T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/196 - 2025/473
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/196
KARAR NO : 2025/473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2021
NUMARASI : 2016/1992 Esas, 2021/767 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : 1 -...
VEKİLİ :...
DAVALI : 2 -...
VEKİLİ : ..
İHBAR OLUNAN : ...
DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2021 tarih ve 2016/1992 Esas, 2021/767 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/05/2016 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken yaya müvekkiline çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kalıcı olarak beden gücü kaybına maruz kaldığını, kaza sonucunda müvekkilinin tedavi gördüğünü, ancak telafisi mümkün olmayan kalıcı hasarlar meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet verenin müvekkili olmadığını, davacı olduğunu, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davanın ...'ye ihbarını talep ettiklerini, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, manevi tazminat miktarının oldukça fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek üzere kaza ile sakatlık arasında illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, maluliyet oranının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine, davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; kusur oranları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, manevi tazminat üzerinden kısmen reddedilen miktarla ilgili bir de karşı tarafa vekâlet ücretine hükmedilmesinin müvekkilini daha da mağdur ettiğini,
İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan maluliyet raporunun hatalı ve eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili; kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu nedenle manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına dayalı maluliyetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
Davacı vekili hükmedilen tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüş, davalı vekili ise müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 22/05/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ...'nın yaralandığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. ihtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 29/03/2021 tarihli ve 5974 sayılı maluliyet raporuna göre davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar olduğu, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalının % 30 oranında davacının ise % 70 oranda kusurlu olduğu, davacının herhangi bir işte çalışmadığı, davalı araç sürücüsü ...'ın ise ...'de bölge müdürü olarak çalıştığı, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve hayati tehlike oluşacak şekilde yaralandığı, beyin cerrahi bölümünde 21 gün yoğun bakım tedavisi gördüğü, beyin ameliyatı olup vücudunda pelvis kırıkları ve kalçada çatlak bulunduğu, buna göre yaralanmasının niteliği, olay tarihi ve TMK'nın 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu anlaşılmış, talebin kısmen kabulü ile davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin manevi tazminatın reddi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu ilgili İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun esas alınması gerekmektedir.
Mahkemesince alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. ihtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 29/03/2021 tarihli ve 5974 sayılı raporun "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş olduğu, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Buna göre, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihi olan 22/05/2016 tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olarak alınmış olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin maluliyet raporunun hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili kazanın oluşumunda davalı ...'ın kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Olay tarihli kaza tespit tutanağında, davacı yaya ...'nın 2918 sayılı KTK'nun 68/b-3 maddesini ihlal ettiği, davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise 2918 sayılı KTK'nun 52/a maddesini ihlal ettiğinden her iki tarafın da kusurlu oldukları belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 19/07/2017 tarihli kusur raporunda; bu kazanın oluşumunda, irdeleme bölümünde anlatılan sebeplerden dolayı, Yaya ...'nın, yaklaşan aracın hızını ve uzaklığını dikkate almadan yolun karşısına geçmeye çalışıp, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/b-3 “Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne almak zorundadırlar.” maddesini ihlal ettiğinden % 70 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise; şehir içi hız limitlerini üzerinde seyrederek, hızını trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından, aynı kanı 52/b “Sürücüler, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve ik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” maddesini ihlal ettiğinden % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece alınan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı raporunda ise; davacı yaya ..., karşıdan karşıya geçişlerde uyulması gereken kurallara uymamış, ilk geçiş hakkının araçlarda olduğu yerde yaklaşan aracın hız ve uzaklığına dikkat etmemiş, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak kontrolsüzce ve koşar şekilde yaklaşan aracın seyir yoluna girerek meydana gelen olaya sebebiyet vermiş olup olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleriyle % 100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş yolda seyri sırasında olay yerine geldiğinde, yakın mesafeden koşarak yola giren yayaya çarptığı olaydaki oluş şartlarında, mevcut verilerle oluşa etken kural ihlali görülmediğinden atfı kabil kusuru olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece kusur raporlarına yapılan itirazlar nedeniyle ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin 3 kişilik bilirkişi heyetinin 19/06/2019 tarihli raporunda ise; davacı yaya ..., motorlu taşıtlar tarafından kullanılmakta olan, devlet karayolu nitelikli bir yola, yolun girişine müsait olup olmadığını gerektiği gibi etkin şekilde kontrol etmeksizin girip, anılan yolu takiben yaklaşmakta olan, davalı sürücü ... yönetimindeki taşıta (... plaka numaralı otamobil) da dikkat etmeyerek, bu taşıtın hızı ve aralarındaki mesafeyi birlikte değerlendirmeden, kendisine tehlikeli biçimde yaklaşmış olduğu anlaşılan bu taşıtın önüne emniyetsiz mesafeden çıkıp, gelişigüzel biçimde karşıdan karşıya geçmeye kalkışmakla, kendi can emhiyetini tehlikeye düşürdüğü gibi, motorlu taşıtların ilk geçiş hakkı kuralını da alenen ihlal etmiştir. Davacı yaya ...'nın, tedbirsiz, dikkatsiz, özen yükümlüğüne ve yaya hareketlerini düzenleyen kurallara aykırı şekilde davrandığı, hatalı bu davranışının Kazanın meydana gelmesinde birinci derecede etkili bulunduğu ve % 70 kusurlu olduğu, davalı sürücü ..., yerleşim yerinden geçmesi itibariyle hız sınırlamasına tabi ve yaya girişlerinin pek muhtemel bulunduğu bir yolda taşit yönetmektedir. Bu durumda kendisinin, mevcut yol ve mahal şartlarına uygun, asgari ve kontrollü seviyede bir hızla seyrettikten başka, yola doğru her an için her cihetten hatalı yaya girişleri olabileceği ihtimaline karşı hazırlıklı bulunup, böyle bir durum karşısında zamanında ve etkili tedbir alabilmek bakımından, seyri esnasında toplu dikkat halinde ve tedbirli davranması gerekirdi. Edinilen bilgilerin olayın cereyan tarzı ışığında irdelenmesi sonucunda, davalı sürücü ...'ın belirtilen hususlara riayet etmediği, anılan yolda, olay yeri şartlarına göre yüksek seviyede olduğu anlaşılan bir hızla, gerektiği ölçüde dikkâtli ve tedbirli davranmaksızın seyretmesi nedeniyle, karşıdan karşıya geçmek üzere, gidişine göre, sol taraftan yola giriş yapıp karşı istikamet yol bandını aştıktan sonra seyir izine çıkan yayaya, etkili tedbir alamadan çarptığı açıklık kazanmaktadır. Davalı sürücü ...'ın, tedbirsiz, dikkatsiz, özen yükümlülüğüne ve hızın mevcut şartlara uygunluğunu sağlama kuralına aykırı şekilde hareket ettiği, seyir güvenliği bakımından hatalı bu sıvk ve idaresinin kazanın meydana gelmesinde ikinci derecede etkili olduğu ve % 30 kusurlu olduğu belirtilmiş, kaza akabinde düzenlenmiş olan, 22/05/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağında ve 19/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan görüşlerin heyetin görüşü ile örtüşmekte olduğu belirtilmiştir.
Buna göre mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi'nden aldırılan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile mahkemece alınan kusur raporu ile de uyumlu olduğu, ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile diğer kusur raporları arasındaki çelişkinin de bu rapor ile giderilmiş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2021 tarih ve 2016/1992 Esas, 2021/767 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
3-Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının REDDİNE,
4-Davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Maddi tazminat yönünden; alınması gereken 59,30 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-a)Manevi tazminat yönünden; Alınması gereken 4.098,60 TL karar harcından, peşin alınan 34,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.064,44 TL karar ve ilam harcının davalı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 16/09/2021 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
8-Davacı tarafından maddi tazminat yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı tarafından manevi tazminat yönünden yapılan 34,16 TL harç gideri, 1.798,43 TL (kusur bilirkişi raporu gideleri, ATK maluliyet raporu, posta ve talimat gideri) yargılama gideri olmak üzere toplam 1.832,59 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.099,554 TL yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
11-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine,
13-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT 10/2. maddesi uyarınca manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya ödenmesine,
14-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
15-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
16-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'tan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının işbu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
17-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
18-Davacı tarafından yapılan 162,50 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,
19-Davalı ... tarafından yapılan 83,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY İLGİLİ HUKUK DAİRESİ nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 25/02/2025
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.