DAVA: İlk derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
İDDİA:
Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/06/2016 tarih ve 2016/2605 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ..... hakkında Tehdit, Dolandırıcılık suçundan TCK'nun 157/1, Türk Ceza Kanunu 106/1-1.cümle, 58, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
YEREL MAHKEMENİN HÜKMÜ:
Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/09/2018 tarih ve 2017/102 Esas 2018/445 Karar sayılı ilamı ile sanık .....'nın;
1-)Üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeter nitelikte delil bulunmadığı gerekçesine dayanılarak CMK'nun 223/2-e maddesine göre beraatine karar verildiği,
2-) Dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1, 52/2, 53, 58. maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 300 gün karşılığı olan 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
1-)Dairemizin 22/11/2019 tarih, 2019/3751 Esas No, 2019/2402 Karar sayılı ilamında; "...istinaf talebine konu dolandırıcılık suçuna bakma görevi Adana BAM 9. Ceza Dairesine ait olduğundan, Dairemizin görevsizliğine, 5235 S.Y'nin 35/1 maddesi uyarınca dairemiz ile Adana BAM 9.Ceza Dairesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan görev uyuşmazlığının giredilmesi için dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiş, bu kararımıza karşı Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından verilen 06/12/2019 Tarih, 2019/70 Sayılı kararda "...Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22/11/2019 tarih 2019/3751 Esas, 2019/2402 Sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına, Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/09/2018 tarih 2017/102 Esas, 2018/445 Sayılı Karar dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiş ve verilen bu karar üzerine dava dosyası Dairemizin iş bu dava esasına (2019/3987) kaydedilerek istinaf incelemesine başlanılmış olup,
İlk derece Mahkemesi kararın sanık müdafi, sanık ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine yapılan ön incelemede istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek istinaf başvurusu kapsamı ve dosya içeriğine göre, sanığa yüklenen suçun sübutu ve hukuki nitelendirmesinin yapılması açısından maddi delillerin karar yerinde tartışılması gerektiği düşüncesiyle CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık ..... ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; "Olay tarihlerinde denetim görüyordum, geçimimi de hayvan alım satımı yaparak sağlıyordum, hayvan almak için müştekinin ikamet ettiği köye, yanımda Bilgehan İnsan isimli arkadaşımla gittim, hayvan almak istediğimi söyledim, zaten daha önceden de birbirimizi tanıyorduk, müştekinin evine gittik, 2 tane keçiyi arabama yükledim, parasını bir hafta sonra vermem konusunda anlaştık, marketine geri bıraktım ve ayrıldım, ben kesinlikle müştekiye tekme atmadım, araçtan, kendisine ait bakkalın önünde kendi isteğiyle indi, müştekiyi darp etmedim, parasını sonra ödemek üzere anlaşmıştık ancak ödeyemedim, parayı ödeyemeyince müşteki beni aradı, ileri geri konuştu, ancak ben kesinlikle hakaret ve tehdit etmedim, kendisi bana hakaret ve tehditte bulundu, beni aradıktan sonra da şikayet etmiş, üzerime atılı suçlamayı bu haliyle kabul ederim demiş, Lüzumuna binaen sorulduğunda; Bilgehan İnsan isimli arkadaşım Düziçi ilçesinde Güven Oto Kiralama isimli iş yerini işletmektedir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ..... dairemizde alınan savunmasında; ''Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinde vermiş olduğum savunmam doğrudur. Aynen tekrar ederim. Ben hayvan alım satımı yaparak geçimimi sağlamaktayım. Olay zamanı da 2 tane keçi almak için Bilgehan isimli arkadaşımla müştekinin oturduğu köye gittim. Daha önce o köye gidip geldiğim için kendisini tanırım. Müştekinin evine gittik. 2 tane keçi konusunda anlaştık. Keçileri arabama yükledim. Parasını 1 hafta sonra verme konusunda anlaştık. Müşteki de arabama bindi. Kendisini yolda bakkalın önünde kendi isteği ile indirdim. Kesinlikle müştekiye tekme atmadım. Arabadan kendisini atmadım. Ayrıca ben kendimi infaz koruma memuru olarak tanıtmadım. Parayı ödeme konusunda 1 hafta süre verip vermediğini tam olarak hatırmıyorum ancak kısa süre içerisinde parayı ödeyeceğim konusunda anlaşmıştık. Ben parayı ödeyemeyince müşteki daha sonra beni telefonla aradı. İleri geri konuştu. Ancak ben kendisine hakaret ya da tehdit içeren bir söz söylemedim. Daha sonra müşteki beni asılsız yere şikayet etmiştir. Ben asliye ceza mahkemesinde olaydan 1 ay sonra hayvanların parasını ödediğimi söylemiştim, ancak benim bu şekilde 15 -20 kişiye borcum vardı. Bunların çoğunu ödedim. Müştekinin parasını ödeyip ödemediğimi tam olarak hatırlamıyorum. Ben kendimi gardiyan olarak tanımadım. Cezaevinden yeni çıktığımı, denetimli serbestlikte olduğumu belirttim. Katılan beyanı doğru değildir." demiştir. Sanık müdafinin talebi üzerine sanıktan sorulduğunda; "Biz hayvancılık yaparız, aradan zaman geçtiği için müştekin de eskiden hayvan almış olabilirim. Ancak tam hatırlamıyorum." demiştir. Tanık beyanlarına karşı sanıktan diyecekleri sorulduğunda; "Tanık beyanlarını kabul etmiyorum. Biz sadece pazarlık yaparak 2 tane keçi aldık. Kimseyi araçtan itmedik." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii esas hakkındaki savunmasında; "Esas hakkında savunmada bulunmak için süre istemiyoruz. Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz. Mütaladan aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamıştır. Ortada ticari bir ilişki söz konusudur. Müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Katılan ..... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, ..... isimli şahıs bana kendisini ceza infaz kurumunda görevli memur olarak tanıttı, düğünde kesmek için iki keçi almak istiyorum, dedi, bunun üzerine ben ..... ve yanındaki şahısla evime gittim, benim evim köyün biraz dışındadır, evimin bulunduğu yerden 2 keçiyi onların aracına yükledik, bana "seni geri bakkalına bırakalım, paranı da verelim" dediler, evden 100-150 metre uzaklaştıktan sonra hareket halindeki araçtan ..... beni tekme atmak suretiyle aşağıya attı, sonrasında kaçtılar demiş, Kollukta alınan 07/04/2016 tarihli beyanları okundu, soruldu; doğrudur, bana aittir, demiş, Kolluktaki 05/04/2016 tarihli beyanları okunup, müştekinin "araca bindik, evim köyün biraz dışında kaldığından köy merkezine doğru ilerlerken arabayı durdurdular ve beni arabadan aşağıya indirip gittiler" şeklinde beyanda bulunduğu belirtilip, müştekiden sorulduğunda; araç hareket halindeyken tekme atmak suretiyle beni aşağıya ..... atmıştır, benim şimdiki beyanım doğrudur, demiş, Lüzumuna binaen sorulduğunda; ben ..... ile 1.100 TL karşılığında anlaşmıştım ancak bu bedel bana ödenmemiştir, zararım giderilmemiştir, zararımın giderilmesini talep ederim, demiş, İddia makamının talebi üzerine müştekiden sorulduğunda; benim tanımadığım kişi şoför koltuğundaydı, ..... ile ben arkada oturuyordum, benim tanımadığım kişinin olaya herhangi bir dahli olmadı, .....'nın yanındaki şahısla herhangi bir diyalogum olmadı, .....'nın beni tekmelemesi üzerine aracın kapısını ben açtım, tekmelerken kendimi sakınmak için kendimi aracın dışına attım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ..... dairemizde alınan beyanında; ''Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki ifademi tekrar ederim. Ben sanığı önceden tanımam. Benim köyde bakkal dükkanım vardır. Sanık o gün tanımadığım başka birinin kullandığı araçla bakkalın önüne geldi. Kendisinin cezaevinde gardiyan olduğunu söyledi. Ayrıca yarın düğünü olduğunu ve düğünde kesmek için 2 tane keçi almak istediğini söyledi. Benim de evimde keçilerim vardı. Evimle bakkal arasında 300 - 400 metre mesafe vardı. Beraber eve gittik. 