T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/258 - 2024/1279
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/258
KARAR NO: 2024/1279
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: ... E.- ... K.
DAVACI: ... -
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ... -
VEKİLİ: Av.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ: 04/01/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024
KARARIN YAZIM TARİHİ: 17/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 27/10/2020 tarih ve ... E. -... K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı müvekkili ile davalı arasında iki adet taşeron sözleşmesi imzalandığını, taraflarca hazırlanıp imzalanan birinci sözleşmeye göre ... ili, ... ilçesi, ... ada 19 parselde yapılacak olan inşaat işinin verilen projelere ve teknik ve idari şartnamelere uygun bir biçimde bir parçası olan A ve B Blok (elektrik tesisatı) işinin bitirilmesi karşılığında tarafların 150.000,00 TL bedelle anlaştıklarını ancak, işin karşılığında 165.000,00 TL değerindeki daire verileceğinin kararlaştırıldığından müvekkili tarafından işin %80 'inin bitirildiğinde ve 15.000,00 TL ödendiğinde 6. kat batı cepheli 2+1 dairenin tapusunun verileceğinin kararlaştırıldığını, imzalanan ikinci taşeron sözleşmesine göre ise ... ili, ... ilçesi, ... ada 19 parselde yapılacak olan inşaat işinin verilen projelere ve teknik ve idari şartnamelere uygun bir biçimde bu inşaat işinin bir parçası olan A ve B blok (elektrik tesisatı ve su tesisatı) işinin bitirilmesi karşılığında tarafların 500.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, işin %80'i bitirildiğinde 500.000,00 TL bedelli iki adet 2+1 dairenin tapusunun verileceğinin taahhüt edildiğini, bu sözleşme hükümlerine göre yüklendiği işi yapmaya başlayan müvekkilinin işin büyük bir kısmını tamamladıktan sonra davalı müteahhit firma tarafından davacının işe devam etmesinin engellendiğini ve yapılan sözleşmelerin feshedildiğini söylediğini, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit neticesinde müvekkilinin yaptığı işin bedelinin ... ada 19 parsel için 76.485,07 TL, ... ada 19 parsel için ise 272.305,76 TL olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ileri sürerek açıklanan nedenlerle müvekkili tarafından iki adet taşeron sözleşmesi ile yüklenilen işin tamamlanan kısımları için 100.00,00 TL alacağın fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Görev itirazlarının bulunduğunu, davacının işi kendisinin bırakarak müvekkilini mağdur ettiğini ve üzerine haksız olan bu davayı açtığını beyan ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/05/2019 tarih ve ... Esas,- 2019/510 Karar sayılı kararı ile; Dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve görevli mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna kararı verildiği, işbu kararın kesinleşmesi sonrası dosyanın tevzide .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasını aldığı ve yargılamaya adı geçen dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:" Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalı arasında bulunan eser sözleşmesi kapsamında yüklenici davacı tarafından iş sahibi davalının ... ili ... ilçesi ... ada 19 parselde ve ... ilçesi ... ada 19 parseldeki yapılan inşaatlarının elektrik ve su tesisatı işleri için yüklenici tarafından oluşturulan eserin bedelinini talebine ilişkin olduğu, sözleşme kapsamında davacı tarafından anlaşılan işlerden bir kısmını tamamladığı Mahkememizce yapılan keşif esnasında inşaatların tüm inşaai faaliyetlerinin tamamlandığı, hükme esas gerek tespit raporu gerekse mahkememizce görevlendirilen bilirkişilerden alınan rapora göre yüklenici davacı tarafından davalıya ait işyerinde oluşturulan eserin oluşturulduğu yıl piyasa rayiç bedeline göre ... ili ... ilçesi ... ada 19 parseldeki işler bedelinin 76.485,07 TL ve ... ili ... ilçesi ... ada 19 parseldeki işler bedelinin 272,305,76 TL olmak üzere davacının davalıdan toplam alacağının 348.790,83 TL olduğunun belirlenmesine göre davanın kabulü ile, 348.790,83 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 27/09/2018 gününden, emsal nitelikli Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2019/1523-4463 E.K. sayılı ve 2018/3653-2019/3744 E.K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere ıslah edilen 248.790,83 TL'sine ıslah tarihi olan 05/10/2020 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
348.790,83 TL'nin 100.000 TL'sine dava tarihi olan 27/09/2018 gününden, 248.790,83 TL'sine ıslah tarihi olan 05/10/2020 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili 04/01/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;
