(6502 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 599, 605, 606, 610, 641) (YHGK. 24.09.2003 T. 2003/13-492 E. 2003/505 K.) (YHGK. 27.02.2008 T. 2008/19-174 E. 2008/199 K.) (YHGK. 27.04.2011 T. 2011/19-104 E. 2011/239 K.)
Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17/09/2019 tarih ve 2016/130 Esas 2019/305 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi'nin 6. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2020 tarih 2020/45 Esas 2020/43 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilmekle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacının, H. K. mirasçısı olduğunu, davalı S. K.'ın halen oturduğu yerin davalı S. tarafından babası H.'den satın alındığını, su aboneliğinin babası H. adına iken, davalı S.'nin satın aldıktan sonra aboneliği üzerine geçirmediğini, bu aboneliğe dayalı olarak ödenmeyen su faturalarının tahsili için davalı kurum tarafından davacıya icra takibi yapıldığını, davacının tüm borcu icra tehdidi altında kapattığını, su tüketimi yapanın davalı S. olduğunu, 14 yıldır davalının burada oturduğunu, bunun haciz zaptında da tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle sorumluluğun da davalı S.'de olduğunu, davalı kurumun ise davacının babası H.'in ölümünden sonra yapılan tüketim bedellerini de tahsil ettiğini, abonenin ölümü ile aboneliğin sona ermiş olduğunu bu nedenle ölümden sonra tahakkuk ettirilen faturaların davacı mirasçıdan tahsil edilemeyeceğini beyan etmiş, davacının yaptığı tüm ödemelerin faizi ile birlikte davalı S.'den tahsiline, davalı Aski yönünden ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.500,00 TL nin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava devam ederken 18/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı Aski yönünden talep 11.645,69 TL ye çıkartılmış ve faiz istenmiştir.
Davalı S. K. vekili cevap dilekçesinde özetle, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının 14 yıllık faturayı ödediğini faturadan kaynaklı alacak zamanaşımının 10 yıl olduğunu, ayrıca diğer davalı Aski'nin faturaların ödenmemesine rağmen sayacı kaldırmayıp kullanıma izin vermesi sebebiyle müterafik kusurlu olduğunu beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Aski vekili cevap dilekçesinde özetle, aboneliğin davacının babası H. K. adına olduğunu, davacının da mirasçı olarak sorumluluğunun bulunduğunu beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"1-Davalı Aski yönünden davanın kabulü ile, 11.645,69 TL nin (hükmün 2. Maddesi ile tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Aski den alınarak davacıya verilmesine,
2-Davalı S. K. yönünden davanın kısmen kabulü ile, 8.844,89 TL'nin (hükmün 1. Maddesi ile tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı S. K.'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Mahkeme gerekçesinde S. K. yönünden mütefarik kusur ve zamanaşımı def'inden bahsetmekte ise de; S. K. yönünden zaman aşımının söz konusu olmadığını, davalı ASKİ yönünden de icra takibi açık olduğu sürece zamanaşımı da işlemeyeceğinden alacağın tamamından sorumlu tutulması gerektiğini, ayrıca davalılar lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olduğunu, reddedilen kısım yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtip, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI S. K. VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davaya dayanak teşkil eden hukuki ilişkinin abonelik sözleşmesinden kaynaklandığını, bu nedenle 6502 sayılı TKHK m 2 kapsamında kaldığını ileri sürmelerine rağmen Mahkemece bu hususta kararda tartışılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı H. K. mirasçısı olup diğer davalı ASKİ’ye yaptığı ödemenin tamamını sebepsiz zenginleşme müessesesi uyarınca ASKİ ve davalı müvekkili S. K.’dan talep ettiğini, talep karşısında yerel Mahkemece davacının mirası reddedip etmediğine dair herhangi bir araştırma yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, miras bırakanın borçlarından mirasçılar müteselsil sorumlu olduğundan kendi hissesine düşmeyen borcu ödeyen mirasçının diğer mirasçılara rücu hakkı olduğunu, miras payından fazla ödeme yapan mirasçı diğer mirasçılardan her birine ödediği fazla kısım için miras payları kadar başvurabilecekken diğer mirasçılara davayı yöneltmesi, onları payları oranında dahil etmesi gerekirken davayı tümden AKSİ ve davalı müvekkiline yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtip, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
DAVALI ADANA ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ek raporu davada haklı olduklarını kanıtlasa da Mahkemece bu hususta değerlendirilmediğini, abonenin ölümü ile aboneliğin iptal olacağı gibi hukuki dayanağı bulunmayan bir kanaate varıldığını, bu kanaatin hatalı olduğu ilgili yönetmelik maddesi ile sabit olduğunu belirtip, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi ille kaldırılarak, davanın müvekkili kurum adına reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Yazılı beyanlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:
Dava, su borcundan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı muris babası adına tahakkuk ettirilen su faturalarını ödediğini, fiili kullanıcının davalı S. olması nedeniyle ödenilen fatura bedellerin davalı S.'den rücuen tahsili ile murisin vefatından sonraki faturaların mirasçıdan istenemeyeceğini ileri sürerek bu şekilde ödenen fatura bedellerinin de davalı Aski'den istirdadını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacının murisi adına 175117 numaralı su aboneliğinin 16/08/1990 tarihinde, 182803 nolu aboneliğinin 19/02/1991 tarihinde yapıldığı, murisin taşınmazı 27/10/1999 tarihinde davalı S.'ye sattığı, aboneliğin S.'ye geçmediği, davacı tarafından 175117 nolu aboneliğin su borcunun 2015 Nisan - Kasım 2015 ayına kadar olan dönemi kapsadığı, 1802803 sayılı abonelik borcunun 2001 Ağustos - 2010 Kasım ayına kadar olan dönemi içerdiği her iki borcun da taşınmazın satışından sonraki borçlar olduğu, davacının toplam 15.961,62 TL ödeme yaptığı, murisin 04/10/2005 tarihinde vefat ettiği, davalı S.'nin zamanaşımı defisi yönünden alacağın faturaya dayalı olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dosyaya sunulan 02/03/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda her iki abonelik için murisin vefatından önce zamanaşımına uğrayan toplam miktarının 4.315,93 TL olarak isabetli şekilde hesaplandığı görülmüş ise de;
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 599.maddesine göre; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler”. 605. maddeye göre “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır”. 606. maddeye göre; “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar”. 610. maddeye göre; “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur”. 641. maddeye göre; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır” hükümleri yer almaktadır.
Benzer bir olayda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu abonenin sorumluluğunun hüküm altına alındığı 24/09/2003 gün ve 2013/13-492/505 esas, karar sayılı ilamı ile; “davalı su abonesinin hizmet alma ihtiyacının tahliye yüzünden ortadan kalkmasıyla birlikte, basit bir başvuru işlemiyle abonelik sözleşmesini sona erdirip; sözleşme nedeniyle hem kendisi hem de karşı taraf nezdinde doğmuş tüm hak ve borçlardan arınmış olarak kiralanandan ayrılması mümkün iken, bunu yapmayarak kendi aboneliği üzerinden üçüncü kişilerin su kullanmasına olanak tanımış olması dahi, sözleşme hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı, dolaysıyla da sonuçlarına katlanması gereken bir davranış niteliğinde olduğu kabul edilmelidir” denilmek suretiyle abonenin aboneliğini iptal ettirmediği sürece sorumluluğunun devam edeceği benimsenmiştir. (HGK’ nun 2008/19-174 Esas, 199 Karar, 3. Hukuk Dairesinin 2013/16514 Esas, 2014/278 Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir)
Aboneliğin bulunduğu yerde, kaçak elektrik kullanıldığı yerin kayden satılmasına rağmen aboneliğini iptal ettirmeyen kişinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, abonesiz kaçak kullanan kişinin haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kaçak kullanımdan dolayı her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre davacının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi, somut olayda davacı alacağını sözleşme nedeniyle sorumluluğu bulunan davalı aboneden talep edebileceğine karar verilmiştir. (HGK. 27/04/2011 tarih, 2011/19-104 Esas, 239 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; davacının murisi kurumun su abonesidir. Abonelik iptal edilmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden davalı ASKİ'ye karşı muris aynı zamanda miras reddedilmediğine göre Türk Medenî Kanununu zikredilen hükümleri gereğince murisin mirasçıları davalı ASKİ'ye karşı (mirasçı sıfatıyla) müteselsilen sorumludurlar. Abonelik iptal edilmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden davacıya karşı muris aynı zamanda miras reddedilmediğine göre Türk Medenî Kanununu zikredilen hükümleri gereğince davacı ve mirasçılar davalıya karşı (mirasçı sıfatıyla) müteselsilen sorumludurlar. Davalı ASKİ 'nin uzunca bir süre su tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği suyu kesmemesi davalı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacı ve mirasçıların beraatini gerektirmeyeceği gibi, tüketim bedeli olan ana borçlar hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davalı ASKİ'nin suyu kesmemesi dolayısıyla yani davalının müterafik kusuru nedeniyle davacı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammı veya işleyecek yasal faizden indirim sağlar. Davalı ASKİ'nin müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim sebepsiz zenginleşmeye yol açar ki buda yukarıda bahsedilen usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Mahkemeler bir davadan başka bir dava üreten kurumlar olmadığı gibi hukukî uyuşmazlıkları nihaî olarak sona erdiren yargı mercileridir.
Mahkemece yapılacak davacının dava konusu ana borçtan (ana tüketim bedelinden) her halükarda sorumlu olduğu gözetilerek, sözleşme gereğince suyun kesilmesi gereken tarihin tespiti ile , bu tarihten sonraki dönem için ise, davalı ASKİ'nin suyu kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda, ancak, davalı için gecikme zammı ve faizden indirim sağlayacağı nazara alınarak ek bilirkişi raporu alınarak, davacının belediyeye ödememesi gereken miktar tespit edilerek bu miktarın istirdadına ve diğer davalı S. yönünden de gecikme zammı ve faiz yönünden müterafik kusurlu olan davalı belediyeye yapılan ödemeleri talep edemeyeceği nazara alınarak bu hususlarda elektrikçi bilirkişiden ek rapor alınıp karar verilmesi gerekir. Kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, Mahkemece deliller toplanmadan ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle, Yerel Mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının Esası İncelenmeden KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacıdan alınan 44,40 TL istinaf karar harcı, davalı ASKİ'den alınan 198,75 TL istinaf karar harcı ve davalı S. Karaca'dan alınan istinaf peşin karar harcının talep halinde yatıran taraflara ayrı ayrı iadesine,
4-İstinaf başvuru harcı ve diğer istinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK'nın 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 01/03/2022 (¤¤)