T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2164 - 2024/2364
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2164
KARAR NO: 2024/2364
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/03/2022
NUMARASI: ... Esas, ... Karar
DAVACI:
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/08/2019 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, 2.000,00 TL maddi tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ayrıca 24/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 1.500,00 TL'yi 388.500,00 TL arttırarak toplam 390.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise 500,00 TL 'yi 40.717,27 TL arttırarak 41.217,27 TL toplam 431.217,27 TL tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, usulden ret sebebi kabul görmeyecek ise yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, açılan davanın kabulü ile, 41.217,27 TL geçici iş göremezlik ve 390.000,00 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 431.217,27 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Şirketleri nezdinde tanzim edilen poliçe teminat limitinin 390.000,00 TL olduğunu, şirketin iş bu dava sebebi ile sorumlu olabileceği maksimum tazminat tutarının 390.000,00 TL olduğunu, sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH 2010 tablosu kullanılması, %18 teknik faiz uygulanmasının ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılması gerektiğini, davacının talebine konu geçici iş göremezlik geçici bakıcı giderinin ve tazminat taleplerinin ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerektiğini, işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bunun yanında uyuşmazlığın poliçe tanzim tarihi olan 18/03/2017 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğunu, müvekkili şirketin bu talep hakkında da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının mevzuata aykırı olduğunu, kaza esnasında karşı araçta yolcu olan başvuranın emniyet kemerinin takılı olmadığından baş bölgesinden yaralandığını, dolayısıyla müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminat tutarına 14.07.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:
Davacının kaza esnasında karşı araçta yolcu olarak bulunduğu, kaza tespit tutanağına göre emniyet kemeri takıp takmadığının belirlenemediği, araçtan fırlama ya da çıkma gibi maddi olguların dosya içinde bulunmadığı nazara alınarak, müterafik kusurun varlığının ispatlanamadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden poliçe limitinin aşıldığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde; ölüm ve sakatlanma kişi başına teminat limiti 390.000,00 TL, tedavi gideri kişi başına teminat limiti 390.000,00 TL olarak belirlenmiş ve kaza tarihi itibari ile geçerli olan poliçe limitleri 390.000,00 TL’dir. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını BEDENİ ZARARLAR KLOZUNDAN, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise TEDAVİ GİDERLERİ KLOZUNDAN karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. (Yargıtay4. HD'nin 28.09.2022 tarih 2021/16145 E.2022/11039 K sayılı ilamı)
6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir.
Sakatlık tazminatı hesaplanırken mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, bakıcı giderleri; mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleridir.
Daimi iş gücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Yargıtay 4 ve 17. Hukuk Dairelerinin kökleşen içtihatları da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sürekli iş göremezlik limitinin tükenmesi nedeniyle geçici işgöremezlik tazminatı talep edilemeyeceğine yönelik istinafı yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. HD'nin 2021/11612 E-2022/4398 K; 2021/15255 E-2022/7709 K;2021/12166 E- 2022/5381 K)
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Somut olayda, söz konusu zararın tazmini davacı vekili tarafından sigorta şirketine 01.07.2020 tarihinde gerekli evraklarla başvuru yapıldığı davacı tarafça sunulan belgelerden anlaşıldığına göre, hükmolunan tazminata başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasına denk gelen tarih olan 14.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yönüyle istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya, dosya kapsamına aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 29.456,45 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 7.364,11 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 22.092,34 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.11/10/2024
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.