T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/127 - 2025/274
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/127
KARAR NO: 2025/274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/608 Esas, 2024/973 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: ... Anonim Şirketi -
VEKİLİ: Av. ... -
DAVA: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ: 06.02.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 06.02.2025
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarih ve 2024/608 Esas, 2024/973 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.11.2015 tarihinde davalı şirketin sigortalı sürücüsü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı minibüs ile Adana'dan Karataş istikametine doğru seyir halindeyken Taşça Köyü kavşağında aracının ön kısımları ile yine aynı istikamette seyir halinde olan sürücü müvekkili ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikletin çarpmasıyla çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 10,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazı, husumet itirazı ve zamanaşımı ile hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, kazanın 13.11.2015 tarihinde gerçekleştiğini ve 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davayı süresi içerisinde 25/07/2024 tarihinde açtıklarını, somut olayda zaman aşımı süresinin Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılan tarih olan 21/06/2021 tarihinden itibaren 8 yıl itibariyle hesaplanmasının gerektiğini ve hatalı kriterler ile zaman aşımından red kararı verildiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği görüldü.
Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin alacağın zamanaşımına uğramadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde:
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 13.11.2015 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 13.11.2023 tarihinde dolacağı, davanın ise 04.09.2024 tarihinde zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış oldu görülmüş ise de; somut olayda zamanaşımını kesen ve durduran özel kanun ve TBK hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle, zamanaşımı süresini kesen haller düzenleyen TBK’nun 154. maddesi değerlendirilmelidir. Zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde zamanaşımı süresi en baştan işlemeye başlayacaktır. TBK 154 maddesi uyarınca; "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresi kesilir." davacının bahse konu kazaya bağlı olarak 21/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına başvurduğu, başvurunun ardından 13/12/2021 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince uyuşmazlığın süresi içinde hakem tarafından bitirilemeyeceğinden esas hakkında karar verilmeksizin, başvurunun sonlandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, iş bu uyuşmazlık yönünden zamanaşımı süresi 13.12.2021 tarihinde kesilmiş sayılarak, bu tarihten itibaren 2 yıl olmak üzere yeniden başlayacaktır. Artık davacının iş bu trafik kazasından kaynaklı olarak zamanaşımı süresi 14.12.2023 tarihinde son bulacaktır.
Yukarıda açıklanan zamanaşımın kesen nedenlerin yanı sıra durduran nedenleri de değerlendirmek gerekmektedir. Davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı 04.01.2022 tarihinde arabuluculuk yoluna başvuru yapıldığı ve arabuluculuk tarihinin 12.01.2022 tarihinde sona erdiği, bu durumda HUAK 16. maddesi gereği arabuluculuk sürecinde geçen 9 günlük sürenin eklenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yine, 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden Coronavirüs (Covid19) salgını nedeniyle HMK'deki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında yani 93 gün durmasına karar verilmiş olup bu sürenin de eklenmesi gerekmektedir.
Öte yandan kazanın Adana il sınırları içinde gerçekleştiği ve davacının Adana da ikamet ettiği dikkate alındığında, 6-7 Şubat depremleri nedeni ile 20 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. maddesinde; "Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler,...
...06/02/2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 06/04/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar." hükmü gereği 80 gün eklenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yani davacı yönünden toplam 182 gün zamanaşımı süresi durmuş olup, iş bu sürenin zamanaşımı süresinin dolduğu son gün olan 13.12.2023 tarihine eklenmesi ve akabinde davanın açılış tarihi olan 04.09.2024 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan zamanaşımı süresinin durmuş olduğu 182 gün eklendiğinde, iş bu dava yönünden zamanaşımı sürenin 14.06.2024 tarihinde dolacağı anlaşılmıştır. Davanın ise 04.09.2024 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 Esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki temyiz sınırı dikkate alınarak, Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 Hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesine TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy çokluğuyla karar verildi. 06.02.2025
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır (Muhalif Üye)
MUHALEFET ŞERHİ
Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).
Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK 72.md uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 13.11.2015 tarihinde davalı şirketin sigortalı sürücüsü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı minibüs ile Adana'dan Karataş istikametine doğru seyir halindeyken Taşça Köyü kavşağında aracının ön kısımları ile yine aynı istikamette seyir halinde olan davacı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikletin çarpmasıyla çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 10,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin verdiği süresi içindeki cevap dilekçesi ile dava konusu kazanın meydana geldiği tarih dikkate alındığında alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ve bu nedenle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının maddi tazminat alacağının 13.11.2015 tarihli yaralamalı trafik kazasından kaynaklandığı ve yine davacının alacağının 2918 sayılı KTK 109/2 md.si gereği 8 yıllık zamanaşama süresine tabi olduğu, davacının, davayı 04.09.2024 tarihinde açtığı dikkate alındığında 8 yıllık zamanaşamı süresi dolmuştur.
Ancak, zamanaşımı süresini kesen haller düzenleyen TBK’nun 154. maddesi değerlendirilmelidir. Zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde zamanaşımı süresi en baştan işlemeye başlayacaktır. TBK 154 maddesi uyarınca; "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresi kesilir." davacının bahse konu kazaya bağlı olarak 21/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına başvurduğu, başvurunun ardından 13/12/2021 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince uyuşmazlığın süresi içinde hakem tarafından bitirilemeyeceğinden esas hakkında karar verilmeksizin, başvurunun sonlandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, iş bu uyuşmazlık yönünden zamanaşımı süresi 21/06/2021 tarihinde kesilmiş sayılarak, bu tarihten itibaren 8 yıl olmak üzere yeniden başlayacaktır. Belirtmek gerekir ki iş bu kesildikten sonra yeniden eklenen 8 yıllık sürenin sınırı ise herhalde haksız fiil tarihi olan 13.11.2015 itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. Başka bir anlatımla iş bu davadaki zamanaşımı süresinin artık 13.11.2025 tarihinde dolacağıdır.
Buna göre dava tarihi olan 04.09.2024 tarihi itibariyle, mutlak zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zaman sürenin bitiş tarihi olan 13.11.2025 tarihi dikkate alındığında, davacının alacağının zamanlaşımına uğramadan dava açtığı anlaşılmaktadır.
Buna rağmen davacının alacağının ifası yönünden; davacının 21/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına başvurusu sonucu zamanaşımı keseceğinin kabulü ile uyuşmazlıkta kısa zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süreyi, uzamış zamanaşamı süresi olacak biçimde 8 yıl kabul edilmesine ve yine kısmı ödemenden sonra zamanaşımının kesildiğinin kabul edilmesine rağmen, bu sefer davalı sigorta şirketinin kısmı ödemesinden sonra kesilen zaman aşımısüresinin kısa zamanaşamı süresinin uzadığı kabul edilmeyerek, kısa zamanaşımı süresi olarak 2 yıl olduğunun kabul edilmesi kanunun amacına aykırı ve çelişkili bir yorum olup sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
... - ...
(Muhalif Üye)
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır