T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2272
KARAR NO: 2025/1457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/05/2025
NUMARASI: 2025/... 2025/...
DAVACI: ... - -...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... - -...
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2025
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi ve Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekilinin 11.03.2025 tarihli dava dilekçesinde: "Müvekkilim ile davalı, davalının böğürtlen bahçesindeki mahsulün müvekkile satışı için anlaşmıştırlar. Müvekkil anlaşma gereği 18.07.2024 tarihli "işçi için" açıklamalı 11.000,00 TL, 31.07.2024 tarihli "böğürtlen için avans" açıklamalı 11.500,00 TL, 10.08.2024 tarihli "böğürtlen için" açıklamalı 14.500,00 TL olmak üzere 37.000,00 TL ödeme yapmıştır. Dekontlar ekte olup ilgili bankadan celbini talep ederiz. Müvekkilim hem kapora göndermiş, hem işçi ücreti dahi ödemiş ancak davalı sürekli müvekkili oyalamıştır. Hasat için sürekli farklı günler vermiş, bir türlü ödemesi yapılan mahsulü müvekkile teslim etmemiştir. Müvekkilim en sonunda dolandırıldığını anlamış ve sonrasında da davalı müvekkilime şifahen sözleşmeden döndüğünü ve mahsulü vermeyeceğini, müvekkilin de yapmış olduğu ödemeyi geri iade etmeyeceğini beyan etmiştir. Davalı hiçbir haklı gerekçe yok iken haksız şekilde kar gütme amacıyla sözleşmeden dönmüştür. Müvekkilimden kapora, işçi parası ve diğer ödemeleri almış ancak karşı edimini davalı yerine getirmediği gibi beyan ettiğimiz üzere haksız şekilde kar gütme amacıyla sözleşmeye uymayacağını ifade etmiştir. İtirazın iptali davası için zorunlu arabuluculuğa başvuruşmuş ancak bir anlaşma gerçekleşmemiştir. Dilekçe ekinde e imzalı anlaşmama tutanağını sunmaktayız. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının Adana 1. İcra Dairesi'nin 2024/... E. Sayılı Dosyasına, takibine ve borca yaptığı itiraz haksız ve kötüniyetli olup iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. arz ve izah edilen nedenlerle; Davalı tarafın Adana 1. İcra Dairesi'nin 2024/... E. Sayılı Dosyasına ilişkin itirazının iptaline ve takibin devamına, Davalı icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğinden alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz." demiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ ÖZETİ:
Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile; "... Davanın ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali davası olduğu dava dilekçesinin Ticaret Mahkemesine hitaben yazıldığı ..." gerekçesiyle görevsizlik karar verilmiştir.
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile; "... Davcının tacir sayılmayacağı davanın mutlak ticari davalardan olmadığı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu ..." gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
HMK.nın 22 ve 23. maddeleri gereğince dairemizin davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmıştır.
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nin 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nin 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
TTK'nin 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'de düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Bu genel kuralın yanında TTK'nin 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı, Erzin Mal müdürlüğünün cevabi yazısında davacının tacir 1989-1995 tarihleri arasında gerçek usul vergi mükellefiyetinin olduğu, başkaca vergi kaydına ulaşılmadığı, Ziyapaşa Vergi Dairesinin müzekkere cevabında ise davacının bir şirket ortağı ve yöneticisi olduğu bu haliyle davacının tacir olmayacağı gibi uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu halde uyuşmazlığın Hatay 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek, sonuçlandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Hatay 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2-Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır