T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/693 - 2025/1846
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/693
KARAR NO: 2025/1846
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28.01.2025
NUMARASI: 2022/... Esas, 2025/... Karar
DAVACI: ... -
VEKİLİ: Av
DAVALI: 1- ... Sigorta Anonim Şirketi - 0879001886900017 [25999-02103-11819] Uets
VEKİLLERİ: Av. ---
Av. ----
DAVALILAR : 2- ... - -
3- ... -
VEKİLİ: Av. ---
DAVA: Tazminat (Haksız fiilden kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 11/09/2025
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.01.2025 tarih ve 2022/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/10/2021 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kaldırımda bekleyen müvekkiline çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in tam kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, diğer davalı ...'in ise bu aracın maliki olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yaptıklarını ancak sigorta şirketinin ödeme yapmaması nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500,00-TL tedavi gideri, 1.000,00-TL geçici iş göremezlik zararı, 100,00-TL bakıcı gideri, 2.500,00-TL kalıcı iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 4.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili 02.01.2025 tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatını 43.304,60 TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatını 1.474.281,52 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, sigortalı araç sürücüsünün kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin kusuru oranında sorumluluklarının bulunduğundan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı asiller vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu aracın ... plaka sayılı aracın davalı... sigorta şirketine tarafından sigortalı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı sigorta şirketine yönelik olarak açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı asillere yönelik olarak açılan davanın ise kısmen kabul kısmen reddi ile 43.304,60-TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 1.474.281,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı asillerden kaza tarihi olan 21/10/2021 tarihinden itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı asillerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin tazminat talebinin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalılar ... ve ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yargılama boyunca dosyanın kusur oranı yönünden Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini ve Trafik İhtisas Dairesinden kusur oranlarını belirten rapor tanzim edilmesi gerektiğini belirtmelerine rağmen ilk derece mahkemesinin bu taleplerini kabul etmediğini, dava konusu olayda müvekkilinin asli ve tam kusurlu olarak nitelendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin trafik kurallarına aykırı kasti veya taksirli bir eyleminin söz konusu olmadığını, dosyada mevcut ATR raporunda her ne kadar davacının % 29 oranında maluliyetinin bulunduğu bildirilmiş ise de raporun hayatın olağan durumuna aykırı olduğunu, Davacının çalışmasına engel olabilecek bir sağlık sorunu söz konusu olmadığını ayrıca davacı tarafın yargılama süresince de belirli süre çalıştığını, bu durumun sigorta kayıtlarından da anlaşılacağını, tüm bunlara rağmen fahiş miktarda müvekkilleri aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ceza davasında şikayetten vazgeçmesi ve arabuluculukta manevi tazminat konusunda müvekkilli ile anlaşması hususları dikkate alındığında davacı lehine verilen tazminat tutarının da fahiş miktarda olduğunun aşikar olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, yaralanmalı trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan (geçici ve kalıcı maluliyet), tedavi gideri ve bakıcı gideri istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı yönünden kabulüne, bakıcı gideri ve tedavi gideri yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar Mustafa ve ... vekili istinaf etmiştir.
Davalılar vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 02.10.2021 günü saat 20.50 sıralarında, sürücü ..., idaresindeki ... plakalı araç ile Otogar içerisinde, Otopark Çevre Yolu olan bila sokak üzerinde, doğu yönünden batı yönüne, polis noktası istikametine seyir halinde iken, kaza mahali Barış Kafe önüne geldiği sırada, yavaş ancak dikkatsiz şekilde, sola dönüş manevrası yaparak, engelli rampası gibi olan olan kısımdan kaldırım üzerine doğru çıkış yapmasıyla, aracının sol ön kısmıyla, kaldırım üzerinde, daha önceden ayağı takılıp düşen ve iki elini yere koyarak, iki büklüm şekilde ayağa kalkmaya çalışan yaya...'a çarpması sonucu, yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Adana 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, kararın 06/10/2022 tarihinde kesinleştiği, dosyaya sunulan ve trafik bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 23/03/2022 tarihli raporda, ...plaka sayılı araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğu, yaya...'un ise kazaya etken kural ihlalinin olmadığı yönünde mütalaada bulunulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu kaza tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olup mahkemece itibar edilmesi yerindedir.