1-Asliye Ticaret Mahkemesince dosyanın zorunlu arabuluculuğa gönderilmesi gerekirken taleplerine rağmen gönderilmeyerek işin esasına girildiğini bu nedenle öncelikle davanın, dava şartı arabuluculuk müessesesi yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,
2-Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 16.09.2020 tarihli raporda yer alan incelemelerin itiraz dilekçelerindeki nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, raporun ne iddialarına ne de cevap dilekçesinde belirtilen hususlara yer verilmeyerek hazırlandığını,
3-Dosyada yer alan sözleşmelerde ...'in 13/10/2017 tarihine kadar elektrik tesisatı, su tesisatı, sıva altı, fayans altı ve şap altı bütün tesisatları bitireceğini aksi takdirde hiç bir şekilde hak talep etmeyeceğini bildirdiğini, buna ilişkin sözleşmenin de taraflarınca dosyaya sunulmasına rağmen bilirkişi heyeti tarafından bu sözleşmeye hiç değinilmediğini, davacı tarafın işi müvekkili tarafından yapılan baskı ile sonlandırdığını beyan ettiğini ancak davacının, o dönem gerçekleşen inşaat krizinde artan malzeme fiyatlarını bahane ettiğini, ayrıca artan işçiliği göstererek işi kendisinin terk ettiğini,
4- Bilirkişi heyeti .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş numaralı 03/09/2018 tarihli raporunu baz aldığını belirtmişse de bu durumun tamamen hatalı olduğunu, ... Elektrik isimli yüklenicinin 2017 yılı itibariyle işi terk ettiğini, bunun üzerine tüm tesisat işlerinin müvekkili tarafından yapıldığını, cevap dilekçelerinde de işin terk edildiği ve cezai şart bildirildiğini, dolayısıyla yaklaşık bir buçuk yıl sonra Sulh Hukuk Mahkemesince tespit yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu çünkü işi müvekkilinin tamamladığını,
5-Davacı taraf işin yüzde 49 'unu karşıladı ise malzeme alımlarına ilişkin faturaları dosyaya ibraz etmesi gerektiğini, ancak böyle bir faturanın dosyaya sunulmadığını, taraflarınca sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde vergi dairesine müzekkere yazılması ve bu müzekkereye verilecek cevap neticesinde hüküm tesis edilmesi talep edilmiş ise de bu hususun göz ardı edilerek eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu,
6-Müvekkilinin davacının işi bırakması nedeniyle sözleşmeden kaynaklı çok ciddi zarara uğradığını, inşaatın ilerlemesinin aksadığını ve malzemelerin 4 katına mal edilerek müvekkilince satın alındığını, dolayısıyla zarara uğrayan ve mağdur olanın müvekkili olduğunu, ayrıca bu gecikmeden kaynaklı apartman sakinlerine kira bedeli dahi ödemek zorunda kaldığını,
7- Tanıklarının da dinlenmediğini, dosyanın sözleşmeler alanında uzman bir kişiye verilmediğini, sözleşme kapsamındaki cezai şart durumunun değerlendirilmediğini belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
1- Davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılış tarihi 27/09/2018 olup iş bu tarihte henüz Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk şartı getirilmediğini, Ticari Arabuluculuk Şartı hukukumuzda 01/01/2019 tarihinden itibaren uygulanmakta olup hukukumuzda ilke haline gelen her davanın açıldığı tarihteki kanun ve koşullarla değerledirilir ilkesi uyarınca da işbu davanın açıldığı tarihte Ticari Arabuluculuk Şartı getirilmediğinde Yerel Mahkemenin bu yönde vermiş olduğu kararın doğru olduğunu,
2- Müvekkili davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin üzerine düşen ifaları yerine getirirken sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilinin işe devam etmesinin engellendiğini, müvekkilinin hak kaybına uğramamak için hemen sözleşmeye dayanarak ve kovulduğu tarih itibariyle .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyası ile tespit yaptırdığını ve bu dosyada çıkan bilirkişi raporuyla da müvekkilininin işi bırakmış olduğu tarihe kadar yapmış olduğu iş bedeli hesaplandığını, bu hali ile müvekkilinin kötü niyetli davranmayarak sadece kendi yapmış olduğu iş bedelini istediğini davalı tarafça da tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna itiraz edilmediğini,
3-Davalı tarafça her ne kadar inşaatın maliyetine ilişkin faturalar talep edildiyse de taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince zaten işin yapılmasına ilişkin tüm malzeme ve işçilik bedellerinin müvekkili tarafından karşılanacağı kararlaştırıldığından Mahkemece bu bedellerin tespit edilmesinin hukuka uygun olduğunu bu nedenle davalı tarafın usul ve esasa ilişkin itirazlarının hiç bir uygunluğu bulunmadığını ve açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Davacı taşeron olarak, iş sahibi davalının yüklenicisi olduğu inşaatların su ve elektrik tesisatı işlerinin yapılması için götürü bedelli iki ayrı taşeron sözleşmesi imzalandığını, kendi edimini büyük oranda yerine getirmesine rağmen çalışmasının engellendiğini, tamamlanan işlere ait bedelin de davalı tarafça ödenmediği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır.
Davalı taraf ise, davanın öncelikle arabuluculuk zorunlu dava şartına tabi olduğu belirtilerek usulden reddini; esas açısından da işi bırakanın davacı olduğunu ve davacının çalışmasının engellendiği yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek, davanın esastan reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
- 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
"...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun, bir miktar paranın tahsiline yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davanın, 13/01/2020 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı, ve dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
....Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edebilmelerinin yanı sıra, mahkemelerin iş yükünün de azaltılması düşüncesiyle bazı hukuk uyuşmazlıkları için bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk benimsenmiştir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi gereğince, bu Kanununun 4. üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. HUAK 18/A madde uyarınca arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak kabul edilmesi halinde, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması durumunda mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre içinde eksikliğin tamamlattırılması için süre verilmeli, verilen sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmeli, yine dava arabuluculuğa başvurulmadan açılmış ise herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmelidir.
Dava asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, mahkemece ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle tensiben davanın usulden reddine karar verildiği, ticaret mahkemesince dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı şirket tarafından bir başka sözleşmeye dayanarak .... Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı tarihte davalıya karşı açılan alacak talepli davada da, mahkemesince ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, görevsizlik kararı üzerine davacı tarafın arabuluculuk başvurusu yaptığı, anlaşmazlık tutanağı düzenlendiği, bilahare dava dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasına kaydedildiği, mahkemece davanın açıldığı tarih itibariyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı tarafın istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin ... esas - ... karar sayılı ilamıyla esastan reddine karar verildiği, davacı tarafça BAM kararı temyiz edilmiş ise de, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.12.2022 tarih, ... sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
...Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
....Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine davaya görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından mahkemece görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,..."( Yargıtay 6. H.D.'nin 19/12/2023 tarih, ... E., ... K. sayılı kararı, benzer mahiyetteki Yargıtay 6. H.D.'nin 19/12/2022 tarih, 2022/4922 E., 2022/5865 K., yine benzer mahiyetteki Yargıtay 11. H.D.'nin 27/05/2024 tarih, 2023/1047 E., 2024/4340 K. )
Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davanın bir miktar paranın tahsiline yönelik olarak açılan ticari dava niteliğinde olduğu, 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi gereğince de, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu hususu sabittir.
Eldeki davanın açılış tarihi ise 27/09/2018 olup, dava açılış tarihi itibariyle dava şartı olarak arabuluculuktan bahsedilemeyeceği gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
-"6098 sayılı TBK'nın 480. maddesi hükmünce bedelin götürü olarak kararlaştırıldığı hallerde yüklenici eseri o bedelle meydana getirmekte yükümlü olup, eser öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile bedelinin arttırılmasını, maddenin devamında öngörülen uyarlama koşullarının bulunmaması hali dışında isteyemeyecektir. Buna göre götürü bedelli eser sözleşmesinde iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ya da yüklenicinin hakettiği iş bedeli ile ödenmemiş alacağının tespiti için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle işin tamamına göre fiziki oranının tespit ve bu oranın götürü bedele uygulandıktan sonra hakedilen imalat bedeli belirlenerek kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılmak suretiyle saptanması gerekir." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13/02/2019 tarih ve 2017/726 E.-2019/591 K.sayılı kararı)
SOMUT OLAYDA:
Davacı taşeron olarak, iş sahibi davalının yüklenicisi olduğu inşaatların su ve elektrik tesisatı işlerinin yapılması için götürü bedelli iki ayrı taşeron sözleşmesi imzalandığını, kendi edimini büyük oranda yerine getirmesine rağmen çalışmasının engellendiğini, tamamlanan işlere ait bedelin de davalı tarafça ödenmediği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır.
Davalı taraf ise, davanın öncelikle arabuluculuk zorunlu dava şartına tabi olduğu belirtilerek usulden reddini; esas açısından da işi bırakanın davacı olduğunu ve davacının çalışmasının engellendiği yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek, davanın esastan reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesince tespit dosyası celp edilip mahallinde keşif yapıldığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşme anahtar teslim götürü bedelli olup, işin tamamlanma oranına göre davacının hak ettiği iş bedelinin tespiti gerekmektedir. Dosya kapsamındaki 16/09/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu değerlendirmelerinin de bu doğrultuda, sözleşme kapsamına ve içtihatlara göre yerinde olduğu, bu tespitlerin aynı zamanda .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporu tespitleriyle ile de örtüştüğü anlaşılmakla, ilk derece Mahkemesince verilen karar yerindedir.
Sonuç itibariyle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talep eden davalıdan alınması gereken 23.825,90 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL maktu + 5.897,18-TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 17.869,42 TL'nin davalıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 ve 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır. "