplaması yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile; 11.560,00 TL hasar tazminatı, 4.000,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplamda 15.560,00 TL tazminatın davalı asil yönünden kaza tarihi olan 17/07/2020; davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun somut verilerden uzak ve denetime elverişli olmadığını, davacının talep ettiği değer kaybı tazminat tutarı açısından müvekkil şirkete yapmış olduğu herhangi bir başvuru bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, başvuruyu kabul anlamına gelmemek kaydı ile, başvuru konusu kaza anayasa mahkemesinin değer kaybı hesaplamasına ilişkin karar tarihi olan 08.10.2020 tarihinden önce olması nedeni ile değer kaybı hesaplamasının genel şartlar esas alınarak yapılması gerekmekte iken reel hesaplama yönteminin uygulanması hatalı olduğunu, hasar tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, iskonto uygulanmadığını, müvekkilinin KDV’den sorumlu olmadığı halde bu tutarın tazminat hesabına eklenmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve araç değer kaybına yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı sigorta şirketi vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında keşif akabinde tanzim olunan 28/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/a-c-2 maddesini ihlal ettiğinden % 80 kusurlu, ... plaka sayılı diğer araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden % 20 kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece alınan ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 04/06/2021 tarih ve ... sayılı raporunda, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın % 80 oranında kusurlu, sürücü ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu, raporlar arasında çelişki olmadığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketi vekilinin kusura yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dava açılmadan önce sigortaya başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/4932 E. , 2018/12056 K. sayılı ilamında; “Somut olayda davacılar destek zararının tazmini için Güvence Hesabı'na yazılı olarak başvurmadan doğrudan doğruya dava açmış iseler de, salt yazılı başvuru hususu belirli bir süre verilerek tamamlanabilecek dava şartı niteliğinde olmakla, mahkemece davacılara davalı Güvence Hesabı'na yazılı müracaat etmeleri için kesin süre verilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK'nin 30.madde hükmü gözetilmeden ve hak arama özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisi olup yine bunlardan birisi olan mahkemeye erişim haklarını engeller biçimde düzenlendiği anlaşılan KTK 97.madde değişikliğindeki madde gerekçesinde gösterilen "yargının yükünün hafifletilmesi" gibi kamu yararı barındırmayan Yasa değişikliği gerekçe gösterilerek ve de eksik yorumlanarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” İfadeleriyle usulden red kararı bozulmuştur.
Kaldı ki, her ne kadar mahkemece 06/07/2021 tarihli celsede bu konuda eksikliğin giderilmesi için davacı vekiline 1 no'lu ara karar ile kesin süre verilmiş ise de, dava dilekçesi ekinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş 23/07/2020 tarihli, ... ve ... plaka sayılı araçların karıştığı trafik kazası nedeniyle sigortalısının kusurunun bulunmadığı kanaatiyle tazminat talebinin reddine ilişkin cevabi yazının mevcut olduğu ve buna göre dava açılmadan önce davacı tarafça sigortaya başvuru yapılmış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf talebinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Değer kaybı tazminatı miktarının hesaplanmasında esas alınan yöntemin hatalı olduğuna ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Davalı vekili, değer kaybı hesaplamasında reel hesaplama yöntemi uygulanmasının hatalı olduğunu, genel şartlar esas alınarak değer kaybı hesabının yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Davacının aracının değer kaybı Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E.2020 740 K. sayılı kararı sonrasında verilen Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 2016/14600 E. 2019/6626 K. sayılı içtihatına uygun olarak piyasa değerine ilişkin yetkili bayi, galericiler ve internet 2.el araç satış sitelerinde yapılan araştırmalar sonrasında, aracın, marka ve modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, donanımı, aracın hasar aldığı bölgeler, geçmiş hasar kayıtları, vs değer kaybına etki edecek faktörler dikkate alınarak belirlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre; karara dayanak yapılan 06.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun içeriğinden de anlaşılacağı üzere; başvuranın aracının hasarsız haldeki ikinci el piyasa değeri ile aracın onarımından sonraki ikinci el piyasa değeri arasındaki fark nedeni ile araçta oluşan değer kaybının kaza tarihi itibari ile 5.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin, başvuruna ait aracın değer kaybını, aracın marka ve modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, donanımı, aracın hasar aldığı bölgeler, geçmiş hasar kayıtları, vs değer kaybına etki edecek faktörler göz önüne alınarak hesaplamış olması, usul, yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğundan davalı vekilinin buna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Hasar tazminatı hesabının hatalı olduğu ve iskonto uygulanmadığı, KDV'den sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. (6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Özetle, işletenler ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.). Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre orjinal parçalara göre belirlenecek gerçek zararın ödenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan araştırma sonucu aracın uğramış olduğu kazadan dolayı parça ve işçilik giderinin KDV dahil 14.550,00 TL olacağı kanaati bildirilmiş, yine Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacıyı bağlamayacağı, davalı tarafın iskonto indirimi yapılmadan ve KDV dahil edilerek davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu, bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta A.Ş'den alınması gereken 1.062,90 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 357,93 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 705,00 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.08/10/2024
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.