Davalı Mustafa vekili kazada kusurunun olmadığını savunmuşsa da davacının çarpışmadan yaklaşık 5 saniye önce ve 15 metre uzaklıkta yaya kaldırımı üzerinde düştüğü ve doğrulmaya çalıştığı, bu sırada davalı sürücünün engelli rampasından çıkarak yaya kaldırımı üzerinde bulunan davacıya çarptığı, davalı sürücünün yola ve yayalara gerekli seviyede dikkatini vermediği ve davacıya çarparak durabildiği, davacının düşme anı ve araca olan mesafesi dikkate alındığında, davalı sürücünün yeterince dikkatli olması halinde kazanın gerçekleşmeyebileceği, en önemlisi çarpışmanın yaya kaldırımı üzerinde gerçekleştiği, dolayısıyla kazaya davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olarak neden olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/... E - 2021/... K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)
Mahkemesinde hükme esas alınan 27.03.2024 tarihli ve 6063 sayılı ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 02.10.2021 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %29 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmişse de ATK raporunda davacının geçmiş sağlık durumunun değerlendirildiği ve maluliyet tespiti yapılırken davaya konu trafik kazasındaki yaralanmanın dikkate alındığı ve kaza ile davacının yaralanması arasındaki illiyet bağı bulunduğu belirtilerek rapor tanzim edildiği, davalı vekilinin bu rapor ve rapordaki bulgularla çelişki yaratacak bir belge ya da rapor sunamadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalılar vekilinin hesap raporuna yönelik istinafının incelenmesinde:
İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan 22/12/2024 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin...” tespitleri ile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Bu durumda, yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir.
Ancak davalı vekili istinaf dilekçesinde davacının tazminat alacağının fazla hesaplandığını iddia etmesi ve bu istinafının haklı olma ihtimali bulunması nedeniyle davacı vekilinden; kaza tarihinden rapor tarihi olan 22.12.2024 gününe kadar olan davacının iş yerinden almış olduğu tüm gelirini gösteren net maaşına ilişkin onaylı bordro suretlerini sunması istenmiş, bordro suretleri sunulduktan sonra rapor tarihi olan 22.12.2024 tarihindeki veriler esas alınmak suretiyle davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının hesaplanması hususunda yeni bir aktüerya bilirkişisinden rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Aktüerya bilirkişisi Fatih Mehmet Yalıner 16.07.2025 tarihli raporunda; "22.12.2024 tarihli ücret verilerine göre; davacının bakiye geçici iş göremezlik tazminatının 6.987,41 TL olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminat tutarının1.734.493,38 TL olduğunu belirtmiş, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kadar ödeme yaptığını ancak ödemenin hangi hususa ilişkin olduğu anlaşılamadığından hesaplamada feragat ile ilgili olarak herhangi bir tenzilat yapılmadığı görülmüştür.
Dosyada bulunan 09.09.2024 tarihli feragat beyanında "Uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak davalı sigorta şirketinden hiçbir hak ve alacağımız kalmamıştır. Bu nedenle davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden davadan feragat ediyoruz." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüş, feragat beyanında uyuşmazlık konusu olan tazminat talepleri ile ilgili herhangi bir ayrım yapılmamıştır.
Bu durumda davacının dairemizce alınan 16.07.2025 tarihli raporda belirlenen 6.987,41 TL geçici maluliyet tazminatı (Bilirkişinin kaza tarihi yönünden yaptığı maddi hata esasa etkili görülmemekle) tedavi gideri için belirlenen poliçe limitinin altında kalmakta olup davacı vekili feragat dilekçesinde ayrım yapmadan "Uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak" davalı Sigorta şirketinden feragat ettiğinden ve bu feragat müşterek ve müteselsil sorumluların tamamı yönünden etkili olduğundan davacının geçici maluliyet tazminatı talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gereklidir. Mahkemece davacının geçici maluliyet tazminatı talebinin kabulüne verilmiş olması hatalı olmuştur.
Aynı raporda davacının sürekli iş göremezlik tazminat tutarının1.734.493,38 TL olduğu belirtilmiş, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kadar yaptığı ödeme mahsup edilmemiştir. Bu durumda davacının sürekli iş göremezlik tazminat tutarının(1.734.493,38 TL - 430.000 TL=) 1.304.493,38 TL olduğu anlaşılmış olup davanın bu miktar üzerinden kabulü yerine yazılı şekilde tümden kabulü hatalı olmuştur. Davalı vekilinin istinafı yerindedir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalılar Mustafa ve ... vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar Mustafa ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.01.2025 tarih ve 2022/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-Davalı sigorta şirketine yönelik olarak açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
3-Davalı asillere yönelik olarak açılan davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 1.304.493,38 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, -faiz başlangıç tarihi yönünden taleple bağlı kalınarak- 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacının geçici iş göremezlik giderine ilişkin tazminat talebinin feragat nedeniyle REDDİNE,
5-Davacının tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin tazminat talebinin REDDİNE,
6-İlk derece mahkemesinin 31/12/2024 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati haciz kararının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince kaldırılmasına,
Harç yönünden:
7-a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalılar ... ve ...'den'den alınması gereken 89.109,94 TL karar harcından, peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplamda 25.937,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 63.172,24 TL harcın davalılar ... ve ...'den'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 28.01.2025 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın 77.998,61 TL, dairemizce tahsiline karar verilen miktarın ise 63.172,24 TL olduğu dikkate alınarak fazla tahsil edildiği anlaşılan 14.826,37 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde yatıran davalılara iadesine,
8-a-)Arabulucuya ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin geçici ve kalıcı iş göremezlik göremezlik yönünden kısmen kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 916,44-TL'nin 6325 sayılı kanunun 18/A-14 maddesi gereğince davalılar ... ve ...'den'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
b-)-Tedavi ve bakıcı giderleri ile kalıcı iş göremezlik tazminatı ve feragat yönünden reddedilen kısımlar üzerinden hesaplanan bakiye 683,56-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı kanunun 18/A-14 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
c-)Arabuluculuk ücretinin tahsil edilmiş olması halinde ise dairemiz kararında taraflardan tahsil edilecek miktarların değiştiği dikkate alınarak karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde dairemiz kararına göre fazla tahsil edilen kısmın ilgilisine iadesi ile yine dairemiz kararına göre bu miktarın diğer taraftan tahsili için ilk derece mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlenilmesine,
Yargılama giderleri yönünden:
9-Davacı tarafından dava açarken yatırılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı ve 25.857,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 26.018,40 TL harç giderinin davalılar ... ve ...'den'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-a-)Davacı tarafından yapılan 2.500,00-TL bilirkişi ücreti, 3.875,00-TL adli tıp fatura ücreti ve 2.849,75-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 9.224,75-TL yargılama giderinin geçici ve kalıcı iş göremezlik yönünden kısmen kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 5.439,21 TL'nin davalılar ... ve ...'den'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan 708,19 TL'lik kısmın ise kalıcı iş göremezlik tazminatının reddedilen kısmı nedeniyle davacının üzerinde bırakılmasına,
b-)Tedavi ve bakıcı giderleri ile feragat yönünden reddedilen kısımlar üzerinden hesaplanan bakiye 3.077,35-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı ... tarafından dairemizce usulden reddine karar verilen esas karar öncesinde kurulan ara karara yönelik yapılan istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen posta ve tebligat gönderim ücretlerinin davalının üzerinde bırakılmasına,
12-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
Vekalet ücreti yönünden:
13-a-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 194.629,07 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b-) Davalı Mustafa ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihimizde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
c-)Davalı sigorta şirketinin vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
İstinaf giderleri açısından;
14-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
15-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
16-Davacının avansından sarf edilen karar sonrası tebligat gönderim ücreti 120,00 TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
17-Davalı ... tarafından yapılan karar sonrası dosyamızdan aldırılan bilirkişi raporu ile tebligat gönderim ücretleri toplamı 4.375,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
18-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, üye hakim Ferdi Özer'in (120741) karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. 18.09.2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
(Muhalif üye)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 21.05.2020 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum.
Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunmaması koşuldur.
Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunup bulunmadığını denetlemek, fark bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir.
Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/... esas ve 2015/... karar, 21. Hukuk Dairesi 2019/... esas ve 2020/... karar, 21. Hukuk Dairesi 2014/... esas ve 2015/... karar)
Somut olayda, İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Yine aynı raporda davalı şirketi tarafından tarafından 09.09.2024 tarihinde 4300.000,00 TL ödemede bulunduğu görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 09.09.2024 yılı itibariyle davacının tüm zararının yaklaşık olarak % 24,7 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda yapılması gereken hükme esas alınan tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının belirlenen 1.734.493,38 TL toplam zararından %24,7 oranında indirim yapılarak maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir.
Yine belirtmek gerek ki, tazminat hesaplanırken TRH 2010 mortalite tablosu kullanılması yerindedir. Ancak bu tablodaki verilerin kullanıma tarihleri zararın kapsamını belirlenmesi açısandan önem arz etmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlemiş olduğu kural "bilinen bir gerçeklik varsa farazi bir hesaplama yapılamayacağı" kuralıdır. Bu durumda davacıların zararının belirlenirken alınan aktüerya bilirkişi raporunun hazınlandığı tarihte davacıların yaşı bilindiğine göre, başka bir anlatımla gerçekleşmiş bir vaka mevcut iken, davacıların bakiye yaşam sürelerinin kaza tarihi baz alınarak hesaplanması da, hatalı bir uygulama olduğu görüşündeyim.
Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum.
Üye
(Muhalif Üye)
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır