T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2026/794 - 2026/1308
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/794
KARAR NO: 2026/1308
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24.12.2025
NUMARASI: 2023/925 Esas, 2025/1134 Karar
DAVACI: ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müd
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Rücuen tazminat)
KARAR TARİHİ: 21.04.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 21.04.2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2025 tarih ve 2023/925 Esas, 2025/1134 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı borçlulara karşı başlatılan takip dosyalarında çıkartılan tebligatların usulsüz olmasından dolayı müvekkili idarenin .... İcra Müdürlüğünün 2019/12459 E. sayılı icra dosyasına yatırılan 846,47 TL, ... İcra Müdürlüğünün 2023/4573E sayılı dosyasına yatırılan 7.664,76-TL, .... İcra Müdürlüğünün 2021/8277E. Sayılı dosyasına yatırılan 2.484,59-TL, ....İcra Müdürlüğünün 2023/4102e. Sayılı dosyasına yatırılan 5.307,84-TL.,.... İcra Müdürlüğünün 2022/1350E. Sayılı dosyasına yatırılan 5.192,41-TL, .... İcra Müdürlüğünün 2022/8089E. Sayılı dosyasına yatırılan 2.890,62-TL olmak üzere davalı yüzünden ödenen toplam 24.386,69 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bahsi geçen icra dosyalarına ait tebligatların usulsüz yapılmasında idarenin kusuru ve sorumluluğu olmadığı halde ödeme yapılmış olmasının kamu zararına sebebiyet verdiğini, davalının tebligat işlemlerini usule aykırı yapmış olmasın nedeni ile sebep olduğu maddi zararı gidermesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını açıklayarak toplam 24.386,69TL alacağın ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müvekkili idareye ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava Dilekçesinde belirtilen maddi ve hukuki iddiaları kabul etmediklerini, işbu davanın yetkili mahkemede açılmadığından yetki itirazında bulunduklarını, davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu alacakların belirli yada belirlenebilir olduğundan, kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılmasını ve yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu alacak miktarlarının artırılmasını kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir,
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 22.331,12-TL asıl alacak, 1.596,04-TL faiz olmak üzere toplam 23.927,16-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dilekçesinde bildirdiği icra takipleri ve icra mahkeme kararları uyarınca icra dosyalarına ait tebligatların usulsüz yapılmasında müvekkili idarenin kusuru ve sorumluluğu olmadığı halde ödeme yapılmış olmasının kamu zararına sebebiyet vermesi nedeni ile davalı aleyhine açılan tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kararda .... İcra Müdürlüğünün 2023/4102E. Sayılı ve ... İcra Müdürlüğünün 2023/4573e. Sayılı dosyası yönünden eksik hüküm kurulmuş olduğunu ve müvekkili idarenin zararının tamamen giderilmemiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davanın yetkili mahkemede açılmadığı kanaatinde olduklarından, yetki ilk itirazında bulunduklarını, davanın süresi çerisinde açılmadığını, dava konusu alacaklar belirli yada belirlenebilir olduğundan, kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılmasını ve yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu alacak miktarlarının artırılmasını kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, 23/05/2013 tarihli ve 28655 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 09/05/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 21 inci maddesi gereğince Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) kurulmuş ve 02/09/2013 tarihinde Ticaret Siciline kayıtla faaliyetine başlamış ve aynı tarih itibariyle T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünün faaliyetlerine son vermiş olduğunu, davalı idare’nin hatalı tebligat işleminden kaynaklı zararlardan dolayı açılan davanın; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1 -b maddesi gereğince idari yargının görev alanında olduğunu, davacının, icra dosyası alacaklısına karşı elinde bulunan hukuki imkanları kullanması ve zararın oluşmasını engellemek adına yapılması gereken işlemleri yapmayarak zarara kendisinin sebebiyet vermiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, adam çalıştıranın kusurlu eylemi nedeni ile oluşan zararın tazmini davası olup, İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
HMK'nın 352. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabul edilebilmesi için miktar itibariyle kararın kesin nitelikte olmaması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 341/1 maddesinde öngörülen 1.500,00 TL kesinlik sınırının her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında arttırılacağı düzenlenmiş olup kararın verildiği tarihin 24.12.2025 olduğu ve bu tarih itibariyle kesinlik sınırının tespitinde davanın açıldığı yılın baz alınması gerektiği anlaşılmış ve davanın açıldığı tarihin 2023 olduğu gözetilerek istinaf kesinlik sınırının 2023 yılı itibariyle 17.830,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 23.927,16 TL tazminata hükmedilmiş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde talep ettiği toplam miktar olan 24.386,69 TL tazminattan ret olunan 459,53 TL'lik kısmı istinaf etmiş, davalı vekili ise kabulüne karar verilen 23.927,16 TL'lik kısmı istinaf etmiştir. Davacı vekilinin istinaf ettiği miktarın istinaf sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın davacı taraf yönünden istinaf yoluna başvurulması mümkün olmayan kararlardan olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara karşı istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. madde gereğince Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenle davacı vekilinin vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin istinaf edilen kararın miktar itibarı ile 459,53 TL olup davacı yönünden kesin olduğundan, istinaf talebinin HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacının rücu talebi BK 66 md gereğince adam çalıştıranın tazminat sorumluluğuna dayalıdır. BK.'nun 66.maddesinde aynen, "Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." denilmektedir. Öncelikle davalı tarafın zamanaşımı defi değerlendirilmiştir. 6098 sa. TBK nın 73. Maddesi "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ile icra dosyasının ve yapılan ödemelerin incelenmesinden 10.11.2023 olan dava tarihi itibariyle ödeme tarihleri ve sorumlu kişilerin öğrenilme tarihleri nazara alınarak zamanşımı süresinin dolmadığına kanaat getirilmekle zamanaşımı definin reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK m.66 maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalı şanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Adam çalıştıran; görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seç- mekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği, özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır. Adam çalıştıranın bu en basit tedbirlere başvurmaması objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak kabul edilmektedir. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi gerekecektir.
