(2709 S. K. m. 174) (5237 S. K. m. 3, 22, 44, 51, 52, 53, 62, 89, 179) (2918 S. K. m. 48, 52, 84) (5271 S. K. m. 170, 225, 231, 238, 267, 268, 280, 324) (YİBK 02.05.1966 E. 1966/4 E. 1966/3 K.)
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
İddia: Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2015 tarih 2015/1321 esas sayılı iddianamesi ile sanık Remzi Balta hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nun 89/4, 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Anamur 2.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı: Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/09/2017 tarih 2015/835 esas 2017/577 karar sayılı kararı ile sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiş, iş bu karara karşı sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık 13/04/2018 tarihli savunmasında: "Olay günü bir yakınımın nişan töreni vardı. Bende bu nişana katıldım. Öğlen saat 13:30 civarında nişan töreninde 2 adet bira içtim. Daha sonra köyüm olan Gercebahşiş'e geri döndüm. Bana ait olan muz seramda 4 saat kadar sulama yaptım ve seramla ilgilendim. Daha sonra kızım ve oğlum beni telefonla aradılar Anamur terminalinden kendilerini almamı istediler bende onları almak için yola çıktım. Aracın hızı saatte 50-60 km civarındaydı. Çeltikçi mahallesine geldiğimde benim şeridimde tam karşımdan bir araç geldi. Uzun farları açık vaziyetteydi. Bu araç ile aramızda tahimen 20-30 metre kadar mesafe kalmıştı kurtarma şansım yoktu. Bu araca çarpmamak için onun gelmesi gereken şeride doğru direksiyonu sola kırdım. Sanırsam o da paniklediğinden benim direksiyonu kırdığım yöne doğru o da direksiyonu kırdı. Bu nedenle iki araç kafa kafaya çarpıştı. Daha sonra çevredekiler yanımıza geldiler ve bize yardım ettiler. Ambulans ile bizi hastaneye götürdüler. Ben o anda direksiyonda kimin olduğunu görmedim ancak olay sonrasında çevreden sorduğumda aracın M. Ç. un kullandığını ve ehliyetsiz olduğunu öğrendim ayrıca kaza anında Şoför M. Ç. hakkında tutulan tutanağın kazadan 10 gün sonra araç sürücüsünün N. Ç. olarak değiştirildiğini öğrendim ayrıca tanıklar R. O. ve D. A.'in mahkemede verdikleri beyanda araç şoförünü sıkışan kapıyı kırmak suretiyle kendilerinin araçtan çıkardığı ve şoförün erkek şahıs olduğunu beyan etmişlerdir. Yazılı savunmamı ve tarafların şikayetten vazgeçtiklerine dair dilekçe suretini mahkemenize sunuyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve gerekçesi;
10/7/2015 tarihinde akşam saatlerinde hava kararmak üzeri iken katılan N. Ç.' un kullandığı …. plakalı araç içerisinde eşi katılan M. Ç. ve çocukları mağdurlar Y. Ç. ve A. Ç.'un bulunduğu ve aracın Anamur merkezden hareket ederek evlerinin bulunduğu mahalleye doğru hareket halinde olduğu, sanık R. B.'nın kullandığı … plakalı aracın Anamur ilçesine doğru hareket halinde olduğu, Çeltikçi Mahallesi civarında her iki aracın karşı yoldan birbirlerine doğru hareket halinde oldukları, kaza mahalline girmeden önce her iki araç için de yolu sanığa göre sağa doğru viraj ve bir miktar yükseltili olduğu bu haliyle sanığın yolun 50-100 metreden ötesinin görmesinin mümkün olmadığı, yine aynı şekilde katılan N.'nin de yolun kendisine göre sola doğru viraj ve yolun tepe noktasına çıkıncaya kadar yolun ilerisini görmesinin mümkün olmadığı, sanığın önünde bulunan aracı sollamak maksadı ile veya alkolün verdiği etki ile aracın hakimiyetini tam olarak sağlayamaması nedeniyle sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte ilerde yolun viraj ve tümsek olduğunu görmesine rağmen kendi şeridinden ayrılarak katılanın şeridine geçtiği, katılanın kullandığı araç ile seyir halinde iken yolun tepe noktasına geldiği anda karşıdan gelen sanığın aracının kendi şeridinde olduğunu görmesi üzerine aracın firenine basarak şerdin sağına doğru mümkün olduğunca yanaşmaya çalıştığı, hatta yolun durumunun imkan verdiği ölçüde emniyet şeridine doğru hareket ettiği, sanığın kullandığı araç ile fren yapmasına rağmen aracını durduramadığı, kendine göre yolun sağında müsait bir boşluk olmasına rağmen aracı buraya hareket ettirmediği veya kendi şeridine geri dönmediği ve dönemediği, katılanın kaçmış olduğu emniyet şeridine doğru hareket ettiği ve katılan aracı ile kafa kafaya çarpıştıkları, meydana gelen kazada katılanlar N. Ç. ve M. Ç. ile mağdur Y. Ç. ve A. Ç. 'un yaralandığı tespit edilmiştir.
Adli muayene raporlarında katılan N. ve Y. Ç. A. Ç.'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek, katılan M. Ç. ise vücudunda kemik kırığı olacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı tespiti yapılmıştır.
Jandarma trafik ekiplerince tutulan trafik tespit tutanağında, kazanın oluşumunda ….. plakalı araç sürücüsü sanık Remzi Balta'nın şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun ve diğer araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının belirtildiği ayrıca kaza esnasında sanık R. B.'nın 4.82 Promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Sanık bu eylemi ile üzerine TCK 179/3 maddesi yollaması ile 179/22 maddesinde belirtilen alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak ve TCK 89/1-4 22/3 maddesinde belirtilen bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. TCK 44 maddesi gereğince taksirle yaralama suçunun cezanın daha ağır olduğu anlaşılmakla sanığın taksirle yaralama suçunundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve kusurun karşı tarafta olduğunu, kendisinin öğle vakti alkol aldığını bu miktarda alkol çıkmasının mümkün olmadığını, olay günü de kendisinin aracı ile seyir halinde iken viraj noktasına doğru yanaştığında katılanın M. Ç.'un kullandığı otomobilin bir anda kendi şeridine geçmesi üzerine kendisinin kazaya engel olmak için yolun sol şeridine karşıdan gelenlere ait şeride geçtiğini, ancak katılanın da bu esnada kendi şeridine geçtiğini, bu defa yoldan çıkmak sureti ile kazaya engel olmaya çalıştığını ancak katılanın aracı ile gelerek kendi aracına vurduğunu iddia etmiş ise de,
Mahkememizce yapılan keşif esnasında, sanığın gelmiş olduğu istikametin hemen sağından ve kaza noktasına çık yakın bir noktada tali yolun mevcut olduğu ve yolun ana yola bağlanan kısmının yeterince uzun ve geniş olduğu görülmüştür. Sanık alkollü olmaması halinde henüz kaza meydan gelmeden yolun bu kısmına aracın sürmesi makül ve mantıklı iken almış olduğu alkolün de etkisi ile anlık refleks gösteremeyerek kazanın oluşumuna sebebiyet vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği tespiti yapılmıştır. Sanığın kullanmış olduğu alkolün 100 promilin yaklaşık beş kat fazlası olduğu düşünüldüğünde kazanın olmaması için yapması gerek hareketleri yapmasının mümkün olmadığı görülecektir.
Ayrıca sanığın almış olduğu alkol oranı ve yukarıda belirtilen Adli Tıp İhtisasa Kurulu raporu da dikkate alındığında, sanığın almış olduğu alkol ile trafikte araç kullanması halinde trafik güvenliğini tehlikeye sokacağını bilmesine rağmen kendi şoförlüğüne güvenerek bir şey olmaz düşüncesi ile hareket ettiği ancak kazanın oluşumuna da engel olamadığı ve kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmakla eylemini bilinçli taksirle işlediği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda …. Plakalı kamyonet sürücüsü R. B. Ermenek-Anamur il yolu üzerinde Anamur ilçesi istikametine doğru seyri sırasında alınmış olduğu alkol ve aracın hızı sebebiyle aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı şeride geçerek aracının ön kısımlarıyla karşı yönden gelen otomobilin ön kısımlarına çarptığı bu kazada; 2918 sayılı K.T.K' nun 48/5 (yasal sınırın üzerinde alkollü araç kullanmak); 52/1b(hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) ve aynı kanunun 84.maddesinde yer alan asli kusurlardan olan 84/g (şeride tecavüz etme) maddelerini ihlal ettiği ve bu kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğu, 2-)…. Plakalı otomobil sürücüsü N. Ç. Anamur-Ermenek il yolu üzerinde Ermenek ilçesi istikametine doğru kendi şeridinde kurallara uygun şekilde seyrederken karşı yönden gelip aniden önüne çıkan kamyonete karşı, kazayı bertaraf etme adına yapabileceği bir şeyin olmaması nedeniyle bu kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı" tespiti yapılmıştır. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik ihtisas Dairesi' nin 31/10/2016 tarihli raporunda; bilirkişi raporu ile benzer şekilde sanığın kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır.
Sanığın "taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçunu işlediğini sübut bulması nedeniyle, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 89/4 maddesi gereğince, sanığın asli kusurlu olması, almış olduğu alkol oranı meydana gelen zarar, dört kişinin yaralanması, birinin yaralanmasının btm ile giderilebilir olmaması dikkate alınarak takdiren alt sınırdan ayrılmak suretiyle cezalandırılmasına, sanığın eylemini bilinçli taksirle işlemiş olduğu anlaşılmakla hakkında verilen cezanın TCK 22/3.maddesi gereğince 1/3 oranında arttırılmasına, mahkemeye saygılı tutumu göz önüne alınarak hakkında verilen cezanın TCK'nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında takdiri indirim uygulanmasına karar verilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
1) Suça ilişkin koşullar:
a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması,
b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alına İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması,
2) Sanığa ilişkin koşullar:
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d- Sanığın açıkça bu kurumun uygulanmasını kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi,
e- Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilememesi gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin yukarıdaki koşullar değerlendirildiğinde, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı görülmüş ise de; sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda Mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması ayrıca katılanların zararını gidermediği anlaşıldığından yasal şartlar oluşmadığından, 5278 S.K.’nun ile değişik 5271 sayılı CMK.’nun 231/6c, TCK 51. maddesi gereğince sanık hakkında cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, Mahkememizde gözlemlenen kişiliği, suçu inkarı suçun işlenmesindeki özellikler, özellikle almış olduğu alkol oranı ve 4 kişinin basit olmayan şekilde yaralanmasına sebep olması dikkate alınarak sanık hakkında verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Cumhuriyet Savcısı Esas Hakkındaki Mütalaasında;
Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de istinaf aşamasında vaki şikayetlerin tamamından vazgeçildiği, mağdur M. Ç. dışındaki mağdurların yaralanmalarının takibinin şikayete bağlı olduğu ancak mağdur M. Ç. 'un nitelikli yaralanması nedeniyle bu kişinin yaralanmasından dolayı sanığa atılı suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı anlaşılmakla;
İlk derece mahkemesince taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın eylemine uyan TCK'nun 89/1, 22/3, 89/2-b, 53/6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizce Yapılan Değerlendirme;
Katılanlar M. ve N. Ç. 'un kendi adlarına, ayrıca çocukları olan mağdur Yasin adına istinaf aşamasında şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle katılan sıfatlarının kalmaması, şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle suçun vasfının değişmesi, yargılama giderlerinin kararda açıkça gösterilmemesi, sanığın kusur ve alkol derecesi itibari ile TCK'nun 3. maddesi hükmü karşısında sürücü belgesinin geri alınma süresinin az olarak belirlenmesi, yine mağdurlar M. ve N.'nin vazgeçme dilekçelerinde sanığın, zararlarını giderdiğini beyan etmiş olmaları nedeniyle daha önceden herhangi bir adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından Dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
10/07/2015 günü saat 21.15 sıralarında 33-62 İl Yolu üzerinde Ermenek istikametinden Anamur istikametine seyir halinde olan sanık sürücü R. B.'nın yönetimindeki …. plaka sayılı kamyonetin ön kısmının, karşı istikamette seyreden, mağdur M. Ç.’un yönetimindeki … plaka sayılı otomobilin ön kısmıyla çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,
Kaza mahallinin meskun mahal olduğu, yolun iki yönlü, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin gece, yolun tepe üstü virajlı, yol genişliğinin 6.8 m olduğu, yol üzerinde devamlı yol şerit çizgisinin mevcut olduğu, çarpışma noktasının … plaka sayılı otomobilin istikamet şeridi üzerinde işaretlendiği, yol üzerinde …. plaka sayılı kamyonete ait kamyonetin istikamet şeridinden başlayarak sola yönelen 20.6 m fren izi bulunduğu, her iki aracın seyir istikametinde viraj levhalarının bulunduğu, mahalde aydınlatmanın mevcut olduğu, sanığın 4.82 promil alkollü olduğu,
Çarpışma noktasının mağdur M.’in istikamet şeridi üzerinde olması nedeniyle sanığın kazadan önce şerit ihlali yaptığının ; kazadan hemen sonra çarpışan araçların yanına gelen tanık M. R. O.’ın beyanı karşısında …. plaka sayılı otomobilin sürücüsünün mağdur M. Ç. olduğunun kabul edilmesi gerektiği,
Sanığın alkollü olması ve şerit ihlali yapması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu; mağdur M. ’in emniyet kemeri takmadan araç kullanması nedeniyle alt düzeyde tali kusurlu olduğu,
Olay nedeniyle mağdurlar N. ve Y.’in basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde; mağdur M. ’in ise hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve orta derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları,
Suç tarihinin 6763 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce ve taksirle yaralama suçunun bu yasadan önce de (bilinçli taksir hali dahil) uzlaşmaya tabi olması nedeniyle, soruşturma aşamasında taraflara uzlaşma teklifinde bulunulduğu, sanığın ve mağdurlar Naşide ile Memiş’in uzlaşmak istemediklerini beyan ettikleri gibi bu yönde uzlaşma teklif formlarını imzalamış olmaları nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı,
Karardan sonra mağdurlar N. ve M.’in birlikte dosyaya sunmuş oldukları dilekçe içeriğine göre, sanığın, mağdurların olay nedeniyle uğramış oldukları zararları giderdiği,
Ve maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Sanığın olay sırasında şerit ihlali yapması ve 482 promil alkollü olması nedeniyle TCK’nun 22/3. maddesinde düzenlenen bilinçli taksirin koşullarının somut olayda gerçekleştiği kabul edilmiştir.
TCK'nun 89/5. maddesine göre, bilinçli taksirle yaralama suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının, aynı Kanun’un 89/1. maddesindeki yaralanma hali hariç olmak üzere, şikayete tabi olduğu, mağdur Naşide’nin kendi adına, mağdur Yasin’in yasal temsilcileri olan mağdurlar N. ve M.’in ayrıca Y. adına karardan sonra (istinaf incelemesi aşamasında) şikayetlerinden vazgeçtiği anlaşılmakla, sanığın, yalnızca mağdur M.’in nitelikli şekilde yaralanması nedeniyle TCK'nun 89/1, 22/3, 89/2-b maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği anlaşılmış, değişen suç vasfı nedeniyle Dairemizce talimat yolu ile sanığa ek savunma hakkı verilmiştir.
Mağdurlar N. ve M. ile mağdur Y. vekilinin davaya katılma talebine karşı, ilk derece mahkemesince, sanığa ve müdafisine diyeceklerinin sorulmaması CMK’nun 238/3. maddesine aykırı ise de, bu aykırılığın mutlak değil nisbi hukuka aykırılık niteliğinde olması, ayrıca nisbi nitelikteki bu hukuka aykırılığın hükmün esasına etkili olmaması nedenleriyle bu husus davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmamıştır.
CMK’nun 324. maddesinin 2. fıkrasında "hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 26/05/1935 gün ve 111/7 sayılı "yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 02/05/1966 gün ve 4/3. sayılı "tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini” belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz/istinaf yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerekir. İlk derece mahkemesinin kararında yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu ve toplam miktarın ne olduğu açıkça gösterilmemiş olması CMK'nun 324. maddesi ve İBK'ya açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
CMK’nın 170, 225. maddelerindeki düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nun 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir." İlk derece mahkemesi tarafından, iddianamede dava konusu yapılmayan mağdur Ali'nin yaralanmasının da yargılamaya konu yapılması CMK'nun 170 ve 225. maddelerine aykırı görülmüştür.
Güvenlik tedbiri olması nedeniyle kazanılmış hak teşkil etmeyeceğinden, aleyhe istinaf başvurusu olmasa da, sanığın sürücü belgesinin TCK'nın 53/6. maddesi uyarınca geri alınma süresinin, kusur durumu ve alkol derecesi gözetilerek 1 yıl 6 ay olarak belirlenmesinin TCK’nun 3. maddesindeki orantılılık ilkesine uygun olacağı kabul edilmiştir.
CMK’nın 231. maddesindeki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, aynı maddenin 6. fıkrasındaki koşullar irdelenip, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte isabetle değerlendirilerek, denetime imkan verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin kararından sonra sanığın mağdurların olay nedeniyle uğradığı zararları giderdiği, sanığın daha önceden herhangi bir adli sicil kaydının bulunmadığı, yine sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz davranışının tespit edilmediği anlaşıldığından, Dairemizce sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM; Açıklanan nedenlerle;
I-Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/09/2017 gün ve 2015/835 Esas, 2017/577 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün CMK’nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
II-a-Sanığın, taksirle bir kişiyi yaralama şeklinde sübut bulan eylemine uyan TCK’nun 89/1. maddesi gereğince, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 240 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
b-Olayda bilinçli taksirin koşullarının bulunması nedeniyle sanığa verilen cezadan TCK’nun 22/3 maddesi uyarınca, alkolün derecesi gözetilerek, takdiren ve teşdiden yarı oranında artırım yapılarak sanığın 360 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
c-Mağdur Memiş’te kemik kırığı meydana geldiğinden verilen cezadan TCK’nun 89/2-b maddesi uyarınca takdiren yarı oranında artırım yapılarak sanığın 540 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
d-Sanığın sabıkasız kişiliği ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkiler de göz önüne alınarak verilen cezadan TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 450 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
e-Sanığa verilen adli para cezasının, sanığın yaşı, ekonomik ve sosyal durumu, diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca bir günü takdiren 20 TL’den hesap edilmek suretiyle sanığın sonuç olarak 9.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
f-Sanığa tayin edilen para cezasının miktarı, sanığın ekonomik ve şahsi halleri ile cezanın caydırıcılık amacı dikkate alınarak sanığa verilen para cezasının TCK’nun 52/4. maddesi uyarınca aylık 10 (on) eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtar edilmesine (ihtarat yapılamadı),
g-Sanığın olaydaki taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve alkol derecesi dikkate alınarak TCK’nun 53/6. maddesi uyarınca sürücü belgesinin takdiren ve teşdiden 1 YIL 6 AY SÜRE İLE GERİ ALINMASINA,
h-Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyetlerinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluştuğundan 5728 Sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK’nun 231/5. maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın CMK’nun 231/8. maddesi gereğince 5 YIL SÜRE İLE DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA,
Sanığın kişilik özellikleri, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak denetim süresi içinde hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde CMK’nun 231/10. maddesi gereğince açıklanması geri bırakılan hükmün ORTADAN KALDIRILARAK DAVANIN DÜŞMESİNE,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahiyeti hakkında sanığa CMK’nun 231/11. maddesi uyarınca ihtarat yapılmasına, (ihtarat yapılamadı.)
6-Yapılan 11 davetiye gideri 127,50 TL, bir talimat gideri 30 TL, posta gideri 30 TL, adli tıp gideri 212 TL ve keşif gideri 280 TL olmak üzere toplam 679,50 yargılama giderinin CMK’nun 325/2. maddesi uyarınca sanıktan tahsiline,
CMK’nun 231/12, 267 ve 268 maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde dairemize verilecek bir dilekçe ile veya tutanağa bağlanmak koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Adana 5. Ceza Dairesi’ne itiraz yoluna başvurma hakkı açık olmak üzere (itiraz yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleşeceği de dikkate alınarak) sanığın ve müdafisinin yokluğunda Cumhuriyet Savcısının mütalaasına uygun olarak 03/05/2018 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. (¤¤)