T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2023/2602 - 2025/2800
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2602
KARAR NO : 2025/2800
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/... Esas, 2023/... Karar
DAVACILAR : 1- ... -
2- ... -
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 15/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.11.2023 tarih 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ..., ... plakalı motorsikletle seyahat ederken, kavşağa girmek isteyen ... plakalı aracın motorsiklete çarpması sonucu ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu bulunan sürücü ... olduğunu, bu durum kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, meydana gelen kaza sonucu müvekkilleri ağır yaralandığını ve uzun süreli tedavi gördüklerini, bu kaza sebebiyle müvekkillerinin vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana geldiğini, kazanın üzerinden zaman geçmesine rağmen müvekkilleri her geçen gün kötüye giden bir hal aldığını ve günlük aktivitelerini dahi yapamayacak duruma geldiklerini, bu durum alınacak olan maluliyet raporuyla da ortaya çıkacağını, dava konusu ... plakalı araç kaza tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş 'ye ... nolu ZMMS ile sigortalı olup, davadan önce davalı sigorta şirketine müracaat ettiğini, ayrıca arabuluculuk yoluna başvurmasına rağmen davalı ile anlaşma mümkün olmadığını, arz olunan nedenlerle davacıların geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere; 10,00,-TL sürekli işgöremezlik tazminatı,10,00,-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 10,00,-TL bakıcı gideri toplamı 60,00,-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, arabulucu başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine yetkili mahkeme davalı sigorta şirketi’nin merkezinin bulunduğu yer İstanbul Adliyesi olduğunu, davacının davasını açtığı mahkeme yetkisiz olduğunu, davacının müvekkili şirkete herhangi bir sağlık kurulu raporu olmaksızın başvuru yaptığını, bu nedenle davacının kaza nedeniyle uğradığı zararı tespit etmek mümkün olmadığını, müvekkili şirketin poliçe limitleri dâhilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkili şirket tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacıların kaza nedeniyle oluşmuş maluliyeti bulunmadığını, bu nedenle dava reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, dava dilekçesinde belirsiz alacak davasının açıldığı belirtilmesine karşın, fazlaya ilişkin tüm hakların saklı tutulduğu da beyan edilmiş olup, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kısmi dava açtığı anlaşıldığını, arz edilen nedenlerle, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacılar vekili 60,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 28.08.2023
tarihli ıslah dilekçesi ile 245.947,76 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 02.11.2023 TARİHLİ KARARI: Davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 1.384,84 TL bakıcı gideri tazminatının 12/10/2021 tarihinden İtibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, geçici iş göremezlik talebinin reddine, davacı ... yönünden, 13.126,76 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.862,00 TL bakıcı gideri, 229.959,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 245.947,76 TL'nin 12/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Karara esas alınan maluliyet raporunda belirtilen maluliyet oranının hatalı olduğunu, raporun hatalı olmasından dolayı bu rapora dayanılarak verilen kararında hukuk aykırı olduğunu, hesaplamaya AGİ dahil edilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin hatalı kusur incelemesi doğrultusunda hatalı olarak müterafik kusur indirimi yapmadan müvekkil şirketin sigortalısına %80 kusur izafe ederek karar verdiğini, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, davacı ... yönünden hatır taşıması indirimini ve ayrıca davacının bu zararın ortaya çıkmasında herhangi bir kusurunun olup olmadığının hiçbir şekilde incelenmeyerek karar verildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğu halde müvekkil şirket aleyhine geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatına hükmedildiğini, davacılar tarafından dava şartının yerine getirilmediğini, sağlık kurulu raporu olmaksızın müvekkil şirkete başvurulduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:
Dosya arasında mevcut bulunan kaza tespit tutanağında sürücü ...'nın geçiş hakkı olan araca ilk geçiş hakkı vermediğinden asli kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
İşbu dosyada alınan 20.05.2022 tarihli ATK kusur raporunda manevra kurallarına uymaması, dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle sürücü ...'nın kaza yeri olan kavşağa geldiğinde kendisine hitaben olan "Dur" levhasını dikkate alması ve yola katılmadan evvel bulvar üzerinde düz seyir halinde olan araçların ilk geçiş hakkını bu araçlara bırakmasının ardından kontrollü şekilde kavşağa katılması gerekirken bu hususlara riayet etmediğinden asli kusurlu ve %80 oranında kusurlu olduğu; davacı sürücü ...'ın olay mahalli kavşağa dikkatli bir şekilde yaklaşması ve kavşağın sağında bulunan sokaktan giren otomobile karşı etkin fren tedbiri alabilmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediğinden meydana gelen kazada %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu, kaza tespit tutanağı ile kısmen çelişkili ise de çelişkinin davalı yararına olup hükme esas alınan ATK raporunun olayın oluşuna uygun olduğu anlaşıldığından kusur oranın hatalı tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K; 2021/... K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 30.06.2021 olup mahkemesince hükme esas alınan 13.10.2022 tarihli Mersin Üniversitesi Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından davacılar için düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 30.06.2021 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacıların son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacı ...'ın kalıcı maluliyetinin %4 olduğu, diğer davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:
Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/... Esas ve 2021/... karar sayılı kararları, 2021/... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Hatır taşımasına yönelik yapılan istinaf incelemesinde:
Davalı sigorta şirketi vekili hatır taşıması nedeniyle tazminatta indirim yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, davacı ...'ın kazaya karışan motosikletin sürücüsü olan davacı ...'ın eşi konumunda olduğu, akrabalar arası taşımalarda hatır taşıması indirimi yapılmayacağından hatır taşıması sebebiyle indirim yapılmaması yerinde görülmekle, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik yapılan incelemede:
2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacılar vekili tarafından iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı sigorta şirketi vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97 maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken husus davacının zorunlu olmadığı halde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya yapılan başvurunun KTK 97 maddesi gereğinde yapılması gereken başvuru olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. KTK 97 maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacı tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış ve olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı sigorta şirketi temsilcisi ile davacılar vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemez. Zira davacı vekili ile davalı sigorta temsilcisi arabulucu huzurunda tazminat ödenmesi konusunda müzakere yapmış ve anlaşamayarak buna dair bir son tutanak imzalamışlardır. Bu durumda artık davacının davalı sigorta şirketine tazminatın ödenmesi konusunda yazılı olarak bir başvurusunun bulunmadığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 16.895,29 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan toplamda 4.223,82 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 12.671,47 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; davacı Dilşa yönünden miktar itibari ile KESİN;
Davacı Civan yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 15.12.2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır