T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/474 - 2025/405
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/474
KARAR NO : 2025/405
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2023
NUMARASI : 2020/127 Esas, 2023/739 Karar
KISMEN TEMLİK
EDEN DAVACI : ...'E - velayeten ... -
VEKİLİ : Av. ... -
KISMEN TEMLİK
ALAN DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... -
VEKİLİ : Av. TARIK SÖNMEZ
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2023 tarih ve 2020/127 Esas, 202379 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2017 tarihinde plakası ve kimliği belirlenemeyen araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracı ile, yaya olan müvekkili ...'e çarpması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin malul olduğunu, geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik tazminatının davalının temerrüde düştükleri tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yargılama giderleri ve avukatlık ücretini davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP. Davalı vekili cevap dilekçesinde;dava konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen araç plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın trafik kazasına neden olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının bu iddiasını ispatlayamaması halinde husumet yokluğundan dolayı davasının usulden reddinin gerektiğini, ......nın bedensel zararlardan sorumlu olduğunu, gelir kaybına ilişkin ve geçici işgöremezlik tazminatınından müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sorumlu olduğunu, davanın usulden ve esastan reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kısmen temlik eden davacı ... ve Kısmen temlik alan davacı ...'ın davasının kabulü ile; geçici iş göremezlikten kaynaklanan 50,00 TL, geçici bakıcı gideri 50,00 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 269.900,00 TL olmak üzere toplam 270.000,00 TL maddi tazminatın 25.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik eden davacı ...'e verilmesine, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 60.000,00 TL maddi tazminatın 25.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik alan davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia olunan aracın plakası tespit edilemeyen bir araç olduğunun kanıtlanamadığını, geçici iş göremezlikten ve bakıcı giderinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kalıcı iş göremezliğe ilişkin alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın 1,65 teknik faiz esas alınmak sureti ile yapılması gerektiğini, hükmolunan tazminata avans faiz uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasında meydana gelen maluliyetten kaynaklı kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili her ne kadar yukarıda belirtilen nedenler ile istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, Adana C. Başsavcılığının 2014/90101 soruşturma saylı dosyasında davacıya sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir kamyonetin çarptığı belirlenerek bu sürücü hakkında başlatılan soruşturmada daimi arama kararı verilmiş olması, soruşturma dosyasındaki tanık beyanları, tedavi giderleri, olay yeri inceleme tutanağına göre davacının trafik kazasında yaralandığı anlaşıldığından davalı .....na husumet yöneltilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığının anlaşılmış olması, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olması, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda verilen Yargıtay 4. Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereğince poliçe teminatı içerisinde kabul edilmiş olması, mahkemesince hüküm kurulurken kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitlerine uygun şekilde karar verilmiş olması, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda kalıcı iş göremezlik zararının Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile yapılmış olması, hükmolunan tazminata yasal faiz işletilmiş olmasının yerinde olması hususları nazara alındığında mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2023 tarih ve 2020/127 Esas, 202379 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.542,30 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 6.063,35 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 16.478,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.20.02.2025
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
( Karşı Oy)
KARŞI OY ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci, 362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davalısı tarafından ilk derece Mahkemesinin 05/12/2023 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu tarihteki Temyiz sınırı olan 238.700,TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.
...
Başkan ...
KARŞI OY
¸
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır