(5271 S. K. m. 280, 291)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, mahkemece yapılan değerlendirmenin ve varılan sonucun yerinde olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a bendi uyarınca o yer Cumhuriyet Savcısının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK’nın 291/1-2. maddeleri gereğince, kararın sanık müdafine ve BAM Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 01/03/2018 tarihinde Yargıtay (TEMYİZ) yolu açık olmak üzere üye hakim Murat Sevinç’in karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Her ne kadar sanık hakkında istinafa konu yerel mahkeme kararı ile atılı suçtan beraat kararı verilmiş ise de;
İstinafa konu yerel mahkeme dosyasında; sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair isim, kimlik bilgileri ve açık adres içerir istihbari bilgi bulunduğu ve bu durumun 05.06.2017 ve 06.06.2017 tarihli tutanaklara bağlanmış olduğu ayrıca bu hususta 31.05.2017 tarihli araştırma raporunun düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın adli sicil kaydında daha önce uyuşturucu madde ticareti suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunduğu, sanığın 06.03.2014 tarihinde kesinleşen Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/292 Esas 2013/470 Karar sayılı ilamı ile 4 yıl 2 ay hapis cezası aldığı ve 80.000 tl adli para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın infazına başlandığı ve 07.03.2017 tarihinde şartlı tahliye kapsamında cezaevinden çıkmış olduğu ve atılı suçu cezaevinden çıktıktan çok kısa bir süre sonra işlemiş olduğu anlaşılmıştır.
Olay günü (suç tarihinde) sanığın yanından ayrılan ve kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenilen hakkında TCK 191/1 maddesi uyarınca ayrı soruşturma bulunan M.A.'dan ele geçirilen uyuşturucu maddelerin bulunduğu kareli defter kağıdı parçası ve maddeler üzerinde yapılan parmak izi incelemesi sonucu düzenlenen ve dosyada mevcut 18/08/2017 tarihli Mersin Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri Şube Müdürlüğü 20/7-798 uzmanlık numaralı raporunda sanığın parmak ve vücut izlerinin tanık M. A.'dan ele geçirilen uyuşturucu esrar maddelerinin sarılı olduğu defter kağıtları üzerinde izlerinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Aşamalarda hiç bir savunmasında bu husustan bahsetmeyen sangın, parmak izi raporunda kendi parmak izinin çıkması sonucu duruşmada alınan beyanında "M.’ı elinde kağıda sarılı bulunan uyuşturucu maddeyi kağıttan tutarak baktım, tekrar M.'a geri verdim, merak ettiğim için baktım, bundan dolayı parmak izim çıkmış olabilir" şeklindeki savunması tanık M. A.'nın hiç bir beyanı ile örtüşmediği, hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu savunmasına itibar edilmemesi gerekeceği, bu savunmanın sanığın kendini suçtan kurtarmaya matuf beyanlar olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, yerel mahkeme kararında "uyuşturucu maddelerin sanığa ait olduğu ve sanık tarafından M.'a satıldığı yönünde kesin delil bulunmadığı" yönündeki gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğu, mevcut dosya kapsamına ve delillere uygun düşmediği anlaşılmıştır. Sanık A. S. Müdafii huzurunda soruşturma safahatında alınan savunmasında M. isimli şahıstan ele geçirilen uyuşturucu madde üzerinde kendi parmak izinin çıkıp çıkmayacağı sorusuna "Parmak izim çıkmaz, yanıma geldiği sıra oturduğumuz yerden saracağı bir kağıt parçası alıp götürdüyse bilemem bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen aleyhine parmak izi raporu gelince ifade değiştirerek suçtan kurtulmaya matuf hayatın olağan akışına uygun düşmeyen mizansel niteliğinde bir savunmada bulunarak ifadesini değiştirmiştir. Bu husus dahi sanığın ticaret kastını açıkça ortaya koyduğu anlaşılmıştır.
Kendi beyanına göre uyuşturucu işini daha önce yapan, cezaevine girip çıkan ve bu işleri bırakan bir kişinin başkasının elinde bulunan uyuşturucu maddeyi parmak izi çıkabileceğini bile bile eline alıp tutarak kontrol edip geri vermek şeklinde bir eyleme girmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, sanığın savunmasının doğru olmadığı, suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğunun kabulünün gerekeceği anlaşılmıştır.
Sanık kollukta, sorgu hakimliğinde ve kovuşturma sırasında beyanları ve savunmaları tutarsız, çelişkili ve birbirini doğrulamayan mahiyettedir. Sanık soruşturma ve sorgu sırasında M. A.'nın abisinin arkadaşı olduğunu ve bu nedenle tanıdığını beyan etmesine rağmen istinafa konu davada alınan savunmasında "M. A. ortak inşaat nedeniyle arkadaşım olur, inşaat işlerinden dolayı 2-3 günde bir telefonla görüşürüz görüşmelerimiz inşaat konularındadır" diyerek çelişkili beyanlarda bulunmuş,
Tanık M. A. ise aşamalardaki hiç bir beyanında sanığın bu yöndeki savunmasını doğrulayacak ifade de bulunmamıştır.
Kolluk tarafından M. A. ile ilgili düzenlenen sözlü beyanlara ilişkin dosyada mevcut 05.06.2017 tarihli tutanakta sanığın açıkça tanık M. A.'ya uyuşturucu madde verip sattığı ancak korkusundan gerçek ifade veremediği, sanık ve ailesinin tehditlerinden çekindiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut sanık ile tanık M.'a ait telefonlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 16.06.2017 tarihli bilirkişi incelemesinde sanık A. S. isimli şahsın telefon rehberinde tanık M. A.’nın telefon ve isminin kayıtlı olmadığı, tanık M. A.'nın telefonunda İ. sanık A.S.'ın "AHMO" olarak kayıtlı olduğu, sanığın savunmalarında anlattığı üzere inşaat işleri nedeniyle 2-3 günde bir telefonla görüştüğü, abisinin arkadaşı olan, mahalleden tanığı arkadaşının telefonunun kendisinde kayıtlı olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve bu durumun dahi sanığın ticaret kastıyla hareket ettiğinin kanıtı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca aynı bilirkişi incelemesinde sangın tespit edilemeyen bir çocuğa saksılarda bulunan dişi hint kenevirlerini söktürdüğü ve tespit edilemeyen şahıslara seslenerek ".saksıyı getir ekelim" dediği, bu durumun da sanığın ticaret kastı ile sanık M.'a sattığı esrar maddesini elde etme yöntemine ilişkin kanıt olduğu anlaşılmıştır.
Olay nedeniyle düzenlenen tutanaklar, duruşmada yeminle dinlenilen tutanak mümziilerinin beyanları ve fiziki takip sonucu yakalanan M. A.’dan ele geçirilen uyuşturucu madde ve sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları, parmak izi raporu, telefon çözümleri ve tüm dosya kapsamına göre sanığın sübut bulan ve eylemine uyan TCK'nun 188/3 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Yukarıda anlatılan neden ve gerekçelerle sanığın üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçunu işlemiş olduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olmakla, sanık hakkında istinafa konu yerel mahkeme kararı ile verilen beraat kararının kaldırılması ile duruşma açılmak suretiyle sanık hakkında TCK'nun 188/3 maddesi uyarınca atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerekir iken o yer Cumhuriyet Savcısının aynı doğrultudaki istinaf istemine rağmen sanığın beraatine karar verilen yerel mahkeme kararına vaki istinaf isteminin kabulü gerekir iken istinaf taleplerinin esastan reddi ile (kararın onanmasına yönelik) sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. 01.03.2018 (¤¤)