T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1616 - 2025/1953
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1616
KARAR NO : 2025/1953
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2023
NUMARASI : 2020/... Esas, 2023/... Karar
DAVACI : ... --
VEKİLLERİ : Av. ----
Av.----
DAVALI : ... TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ ---
VEKİLLERİ : Av. ----
Av. ---
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 22/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2025
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarih 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/01/2012 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı traktör ve bu traktörün arkasından tomruk yüklü römork ile seyir halinde iken sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile traktöre arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... plakalı kamyonette yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı şirkete 31/01/2020 tarihinde başvuruda bulunduklarını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla cismani zarar nedeni ile 10 TL maddi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin davaya konu kaza ile ilgili herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, tarafların kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
ISLAH: Davacı vekili tarafından davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 5,00 TL miktar üzerinden açıldığı, ilk derece mahkemesine davacı vekilince sunulan 07.12.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerinin 19.299,63 TL'ye ıslah edildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ: Davanın kısmen kabulüne; 19.299,63 TL tazminatın 13/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu kazanın zaman aşımına uğradığını, kazada yaralanma olması durumunda da 8 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanacağını, davaya cevap dilekçesinde bu durumu belirtmiş olmalarına rağmen yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda zaman aşımı itirazları hakkında değerlendirme yapılmadığını, dosya kapsamında alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğu kabul edilmişse de rapor hüküm kurulmasına erverişli olmadığını, kusur raporlarının Adli Tıp Kurumu veya Makine Mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanmamasının bozma nedeni olduğunu, müvekkil sigorta firmasınca sigortalanmış aracın dava konusu olayda kusurlu olmadığını, ATK'dan rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin bir talebi olmamasına rağmen geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu tazminatın muhattabının SGK olduğunu, bilirkişi raporlarındaki hesaplamaları da kabul etmediklerini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, cismani zarar nedeniyle kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımı itirazına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde açılabilecektir. Davacı bu halde kısmi dava açabileceği gibi belirsiz alacak davası açmakta seçimlik hakka sahiptir. Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekte iken, kısmi davada talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.
Somut olayda, dava yaralamalı trafik kazası sonucu açılan maddi tazminat davasıdır. Kaza 02/01/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava 19/02/2020 tarihinde açılmıştır.
2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesi "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmünü öngörmektedir. Aynı Kanunun 109/2 nci maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Ceza Kanunu 5237 Sayılı TCK’dır. Davaya konu kazada bir kişinin yaralanmış olmasına göre, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK da öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerli olup, zamanaşımı süresi olay tarihinden itibaren başlayacaktır. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmış olup kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zaman aşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası Kaza 02/01/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava 19/02/2020 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, mahkeme zamanaşımı itirazına yönelik herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının iyileşme süresi 9 ay olup sonrasında tedavisinin devam edip etmediğine dair davacı yanca dosyaya herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamış olup bu durumda tedavinin devam etmediği anlaşılmakla bu yönde zamanaşımı durduran ya da kesen neden yoktur.
Yukarıda izah edildiği üzere zararın niteliğinde gelişen ya da değişen bir durumun varlığını kanıtlar iddia ve delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; 8 yıllık ceza zaman aşımı süresinin her halükarda haksız fiil tarihinden başlayacağı, olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, zamanaşımı ilk itiraz olup cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafa dava dilekçesinin 03/03/2020 tarihinde e-tebligat yoluyla usulüne uygun tebliğ edilmiş olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesini 20/07/2020 tarihinde sunmuş olduğu anlaşılmıştır.
26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi:
''1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
....." hükmünü içermektedir.
Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir. 15 günlük süre ilave edildiği takdirde davalı vekilince cevap dilekçesinin ve zamanaşımı def'inin süresi içinde sunulmamış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin maluliyet oranına yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... E - 2021/... K; 2021/... E - 2021/... K; 2021/...E - 2021/... K sayılı kararları)
Dosyaya sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 24/01/2020 tarihli ve 150 sayılı maluliyet raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre davacının kalıcı maluliyetinin % 12 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'ndan alınan 16/06/2021 tarihli ve 10780 sayılı maluliyet raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar olduğu belirtilmiştir.
Maluliyet raporları arasındaki mevcut çelişkinin giderilmesi amacıyla, dosya Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kuruluna gönderilmiş, tanzim olunan 25/08/2022 tarihli ve 2126 sayılı raporda, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, 9 aylık iyileşme süresinin bulunduğu belirtilmiş, rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmıştır.
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 02/01/2012 olup mahkemesince hükme esas alınan 25/08/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 16/06/2021 tarihli ve 10780 sayılı maluliyet raporu ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınan 24/01/2020 tarihli maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, 9 aylık iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik talebine yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği talebine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de; bu indirimin yapılabilmesi BK.'nun 44. maddesi uygulamasındaki gibi re'sen gözetilmeyip davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. (Yargıtay 17. Hd. 2016/14352 esas ve 2019/6316 karar sayılı ilamı)
Buna göre davalının cevap süresi içinde hatır taşıması ilk itirazını ileri sürmesi gerekmektedir. Dosya incelendiğinde, davalı vekilinin cevap dilekçesinde hatır taşıması itirazını hiç ileri sürmemiş olduğu, kaldı ki cevap dilekçesinin de süresi içinde sunulmamış olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın oluşumunda, traktör sürücüsü ...'ün “doğrultu değiştirme, Manevraları yanlış yapma” ve “ışık donanımı bozuk araçla gece vakti karayoluna çıkma” kurallarını ihlal ettiği, diğer sürücü ...” un ise “hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğini, görüş, yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmama" kuralını ihlal ettiklerinden kusurlu oldukları belirtilmiş.
... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/... Esas, 2013/... Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 04/09/2012 tarihli raporunda, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'un kazanın oluşumunda tali oranda kusurlu olduğu, ... plakalı traktör sürücüsü ...'ün asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince alınan 10/12/2020 tarihli trafik bilirkişi raporunda; ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'un; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b maddesi “Sürücüler Araçların Hızlarını Aracın Yük ve Teknik Özelliğini, GÖRÜŞ, YOL, HAVA ve Trafik Durumunun Gerektirdiği Şartlara Uydurmak Zorundadırlar” kuralını ihlal ettiği, gece vakti aydınlatma bulunmayan ıslak zeminli ve virajlı yol bölümünde seyir eden sürücülerin daha dikkatli ve tedbirli davranmaları, gece vakti araçlarını far aydınlatma alanı içerisinde kontrolünün kendilerinde olacak şekilde sürmeleri olabilecek kazaları önceden önleme gereğidir, yine aydınlatma bulunmayan yollarda normal hava şartlarında görüşün kısa far altında en az 25 mt. uzun far altında ise en az 100 mt. olduğu, dikkatli bir sürücünün seyir halinde bu mesafelerden önünde seyreden bir cismin varlığını far aydınlatma mesafesinden fark ederek intikal mesafesi içerisinde aracını durdurmaya yönelik fren tedbirine başvurabileceğinin değerlendirildiği ancak kaza tespit tutanağı incelendiğinde sürücü ...” un kullandığı araca ait karayolu üzerinde fren izi bulunmadığı, yani sürücünün yola dikkatini vermediği, ön ilerisinde seyrederken sola dönüşe geçen traktöre bağlı römork' un sol arka kısmına şiddetli şekilde çarptığı, uzun farlarım yakarak ara ara yolu kontrol etmediği, meydana gelen kazada % 25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı traktör sürücüsü ...'ün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Kanunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 30/1-a “Servis Freni, Lastikleri, Dış Işık Donanımından Yakını ve Uzağı Gösteren Işıklar İle Park, Fren Dönüş Işıkları Noksan, Bozuk veya Teknik Şartlara Aykırı Olan Araçları Kullanmak" Maddesinde belirtilen kurallarını ihlal ettiği, sürücü ... sevk ve idare ettiği traktör ile aydınlatmanın olmadığı zemini ıslak yol güzergahında traktöre takılı römork” un arkasında herhangi bir ışık veya römorkun arka kısmında bulundurulması mecburi olan işaret levhaları ve yansıtıcı reflektör olmadan üzerinde tomruk yükü ile karayolunda önlemsiz ce seyir ettiği, bu hali ile diğer yol kullanıcılarının da can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, özellikle geliş-gidiş trafik akımının çift yönlü kullanıldığı karayollarında araç sürücülerinin görmek ve görülmek adına ışık donanımlarının çalışır vaziyette bulundurmalarının hayati önem arz etmektedir ancak sürücü ...' ün bu hususu göz ardı ettiği ve gece vakti görünürlüğünü artırıcı tedbirlerden yoksun şekilde karayolu üzerinde seyir halinde iken sola dönüş yapacağı ...' e ait ev Önüne geldiğinde dönüşünü geniş kavisle yaptığının ve yolun büyük bölümünü kapattığının çarpışmanın şeklinden anlaşıldığı, çünkü ekli kroki üzerinde gösterildiği şekilde çarpışmanın tam olarak orta şerit yol çizgisi üzerinde traktöre bağlı römorkun sol arka köşe kısımlarına gösterildiği, bu nedenle traktörün geniş açı ile sola manevra yaparak arkadan gelen ... yönetimindeki kamyonetin geçiş yolunu kapattığının değerlendi ildiği, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı şekilde ışık donanımı bulunmayan araçla gece vakit trafikte seyretmesi sonucu meydana gelen kazada % 75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Buna göre dosya kapsamına alınan kusur raporlarının birbiri ile ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, olayın oluşuna uygun, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Diğer yandan davalı vekili ceza dosyası celp edilmeden karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, dosya incelendiğinde...Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/... Esas, 2013/... Karar sayılı dosyasının celp edilerek dosya içine getirtilmiş olduğu, bu hususta bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği talebine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekilince davacının zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.
Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir."
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının ... plakalı kamyonette yolcu olarak bulunduğu, emniyet kemeri takıp takmadığı tespit edilememiş ise de, alınan maluliyet raporuna göre yaralanmasının femur kırığı, kalça çıkığı, sol göz kapağında yırtık, kaburga kırığı ve beyin kanaması şeklinde husule geldiği anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/... K. sayılı kararı, ...K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, her ne kadar kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamında davacının emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin bir bilgi yok ise de, dosya kapsamına göre yaralanmasının femur kırığı, kalça çıkığı, sol göz kapağı yırtığı, kaburga kırığı ve beyin kanaması şeklinde husule geldiği anlaşıldığından davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmadığı, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre BK.nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
HMK 353/1-b-2 maddesine göre "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmolunan tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarih 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın kısmen kabulüne;
15.439,... TL tazminatın 13/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3-a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 1.054,69 TL karar harcından, peşin yatırılan 330,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 724,69 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 22.06.2023 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.439,... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın reddedilen (kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin) kısmı üzerinden hesaplanan 5,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, reddedilen bakiye kısım yönünden takdiri indirim yapılmış olması sebebiyle davalı vekili lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Davacının peşin olarak ödediği 80,... TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacının yapmış olduğu 5.765,45TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmına göre 5.765,43TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına,
7-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
8-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davacı tarafından yapılan 266,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 22/09/2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.