T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/14 - 2026/103
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/14
KARAR NO: 2026/103
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13.10.2025
NUMARASI: 2025/... Esas
DAVACI: ... -
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR: 1- ... -
2- ... -
3- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 12/01/2026
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile verilen 13.10.2025 günlü ara kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.02.2025 tarihinde davalı sürücü...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletine kırmızı ışıkta durduğu esnada çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücünün asli kusurlu hareketiyle müvekkilinin yaralandığını, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, maddi ve manevi zararının tazminini ve borçluların mal kaçırma ihtimaline binaen ... plaka sayılı araç ile davalılar adına kayıtlı diğer menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 13.10.2025 GÜNLÜ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davalının ihtiyati tedbire konu mal varlıkları dava konusu olmadığından, bu hâliyle ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir başlığı altında sunulan talep içeriği itibarı ile ihtiyati haciz niteliği taşıyorsa mahkemece söz konusu talebin ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesi ve gerekli incelemenin buna göre yapılması gerektiğini, talebin özü itibarı ile ihtiyati haciz şartlarını taşıdığı açık olup, mahkemece bu kapsamda değerlendirme yapılması ve müvekkilinin alacağının teminat alınması gerektiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karara karşı itirazlarının kabulü ile talebin ihtiyati haciz talebi olarak değerlendirilerek incelenmesine ve davalılar adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Talep ise, ... plaka sayılı araç ile davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir .
Mahkemece 13.10.2025 günlü ara karar ile davalının ihtiyati tedbire konu mal varlıkları dava konusu olmadığından ve ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
HMK 26.maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır.
Açılan bir davada hakim istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile her ne kadar talebin özü itibarı ile ihtiyati haciz şartlarını taşıdığını, mahkemece bu kapsamda değerlendirme yapılması ve müvekkilinin alacağının teminat alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacı vekili dava dilekçesinde açıkça "... plaka sayılı araç ile davalılar adına kayıtlı diğer menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına" karar verilmesini talep etmiş olup ayrıca ve açıkça ihtiyati haciz talebinde bulunmamıştır.
Buna göre yukarıda açıklandığı gibi, mahkemece HMK'nın 26. Maddesi gereğince davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının dava dilekçesindeki talebine göre değerlendirme yapılması ve bu kapsamda red kararı verilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar ihtiyati tedbir isteminin ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, hakimin davacının ihtiyati tedbir istemini ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesi HMK'nın 26. Maddesine aykırıdır. Bu yönü ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin kabulüne göre yapılan incelemede ise,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
İstinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, duruşma yapılmasına gerek olmadığına, dosya kapsamına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasal gerektirici nedenlere göre ileri sürülen istinaf sebepleri, HMK'nın 389 ve devamı maddesindeki ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda bulunmadığına karar verilmiş olması, davalılar adına kayıtlı mal varlıgının dava konusu edilmemiş olmasına göre incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen 13.10.2025 günlü ara karar usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile verilen 13.10.2025 günlü ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İlk derece mahkemesince davacı tarafın adli yardım talebinin 6100 sayılı HMK’nun 334 vd. maddeleri gereğince kabul edilmiş olması ve istinaf incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeni ile istinaf başvurusunda bulunulurken Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 2.734,00 TL harcın HMK'nın 339. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-f. maddesi gereğince; KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.12.01.2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır