T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2259
KARAR NO: 2024/1562
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/06/2024
NUMARASI: ... ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVALI: ... -...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/10/2024
.... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi talebi sonucu Dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine sahte senet düzenlendiğini, sahte senet hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturma numarasının ... olduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, sahte senet ile davalının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, alınan ihtiyati haciz kararı ile ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, müvekkili adına başlatılan icra takibinde imzaya ve tebligata itiraz ettiklerini, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Kara sayılı dosyası ile imzaya itiraz taleplerinin reddedildiğini, tebligata itirazın kabul edildiğini, ancak burada müvekkili lehine bir karar çıkmadığını, hacizlerin durdurulmadığını, müvekkiline ait taşınmazların tümüne haciz konulduğunu, icra müdürlüğünce satış işlemleri için ihale hazırlığının yapıldığını, şayet müvekkiline ait taşınmazların satışı gerçekleştiğinde ve senetin sahte olduğu kanıtlandığında müvekkilinin telafisi mümkün olmayacak zarara uğrayacağını, müvekkilinin ev hanımı olduğunu, taşınmazlarının tümüne haciz konulduğunu, şayet dava reddedelse dahi davalının bir zararı bulunmayacağını, bu nedenle açılan davanın adli yardımdan karşılanmasını istediklerini, müvekkilinin ev hanımı olması nedeni ile dava konusu senette bildirilen miktarda bir ticaretinin mümkün olamayacağını bu nedenlerle öncelikle ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayısındaki icra takibinin tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin davalıya herhangi bir ayni ya da nakdi borcu bulunmadığının, müvekkilinin tacir olmadığının tespiti ile alacağa müstenit senedin iptalini talep ve dava etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi; "Hakim ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargı Çevresinde Kalması Nedeniyle, ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi" gerektiği gerekçesiyle dosyayı görevli ... Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmek üzere tevzi bürosuna göndermiştir.
... Asliye Ticaret Hukuk Mahkemesi; "Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararı ile ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin ... ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve iş bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına dair kararın ilgili tarihten sonra açılmış ve görülmekte olan dava ve işleri kapsadığından Mahkememizin görevli olmadığı, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının belirtildiği anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nun 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve mahkememizin görevsizliği"gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı vererek dosyayı merci tayin talebi ile Dairemize göndermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava, menfi tespit (kıymetli evraktan kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Genel anlamda bir mahkemenin görevi; belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna giren ilk derece (hüküm) mahkemelerinden hangisi tarafından bakılacağını ifade eder. İlk derece (hüküm) mahkemeleri; genel mahkemeler ve özel mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılır. Genel mahkemeler ise asliye ve sulh hukuk mahkemesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev; bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4 Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119). Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.04.2019 tarih 2017/11-10 E. 2019/401 K.)
Öte yandan, dava açılmasının usul hukukuna dair sonuçlarından biri de görevli mahkemenin belirli hale gelmesi olup; kural olarak dava tarihinden sonra görev ve yetkiye etki eden değişikliklerin mevcut davalar bakımından önem taşımayacağı anlamına gelmektedir. (Timuçin Muşul, Medeni Usul Hukuku, Savaş Kitabevi Ocak 2012 s. 121 vd.) Bunun doğal sonucu olarak belirtmek gerekir ki, usul kuralları ve bu kapsamda yer alan görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, aksine düzenleme yoksa derhal uygulanacağından, yapılan görev kuralı değişikliklerinin kanunda istisna niteliğinde geçiş hükümlerine yer verilmediği müddetçe eldeki davalara da uygulanması gerekir. Bunun en temel örneği, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 1. Maddesidir. 6100 sayılı HMK'nun maddesinde “Bu kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir. Yasakoyucu, bu hüküm ile, yapılan kanun değişikliğinden görülmekte olan davaların görev bakımından etkilenmemesi ve yargılamanın mümkün olan en hızlı şekilde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
Görev ve görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin açıklamalardan sonra Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresi belirlemesine yönelik 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararının hukuki niteliğini ve sonuçlarını açıklığa kavuşturmak gerekir. 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 4/1-a ve 7/2-f düzenlemelerine göre, Adalet Bakanlığı'nın bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun görevleri arasındadır.
Bilindiği üzere, kural olarak idari işlemler geriye yürümez. Bu ilke; hukuki güvenliğin bir gereği olarak kazanılmış hakların korunmasının ve henüz tamamlanmamış hukuki süreçlerin yapılabilecek yeni düzenlemelerden etkilenme ihtimalinin yaratacağı endişelerin de bertaraf edilmesini sağlayan bir teminat olarak değerlendirilip geniş yorumlanmalıdır. Eldeki uyuşmazlığın temeli olan Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerini belirleyen 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararına göre ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi ... ili mülki sınırları olarak belirlenmiş ve bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. İdari işlem niteliğindeki bu karar ile, kararın yürürlüğe girmesinden önce açılmış bulunan derdest davaların da devredilmesine dair özel bir madde hükmü taşımadığı gibi bu değişikliğin de ancak kanunla olabileceği Anayasa'nın gereğidir. Aksi halin kabulü, idari işlemin Kanun ile eşdeğer sonuçlar doğuracağı anlamına gelir ki, bunun da yargılamanın Anayasal teminatlarından olan tabii hakim ve mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde kanunilik prensiplerine aykırı düşeceği açıktır.
Tüm bu anlatılanlara göre, görevi kanunla belirlenmiş ve davanın açıldığı tarihte de bu görevi sabit hale gelmiş mahkemenin, dosyayı, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07.07.2021 gün ve 608 sayılı derdest davalara uygulanması mümkün bulunmayan yargı çevresinin değiştirilmesine dair kararının dayanak gösterilmesi suretiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmasında usul ve yasaya uyarlık bulunmadığından davaya bakmakla görevli mahkemenin .... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğu kanaati ile bu mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılarak yargı yeri olarak belirlenmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM/:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-.... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2-Dosyanın merci tayini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024
...
Başkan
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır