T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1023 - 2025/1304
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1023
KARAR NO : 2025/1304
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : 2022/203 Esas, 2023/203 Karar
DAVACI : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/03/2023 tarih ve 2022/203 Esas, 2023/203 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisinin ... doğumlu olduğunu, .../Adana ,... önünde 18.12.2021 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle hayatını kaybettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin Adana CBS'nin 2021/85383 sayılı soruşturmasının devam ettiğini, ölenin anne ve babası olan müvekkillerin destekten yoksun kaldığını, ...'ın sevk ve idaresindeki aracın ZMMS kapsamında ... tarafından sigortalı olduğunu, kaza sonrası sigorta şirketine başvurulduğunu ve hasar dosyası oluşturulduğunu, ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca 2022/... arabuluculuk nolu dosyada uyuşmazlık konusunda anlaşma sağlanamadığını belirterek, şimdilik ... ve ... için 5.000.00'er TL olmak üzere toplam 10.000.00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 20.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacı... adına 269.799,90-TL ve ... adına 160.200,10 TL toplam 430.000,00 TL'nin 18.12.2021 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı ve husumet itirazı ile zamanaşımı itirazlarının olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 27/10/2021-2022 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağının tespitinin gerektiğini, tarafların kusur oranının belirlenmesi için İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davaya konu kazanın iş kazası olup olmadığının tespiti ile SGK tarafından bağlanan PSD'nin sorulup tenzili gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava tarihine kadar usulüne uygun başvuru bulunmadığı için dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, birden fazla zarar gören olması halinde teminatın paylaştırılması gerektiğini, manevi tazmınat taleplerinin teminat dışında olduğu gerekçeleriyle davanın reddi ile sigorta ettirene ihbarına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; Davacı anne... için hesaplanan 269.799,90-TL maddi tazminatın, davacı baba ... için hesaplanan 160.200,10-TL maddi tazminatın 22.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava şartlarından olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, müteveffa küçüğün otizim sendromlu olması nedeni ile anne ve babası tarafından ömür boyu bakım göreceği açık ve net olduğundan müteveffanın destek olamayacağını, bu yönde yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, dava konusu kaza ile müteveffanın ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığını, hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından kusura ilişkin incelemenin resen yapılması gerekirken ceza dosyasındaki mevcut kusur raporu esas alınarak hesaplama yapılması ve karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle kusurun tespiti amacı ile dosyanın İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde bulunan belgelerden anlaşılacağı üzere 09.02.2022 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik numarası ve kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, ölüm tutanağı ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.
Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 18.12.2021 tarihinde, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olan davacı ... ile ölen ...'ın davalının sigortalısı minibüsten inmesinin hemen ardından aracın kontrolsüz biçimde hareket etmesi neticesinde aracın 2 yaşındaki ...'ın üzerinden geçmesi sonucu ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.
Dosya içindeki tüm delillerin diğerlendirilmesinde bu kazanın oluşumunda, irdeleme bölümünde anlatılan sebeplerden dolayı, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek inen yolcuların güvenli biçimde aracı terk etmesini beklemeden aniden hareket etmesi şeklinde kazaya sebebiyet verdiğinden %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, kazada 2 yaşındaki ölenin ve annesinin kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki kabulü usul ve yasaya uygun bulunmuştur,
Davacı ... ve ölenin bir ihmal ve kusuru bulunmadığından mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmaması da yerindedir.
Yine davacıların desteğinin ölümünün tek sebebi söz konusu kaza olduğundan kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu da tartışmasızdır. Bu sebeple davalı vekilinin bu yönlerdeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili hükme esas alınan hesap raporunda prograsif rant yöntemi kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan 26.02.2022 tarihli aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı ve hükme esas alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinafı bu yönden yerinde değildir.
Ancak Davalı vekili gerek yargılama sırasında gerekse de istinaf dilekçesinde ölenin otizm sendromlu olduğunu ve bu nedenle davacılara destek olamayacağını ve bakım giderinin mahsubu gerektiğini iddia etmiş olup davacı ...'ün karakol ifadesinde bu yönde beyanda bulunduğu, ancak mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı gibi aktüerya bilirkişisi tarafından da bu yönde bir tespit ve değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Yargıtay 17. HD'nin 22.1.2015 tarih, 2013/14041 Esas ve 2015/781 Karar sayılı ilamında;
"Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Bilindiği gibi 'destekten yoksun kalma' kavramı, ölümle sonuçlanan ve haksız eylemden doğan 'zarar'ın bir türünü ifade eder. Genel anlamda zarar ise, bir kimsenin isteği dışında mal varlığında meydana gelen azalmadır. Bu azalma, mevcudun azalması tarzında olabildiği gibi, onun çoğalmasına engel olma şeklinde de olabilir ve derhal gerçekleşeceği gibi, haksız eylemin gerçekleşmesinden kısa ya da uzun bir süre sonra da meydana gelebilir. BK.nun 45. maddesi anlamında 'destek' kavramı, hukuki bir ilişkiyi (yasa veya sözleşme) değil, fiili durumu amaçlar. Yasadan veya sözleşmeden doğan bir 'bakma yükümlülüğü' bulunmasa dahi, fiilen ve düzenli biçimde yardım eden ve olayların normal akışına göre eğer ölüm vuku bulmasa idi az çok yakın gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse, destek sayılır. Bunlardan ilkine 'gerçek destek' ikincisine 'farazi destek' denir. Bakım ihtiyacı ise, davacının zaruret ve safalet haline düşmesini değil, sosyal seviyesine uygun olan hayat tarzını devam ettirmek için gerekli imkanlardan yoksun kalmasına ifade eder (Tekinay, Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, İst. 1963, S.49).
Ölüm meydana gelmese idi, yakın veya uzak bir süre içinde ölenin yardımından faydalanması kuvvetle muhtemel bulunan kimselerin de maddi tazminat isteyebileceğini kabul etmek gerekir.
Destek zararın kapsamını belirlemede etken olan unsurlardan birisi de, ölenin 'bakma gücüne' sahip olmasıdır. Gerçek desteğin, sahip bulunduğu veya sahip olacağı mali imkanlarıyla, destekten yoksun kalana sağlığında temin ettiği veya edeceği; farazi desteğin ise gelecekte sağlayabileceği yardımlar gözönünde bulundurulmalıdır. Zararı oluşturan bu yardımların tesbitinde, belli zamanlarda verilen veya ilerde verilmesi muhakkak olan mutat hediyeleri ve 'hizmet' şeklinde yapılan yardımları da dikkate almak lazımdır. Desteğin yardımının yalnız parasal nitelikte bulunmasında zorunluk yoktur. Çünkü, ölenin hizmet edebilme güç ve kabiliyeti de para ile ifadesi mümkün olan bir mali imkan teşkil eder. MK.nun 6. maddesi hükmünce, bu davalarda isbat yükü kural olarak davacıya düşer. Ne var ki genel yaşam deneyimlerine ve yaşamın olağan akışına dayanan kişi, artık iddiasını isbatla yükümlü değildir.
O halde, destek tazminatı istemine ilişkin bir uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için, ölenin bakım yükümlülüğünün hukuki kaynağının, ölümden önce sahip olduğu veya gelecekte sahip olabileceği bakım gücünün, yapmakta olduğu veya yapabileceği yardımın mahiyet ve derecesinin, desteğini yitirenin de halen içinde bulunduğu ihtiyaç durumu ile gelecekte düşebileceği ihtiyaç durumunun titizlikle araştırılması ve saptanması gerekmektedir.
Eldeki davada davacıların desteği olan küçüğün zihinsel engelli olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bu husus üzerinde durulmadan, murisin mirasçılarına destek olabilecek durumda olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay açısından mahkemece yapılacak iş; SGK'ya yazı yazılmak sureti ile murise bağlanan maaşlar ve nedenleri sorularak ilgili belgeler istenip murisin özürlü raporu, tüm tıbbi ve tedavi belgeleri temin edilip HMK 275, 276. Maddesi anlamında Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulundan murisin özürlülük derecesi, bu rahatsızlığı nedeni ile sürekli bakıma muhtaç olup olmadığı, 18 yaşından sonra hastalığına rağmen anne ve babaya destek olabilecek yetiye sahip olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır." denilmiştir.
Görüldüğü gibi destek tazminatı istemine ilişkin bir uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için, ölenin bakım yükümlülüğünün hukuki kaynağının, ölümden önce sahip olduğu veya gelecekte sahip olabileceği bakım gücünün, yapmakta olduğu veya yapabileceği yardımın mahiyet ve derecesinin, desteğini yitirenin de halen içinde bulunduğu ihtiyaç durumu ile gelecekte düşebileceği ihtiyaç durumunun titizlikle araştırılması ve saptanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken davacı ...'ün beyanı dışında ölenin otizm sendromundan muzdarip olduğuna dair bir delil bulunmadığından, öncelikle ölenin otizm hastası olup olmadığının tespiti için doğumundan itibaren SGK ve küçüğün tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından ölenin sağlık raporları, teşhis ve tedavi belgeleri, araştırma ve inceleme raporları, reçeteleri vs tüm sağlık bilgileri dosya halinde istenerek Adli Tıp Kurumundan davacıların desteğinin otizm hastası olup olmadığı, bu hastalığı mevcutsa derecesi, ortalama yaşam süresi, yaşasaydı ailesine destek olup olamayacağı (sadece maddi anlamda değil hizmet etmek gibi manevi kıymeti olacak iş ve eylemler yönünden de), olabilirse ne oranda (oransal olarak belirtilerek) destek olabileceği hususlarında rapor tanzim ettirilerek, ardından aktüerya bilirkişisinden yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, bakım gideri de düşülerek ek rapor almak ve -mahkemenin ilk kararını yalnızca davalı sigorta şirketi istinaf ettiğinden- davalı sigorta şirketinin usuli kazanılmış hakları da gözetilerek buna uygun bir karar vermektir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaati ile heyete sunulur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE,
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/03/2023 tarih ve 2022/203 Esas, 2023/203 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.23/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.