T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2656
KARAR NO : 2024/2897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... - ... - ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... ... SİGORTA -
VEKİLLERİ : Av. ..
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20/01/2016 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, 100,00 TL maddi tazminat tutarının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 06/06/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; dava değerini 24.495,00 TL arttırarak toplam 24.595,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; 21.668,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 2.927,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 24.595,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 06/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kaza tarihinde 17 yaşında olduğunu, gelir getirici bir işte çalışmadığını ve öğrenci olduğunu, geçici iş göremezlik zararının doğmadığını, bu nedenle davacının geçici iş göremezlik talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılırken geçici iş göremezlik tazminatının hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından dava öncesinde davacıya yapılan ödeme ile bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre tespit edilen tutar arasında fahişlik bulunmadığından ibranamenin iptal edilemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmayacağını, davaya konu kusur oranlarına ilişkin çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,65 teknik faiz üzerinden yapılması gerektiğini, olayın ve zararın meydana geliş şekli dikkate alındığında davacının kask ve koruyucu kıyafet takmamış olması nedeni ile hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca hükmolunan tazminata dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazazında meydana gelen maluliyetten kaynaklı kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekilinin davacının kaza tarihinde 17 yaşında olduğu, bu nedenle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacının yaşının küçük olması nedeni ile geçici iş göremezlik ödeneği alamayacağını, kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de,
Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza geçiren kişinin tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışmaması ve bu nedenle iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmazı durumudur. Zarar belirlenirken, davacının elde ettiği gelir üzerinden, yani bilinen gerçek gelir üzerinden, bu belirlenemiyorsa, genel aktif çalışmaya 18 yaşında başlayacağı kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş görmezlik tazminatının belirlenmesi gerekmektedir.
Eldeki dosyaya baktığımızda mahkemece ... ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 28.02.2022 tarihli rapor incelendiğinde davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği, rapora göre davacının 3 ay iyileşme süresinin bulunduğu belirlenmiştir. Davacı kaza tarihinde 17 yaş 10 ay 5 günlük olup kaza tarihi itibarı ile 18 yaşından küçük olmakla, gelir getirici bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediğine ve sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının öğrenci olduğunun anlaşıldığına göre 3 aylık bu süre için davacının geçici iş görmezlik zararı oluşmayacağından reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de, davacının tedavisinin devam ettiği 3 aylık geçici iş göremezlik süresinde 18 yaşını ikmal ettiği, bu kapsamda 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren ise, bakiye süre için geçici iş göremezlik zararını talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacının 18 yaşını ikmal etmiş olduğu tarihten itibaren 3 aylık geçici iş göremezlik süresi içerisinde kalan 1 ay 5 gün için geçici iş göremezlik zararı belirlenerek buna göre kabul kararı verilmesi gerekmektedir. Dosya arasında bulunan aktüer bilirkişi raporundaki asgari ücret verileri dikkate alındığında davacının geçici iş göremezlik zararının 1.517,95 TL olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu miktar üzerinden kabul kararı verilmesi gerektiği halde davacının 18 yaşından küçük olduğu dönem için de zarar hesabı yapılarak kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bu yönü ile davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlikten sorumlu olmadıklarına yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar geçici iş göremezlik zararından sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de,
09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır bu yönü ile buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Davalı vekilinin kalıcı iş göremezlik zararına yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davacının dava öncesinde davalı ... şirketine yapmış olduğu başvuru üzerine kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olarak 12.317,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Bu ödeme karşılığında davacı asil 01.11.2017 gününde davalı ... şirketine ibraname vermiştir. Davadan önce yapılan ödeme üzerine davacının ibraname vermiş olması nedeni ile yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak yapılan ödemenin davacının tüm zararını karşılayıp karşılamadığı, ödeme ile zarar arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı, KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptaline karar verilip verilmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından davalı ... şirketine 01.11.2017 gününde ibraname verilmiş, davacı süresi içerisinde 30.11.2017 gününde açmış olduğu bu dava ile ibranamenin iptalini talep etmiştir. Dosya arasında bulunan aktüer bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaba göre, davacının zararının 16.648,00 TL olduğu belirtilmiştir. Ne var ki, söz konusu belirlenen 16.648,00 