T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/2888 - 2026/2044
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2888
KARAR NO : 2026/2044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : ...
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
2- ...
3- ...
DAVA : Sigorta (Trafik sigortası kaynaklı)
KARAR TARİHİ : 30.06.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30.06.2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, ... tarihinde saat 16.00 sularında şirket yetkilisi ... tarafından kontrol edilirken davalı ... nezaretindeki ... plaka sayılı belediye otobüsünün arkadan çarpması suretiyle maddi hasara uğradığını, kazaya dair CD görüntüleri üzerinde uzman görüşü kapsamında alınan rapor neticesinde, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığının açık ve net bir şekilde ifade edildiğini, açılan hasar dosyası (...) sonrası, sigorta şirketinin experi tarafından çıkarılan kusur raporunda müvekkili olan tarafın kusurlu olmamasına rağmen kusurlu bulunması nedeni ile ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar bedelinin müvekkili olan firma tarafından karşılandığını, gerek kaza görüntüleri gerekse de uzman görüşü incelendiğinde müvekkilinin ... tarihinde yapılan kazada hiçbir kusurunun olmadığını, davalı ...'in hatalı ve sinyal veremeden şerit değiştirerek arkadan vurmak suretiyle maddi hasara tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, haklı davanın kabulü ile,
30.559,03 TL hasar onarım bedeli, 3.055,90 TL hasardan kaynaklı değer kaybı, 2.000,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 35.614,93 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil ile ödenmesi hususunda hüküm kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile dava değerini değer kaybı alacağını 55.825,00 TL'ye ve tüm davalılardan, ikame araç bedeli alacağını ise 45.000,00 TL'ye ve sigorta şirketi dışındaki taraflardan müşterek ve müteselsil tahsiline karar verilmesini talep etmiş, hasar onarım bedeli yönünden ise ıslah talebinde bulunmamıştır.
CEVAP: Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile 86.384,03 TL'nin müteselsil olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen bu tutarın haksız fiil tarafı olan davalılar ... ve ...'ün kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizinden, davalı ...'nın ise ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmasına, 45.000,00 TL' nin müteselsil olarak davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığa konu kazadan daha öncesinde, değer kaybı talebinde bulunan aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili şirketçe huzurdaki başvuru öncesi yapılan ödemelerle, davacının araç hasarına yönelik zararının tamamen karşılandığını, davacının bakiye araç hasarı zararını ispatlar herhangi bir delil sunmadan ikame ettiği kötü niyetli başvurunun reddini talep ettiklerini, bu ödemelere ilişkin müvekkili tarafından aldırılan ekspertiz raporunu da dosyaya sunduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigorta şirketinin ödenecek tazminattan anlaşmalı merkezde uygulanacak iskonto oranını düşebileceğinin düzenlenmiş olduğunu ayrıca müvekkili şirketin KDV'den sorumlu tutulmamasının gerektiğini, davanın reddine ilişkin hakları saklı tutularak ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosyaya bilirkişi atanması halinde alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyet teşkiliyle rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazısından kaynaklı araçta oluşan hasar, değer kaybı ve ikame araç bedelinden kaynaklı tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı ... A.Ş. vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hasar bilirkişi raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 sayılı Kanunun 49. maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 1459. ve 1461. Maddeleri gereği ise sigortacı, sigortalının (sözleşmeden menfaat sağlayanlar dahil) uğradığı zararı tazmin eder. Dolayısıyla sigorta şirketi haksız zenginleşmeye yol açmayacak şekilde uğranılan gerçek zarardan sorumludur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ... tarihli ve E...., K.... sayılı Kararında; “…6762 sayılı TTK’nın 1283.maddesi hükmü uyarınca; sigortacı, sigorta ettiren veya sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı şirket ile servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir.” hükmü verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik Kararlarına göre sigorta kuruluşları ile parça tedarik firmaları ve servisler arasında yapılan ıskontoya ilişkin anlaşmalar sigortalıları/zarar görenleri bağlamamaktadır ve sigorta şirketleri sigortalıların/zarar görenlerin gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan alınan bilirkişi raporunda iskonto uygulanmadan davacının gerçek zararının belirlenmesi ve buna göre karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır
Şirketler tarafından yapılan tazminat ödemeleri zararın karşılanmasına yönelik olduğundan ve zararın telafisi (sigortalının durumunun riskin gerçekleşmesinden önceki duruma geri getirilebilmesi) için satın alınan mal ve hizmetler ile yapılan diğer giderler Katma Değer Vergisine tabi olduğundan, sigortalı veya tazminat talep eden diğer kişilerin katma değer vergisi mükellefi olup olmadıklarına (dolayısıyla yansıtma faturası düzenleyerek, zararın telafisi için yapılan harcamaların KDV hariç kısmını sigorta şirketinden talep edebilecek ve ödenen KDV tutarını kendi ödeyecekleri KDV’den mahsup edebilecek durumda olup olmadıklarına) bakılmaksızın, katma değer vergisi dâhil toplam zarar dikkate alınarak tazminatın ödenmesi gerekmektedir.
Hükme dayanak yapılan raporda; başvurana ait aracın markası, modeli, donanımı, kilometresi dikkate alınmak suretiyle ve piyasa ve emsal araştırılması yapılarak, araçta oluşan hasar miktarı, aracın hasar aldığı bölgeler, kullanım şekli ve değişen parçaların neler olduğu da göz önünde tutulmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme yapılmış olup, söz konusu raporun Yargıtay kararlarında tanımlanan ilke ve esaslara göre hazırlandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve uyuşmazlığın bu rapor hükme esas alınmak suretiyle giderilmesi gerektiği ve buna göre ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.900,89 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan toplamda 2.927,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 2.973,29 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30.06.2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır