T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2526 - 2025/2417
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2526
KARAR NO: 2025/2417
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/07/2024
NUMARASI: 2023/376 Esas, 2024/581 Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 03/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2024 tarih ve 2023/376 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/09/2016 tarihindesürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile kendi şeridinde seyreden ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde keza meydana geldiğini, motorsiklette yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'in hayati tehlike geçirecek şekilde ciddi boyutta yaralanmasına neden olunmuş ve hayatı boyunca vücudunda kaza neticesinde kalıcı sakatlık meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ...'in daimi sakatlığından ve geçici iş göremezlikten dolayı 100,00 TL maddi tazminatının başvuru tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen ... plakalı aracın motorsiklet mi yoksa motorlu bisiklet mi olduğunun araştırılması gerektiğini, ... plakalı aracın motorlu bisiklet ise müvekkilinin herhangi bir sorumluluğun olmadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacıların trafik kazası esnasında ... plakalı araca kasksız olarak binmiş olması halinde müterafik kusrlu olduğunun sabit olduğunu, davacıların maluliyetile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için davacıların öncelikle maluliyet oranını ve malül kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, ...nın sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/07/2021 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: Davanın kabulüyle; 127.965,00 TL kalıcı işgöremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın 22/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş olduğu görülmüştür.
DAİREMİZİN 20/06/2023 TARİHLİ KALDIRMA İLAMI: İlk Derece Mahkemesince hatalı yönetmelik hükümlerine göre alınan rapora dayanılarak karar verildiğinden, dosyanın tümü ile Adli Tıp Kurumuna yeniden gönderilerek; çalışma gücü kaybı oranı konusunda, olay tarihi olan 12.09.2016 'da yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun hazırlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK' nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken önemli delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; 127.965,00 TL kalıcı işgöremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın 22/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen plakasız aracın motorlu bisiklet olduğunun kaza tespit tutanağı ile tespit edilmiş olup, motorlu bisikletin zorunlu mesuliyet trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığından müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından sunulan 09.02.2024 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmediğini, kaza sırasında davacının koruyucu tertibat kullanmadan seyahat ettiğini, ayrıca davacının yolcu konumunda bulunduğu araç sürücüsünün kaza esnasında yeterli sürücü belgesinin olmadığını, bu nedenle başvurucunun yeterli sürücü belgesi olmayan sürücünün kullanmış olduğu araca bilerek binmesi nedeni ile de müterafik kusurlu olduğunu, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan davacının hatır için taşındığını, hükmolunan tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya ödenmiş olan tazminat varsa tespit edilerek tazminattan indirilmesi gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken kaza tarihinde geçerli veriler dikkate alınarak PMF yaşam tablosu ve pmf yaşam tablosu ve prograsif rant yönteminin uygulanması gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin usule uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili kuruma usule uygun başvurunun yapılmadığını, gerekli belgeler ve raporların sunulmadığını, davalının temerrüte düşürülmediğini ileri sürmüştür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının davadan önce ...na 09/02/2017 tarihli dilekçe ile başvuru yapması üzerine kurumca hasar dosyasının açıldığı, 20/02/2017 tarihinde maluliyet raporu olmadığından ödeme yapılmadığının bildirildiği, davacı tarafından yaralanma ve tedaviye ilişkin tüm belgelerin sunulduğu, yargılama sırasında alınan maluliyet raporunun davalıya tebliğ edildiği, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü ile anılan maddede düzenlenen dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin motosikletin cinsine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Dosya içeriğinde ... plakalı motosikletin ruhsat örneğinin olduğu, yapılan incelemede aracın 150 cc motor gücünün olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili hesaplama yapılırken PMF Yaşam Tablosunun ve prograsif rant tekniğinin esas alınması gerektiğini, aksi halde TRH-2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini ancak güncel mevzuat dikkate alındığında 1,65 iskonto oranı üzerinden hesaplama yapılmasının uygun olacağını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 16/04/2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin teminat limitine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili davalının sorumluluğunun teminat limiti ile ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu ileri sürmüş olup, dosya kapsamına alınan 04/06/2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'nın 2918 sayılı KTK'nun 56/1-A maddesindeki "sürücülerin; geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları yasaktır" kuralını ihlal ettiğinden % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiş olup alınan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş, diğer yandan kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 310.000,00 TL olduğu ve davacının bilirkişi raporuyla tespit edilen maddi zararının 127.965,00 TL olup poliçe limitini aşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin SGK ödemesine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili her ne kadar SGK tarafından davacıya yapılan ödemenin tazminat miktarından tenzili gerektiğini ileri sürmüş ise de, ... SGK il Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevaben 01/06/2017 Tarihli yazıda davaya konu kaza sebebiyle davacıya kurumca herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince davacının koruyucu ekipman (kask) takmadığı ayrıca motosiklet sürücüsünün sürücü belgesinin bulunmadığı, bu durumun zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, müterafik kusur talebinin reddine karar verilmiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.
Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir."
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlağı (kask) hayati öneme sahiptir. Davacının motosiklette yolcu olarak bulunduğu ancak kaskının takılı olmadığı dosya kapsamından anlaşılmakta ise de alınan maluliyet raporuna göre yaralanmasının sol femur kırığı (uyluk kemiğinde) olduğu, buna göre kask takmamasının sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmiştir. Ancak davacının alınan beyanından motosiklet sürücüsü olan ... ile arkadaş oldukları anlaşılmış, ... sürücü belgesinin bulunmadığı, sürücü belgesi bulunmayan arkadaşının kullandığı motosiklete yolcu olarak binen davacının bunu bilerek kendi güvenliğini tehlikeye soktuğunun ve bu nedenle müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmakla hesaplanan tazminat miktarından % 20 oranında indirim yapılması gerekmiş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Davalı vekilinin hatır taşımasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK'nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Somut olayda, davacının kollukta alınan 14/09/2016 tarihli ifadesinden ... plakalı motosiklet sürücüsü ... ile arkadaş oldukları, birlikte ikametlerine doğru giderken kazanın yaşandığını anlaşılmakla, davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin sürücüsünün arkadaşı olması sebebiyle hesaplanan tazminattan % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında belirlendiği üzere müterafik kusur durumunun ve hatır taşıması durumunun birlikte bulunması halinde belirlenecek olan tazminatlardan ayrı ayrı %20 oranında indirim yapılması gerekecektir. Şu halde davacının rapor tarihinde belirlenen ve hatalı yönetmeliğe göre olan % 7,2 kalıcı maluliyetten kaynaklı zararının 127.965,00 TL olduğu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik kapsamında davacının kalıcı maluliyetinin % 11 olduğu belirlenmekle buna göre rapor tarihindeki veriler esas alındığında davacının talep edebileceği kalıcı maluliyete ilişkin maddi tazminat miktarının 195.501,90 TL olacağı, bu miktar üzerinden yapılacak % 20 hatır taşıması indirimi ve % 20 müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra; davacının ilk derece mahkemesinin 08/07/2021 tarihli hükmüne karşı istinaf yoluna başvurmamış olduğundan netice itibariyle hükmolunacak maddi tazminat miktarının davalı tarafın usuli kazanılmış hakkının korunması gayesiyle 127.965,00 TL'yi aşamayacağı kabul edilmiş, buna göre Dairemizce yapılan hesaplamada 195.501,90 TL tazminat miktarından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında davacının zararının 156.401,00 TL olduğu görülmüştür. Belirlenen bu tazminat miktarından ayrıca %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden bu indirimin yapılması sonucunda davacının zararının 125.121,00 TL olduğu görülmüştür. Şu halde 125.121,00 TL miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği halde belirlenen tazminatlardan indirim yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, belirlenen tazminat miktarından % 20 müterafik kusur indirimi ve % 20 hatır taşıması indirimi yapılarak sonuç miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2024 tarih ve 2023/376 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
a-)125.121,00 TL kalıcı işgöremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın 22/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
b-)Fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-a-)Harçlar Kanunu uyarınca davacı taraftan alınması gereken 8.547,02-TL karar harcından, peşin yatırılan 31,40-TL ve ıslah ile alınan 437,00-TL olmak üzere toplam 468,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.078,62-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 09.07.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harç ve ıslah ile alınan 437,00-TL olmak üzere toplam 468,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 687,03 TL posta gideri, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 4.766,00-TL adli tıp muayene ücreti olmak üzere toplam 6.384,43-TL yargılama giderinin kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak 6.242,69-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geri kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 30.000,000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen tazminat miktarı müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indiriminden kaynaklandığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İstinaf giderleri açısından;
9-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.03.11.2025
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.