2 keçi konusunda anlaştık. Pazarlık yaptık. 1.100 TL'ye anlaştık. Keçileri arabaya yüklediler. Sanık bana "seni bakkala bırakayım, paranı da orada vereyim." dedi. Beraber arabaya bindik. Bakkala yanaşırken sanık tekme atarak beni arabadan aşağıya attı. Ben daha sonra cezaevini aradım, bu isimde bir çalışanları olmadığını söylediler. Ben sanıkla görüştüğümde kendi telefonundan benim telefonumu çaldırtmasını istemiştim. Bu şekilde sanığın telefon numarasını öğrenmiştim. Olay zaten cuma günü olmuştu. Araya hafta sonu girdi. Ben kendisini telefonla aradığımda paranı getireceğim diye beni oyaladı. En sonunda da elinden geleni geri koyma ifadeni geri al yoksa seni yakarım gibi laflar söyledi. Benim paramı da halen ödememiştir. Şikayetim devam etmektedir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .....'a dairemizde alınan beyanı sırasında önceki ifadeleri okunup sorulduğunda; ''Bu ifadelerimi tekrar ederim. Ben halısahanın önünde servis bekliyordum. Köyün girişinde bana yaklaşık 30 metre mesafede bir araç durdu. Bağırma sesi geldi ancak ne söylendiğini hatırlamıyorum. Daha sonra araç cezaevi ve organize sanayi tarafına doğru gitti. Benim önümden geçmedi. Aracın durduğu yerde müşteki .....'in yerden kalkıp üzerini temizlediğini gördüm. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumda araçtaki şahısların cezaevinde çalıştıklarını söyleyerek kendisinden 2 tane keçi aldıklarını, parasını sonra vereceklerini söylediklerini, H.'in ise parayı peşin istediğini, bunun üzerine şahısların yolda arabadan kendisini atarak gittiklerini söyledi. Ancak ben bizzat H.'in arabadan atıldığını görmedim. Ben gördüğümde H. sadece yerden kalkıp üzderini temizliyor vaziyetteydi. Olayla ilgili başka bilgim ve görgüm yoktur. Demiştir. Lüzumuna binaen tanıktan sorulduğunda; "Ben sadece H.'i yerden kalkarken gördüm. Araçtan itilerek atıldığını veya ne şekilde yere düştüğünü görmedim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA: "Sanığın suç tarihinde yanında bir arkadaşıyla birlikte katılanın ikamet ettiği köye gittiği, katılanın bakkal dükkanına giderek ertesi günü düğününün olduğunu ve düğünde kesmek için 2 adet keçi satın almak istediğini söylediği, bunun üzerine katılanla birlikte evine gittikleri, burada 2 adet keçi için 1.100 TL'ye anlaştıkları, sanığın keçileri araca aldığı ve katılanı da tekrardan bakkal dükkanına bıraktığı, sanığın kendisini de farklı tanıtarak hile ile katılanı dolandırdığı, isnat edilen suçu işlediği anlaşıldığından mahkeme kararında usül ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf talebinin dolandırıcılık suçu yönünden esastan reddine,
Her ne kadar Osmaniye Cumhuriyet Savcısı tarafından tehdit yönünden istinaf talebinde bulunulmuş ise de, iddianame anlatımında tehdit suçundan söz edilmediği gibi sanığın, katılanı tehdit ettiğine dair delil de bulunmadığından Cumhuriyet Savcısının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur." şeklinde mütalada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Sanık savunması, katılan ve tanık beyanı, kolluk tutanakları, mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, katılan ..... 05/04/2016 günü kolluk birimine müracaat ederek, suç tarihi olan 03/04/2016 günü işletmekte olduğu marketin önünde arkadaşı ..... ile birlikte oturdukları sırada içerisinde iki kişinin bulunduğu bir aracın kendilerine yaklaşarak, daha sonradan sanık ..... olduğunu öğrendiği şahsın kendisine hitaben düğünde kesmek üzere 2 tane küçükbaş hayvan satın almak istediğini söylemesi üzerine, kendisinin de iki adet keçisinin olduğunu söyleyip sanıkla pazarlık etmeye başladıklarını, aralarında geçen konuşma sonunda 2 keçi karşılığında 1.200 TL'ye anlaştıklarını, keçilerini evden getirmek için sanığın arabasına bindiğini ve evden aldığı keçilerini sanığın aracının bagaj kısmına yüklediğini, daha sonra sanığın kendisine "dayı seni bakkalına bırakalım paranı da ödeyelim" demesi üzerine araca binip köy merkezine doğru ilerlerken sanığın aracı durdurup kendisini araçtan indirerek parayı vermeden yanındaki diğer şahısla birlikte uzaklaştığını, sanıkla dükkanda konuştuğu sırada kendisinden aldığı numarayı bir arkadaşına aratınca sanığın kendisini S. KÜTÜ diye tanıtıp mesleğinin infaz koruma memuru olduğunu söylediğini, kendi çabalarıyla araştırması sonucu bu isimde bir infaz koruma memurunun olmadığını öğrendiğini, daha sonra bu numarayı araştırınca ..... adlı sanığın kullandığını öğrendiğini, sanığı bu telefondan defalarca aradığını ve sanığın kendisine parasını getireceğini söyleyerek 2 gün boyunca oyaladığını, sanığın parayı getirmeyeceğini anlayınca şikayette bulunduğunu, şikayeti sonrası sanık tarafından aranarak "git karakoldan ifadeni geri al yoksa seni yakarım" denmek suretiyle tehdit olayına maruz kaldığını beyan ettiği görülmüştür. Katılanın bu şekildeki şikayeti üzerine yürütülen soruşturma sonunda sanık hakkında Tehdit ve Dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, iddianame içeriğine bakıldığında tehdit suçuna ilişkin bir anlatımın bulunmadığı görülmüş, davanın açıldığı Asliye Ceza Mahkemesince sanığın tekme atmak suretiyle müştekiye cebir kullandığı belirtilerek eylemin TCK'nın 149/1-c maddesinde düzenlenen yağma suçu kapsamında kalabileceği belirtilerek görevsizlik kararı verildiği, dosyanın gönderildiği Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamasının ardından eylemin yağma niteliğinde bulunmadığı, ayrıca tehdit suçundan dolayı dava açılmış ise de, üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair delil bulunmadığı gerekçesine dayanılarak beraatine karar verildiği, dolandırıcılık suçunu ise işlediğinin sabit olduğu değerlendirilerek mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince verilen kararın sanık müdafi, sanık ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine Dairemizce ele alınan dava dosyasında 22/11/2019 tarih, 2019/3751 Esas No, 2019/2402 Sayılı kararı ile "...istinaf talebine konu dolandırıcılık suçuna bakma görevi Adana BAM 9. Ceza Dairesine ait olduğundan, Dairemizin görevsizliğine, 5235 S.Y'nin 35/1 maddesi uyarınca dairemiz ile Adana BAM 9.Ceza Dairesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan görev uyuşmazlığının giredilmesi için dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiş, bu kararımıza karşı Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından oy çokluğuyla verilen 06/12/2019 Tarih, 2019/70 Sayılı kararda "...Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22/11/2019 tarih 2019/3751 Esas, 2019/2402 Sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına, Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/09/2018 tarih 2017/102 Esas, 2018/445 Sayılı Karar dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiş ve verilen bu karar üzerine dava dosyası Dairemizin iş bu dava esasına (2019/3987) kaydedilerek istinaf incelemesine başlanılmış olup, incelenen dosya içeriğine göre, sanığa yüklenen suçun sübutu ve hukuki nitelendirmesinin yapılması açısından maddi delillerin karar yerinde tartışılması gerektiği düşüncesiyle davanın duruşma açılmak suretiyle yeniden görülmesine karar verilmiştir.
Sanığa yüklenen tehdit ve dolandırıcılık suçlarının sübutu açısından dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında; katılan ..... Dairemizde alınan beyanında, ilk derece mahkemesinde de belirttiği şekilde sanıkla 2 keçisinin alım - satımı konusunda 1.100 TL'ye anlaştığını; sanık, kendisi ve aracı kullanan başka bir şahısla birlikte birlikte evine gidip 2 keçiyi alarak arabanın bagaj kısmına yüklediklerini, sanık .....'in kendisine "seni geri bakkalına bırakalım, paranı da verelim" demesi üzerine aracın arka koltuğuna birlikte oturup ilerlediklerini, bakkala yaklaşırken sanığın kendisine tekmelemek suretiyle araçtan aşağı attığını, parasının halen ödenmediğini, şikayetçi olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Olayın son anına tanıklık eden Zekeriye Karakuş'un Dairemizde alınan beyanı incelendiğinde katılanı doğrular nitelikte ifadelerde bulunarak köyün girişinde kendisine yaklaşık 30 metre mesafede bir aracın durduğunu ve ardından bağırma sesi geldiğini, aracın durduğu yerde katılan H.'in yerden kalkıp üzerini temizlediğini gördüğünü, yanına gidip sorduğunda olayı olduğu gibi anlattığını, sadece H.'i yerden kalkarken gördüğünü, araçtan itilerek atıldığını veya ne şekilde yere düştüğünü görmediğini beyan ettiği görülmüştür. Katılanı ve tanığın bu şekilde vermiş olduğu beyanına karşı sanığın Dairemizde alınan savunması ve aşamalarda alınan savunmaları bir bütün olarak incelendiğinde, hayvan alım satımı yaparak geçimini sağlamadığını, olay günü 2 tane keçi almak için arkadaşı Bilgehan ile katılanın köyüne gittiğini, katılanın evine gidip parasını 1 hafta sonra vermek üzere 2 tane keçi konusunda anlaştıklarını, katılanın da araca bindiğini ve kendi isteiği ile bakkalın önünde indirdiğini, kesinlikle tekme atmadığını, kendisini infaz koruma memuru olarak tanıtmadığını, daha sonra parayı ödeyemeyince katılanın kendisini telefonla arayı ileri geri konuştuğunu, kesinlikle katılana hakaret ya da tehdit içeren bir söz söylemediğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği görülmüş ise de, katılanın olayın oluş şekli itibariyle tüm aşamalarda aynı doğrultuda beyanda bulunduğu, katılan beyanının tanık anlatımıyla desteklendiği, sanığın incelenen adli sicil kaydına göre benzer suçlardan çok sayıda adli sicil kaydının bulunduğu ve müsnet suçu meslek haline getirdiğinin kabulü gerektiği, mevcut halde sanık savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek suçun sübutu noktasında ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir.
Sübuta dair ihtilaf bulunmayan somut olayda, yargılamanın ilk kez görüldüğü Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirmeye göre; sanık ve diğer meçhul sanığın, suça konu keçileri arabanın bağajına koyduktan sonra hareket halinde iken sanık .....'ya tekme atmak suretiyle katılana cebir kullanıldığı belirtilip, sanık eyleminin TCK.nın 149/1-c Maddesinde düzenlenen "Birden Fazla Kişi İle Beraber Yağma" suçu kapsamında kalabileceğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi olan Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne görevsizlik kararı ile dosyanın gönderilmiş olması ve yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda dosyayı istinafen ilk kez inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince; (25/10/2019 tarih, 2019/195 Esas, 2019/1185 Karar) "...İstinaf incelemesine konu Ağır Ceza Mahkemesi için dava açan belge artık görevsizlik kararıdır. Görevsizlik kararında sanığın eylemi TCK'nın 149/1-c maddesindeki suç olarak nitelendirilmiştir...dosyanın bu suça bakmakla görevli Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiş olması karşısında, sanık eyleminin Dolandırıcılık suçunu mu yoksa Nitelikli Yağma suçunu mu oluşturduğunun tartışılması gerekmektedir.
Buna göre; Dolandırıcılık suçu, 5237 Sayılı TCK'nın 157/1. Maddesinde "hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişi..." olarak kanunda düzenlenmiştir. Sözlükte hile; “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika” olarak tarif edilmiş, aldatma ise; “beklenmedik bir davranışla yanıltmak, karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak, bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek” şeklinde tanımlanmıştır. Dolandırıcılık suçunu diğer suçlardan ayıran temel özelliği ise mal varlığının el değiştirmesi ile hileli davranış arasında bir bağ, sebep sonuç ilişkisi olmasıdır. Dolandırıcılık suçu ile yağma suçu arasındaki temel farkları şu şekilde belirtebiliriz; Yağma suçunda kişi, tehdit veya cebir yoluyla malının alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmakta ve kişinin malı hile ile değil, zorlama yoluyla alınmaktadır. Dolandırıcılık suçunda ise mağdurun rızası sakatlanmış bir iradeye dayanmakta olup, gerçek durumu bilmesi halinde rıza göstermesi mümkün değildir.
Bu bilgiler ışığında somut olayımıza tekrar bakıldığında, sanığın katılanla yapmış olduğu alışverişin başından itibaren gerçek bir ticari alışveriş amacında olmayıp, hileli hareketlerle kendisini İnfaz Koruma Memuru olarak tanıtıp düğünde kesmek için 2 adet hayvana ihtiyacı olduğunu katılana söyleyip, katılanı gerçek bir alışveriş yaptığına inandırmış, ona güven sağlamış ve bu hileli davranışlarıyla katılanın iradesini fesada uğratarak katılanın denetim gücünü kırmıştır. Sanık, olayın en başından beri dolandırıcılık kastıyla hareket ederek hileli davranışlarla katılandan almış olduğu keçiler sayesinde haksız menfaat elde etmiştir. Katılanın ilk anlatımında, sanığın arabayla giderken tekme ile kendisini aşağı attığına dair bir anlatımda bulunmadığı, ayrıca cebir veya tehdide ilişkin başkaca bir beyanda da bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, Dairemizce de dinlenen tanık Zekeriye KARAKUŞ'un beyanına göre de, tanığın bizzat katılanın arabadan atıldığını görmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen Dolandırıcılık suçunu oluşturduğu konusunda Dairemizce de tam bir vicdani kanaate varılmıştır.
Sanığın, kendisini İnfaz Koruma Memuru olarak tanıtıp, düğününde kesmek için 2 tane keçi almak istediğini söyleyerek katılanı dolandırdığı olayda, sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması nedeniyle eylem, 24/11/2016 tarih ve 6763 Sayılı yasanın 14. Maddesi ile değişik TCK'nın 158/1-L maddesi kapsamında kalmakta ise de, suç tarihinin 03/04/2016 tarihi olması nedeniyle ve TCK'nın 7/2. Maddesi nazara alındığında, suç tarihi itibariyle yürürlükte olan ve lehe olan yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğinden sanığın sabit olan eyleminden dolayı TCK'nın 157/1. Maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve İlk Derece Mahkemesi'nin bu yöndeki nitelendirmesinin doğru olduğu değerlendirilmiştir.
Sanığa isnat olunan TCK 157/1 ve TCK 106/1(1.cümle) maddelerinde düzenelenen suçların CMK 253. maddesinde düzenlenen uzlaştırma müessesi kapsamında olduğu görülmekle usulüne uygun olarak yapılan uzlaştırma işlemlerinden de olumlu netice alınamadığı görülmüştür.