Bilindiği üzere adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir.
Somut olayda; tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasına dosya kapsamına sunulan deliller, tüm dosya kapsamı, İcra Hukuk Mahkemesi kararları dikkate alındığında davacının dava dışı borçlulara karşı başlatılan icra takiplerinde icra dosyasında yapılan tebligatların usulsüz olduğuna karar verilmiş olup yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğinden davalının kusurlu olup olmadığı ve davacının davalı kuruma rücu edilip edilmeyeceği değerlendirilmelidir. Davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı borçlulara karşı başlatılan icra takiplerinde, icra dosyasından yapılan tebligatın usulsüz olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmesi üzerine dava dışı kişilerce davacı ...’ye karşı başlatılan icra takiplerinde yapılan ödemelerin tespit edildiği, İcra Hukuk Mahkemelerinin kararları dikkate alındığında; sırasıyla
... İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/290 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; ... İcra Müdürlüğü'nün 2022/3434 Esas sayılı dosyasında davacı borçluya çıkartılan ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat parçasının üzerinde "muhatap çarşıda olduğundan aynı konutta çalışan ... ...'ye tebliğ edildi" şeklinde şerh düşüldüğü, yine her ne kadar tebligat parçasında muhatabın çarşıda olduğu belirtilmiş ise de; muhatabın belirtilen adreste oturup oturmadığı, o an için geçici olarak mı sürekli olarak mı o adreste bulunmadığı gibi hususların da araştırılarak tutanağa geçirilmediği, ayrıca ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabında muhatabın işyeri adresinin tebliğ tarihinde "... Mahallesi ... Caddesi No:30 İç Kapı No:1 .../..." olarak belirtildiği, ayrıca ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 26/12/2022 tarihli yazı cevabı ekinde gönderilen davacının çalışanları listesinde davaya konu tebliğ tarihinde ... isimli bir çalışanının da bulunmadığı, nüfus kayıt örneğinde bu isimli bir yakınının olmadığı da dikkate alındığında davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
... İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/970 Esas, 2023/472 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/12459 Esas sayılı dosyasındaki takipte ödeme emrinin tebliğine ilişkin "... Mah. S. ... Cad. No: 11/2 ... ... " adresinde yapılan tebligata verilen meşruhatta aynı konutta ikamet eden şahsa dediği ancak tebliğ yapılan şahıs olan ... ile davacının aynı konutta oturmadığı, tebligatın aynı konutta değil iş yerinde tebliğ edildiği tanık beyanı ve yapılan kolluk araştırmasından anlaşılmış olması dikkate alındığında davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
... İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/27 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/1320080 Esas sayılı dosyasında ödeme emri tebliğ mazbatası üzerindeki imzanın davacı borçlu ...'a ait olmadığı ve 04/12/2021 tarihinde yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu kanaatine varılması dikkate alınarak davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/413 Esas, 2021/680 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/12714 Esas sayılı ödeme emri tebliğ mazbatası yönünden yapılan tebligatta muhatap derneğin başkanı veya yetkililerin arandığına, bulanamadığına, nerede olduğuna dair her hangi bir şerh düşülmeksizin doğrudan çalışan imzasına tebligat yapılaması usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılması dikkate alınarak davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/761 Esas, 2022/862 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/6624 Esas sayılı dosyasında tebligata tebliğ alan ... isimli şahsın usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmediği gibi gelen müzekkere cevaplarından da anlaşılacağı üzere böyle bir çalışanın veya şirket yetkilisinin olmadığı anlaşılmış olmakla davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/775 Esas, 2022/606 Karar sayılı kararındaki gerekçede belirtildiği üzere; ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/1165420 Esas sayılı dosyasında tebliğ mazbatasında tüzel kişi olan borçlu şirketin yetkililerinin sıralı bir şekilde aranıp bulunmadığı, bulunmama sebepleri yazılmaksızın doğrudan çalışan imzasına tebligat işlemi yapılması usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla davalının çalışanının kusurlu eylemiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının çalışanlarının kusurlu eyleminin mevcut olduğu ve davacının davalı kuruma rücu edebileceği kanaati ile değerlendirme yapıldığı,icra dosyalarındaki tahsilat makbuzlarının incelenmesi sonrasında davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı borçlulara 22.331,12 TL ödeme yapıldığı, her bir ödeme için ödeme tarihinden dava tarihine kadar %9 yasal faiz yürütüldüğünde, dava tarihi itibariyle 22.331,12 TL asıl alacak; 1.596,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 23.927,16 TL alacak hesaplandığı dosya içinde mevcut 22.09.2025 havale tarihli bilirkişi raporuyla anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara karşı istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. madde gereğince Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin istinaf edilen kararın miktar itibarı ile 469,53 TL olup davacı yönünden kesin olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olup, davalı vekilinin istinaf talebi yönünden ise; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesince verilen karar davacı yönünden kesin olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.634,46 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 902,46 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacı tarafa ilk derece mahkemesine iadesine,
5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21.04.2026
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır