T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/115 - 2025/469
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/115
KARAR NO : 2025/469
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/02/2022
NUMARASI : 2018/284 Esas, 2022/382 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ :...
DAVALILAR : 2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : ...
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2025
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2022 tarih ve 2018/284 Esas, 2022/382 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/07/2016 tarihinde davalı sigorta şirketinde ... poliçesi ile sigortalı/davalı ... adına kayıtlı, sürücülüğünü muris ...‘in yaptığı ... plakalı otomobil ile seyir halindeyken kontrolsüz bir şekilde sola dönüş yapmak istediği esnada aracın sol arka yan kısmına aynı istikametten gelen müvekkili ...'ın ... plakalı motosiklettin ön kısımları ile çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada ...'in kusurlu olduğunu, İskenderun 4.Asliye Ceza Mahkemeninin 2017/42 esas sayılı dosyasında yargılama devam ederken sürücü muris ...'in 19/11/2017 tarihinde vefat ettiğini ve düşme kararı verildiğini, müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığını, tedavi döneminde psikolojik çöküntü, acı ve elem nedeniyle manevi açıdan yıprandığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ile şimdilik 100,00TL maddi (geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı)tazminatının tüm davalılardan 20/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), 5.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte yalnızca davalı/mirasçılar ..., ..., ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı arcın 05.07.2015-2017 tarihleri arasında müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limit ve sigortalı araç sürücüsünün kusur durumu ile sınırlı olduğunu, bu nedenle kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının maluliyet oranının ve kaza ile illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, davacının ekonomik sosyal durum araştırması ve SGK'dan ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, bu nedenle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacının kusur durumu ve bedensel zararla ilgili iddialarına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın davalılardan ... ve ... yönünden mirası red etmiş olmaları nedeniyle reddine, diğer davalılar ... (araç sahibi) ile ... yönünden ise geçici iş göremezlik maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile, 4.686,95 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatının davalılardan ... yönünden olay tarihi olan 20/07/2016 tarihinden, sigorta yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik maddi tazminatlarının ise reddine, davanın Manevi tazminat talebi yönünden davalı ... yönünden kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; davalı tarafın dava açılırken kusurlu olduğunu, müvekkilinin reddi miras davası açıldığını bilebilecek durumda olmadığını, işbu nedenlerle davanın esası hakkında, davalı taraflar yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın taraflar yönünden esastan reddi sonucu müvekkili aleyhine vekalet ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili; kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik ve hatalı şekilde karar verildiğini, manevi tazminat miktarı zenginleşme amacı taşımaması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatında belirlenen rakamlar fahiş olduğunu, müvekkili aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücreti de yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına dayalı maluliyetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacı vekili davanın açıldığı tarihte araç sürücüsü ...'in mirasçılarının mirasın reddine yönelik verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadığını, bu nedenle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kaldı ki mirasın reddi durumu öğrenildikten sonra ıslah dilekçesinde yalnızca araç maliki olan davalı ... ve davalı sigorta şirketine yönelik bedel artırımı yaptıklarını, bu nedenle vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükmün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in vefatı sebebiyle mirasçılarının ..., ... ve ... olduğuna dair mirasçılık belgesinin dosyaya sunulmuş olduğu, İskenderun 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde davalılar ... ve ... tarafından mirasın gerçek reddi talebiyle 2018/237 Esas sayılı dosya üzerinden dava açılmış olup, davanın kabulüne dair verilen hükmün 03/08/2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu, diğer davalı ... tarafından İskenderun 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 2018/38 Esas, 2018/701 Karar sayılı dosya üzerinden yargılaması yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ... tarafından İskenderun 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan 2018/38 Esas, 2018/701 Karar sayılı dosyanın kesinleştirme işlemlerinin yapılmamış olduğu anlaşılmış ise de, açılan davanın hasımsız dava olduğu, yapılan kontrollerde davanın 3 aylık yasal süresi içerisinde açılmış olup mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olduğu, dosya davacısına tebligat yapılarak dosyanın kesinleştirilmesinin sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılmıştır.
Buna göre, iş bu davanın 25/07/2018 tarihinde açılmış olduğu, davanın açılış tarihi itibariyle davalı/ ... mirasçıları tarafından açılmış ve sonuçlandırılmış bir mirasın reddi davası bulunmadığı gibi davacının bunu bilmesinin de beklenemeyeceği kanaatine varılmış, her ne kadar mirasçı ... yönünden malik sıfatıyla sorumluluk devam etmekte ise de davalılar ... ve ... lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Davalı ... vekilinin kusur raporlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu ve mahkemece bu çelişkinin giderilmemiş olduğunu savunmuştur.
Olay tarihli kaza tespit tutanağında, ... plakalı motosiklet sürücüsü davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 84.maddesini ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İskenderun 4.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/42 Esas sayılı dosyasında alınan 08/05/2017 tarihli kusur raporunda ... plakalı motosiklet sürücüsü davacının 2918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 84/f ve 53/1-b maddelerini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İskenderun 4.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/42 Esas sayılı dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı raporunda, davacı motosiklet sürücüsünün kazanın oluşumunda alt düzeyde tali oranda kusurunun bulunduğu, davalı araç sürücüsünün asli oranda kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece olay mahallinde yapılan keşif sonrası alınan 13/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda, ... plakalı motosiklet sürücüsü davacı ... sevk ve idaresindeki aracı ile belen ilçe merkezi tarafından, D-817-04 karayolunu takiben, iskenderun ilçesi istikametine doğru seyir halinde iken, orman işletme şefliği kontrolsüz kavşağına geldiği ve ön tarafındaki yola ve trafik durumuna dikkat etmeden, aracının hızını azaltmadan seyir hızıyla kavşağa giriş yaparak direkt olarak seyrettiği sırada, ön sağ tarafı olan banketten seyirle çıkış yaparak, sol tarafına doğru dönüş yapmak için aniden manevra yapan otomobilin sol yan arka kısımlarına, motosikletinin ön kısımlarıyla çarpması ile dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesi karışmış olduğu bu kazada, 2918 sayılı karayolları Trafik kanununda belirtilen ( Madde 52 — Sürücüler: a- Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üştlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, b- Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.) kurallarını ihlal ettiğinden, % 20 kusurlu olduğu, ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ... sevk ve idaresindeki aracı ile belen ilçe merkezi tarafından, D-817-04 karayolunu sağ şeritten takiben, iskenderun ilçesi istikametine doğru seyir halinde iken, orman işletme şefliği kontrolsüz kavşağına gelerek taşıt yolunun sağına bankete yanaştığı ve devamında U dönüşü yapabilmek için arka tarafından seyirle gelen araçları kontrol etmeden, dikkat etmeden ve ilk geçiş hakkını vermeden, sol tarafına orta ayırıcıya doğru manevra yaparak seyrettiği sırada, aracının sol yan arka kısımlarıyla, arka tarafından seyirle gelip direkt olarak seyir halinde olan motosikletin ön kısımlarının çarpışması sonucu, sola dönüş kurallarına uymaması ile dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesi karışmış olduğu bu kazada, 2918 sayılı karayolları Trafik kanununda belirtilen ( Madde 53- b- Sola dönüşlerde sürücüler; 1. Sola dönüş işareti vermeye, 2. Yolun gidişe ayrılmış olan kısmının soluna yaklaşmaya, 3. Hızını azaltmaya mecburdurlar ve kanuna bağlı olan yönetmeliğin Madde 94- Sürücüler; c- Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek zorundadırlar, h- Sürücülerin; Kavşaklara yaklaşırken; yerleşim yerlerinde 30, yerleşim yerleri dışında 150 metre mesafe içinde ve kavşaklarda şerit değiştirmeleri yasaktır.) ve aynı kanunun 84. maddesinde belirtilen sürücülere ait olan asli kusurlardan 6 ( Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma.) kurallarını ihlal ettiğinden, % 80 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Karayolları Fen Heyetinden alınan 28/04/2021 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı sürücü ...; yönetimindeki motosiklet ile sağ şeridi takiben olay yeri kavşağa yaklaşırken yolun sağında beklerken gördüğü araca yaklaştığı sırada beklemekte olan aracın sola dönüş işareti vermesi üzerine bu araç sürücüsünün ses cihazı ile uyarmakla beraber, bu araç sürücüsünün uyarıyı gerçekten alıp almadığını dikkate alıp aracının hızını asgari seviyeye düşürmesi, bu araç sürücüsünün sola doğru manevraya başlaması üzerine etkili fren tedbirine başvurması gerekirken yeterli tedbir almamasının yaralanması ile sonuçlanan olayda ikinci derecede ve düşük bir oranda (%10) etkili olduğu, davalı sürücü ...; yönetimindeki araç ile “U” dönüşün yasak olduğu olay yeri kavşağa yaklaşırken emniyetli bir zaman ve mesafe önceden sola dönüş işareti vererek, sol şeride geçmesi ve hızını azaltması gerekirken, aksine yolun sağındaki bankete geçerek duraklamasının akabinde dikkatsiz ve tedbirsizce sola dönüş manevrası yapmaya çalışmakla, her ne kadar sola dönüş işareti vermiş ise de arkasından gelen taşıt trafiğini dikkatle kontrol etmemekle, gerisinden yaklaşan araçların hız ve mesafesini dikkate almamakla, emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış bulunan araçların geçmesini beklememekle, sola manevraya başladığı anda arkasından sağ şeridi takiben gelen ve yakın mesafede bulunan davacı sürücünün ses cihazı ile uyarmasının akabinde bir an duraklayıp tekrar hareket etmek sureti ile davacı sürücüyü yanıltmakla, böylelikle yakın mesafede bulunan ve seyrine devam eden motosikletin geçişi sırasında ani ve kontrolsüzce sola manevra yaparak davacı sürücünün seyir şeridini kapatmakla, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 46. Maddesi (b-c) bendi, 53. Maddesi (b) bendi ve 67. Maddesi (a) bendi hükümlerine aykırı dikkatsiz ve tedbirsizce davranarak adı geçen kanunun 84. Maddesinde belirtilen “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak” ve “manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak” gerekçeleri ile meydana gelen olayda % 90 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Buna göre mahkemece Karayolları Fen Heyetinden aldırılan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu gibi diğer kusur raporları arasındaki çelişkinin de giderilmiş olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu savunmuştur.
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 20/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın yaralandığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarihli, ... sayılı maluliyet raporuna göre davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 4 aya kadar olduğu, alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalının % 90 oranında davacının ise 10 oranında kusurlu olduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve yaralanmasının niteliği, olay tarihi ve TMK'nın 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın fazla olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili geçici iş göremezlik tazminatının hesabının hatalı olduğunu, ayrıca hükme esas alınan ücretin SGK kayıtlarındaki ücret olması gerekirken fazla miktar üzerinden hesaplama yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, davacının olay tarihindeki gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Davacının olay tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer davacının gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve yine asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.
Dosya kapsamından, davacının çalıştığı iş yerine yazılan müzekkere cevapları, aldığı ücrete ilişkin bordro, belge ve kayıtlar celp edilmiş, ayrıca davacının aynı iş yerinde birlikte çalıştığı tanığın beyanları alınmış olup tazminata esas gelirin bu miktar üzerinden hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE;
a- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2022 tarih ve 2018/284 Esas, 2022/382 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 6. ve 8. BENDİNİN HÜKÜMDEN ÇIKARILMASINA,
b- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,
İstinaf giderleri açısından;
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'den alınması gereken 661,71 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 165,45 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 496,26 TL harcın işbu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan 173,15 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... tarafından yapılan 75,85 TL istinafa dosya gönderme ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.25/02/2025
Başkan Üye Üye
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.