Katılan her ne kadar sanığı şikayeti sonrası kendisini arayarak "git karakoldan ifadeni geri al yoksa seni yakarım" demek suretiyle tehdit edildiğini belirtmiş ise de, sanığın tehdit suçunu işlediğine dair katılanın soyut beyanından başka sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil elde edilememiş ve sanık da alınan savunmasında bu yönde herhangi bir kabulde bulunmadığı görülmüştür. Bu sebeple, sanığın üzerine atılı tehdit suçu yönünden verilen beraat kararında da herhangi bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında; Sanık ..... hakkında "Tehdit" suçu açısından; Mahkemenin beraat kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği hususunun tartışılan delillerle belirlenmiş olması karşısında beraatine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan O Yer Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek bu suç yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir. Sanık ..... hakkında "Dolandırıcılık" suçu açısından ise; Sanığın adli sicil kaydında bulunan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/64 Esas 2013/80 Karar sayılı ilamında da tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması sebebiyle sanığın 2. kez mükerrir sayılması gerekirken tekerrür hükümlerinin 1. kez uygulanmasına karar verilmesi aleyhe istinaf olmadığından eleştiri yapılmakla yetinilmiş olup, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; Dolandırıcılık suçunun sanık ..... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/37 Esas 2015/748 Karar sayılı 10 ay hapis cezası içeren ilamındaki suçun TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu olduğu ve bu suçun CMK'nun 253. maddesinde 6763 Sayılı yasa ile uzlaşma kapsamına alınması sebebiyle ilgili mahkemenin 12/01/2017 tarihli ek kararı ile uzlaştırma işleminin yapılabilmesi için infazın durdurulmasına karar verildiği ancak uzlaştırma akibetinin uyap ortamında belli olmadığı, bunun yanında yine sanığın dolandırıcılık suçundan Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/208 Esas 2015/449 Karar sayılı ilamı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu ilam ile ilgili uzlaştırma işleminin sonuçsuz kaldığı ve ceza miktarlarının aynı olduğu dolayısıyla bu ilamın tekerrüre esas alınması gerektiği anlaşılmakla; sanık ve müdafinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görülmüş ancak bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen, CMK'nın 280/1-c uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, Sanık hakkında TCK'nun 58. maddesi uyarınca tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasının çıkartılarak yerine ''Sanığın sabıkasına esas Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/208 Esas 2015/449 Karar sayılı ilamı ile Dolandırıcılık suçundan tayin edilen 10 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK'nun 58. maddesi uyarınca cezasının 1.kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,'' şeklindeki fıkranın eklenmesi ve diğer fıkraların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Sanık ..... hakkında "Tehdit" suçu açısından;
Mahkemenin beraat kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği hususunun tartışılan delillerle belirlenmiş olması karşısında beraatine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan O Yer Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Bu suç yönünden yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerine bırakılmasına,
2-)Sanık ..... hakkında "Dolandırıcılık" suçu açısından;
Sanığın adli sicil kaydında bulunan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/64 Esas 2013/80 Karar sayılı ilamında da tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması sebebiyle sanığın 2. kez mükerrir sayılması gerekirken tekerrür hükümlerinin 1. kez uygulanmasına karar verilmesi aleyhe istinaf olmadığından eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; Dolandırıcılık suçunun sanık ..... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/37 Esas 2015/748 Karar sayılı 10 ay hapis cezası içeren ilamındaki suçun TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu olduğu ve bu suçun CMK'nun 253. maddesinde 6763 Sayılı yasa ile uzlaşma kapsamına alınması sebebiyle ilgili mahkemenin 12/01/2017 tarihli ek kararı ile uzlaştırma işleminin yapılabilmesi için infazın durdurulmasına karar verildiği ancak uzlaştırma akibetinin uyap ortamında belli olmadığı, bunun yanında yine sanığın dolandırıcılık suçundan Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/208 Esas 2015/449 Karar sayılı ilamı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu ilam ile ilgili uzlaştırma işleminin sonuçsuz kaldığı ve ceza miktarlarının aynı olduğu dolayısıyla bu ilamın tekerrüre esas alınması gerektiği anlaşılmakla;
Sanık ve müdafinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görülmüş ancak bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen, CMK'nın 280/1-c uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan,
Sanık hakkında TCK'nun 58. maddesi uyarınca tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasının çıkartılarak yerine ''Sanığın sabıkasına esas Osmaniye 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/208 Esas 2015/449 Karar sayılı ilamı ile Dolandırıcılık suçundan tayin edilen 10 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK'nun 58. maddesi uyarınca cezasının 1.kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,'' şeklindeki fıkranın eklenmesi ve diğer fıkraların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
3-)Dairemizce yapılan yargılamada sanığın sarfına sebebiyet verdiği 3 adet tebligat gideri 37,90 TL, 1 adet posta gideri 14,50 TL olmak üzere toplam 52,40 TL yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılama gideri ile hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama gideriyle birlikte toplanarak sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, Sanık .....'nın, katılan .....'nın ve sanık müdafi Av. A. S.'ın SEGBİS sistemi ile yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısı B. T.'nun huzurunda, mütalaaya uygun, CMK'nun 286/2-a-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/09/2020 (¤¤)