T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1341
KARAR NO: 2024/374
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/01/2020
NUMARASI: ... Esas - ... Karar
DAVACI: ... -...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
...
Av. ...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ: 07/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2024
KARARIN YAZIM TARİHİ: 13/03/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/01/2020 tarih ve ... E. -... K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin "... ili ... ilçesi 75 yataklı Devlet Hastanesi yapım işi"ni ihale aldığını, hastanenin asansör ile ilgili işleri için 300.000,00TL'ye 10/06/2013 tarihinde anlaşıldığını, müvekkilinin kdv dahil 354.000,00TL'yi davalıya ödediğini, fakat davalı sözleşme süresinde işi tamamlamadığı gibi bir kısım işleri eksik bıraktığını, paranın tamamını almış olmasına rağmen 288.000,00TL'lik fatura kestiği, kalan 66.000,00TL'nin faturasını kesmediğini, davalının yapması gereken eksiklikleri müvekkilinin tamamlayarak ihale kurumuna teslim ettiğini, fazladan masraf ve ödemeler yaptığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile davalının yapmadığı diğer eksiklikler ve yaptığı hatalı işlerin keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, tespit edilen 74.340,00TL'lik eksik ve hatalı iş olduğu, bu nedenlerle davanın kabulüne, fazlaya dair hakkı saklı kalmak üzere 50.000,00TL'nin 10/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesini, vekalet ücreti, yargılama gideri ve tespit giderlerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 04/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 50.000,00TL olarak belirtilen dava değerini 112.864,00TL daha arttırdıklarını, arttırılan dava değerini de dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Taraflar arasında 10/06/2013 imzalanan sözleşme gereği müvekkilin üzerine düşen işleri yerine getirdiğini, sözleşme konusu asansörleri çalışır durumda ve sözleşmeye uygun olarak Toplu Konut İdaresi'ne teslim edildiğini, bakımları ve aylık masraflarının müvekkiline fatura edildiğini, davacı tarafta bulunan 60.000,00TL teminat senedini müvekkiline teslim etmediğinden kalan bu kısım için fatura kesilmediğini, davacı tarafça ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce alınan raporunda çelişkiler olduğu, rapordaki çoğu masraf kaleminin bakım giderleri arasında yer aldığını, bu nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"Tüm dosya kapsamı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı dosyası, dava konusu ... ili ... ilçesi 75 yataklı Devlet Hastanesi yapım işine ait sözleşme dosyası ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ilişkinin BK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi olduğu, ayıba karşı tekeffül borcu, müteahhidin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak meydana getireceği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcu olduğu, davacının iş sahibi sıfatı ile davalıya yüklenici sıfatı ile ayıp ve eksiklikleri süresi içinde bildirdiği aradan geçen uzun zaman dilimi içinde de bu ayıp ve eksikliklerin giderilmediği, eksiklerin hatalı montajdan kaynaklanması sebebiyle yüklenicinin kusurlu olduğu anlaşılmakla mevcut eksikliklerin bu aşamadan sonra yüklenici tarafından giderilmeyeceğinin ortaya çıkması da göz önüne alınarak yüklenici davacının 09/08/2019 tarihli raporla hesaplanan zararının davalı tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; toplam 162.864,00TL zararın 50.000,00TL'lik kısmı için dava tarihi olan 15/05/2015 tarihinden, geri kalan kısmı için ıslah tarihi olan 05/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili 01/07/2020 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-Müvekkil ... İnşaat ve Asansör San. Tic. Ltd. Şti.'nin asansör imalat ve montajı işiyle iştigal eden bir firma olduğu, bu kapsamda, ... markalı asansörlerin de yerine göre yalnızca satışını, satışı ve montajını yahut satışı, montajı ve bakımını yaptığını,
2-Davacı ... ile müvekkili arasında 10.06.2013 tarihinde imzalanmış olan sözleşme gereğince, davalı müvekkilinin ... ili ... ilçesi 75 Yataklı Devlet Hastanesi'nin 2 adet sedye asansörü, 3 adet insan asansörü ve 2 adet monşarj asansörü işlerinin malzemeli olarak KDV hariç 300.000,00 TL bedel ile anahtar teslimi montajları işlerini üstlendiğini,
3-Müvekkilinin, sözleşmeye uygun olarak üstlendiği bütün işleri yerine getirip, sözleşme konusu asansörleri çalışır durumda ve sözleşmeye uygun olarak Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ' ne teslim ettiğini, bununla birlikte aylık bakımların müvekkilinin yetkili bayisi tarafından gerçekleştirildiği ve aylık masrafların müvekkiline fatura edildiğini,
4-Müvekkilinin, sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen, davacının, işbu davayı açtığını, dava dilekçesi ve eklerinin davacının müvekkilinin adresini yanlış göstermesi nedeniyle dava dilekçesi tebligat işleminin TK m.35'e göre gerçekleştirildiği ve dolayısıyla öncesinde cevap verilemediğini,
5-Müvekkiline ön inceleme duruşma tarihini bildirir tebligatın da usulsüz olduğunu,
6-Dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri olmaksızın, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin gösterilmediğini, dava dilekçesinin HMK m.119’da öngörülen dava dilekçe formatından çok uzak bir şekilde hazırlanması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
7-Müvekkilinin, sözleşme konusu asansörleri anahtar teslim ve montaj işlerini, sözleşmeye uygun olarak yerine getirip, Toplu Konut İdaresi'ne teslim ettiğini, akabinde TOKİ'nin sözleşmeye konu asansörleri ön-kabul ile teslim aldığını, davacı ... da teslim neticesinde hak-ediş tutarını TOKİ'den aldığını, TOKİ'nin bu hak-ediş tutarını, sözleşme konusu asansörlerin de içinde bulunduğu hastane, kendisine teslim edildiği için ödediğini, dava dilekçesinde belirtilen, 354.000,00 TL'nin davalı müvekkiline ödendiğini, işin süresinde tamamlanmadığı, imalat hatalarının söz konusu olduğu, sözleşmeye uygun yapılmadığı ve işin yarım bırakıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını,
8-Davacının, kendisinde bulunan 60.000,00 TL'lik teminat senedini müvekkiline teslim etmediğinden ötürü, kalan bu kısım için fatura kesilemediğini, müvekkilinin, davacıya biri 60.000,00 TL diğeri 294.000,00 TL değerinde iki adet teminat senedi verdiğini, bu senetlerden 294.000,00 TL değerinde olanı işin yapılması sonucu iade aldığı ve faturasını da keserek davacıya teslim ettiğini, ancak 60.000,00 TL değerindeki teminat senedinin teslim edilmemesi nedeniyle, bu tutar bakımından fatura kesilmediğini,
9- Davacı tarafın, fazladan 74.340,00 TL masraf ve ödeme yaptığına ilişkin beyanların gerçeğe aykırı olduğunu ve ispat edilemediğini, davacının fazladan masraf ve ödeme yaptığına ilişkin hiçbir delili dosyaya sunamadığını, ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu,
10- Müvekkiline sehven fazladan ödeme yapıldığı iddiası bir yana, davacı tarafın elektrik ve işçilik ücretleri başta olmak üzere, müvekkiline yüklü miktarda borcu bulunduğunu,
11-Davacı tarafın iddiasının aksine müvekkilinin, hastanedeki asansörlerin bakım ve onarım işlerini, birlikte çalıştığı yetkili bayii aracılığıyla gerçekleştirdiğini,
12- Davacı tarafın, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İŞ sayılı dosyasından yaptırmış olduğu tespitin, çelişkiler barındıran ve müvekkili gıyabında gerçekleştirilen bir tespit olduğunu, bilirkişinin tespit etmiş olduğu eksikliklerin giderilmesi için gerektiğini düşündüğü malzeme ve işçilik bedellerinin olması gerekenin çok üstünde hesaplandığını,
13- ... Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat akabinde atanan bilirkişi heyeti 3 kişiden oluşmakta iken makine mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından 24.10.2017 tarihli bir rapor; 11.12.2017 tarihli bir başka rapor olmak üzere toplamda 2 rapor hazırlandığını, bu raporlardan yalnızca 11.12.2017 tarihli raporun kendilerine 15.02.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, 24.10.2017 tarihli bilirkişi raporunun itiraz dilekçesi hazırlanırken tesadüfen öğrenildiğini,
14-Atanan bilirkişilerden ...'nun İş Hukuku uzmanı olduğu, dosya üzerinde rapor yazacak niteliğe haiz bir bilirkişi olmadığını,
15-24.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin, makine ve malzemelerin şartnamede istenilenlerle kapasite bakımından eş değer olduğu, problemlerin montaj hatasından kaynaklandığını, asansör kabinlerinde yatay düşey düzlemde eğiklikler bulunduğunu, 1 cm'den fazla açıklıkların bulunduğunu, dış döşeme ile asansör kabinleri arasında kot ve eğim farklılıklarının bulunduğunu, takılmaların gerçekleştiğini, sarsıntı bulunduğunu beyan etmişken, 11.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda Av. ... tarafından 63.000,00 TL zararın bulunduğu tespitine dayanak yapılan ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda ise ; dönen aksamlara koruma yapılması, halat deliklerine koruma yapılması, kuyu aydınlatmalarının tamamlatılması, kat kapısı makaralarının çalışır duruma getirilmesi, ray konsollarına kuvvetlendirme yapılması, kuyu dip sensörlerinin takılması, ağırlık dengesinin sağlanması gibi bir takım eksikliklerden bahsedildiğini, 24.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda yer verilen hiçbir aksaklık ve eksikliğin tespit edilmediğini, 24.10.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 11.12.2017 tarihli bilirkişi raporundaki zarar tespitine esas ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda tespit edilen eksiklikler arasında büyük çelişki bulunduğunu, (-ki bu raporda tespit edilen eksiklikler 24.10.2017 tarihli bilirkişi raporundan çok farklıdır ve iki rapor birbiriyle çelişmektedir), hal böyleyken raporun içerik itibariyle de tutarlı bulunmadığını, zarar tespiti yapılacaksa bunun olsa olsa 24.10.2017 tarihli rapora göre gerçekleştirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna bu yönüyle de itiraz ettiklerini belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nun 345. Maddesinde "İstinaf yoluna başvuru süresi 2 haftadır. Bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğ ile işlemeye başlar..." hükmü düzenlenmiştir.
Öte yandan COVİD-19 hastalığının, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde Pandemi olarak ilan edilmesinin ardından, ülkemizde buna ilişkin ilk yargısal tedbir, duruşma ve keşiflere ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği tarafından 13.03.2020 tarihinde alınmış, bunu takiben 22.03.2020 tarihinde, İİK’nun 330. maddesine dayanılarak, İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması Hakkında 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır. Buna göre; COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten (yayım tarihi olan 22.3.2020) 30.04.2020 tarihine kadar, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir. Pandemi sürecinde yargısal tedbirlere ilişkin yapılan en kapsamlı düzenleme ise 25.3.2020 tarihinde kabul edilerek 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun’un Geçici maddeleri olup söz konusu Kanun’un Geçici 1. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır.
Bu Kanun’la belirtilen süreler 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuş olup, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.
"...Taraflar arasındaki harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile istinaf talebinin süreden reddine karar verilmiştir.
Ek kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin 23.07.2020 tarihli ek kararına ilişkin olup; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Somut olayda davalı vekili; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen 20.02.2020 tarihli hükmü istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesi ise HMK'nın 346 ncı maddesi uyarınca süresi içerisinde istinaf talebinde bulunulmadığından 23.07.2020 tarihli ek kararla davalı ... yönünden istinaf talebinin süre yönünden reddine karar vermiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 345 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bu cümleden olmak üzere; 7226 Sayılı Kanuna eklenen geçici 1 inci maddesi hükmü uyarınca Covid-19 nedeniyle adli sürelerin, 13.03.2020 tarihinden itibaren 30 Nisan 2020 tarihine kadar durdurulduğu, 30.04.2020 tarihli 31114 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2020/2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı, buna göre 16.06.2020 tarihi itibariyle işlemeye başlayan 15 günlük istinaf süresi dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta davalı taraf yönünden istinaf yoluna başvurabilme süresinin 30.06.2020 tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı vekiline 23.05.2020 tarihinde elektronik posta olarak tebliğ edilmiş; istinaf dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 10.07.2020 tarihinde UYAP ortamından mahkemeye gönderilmiştir.
İstinaf dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar ile bu kararın istinaf edilmesi üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerekir.
"( Yargıtay 7. H.D.'nin 05/10/2023 tarih, 2022/3515 E., 2023/4498 K. sayılı kararı)
Somut olayda, ayıplı ifa nedeniyle tazminat istemine ilişkin olarak açılan davada, yapılan yargılama sonucu ilk derece mahkemesince kabul kararı verildiği, gerekçeli kararın da 06/06/2020 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmış, yani 16.06.2020 tarihi itibariyle işlemeye başlayan 15 günlük istinaf kanun yoluna başvurabilme süresi 30.06.2020 tarihinde sona ermiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu ise 01/07/2020 tarihinde süresinden sonra yapılmıştır.
Sonuç itibariyle; Davalının istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-c maddesi gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 352/1-c md.si gereğince USULDEN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında davalıdan peşin alınan 2.781,31 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya İADESİNE,
3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024
...
Başkan
...
*e-imzalıdır*
...
Üye
...
*e-imzalıdır*
...
Üye
...
*e-imzalıdır*
...
Katip
...
*e-imzalıdır*
" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır. "