TL'lik zarar içerisine davacının geçici iş göremezlik süresi için belirlenen 2.927,00 TL'lik miktar da dahil edlimiştir. Halbuki, davalı ... şirketi tarafından bu davadan önce davacıya kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin ödeme yapılmış olup, söz konusu bu zarara ait ödemenin yerinde olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Dolayısıyla geçici iş göremezlik zarar miktarının kalıcı iş göremezlik zarar miktarına dahil edilmiş olması hatalıdır. Buna göre, ödeme tarihindeki veriler dikkate alındığında davacının kalıcı iş göremezlik zararının 13.721,00 TL olduğu belirlenmiştir. Davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme miktarı ise 12.317,00 TL olup, yapılan ödemenin davacının zararının %8976 (%90 oranında) oranında karşıladığı görülmüştür. Şu halde, davalı tarafından yapılan ödeme miktarı ile davacının belirlenen zararı arasında misli fark bulunmadığı, fahiş fark olmaması nedeni ile davacı tarafından verilen ibranamenin iptalinin istenemeyeceği anlaşıldığından davacının kalıcı iş göremezlik zararının tümü ile reddi gerektiği halde kısmen kabulü doğru olmamıştır. Bu yönü ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davaya konu kusur oranlarına ilişkin çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda kazanın hemen akabinde düzenlenen kaza tespit tutanağı incelendiğinde davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün geçiş üstünlüğü kuralına uymaması nedeni ile asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden aldırılan 20.06.2018 günlü kusur raporunda ise, meydana gelen trafik kazasında davalı ... şirketine sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün yasak olmasına rağmen U dönüşü yapması nedeni ile %75 oranında asli kusurlu olduğu, dosyamız davasının ise %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Buna göre hükme esas alınan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluş ve özelliklerine uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, dava dışı sürücünün yasak olmasına rağmen U dönüşü yapması nedeni ile meydana gelen kazada %75 oranında kusurlu kabul edilmesinde herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,65 teknik faiz üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosya içerisinde mevcut aktüer raporu incelendiğinde, raporun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, kaza tarihinin 20.01.2016 olduğu, 19.06.2021 tarihli değişiklik öncesi olaylarda Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre tazminat hesabında TRH2010 Tablosunun ve zarar hesabının da Progressive Rant Yöntemine göre yapılması gerektiğinin kabul edildiği, hükme esas alınan hesap raporunun açıklayıcı, gerekçeli, denetime olanak verir ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili davacının kask ve koruyucu kıyafet takmamış olması nedeni ile hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de,
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Dosya kapsamından davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, davacının yaralanmasının kask takılması zorunlu baş bölgesinden olmayıp maluliyetinin sağ el parmak kırığından kaynaklandığı, davacının kask takmaması ile yaralanması arasında illiyet bağının bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin faiz tarihine yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekili hükmolunan tazminata uygulanan faiz tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 97 ve 99. md.leri gereği dosyaya baktığımızda; davacı vekili müvekkilinin 20.01.2016 gününde meydana gelen trafik kazası nedeni ile yaralandığını ve tam olarak iyileşemediğini belirterek davalı ... şirketinden 25.09.2017 tarihinde, hastane evrakları ile kaza tespit tutanağı ve diğer ilgili evraklar ekli olacak biçimde maddi tazminat davası isteminde bulunduğu dikkate alındığında, iş bu başvurudan 8. iş günü sonra 06.10.2017 tarihinden itibaren davalı ... şirketinin temerrüte düştüğünün kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmekle davalı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
HMK 353/1-b-2 maddesine göre" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE;
2-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
3-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
a)-Davacının kalıcı iş görememezlik tazminatı talebinin Reddine,
b)-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin Kısmen Kabulü İle; 1.517,95 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 06/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
4-a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 117,40 TL harcın mahsubu ile bakiye, 310,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
b-İlk derece mahkemesince 19.07.2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen 1.562,68 TL harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c-Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harç, 31,40 TL başvurma harcı ve 86,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 148,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 820,00 TL adli tıp muayene ücreti, 1.100,00 TL bilirkişi ücreti,172,50 TL tebligat ve 130,45 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.222.95 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 137,76 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 1.517,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 10/2. maddesi uyarınca hesap olunan 1.517,95 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;
10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
12Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
13-Davalı tarafından harcaması yapılan 105,50 TL istinafa dosya gönderme giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.05.12.2024
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır