(5237 S. K. m. 53, 62, 151, 152, 170) (5271 S. K. m. 226, 280)
DAVA: İlk derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
İDDİA:
Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/02/2018 tarih ve 2018/118 Esas sayılı iddianamesi ile sanık .... hakkında Kasten Yangın Çıkarma suçundan TCK'nun 170/1.a, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
YEREL MAHKEMENİN HÜKMÜ:
Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarih ve 2019/123 Esas 2019/237 Karar sayılı ilamı ile sanık .... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan TCK'nun 170/1-a, 62/1, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Kararın Sanık müdafi, Katılan M. Ü., O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine yapılan ön incelemede istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek istinaf başvurusu kapsamı ve dosya içeriğine göre, sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının maddi delillerle birlikte karar yerinde tartışılması gerektiği düşüncesiyle CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık ... ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; "Sanık soruşturma aşamasında alınan ifadem okunsun, dedi. Okundu, soruldu: doğrudur, ancak kısmi olarak yanlış geçen yönler vardır. Dolayısıyla benim aracın kendime ait olmadığı şeklinde geçen yön aslen arkadaşımla birlikte arabayla gittiğim şeklindeyken yanlışlıkla beyanım arkadaşımın arabasıyla gittiğim şeklinde zapta geçmiştir. Bu yön doğru değildir. Diğer yönleriyle savunmamı aynen tekrar ederim. Olay tarihi sıralarında boşanmış olduğum eşim olan müşteki T.'da velayeti bulunan çocuğumuzu görmek için yaşamış oldukları Silifke'ye gitmiştim. Ancak oraya gittiğimde eski eşimi aramama rağmen ona ulaşamadım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kendisi ile görüşebildim. Müşteki T. bana çocuğumuzu göstermeyeceğini, icra yoluyla çocuğu görebileceğimi söyledi. Ardından ben de kendime ait olan 42 .... Plaka sayılı aracımla geceleyin yola çıktım. Silifke'ye arkadaşımla birlikte gitmiştik. Benim söz konusu iddiayla ilgili herhangi bir ilgim ve bilgim yoktur. Ben olay günü çocuğumu göremeyeceğimi anlayınca yanımda bulunan arkadaşım .... ile birlikte Konya İli'ne geri döndük. Benim konuyla ilgili herhangi bir ilgim olmadığıyla ilgili olay gecesinde yanımda bulunan arkadaşım Onur'un şahit olarak dinlenilmesini talep ederim. Kendisi Konya İli'nde ikamet etmektedir. Adresi F. Mah. ... Sok. Sultan Sit. No: 6/14 Selçuklu/Konya adresinde ikamet etmektedir. Telefon numarası ise 0....'dir. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi isterim. Mahkeme aksi kanatte ise lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasını isterim." demiştir. Sanık .... görevsizlik kararından sonra talimat ile ilk derece mahkemesinde alınan Savunmasında: "Müşteki olarak ismi geçen .... benim eski eşim olur. T. ile iki yıl önce boşanmıştık. 12/09/2017 tarihinde çocuğumu görmek için Konya ilinden Silifke'ye kendi sevk ve idaremde bulunan 42 .... plakalı araç ile yanımda arkadaşım olan .... ile gitmiştim. Silifke'ye yaklaştığımda müştekiyi aradım. Çocuğumla görüşmek istediğimi söyledim kendisi de bana ancak icra yoluyla çocuğumuzu görebilirsin diye söyledi. Bende ertesi gün icra kanalıyla çocuğumu görmek istedim o yüzden de olayın olduğu gece Silifke de kalalım dedim fakat yanımda bulunan arkadaşımın işi çıktığı için Konya iline dönmek zorunda kaldık. Müştekinin adresine gitmedim onun evinin çevresinde dolaşmadım. Sadece Silifke merkezde arkadaşımla beraber gezdik ve gece saat: 03:30 sularında döndük. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Öncelikle beraatime şayet mahkeme aksi kanaatte ise tüm lehe hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... dairemizde alınan savunmasında; ''Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinde vermiş olduğum savunmam doğrudur. Aynen tekrar ederim. Müştekilerden T. benim boşanmış olduğum eşimdir. Olay günü kızımı görmek amacıyla bana ait araçla ve yanımda arkadaşım Onur olduğu halde Konya'dan Silifke'ye gittik. Eski eşim T.'yı telefonla aradım. Önce telefona bakmadı, sonra görüştüğümüzde ancak icra kanalıyla kızımı görebileceğimi söyledi. Ben ertesi günü bekleyip icra kanalıyla kızımı görecektim. Ancak o gece arkadaşım Onur'a telefon geldi. Acilen Konya'ya geri dönmemiz gerekti. Saat gece 03:30 sıralarında tekrar Konya'ya dönmek üzere yola çıktık. O gece kesinlikle müştekilerin evinin bulunduğu yere gitmedim. Söz konusu yangını ben çıkartmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ederim." demiştir. Sanığa eyleminin sabit olması halinde hakkında TCK'nın 152/1-c, 152/2-a maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nun 226 maddesi gereğince ek savunma hakkı verilerek sorulduğunda; "Ek savunma için süre talep etmiyorum. Önceki savunmalarımı tekrar ederim.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi Dairemizde alınan beyanında; "müvekkil savunmalarına katılıyoruz. Müvekkil sadece çocuğunu görmek amacıyla arkadaşı O.'la birlikte kendi aracıyla Silifke'ye gelmiştir. Eski eşinin telefonda çocuğu ancak icra kanalıyla görebileceğini söylemesi üzerine o gece kalıp sonraki gün icra kanalıyla çocuğunu görmek istemiştir. Ancak arkadaşına gelen telefon üzerine acilen gece tekrar Konya'ya dönmüşlerdir. Müvekkilimin 42 plakalı aracı olduğunu zaten müştekiler bilmektedir. 42 plakalı aracın evlerinin bulunduğu köşeyi döndüğü yönündeki ifadeyi kabul etmiyoruz. Zaten taraflar arasında boşanmadan kaynaklı husumet söz konusudur. İstinaf dilekçemizde de belirttiğimiz üzere müvekkilim ile müşteki Z. arasında Karaman 2. ASCM'nin 2016/899 Esas, 2018/844 Karar sayılı dosyasında tehdit ve hakaret suçlamasıyla bir dava görülmüş olup, bunun sonucunda da müvekkilim beraat etmiştir. Dolayısıyla müvekkil ile baldızı olan müşteki Z. arasında da önceye dayalı husumet söz konusudur. Bu nedenle bu kişinin beyanlarını da kabul etmiyoruz. Söz konusu yangını müvekkilin çıkarttığına dair herhangi bir somut delil yoktur. Bu nedenlerle müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Katılan T.... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; ''Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Sanık .... benim eski eşimdir. .... ile aramızda nafaka problemlerinden dolayı sorunlar vardı. Ben İ.den ayrıldıktan sonra kızım ile birlikte babamın yanına yerleştim. Olay gecesi babamın ulugöz köyündeki evinde bulunuyorduk. Olayın olduğu gün İ. gündüz beni aramıştı. Bana telefonda beni niye icraya verdin diye sordu. Bana hakaret içerikli sözler söyledi. Bende nafakayı düzenli yatırmadığı için böyle yaptığımı söyledim. Telefonu kapattık. Gece saat:03.00-04.00 sıralarında Z. ablam beni uyandırdı. Yangın olduğunu söyledi. Kalkarak hemen dışarıya çıktık. Komşular ve polis geldi, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.'' demiştir. Katılan T. Üredi görevsizlik kararından sonra ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Sanık ....'den şikayetimiz devam etmektedir, davaya katılmak istiyoruz dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; ''Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Sanık İ. kızım T.'nın eski kocasıdır. Kızım ile İ. arasında nafaka borcu sebebiyle sorunlar vardı. Kızım İ.'i icraya vermişti. Kızım boşandıktan sonra benim evimde yanımda kalmaktadır. Olay tarihinde gece 03.00-04.00 saatleri arasında evimde yangın çıktı. Bu yangın olayı ikinci kez olmaktadır, daha öncede yayla evinde benzer bir olay meydana gelmişti. Bu yangın sebebi ile bahçede bulunan koltuklarım, odunlar ve evimin pencere ve kasaları yanarak zarar görmüştür. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ... dairemizde alınan beyanında; ''Mahkemedeki beyanım doğrudur. Sanık, kızım T.'nın eski eşidir. Daha önce bahar aylarında da başka bir evimiz de yanmıştı. Bizim sanıktan başka aramızda problem olan hiç kimse yoktur. Ben o gece evde değildim. Ancak kızlarım evdeydi. Sanığın aracını görmüşler. Yangın sırasında bahçede bulunan bana ait koltuklar, odunlar evimin pencere ve kasaları yanarak zarar görmüştür. Ayrıca olay sırasında bahçede bulunan üzüm ağacı, yani asma da zarar görmüştür. Şikayetim devam etmektedir.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan .....i ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; ''Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Olay gecesi babama ait ulugöz köyündeki evde kardeşim T. ile birlikte kalıyorduk. Kardeşim eşinden boşandıktan sonra silifke’ye gelerek bizimle yaşamaya başladı. Olay gecesi babam ve annem köydeydiler. Ben henüz uyuyamamıştım ki gece saat:03.00 sıralarında dışarıdan sesler duydum, pencereden alevler gördüm. Hemen kardeşimi uyandırdım, yanıyoruz diye söyledim. Kendimi dışarıya attım, sokağa çıkar çıkmaz imdat diye bağırdım. Sokağa çıktıktan sonra kanal boyunda 42 plakalı bir otomobilin sokaktan döndüğünü gördüm. Daha sonra bu aracın kardeşimin eski eşi İ.'e ait olduğu ortaya çıktı, ben ilk anda sokağa çıktığımda bir benzin kokusu duydum. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.'' demiştir. Katılan Z. Üredi görevsizlik kararından sonra alınan beyanında; "Sanık ....'den şikayetimiz devam etmektedir, davaya katılmak istiyoruz dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan .... dairemizde alınan beyanında; ''suç tarihinde ben ve kardeşim T. Silifke Merkez .... Köyündeki evde kalıyorduk. Babamlar Gökbelen’deki yayla evinde kalıyordu. Gece 02:30 - 3:00 sıralarıydı. Uyku tutmamıştı. Dışarıdan şişe ve cam sesleri geliyordu. Klima çalışınca önce tam anlayamadım. Ancak klimayı kapatınca sesleri daha iyi duydum. Perdeyi açtım. Etraf alev almıştı. Evin pencereleri ve giriş kapıları da yanıyordu. Hemen kardeşimi kaldırdım. Lambayı açıp perdeyi açtığımda İ.'i bahçede gördüm. Kendisini gördüğümüzü anlayınca bahçe kapısını açıp kaçma çabasına girdi. Ben hemen koşarak peşinden gittim. 42 plakalı bir araç kanal boyunda sokaktan döndü. Plakanın diğer kısımlarını da okuyacaktım ancak fırsat kalmadan araç köşeden döndü. Ancak aracı tanıyordum. İ.'e ait olduğunu biliyordum. Bu olay sırasında bahçede oturduğumuz koltuklar, sandalyeler, ayakkabılar, terlikler, evin kapı ve pencereleri, bahçede bulunan nar ağacı, üzüm aracı yanmıştır. Ağaçlarımız zarar görmüştür. Biz evden çıkamayalım diye evin kapı ve pencereleri de yakılmış ve canımıza kast edilmiştir. B. aylarında da yayladaki evimizde yangın çıkmıştı. Ancak o olayda kimse yapanı görmemişti. Onu da İ.'in yaptığını düşünüyoruz. Ancak o olayla ilgili ayrı bir dava yoktur. Şikayetimiz devam etmektedir.'' demiştir. Katılan Z.'ya yargılama ve soruşturma aşamasındaki ifadesi okunup kısmi çelişki nedeniyle Sorulduğunda; "Önceki beyanlarımı tekrar ederim. Ben bahçede İ.'i de gördüğümü söylemiştim, ayrıca o an olayın şoku içerisindeydim. Şimdiki beyanım daha doğrudur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA: "Suç tarihinde sanığın katılanlara ait evi, bahçeyi, ağaçları ve bir kısım eşyaları kasten yakarak zarar verdiği, isnat edilen suçu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 152/1-c, 152/2-a, 53. Maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur." şeklinde mütalada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Katılanların beyanları, sanık savunması, kolluk tutanakları, Olay Yeri İnceleme Formu, Uzmanlık Raporu, fotoğraflar, basit kroki, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 13/09/2017 tarihinde saat 03:40 sıralarında Ulugöz mahallesi G.... sokak No:205 Sayılı adreste katılanlar ....i ve ....'nin bulunduğu halde yangın çıktığı ihbarını alan kolluk birimlerinin olay yerine intikal ettikleri, yapılan olay yeri inceleme çalışmalarına göre yangın olayının katılanlara ait tek katlı betonarme ve bahçeli ikamette meydana geldiği, bahçede bulunan odunların ve iki adet tekli koltuğun tamamen yandığı, ikametin girişinde bulunan kozalakların tamamen yandığı, ikametin giriş kapısının sağında bulunan pencere altı toprak zemin ile kornişlerin yandığı, bahçe içerisinde yanmış ve erimiş plastik cisim olduğu, balkon girişindeki ayakkabıların yandığı, bahçe içerisindeki toprak zemin üzerinde yanma olduğu tespit edilmiştir. Katılanlardan T. Üredi kolluk birimlerinde alınan ilk ifadesinde; ablası Z.'nın kendisini uyandırarak "ev yanıyor" dediğini, ablasının dışarı çıktığında olay yerinden 42 plakalı Renault Clio marka bir aracın uzaklaştığını gördüğünü, boşanmış olduğu eşi olan sanık İ.'de de 42 .....plakalı bir Renault Clio marka aracı olduğunu, 12/09/2017 tarihinde de gün içerisinde sanığın kendisini arayarak aralarındaki nafaka meselesi yüzünden hakarette bulunduğunu, yangın olayını sanığın gerçekleştirdiğini beyan ettiği görülmüş, ilk derece mahkemesinde alınan beyanında da aynı doğrultuda anlatımlarda bulunarak eski eşi olan sanıkla aralarında nafaka problemlerinden dolayı sorunlar olduğunu, olayın olduğu gün sanığın kendisini arayarak hakaret içerikli sözler söylediğini, hemen akşamı da yangın olayının gerçekleştiğini beyan ettiği görülmüştür. Yangın esnasında olay yerinde olan diğer katılan Z.'nın kolluk birimlerinde alınan ifadesi incelendiğinde, olay tarihinde saat 03:00 sıralarında ikamet dışından gelen sesler üzerine uyanıp pencereden baktığında alevler gördüğünü, hemen kardeşini uyandırıp dışarı çıktığını, sokağa çıktığında 42 plakalı aracı görüp arkasından koştuğunu beyan ettiği ve yerel mahkemede de aynı doğrultuda anlatımlarda bulunduğu görülmüştür. Katılan Z. Dairemizde alınan beyanında ise aşamalardaki anlatımlarına ek olarak evin pencereleri ve giriş kapılarının yandığını görünce lambayı açıp perdeyi araladığında sanık .....'i bahçede gördüğünü, sanığı görünce de kaçmaya başladığını, kendisinin de sanığı kovaladığını, ancak 42 plakalı aracına binip sanığın uzaklaştığını beyan ettiği görülmüş, katılana bu husustan daha önce neden bahsetmediği sorulunda ise bahçede İ.'i gördüğünü söylediğini, ancak o an olayın şokunda olduğunu, şimdiki beyanının daha doğru olduğunu belirtmiştir. Katılan M. Ü. dairemizde alınan beyanında ise aşamalarda alınan beyanlarıyla uyumlu olarak sanığın, kızı T.'nın eski eşi olduğunu, bundan önce de bahar aylarında başka bir evlerinin daha bu şekilde yakıldığını, kendilerinin sanıktan başka hiç kimse ile problemlerinin olmadığını, kızlarının o gece sanığın aracını gördüklerini, yangın sırasında kendisinin orada olmadığını, çıkan yangın neticesinde bahçede bulunan koltukların, odunların, evin pencerelerinin ve kasalarının, bahçede bulunan üzüm ağacının zarar gördüğünü beyan etmiştir. Sanık İ. Ö. gerek dairemizde alınan savunmasında, gerekse önceki aşamalarda alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmeyerek katılan T.'nın eski eşi olduğunu, olay günü kızını görmek amacıyla kendi ait araçla Konya'dan Silifke ilçesine geldiğini, katılan T.'yı telefonla aradığını, katılanın kızını kendisine göstermeyip ancak icra kanalıyla görebileceğini belirttiğini, kendisinin de icra kanalıyla kızını görmek amacıyla ertesi günü beklediğini, ancak o gece yanında bulunan arkadaşına gelen telefon sebebiyle acilen Konya'ya geri döndüklerini, geri dönüş saatlerinin gece 03:30 sıralarını olduğunu, yangını kendisinin çıkartmadığını beyan ettiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında, katılan T.'nın beyanına göre sanığın olayın hemen öncesi nafaka sebebiyle kendisini arayıp hakaretlerde bulunduğuna ilişkin beyanı, bu beyanın sanık tarafından kısmen doğrulanarak aralarında kızını görebilmek maksadıyla katılan T. ile konuşma geçtiğine dair tevil yollu ikrarı, gerek kolluk tutanaklarında gerekse katılan Z.'nın beyanında olayın yaşandığı saatin 03.00 sıraları olduğu ve buna karşı sanığın kendi aracıyla gece saat 03:30 sıralarında olayın yaşandığı Silifke ilçesinden Konya iline doğru dönmek için yola çıktığına ilişkin dairemizde alınan savunması, katılan Z.'nın olayı fark eder etmez evden dışarı baktığında sanığı gördüğüne ve 42 plakalı aracıyla olay yerinden uzaklaştığına ilişkin mevcut delillerle uyum gösteren beyanı, sanığın kolluk aşamasında alınan savunmasında 42 D.. .. plakalı bir aracının olmadığını, Silifke ilçesine bir arkadaşının aracı ile geldiğini beyan etmesine karşı, 13/09/2017 tarihli Çiftlik Jandarma Karakolu sorumluluğunda bulunan Plaka Tanıma Sistemine ait görüntülerin incelenmesi üzerine tutulan tutanakta 42 .... plakalı aracın sanık adına kayıtlı olduğunun ve olayın yaşandığı gün saat 03:40:23'te Silifke ilçesinden Mut ilçesi yönüne doğru seyir halinde olduğunun tespit edilmiş olması, katılanların birbirleriyle ve hayatın olağan akışıyla uyum gösteren samimi anlatımları, katılan M.'nın beyanında böylesi bir olayın sadece sanık tarafından gerçekleştirebileceği, zira sanıktan başka hiç kimse ile aralarında problem olmadığına ilişkin beyanı nazara alındığında somut olayın başka bir oluşa ve olanağa sebebiyet vermeyecek açıklıkla sanık tarafından gerçekleştirildiği konusunda Dairemizce de tam bir vicdani kanaate varıldığından, sübuta dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, yerel mahkeme kararının sanık müdafi, katılan M. Ü. ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemeye göre, sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının maddi delillerle birlikte karar yerinde tartışılması gerektiği düşüncesiyle davanın duruşma açılmak suretiyle yeniden görülmesine karar verilmiştir.
Sübuta dair ihtilaf bulunmayan somut olayda, sanığın üzerine atılı suç vasfının tespiti konusu ele alınacak olursa, Sanık hakkında ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın ardından TCK'nun 170/1-a maddesinde yazılı genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hüküm kurulmuş ise de, olay yeri inceleme raporundan, görgü tespit tutanağından ve katılanların beyanlarından anlaşılacağı üzere meydana gelen yangın neticesinde evin bahçe kısmında bulunan odunlar, ikametin girişinde bulunan kozalaklar, iki adet tekli koltuk, ikametin giriş kapısının sağında bulunan pencere altı toprak zemin ile kornişler, balkon girişindeki ayakkabılar, evin bahçesinde bulunan nar ve üzüm ağacı yanarak zarar görmüştür. Katılanların evini ateşe vermek suretiyle yangın çıkartan sanığın kastının bir netice suçu olan yakarak mala zarar verme suçuna yönelik olduğu, dolayısıyla bir tehlike suçu olan TCK'nın 170/1-a maddesinde tanımlanan "Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması" suçunun somut olayda unsurları itibariyle oluşmadığı, sanığın meydana gelen netice suç olan "Mala Zarar Verme" suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu netice itibariyle de sanık yönünden mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinin tartışılması gerekmiştir. Bu doğrultuda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151. Maddesinde bakıldığında mala zarar verme suçu; "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi..." olarak belirtilmektedir. Bu suçun nitelikli halleri ise TCK'nın 152. Maddesinde ayrıntılarıyla yazılı olup, bu maddenin "c" bendine göre Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verilmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Devlet ormanı statüsündeki yerlerde bulunan ağaç ve fidanlara zarar verilmesi, Orman Kanununda ayrı suçlar olarak tanımlandığı için, bu bent kapsamı dışında mütalâa edilmiştir. Ağaç, fidan ve bağ çubuklarının sadece dikili olması yeterli görülmüş, meyve vermeleri koşulu aranmamıştır. Keza, bunların bulundukları yere de önem verilmemiştir. Bu itibarla, kişilerin özel mülkünde veya yol kenarlarında, park ve bahçelerde, kamuya ait diğer alanlarda bulunan ağaçların tahrip edilmesi hâlinde, bu bent hükmüne istinaden cezaya hükmedilmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olayımıza tekrar bakılacak olursa, sanık eski eşi olan katılan T. ile aralarında yaşanan husumetten dolayı olay günü katılanlara ait ikamete kendi aracıyla gelerek kasten yangın çıkartıp bu yangın sonucunda katılana ait malzemelere ve bahçede dikili olan ağaçlara zarar vermiş ve üzerine atılı suçun TCK'nın 152/1-c maddesinde yazılı "Dikili Ağaç, Fidan Veya Bağ Çubuğuna Zarar Verme" suçunu işlemiş, sanığın eylemini yakarak gerçekleştirmiş olması nedeniyle verilecek cezası yönünden TCK'nın 152/2-a maddesine göre arttırım uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, sanığa dairemizde alınan savunması sırasında CMK'nın 226. Maddesi gereğince TCK'nın 152/1-c, 152/2-a maddelerinde ek savunma hakkı tanınmak suretiyle işlediği sabit kabul edilen "Yakarak Dikili Ağaç, Fidan Veya Bağ Çubuğuna Zarar Verme" suçundan dolayı eylemine uyan TCK'nın 152/1-c, 152/2-a, 62/1, 53. Maddelerinden cezalandırılması yoluna gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- )Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarih, 2019/123 Esas, 2019/237 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
Sanık İ. Ö. hakkında her ne kadar "Kasten Yangın Çıkarma" suçundan dolayı TCK'nın 170/1.a maddesi gereğince kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçun "Yakarak Dikili Ağaç, Fidan Veya Bağ Çubuğuna Zarar Verme" suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, bu suçtan eylemine uyan TCK'nın 152/1-c maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak takdiren 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini yakarak gerçekleştirdiği sabit olduğundan TCK'nın 152/2-a maddesi gereğince sanığın verilen cezasının takdiren 1/2 oranında arttırılarak 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak takdiri indirim sebebi uygulanarak 5237 Sayılı TCK'nun 62/1 maddesi gereğince verilen cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olduğu anlaşıldığından Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararı da gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3. MADDESİNİN UYGULANMASINA,
Sanığın sabıka kaydına göre daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sabıka kaydından anlaşılan kişilik özellikleri nazara alındığında, yeniden suç işlemeyeceği hususunda dairemizde olumlu kanaatin oluşmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında CMK'nın 231. Maddesinde yazılı HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA, TCK'nın 51. Maddesinde yazılı ERTELEME HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA,
2- )Sanık hakkında Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/874 esas 2017/251 karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve denetim süresi içinde sanığın kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından karar kesinleştiğinde mahkemesine ihbarda bulunulmasına
3- )Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2017/626 sırasında kayıtlı bulunan "1 Adet ağzı mühürlü zarf içerisinde üzerinde yazılı haliyle, olay yerinden alınan yangın artığı" emanet eşyasının İMHASINA,
4- )Sanık hakkında "Konut Dokunulmazlığının İhlali" suçundan soruşturma yürütülmesi için Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
5- )İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanığın sarfına sebebiyet verdiği 16 adet tebligat gideri 224.00 TL, posta gideri toplamı 67,80 TL yargılama gideri ile Dairemizce yapılan yargılamada sanığın sarfına sebebiyet verdiği 1 adet tebligat gideri 14 TL olmak üzere toplam 305,80 TL yargılama giderinin hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama gideriyle birlikte toplanarak sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, Sanık ...'ün, sanık müdafi Av. ...'in, katılan ....İ'nin ve katılan ....'nin SEGBİS sistemi ile yüzlerine karşı, katılan ....'nin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı ....'nun huzurunda, mütalaaya uygun, CMK'nun 291/1-2. Maddeleri gereğince Sanık ...., katılan .... ve katılan ...yönlerinden kararın açıklandığı tarihten itibaren 15 gün içinde, katılan ...yönünden gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, cezaevinde tutuklu ya da hükümlü bulunanlar için Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere temyiz yoluna başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceği ihtarı ile oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08.01.2020 (¤¤)