(AİHS EK 7 NOLU PRPTOKOL) (5271 S. K. m. 223, 225)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan "aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" düzenlemesi ile 11 No'lu Protokol ile değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolün Onaylanmasına Dair 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanunla kabul edilerek 25.03.2016 tarihli ve 29464 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 7 No'lu Protokolün 4/1. maddelerinde yer alan "hiç kimse bir devletin ceza yargılama usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez" düzenlemelerinin değerlendirmesi için öncelikle iddianamenin konusu olan fiil kavramı üzerinde durulması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.01.2006 tarih ve 2015/911 E. ve 2016/1 sayılı kararında fiil kavramı; ceza muhakemesinde ve maddi ceza hukukunda kullanılan ortak bir kavram olmakla birlikte içerik olarak birbirinden farklılık arz etmektedir. Ceza muhakemesi anlamında fiil, uyuşmazlık konusu olay olup, muhakemenin konusunu oluşturan olayın bütününü ifade etmektedir. Maddi ceza hukukunda ise fiil, belirli bir amaca yönelen, kişinin isteğine göre ve iradesine bağlı, dış dünyada etki doğuran icrai yahut ihmali bir insan davranışıdır.
Ceza muhakemesindeki fiil, maddi ceza hukuku anlamında tek bir fiilden oluşabileceği gibi birden fazla fiilden de oluşabilir. Bu itibarla ceza muhakemesindeki fiil kavramı, maddi ceza hukukundaki fiil kavramından daha geniştir.
Ceza muhakemesinde Cumhuriyet savcısı, yapmış olduğu soruşturma sonucunda kaleme aldığı iddianamede; yüklenen suçun unsurlarını, oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır. İddianame CMK 225/1 maddesi kapsamında uyuşmazlığın konusu ve sınırlarını ortaya koymaktadır. Bu sınırlar, diğer taraftan 'aynı fiil' kavramını da ilgilendirmektedir; zira, ceza muhakemesi yapılabilmesinin 'olmazsa olmaz' (sine qua non) şartlarından birisi de 'non bis in idem' olarak ifade edilen, aynı fiilden dolayı verilmiş bir hükmün veya açılmış bir davanın bulunmamasıdır. Bu bağlamda, 'Hukuk Devleti', 'Adil Yargılanma Hakkı' ve 'Non Bis in İdem' ilkeleri, ceza muhakemesine hakimdir. HUKUK DEVLETİ İLKESİ, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Bu ilke, adaletin gerçekleştirilmesinde, devletin kendi koyduğu kurallara kendisinin de bağlı olmasını ifade etmektedir. Hukuk devletinin görevlerinden biri de 'kişinin hukuk güvenliği'ni sağlamaktır. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Ceza muhakemesine konu edilen 'FİİLİN AYNI OLUP OLMADIĞI' hususunun tespitinde, iddianamede belirtilen olaylar bütününün esas alınması gerekmektedir. Buna göre, iddianamede yer verilen; "fiilin işlendiği yer, fiilin süresi, zamanı, kullanılan araçlar, kullanılma biçimleri" belirtilmek suretiyle bireyselleştirilerek tanımlanan olay gözönünde bulundurularak fiilin aynı olup olmadığı belirlenecektir. Fiilin aynı olup olmadığının belirlenmesinde, Cumhuriyet savcılığınca yapılan hukuki nitelendirmenin bir önemi bulunmamaktadır.
Bu değerlendirmelerden sonra, somut olaya baktığımızda;
Sanığın 20/10/2017 günü saat 16:30 sıralarında müştekinin ikinci el eşya satılan dükkanına gelerek et makinasının fiyatını sorduğu, parasını vermeden alarak dışarıya çıktığı, şahsın kendisine ''benden uzak dur'' diyerek bıçak gösterdiği, ayrıca taş attığı iddia edilerek eyleminin yağma olduğu değerlendirilerek Kırıkhan Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yargılamanın Kırıkhan Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/76 Esas sırasında yapılarak 20/09/2018 tarihinde 2018/200 Karar sayılı kararı ile sanığın sadece et makinasını alarak işyerinden çıktığı, herhangi bir cebir ve tehdit içeren eyleminin tespit edilmediği belirtilerek sanığın yağma suçundan beraatine, eylemin hırsızlık suçunu oluşturma ihtimaline binaen sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, kararın 23/10/2018 tarihinde kesinleştiği bu sefer sanık hakkında aynı eylemden suç duyurusunda bulunulması üzerine Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığınca eylemin hırsızlık suçu olduğu gerekçesiyle 13/12/2018 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılamanın Reyhanlı 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/835 Esas sırasında yapıldığı ve sanığın mahkumiyetine karar verildiği, her iki açılan davanın konusu ve suç tarihlerinin aynı eyleme yönelik olduğu, sanığın aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanması yukarıda izah edildiği gibi "Non bis in idem" ilkesi, "adil yargılanma hakkı" nın ihlali anlamına geleceği, bu da kişi bakımından "kişisel özgürlüğün ihlali" sonucunu doğuracağı, devlet bakımından ise "hukuk devleti" ilkesini zedeleyeceğinden bu nedenlerle sanık hakkında aynı fiil ile ilgili yağma suçundan verilen beraat kararı nedeniyle kesinleşmiş bir hüküm olduğundan, yasa ve sözleşme hükümleri uyarınca, konusu ve mağduru aynı olan fiille ilgili olarak iki kez hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi,
SONUÇ: Yasaya aykırı, sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş ancak bu husus CMK'nın 280/1-e maddesi kapsamında davanın yeniden görülmesi için duruşma açılmasını gerektirmeyip dairemizce dosya üzerinden karar verilmesinin CMK'nın 280/1-c maddesi kapsamında mümkün olduğu dikkate alınarak;
Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/835 Esas ve 2019/400 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILARAK, CMK'nın 280/1-c maddesi gereğince;
"Sanık C. G.'ün üzerine atılı hırsızlık suçundan açılan davanın aynı fiil nedeniyle sanık hakkında önceden verilmiş kesin mahiyette bir hüküm bulunduğundan CMK'nun 223/7 maddesi gereğince REDDİNE,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına," şeklinde karar verilmek suretiyle hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
CMK'nun 291/1-2. Maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, cezaevinde tutuklu ya da hükümlü bulunanlar için Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)