T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1903 - 2025/2136
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1903
KARAR NO : 2025/2136
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2023
NUMARASI : 2021/... Esas, 2023/... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI :... ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 10/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.06.2023 tarih 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/12/2012 tarihinde Hülya Akkoyun'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken hızlı, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz hareket ederek ...'ün sevk ve idaresindeki ...plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında yolcu konumunda bulunan müvekkili yönünden yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin mevcut olduğunu, davalı sigorta şirketine 31/08/2020 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuru tarihinden itibaren 15 gün içerisinde cevap verilmediğini, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, dosyanın zaman aşımına uğramadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak; mahkemece zarar kapsamının (tazminat miktarının) belirlenmesini, müvekkilinin trafik kazasında yaralanmasından kaynaklı cismani zarar nedeni ile şimdilik 10 TL maddi tazminatın (5 TL sürekli iş göremezlik + 5 TL geçici iş göremezlik) ve ilerde belirlenecek tazminat miktarlarının olay tarihinden (16/12/2012) itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama, harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Ayrıca davacı vekili 05/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; davanın değerini 224.990,00 TL arttırarak 225.000,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 23/06/2012-2013 vadeli ... nolu trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını, işbu dava ile istenen tazminat talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ... tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na 2020.E.111189 sayılı başvuru yapıldığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla ZMMS sigortasının meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, SGK kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının, bakıcı giderinin, hastane masrafları ve refakatçi ücreti taleplerine itiraz ettiklerini, sağlık giderleri teminatının SGK sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talep etmiş ise de 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartlarında bu hususun açıkça düzenlendiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin müvekkili şirektin teminde olmadığını ve işbu talebin teminat dışında olduğundan bahisle haksız ve mesnetsiz davanın müvekkili şirketin sorumluluğunda bulunmadığından reddine, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının kabulü ile davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Davanın kabulü ile; 5.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 220.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 11/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın reddi gerekirken kabul kararının verilesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların maluliyetinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun hatalı maluliyet yönetmeliğine göre hazırlandığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, hatır taşıması indirim yapılması gerekirken yapılmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yapılmadığını, aktüerya raporuna esas maluliyet oranına ve dahi maluliyet raporuna itiraz ettiklerini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, dava konusu geçici iş göremezlik durumunun teminat dışı olduğunu, hesaplanan tazminata itiraz ettiklerini, bakiye ömür sürelerinin hesaplama dönemlerinin hatalı olduğunu, bu nedenle hesaplamanın fazla çıktığını, geçmiş dönem aktif ve dönem pasif hesaplarının hatalı olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, maddi (kalıcı ve geçici maluliyet) tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... Anonim Sigorta A.Ş. vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 16.12.2012 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 16.12.2020 tarihinde dolacağı, eldeki bu davanın ise 20.01.2021 tarihinde (7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden Coronavirüs (Covid19) salgını nedeniyle HMK'deki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında yani 93 gün durmasına karar verilmiş olması dikkate alındığında) zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı yönünden yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre,
-11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
-11/10/2008-01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
-01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve
-20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K sayılı kararları)
Mahkemesinde hükme esas alınan 10.10.2022 tarih ve 14662 sayılı ATK İstanbul 2. İhtisas Dairesinin raporunun, kaza tarihi olan 16.12.2012 tarihinde yürürlükte bulunan; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlendiği dikkate alındığında, bu yönüyle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Kusur oranına yönelik yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Somut olayda, mahkemece alınan 27.12.2021 tarihli kusur bilirkişisi raporuna göre davacının yolcu olduğu sigortalı ... plaka sayılı otomobilin tespit edilemeyen sürücüsünün 2918 sayılı K.Y.T.K.'nın 56/C maddesi uyarınca asli (%100 oranda), ...plakalı araç sürücüsü ...'ün kusursuz olduğu belirlenmiş olup, davacının yolcu olduğu sigortalı ... plaka sayılı otomobilin, kırmızı ışıkta duran ...plakalı araca arkadan çarptığı olayda raporun kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından mahkemece itibar edilmesi yerindedir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin müterafik kusur bulunduğuna yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun azalması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Somut olayda, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın öndeki araca arkadan çarptığı ve davacının yaralandığı, davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde delil olmadığı, davacının araçtan fırlaması gibi bir durumun olmadığı, salt yaralanmalarına bakılarak emniyet kemeri takılmadığı sonucuna ulaşılamayacağı göz önüne alındığında mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamış olması yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmamıştır.
Davalı Sigorta Şirketi vekilinin hatır taşıması indirimine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK'nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Somut olayda davacı ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları, davacının davalının sigortalısı olan araçta ücretsiz ve bir karşılık olmadan taşındığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle olayda hatır taşıması olduğunun kabul edilmesi gereklidir. Mahkemece somut olay yönünden hatır taşıması indirimi yapılmamış olması hatalı olmuştur.
Ancak hükme esas alınan aktüerya raporunda davacının kalıcı iş göremezlik zararı 1.909.158 TL, geçici işgöremezlik zararı ise 14.765,00TL olarak hesaplanmıştır. Bu miktarlar üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında davacının kalıcı işgöremezlik tazminatı alacağı 1.527.326,87 TL olup poliçe teminat limiti 225.000 TL'nin üzerinde kalmaktadır. Geçici işgöremezlik tazminatı olan 14.765 TL yönünden de bu tazminatın tedavi limitinden karşılanması gerekmekte olup geçici işgöremezlik tazminatı yönünden poliçe limiti aşılmamıştır. Mahkemenin kararı bu yönü ile hatalı ise de karara karşı davacının istinafı bulunmamaktadır. Geçici işgöremezlik tazminatı yönünden, %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği geçici işgöremezlik tazminat tutarı 11.812,00 TL'dir ancak davacının talebi 5.000 TL'dir. Dolayısıyla davalı vekilinin hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinafı haklı ise de mahkemenin kararı netice itibariyle değişmemektedir. Başka deyişle ilk derece mahkemesinin kararı netice itibariyle doğrudur.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici işgöremezlik talebine yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/... karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle heyete sunulur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 15.369,75 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 4.112,85 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 11.256,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.10/10/2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.