T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2293 - 2025/414
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2293
KARAR NO: 2025/414
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26/04/2024
NUMARASI: 2024/... Esas - 2024/... Karar
DAVACI: ... -
VEKİLİ: Av. ...-
DAVALI: ... Şti.
VEKİLİ: Av. ...-
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ: 11/11/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ: 21/03/2025
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2024 tarih ve 2024/... E.- 2024/... K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı ... Şirketi ile davacı müvekkili ... arasında 28.01.2019 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinin yapılan/kalan ödemelerini gösteren yine taraflar tarafından imzalanmış belgeye göre davalının ödemediği kalan borçları için İskenderun İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı ilgisi verilen dosyada icra takibi başlatıldığını, takipte kesinleşen miktar, faiz miktarı, vekalet ücreti, masraf miktarı, tahsil harcı, ile birlikte alacaklarının toplam 33.024,83 TL olduğunu, davalının 10.08.2020 tarihli itirazı üzerine icra takibi İskenderun İcra Dairesi tarafından durdurulduğunu, dava şartı olan arabuluculuğa 11.02.2022 tarihinde gidildiğini, arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2020/... Esas sayılı dosyası kapsamında yapmış olduğu borca itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; takibin dayanağı olan sözleşmede Nevşehir Mahkemelerinin yetkili olarak gösterildiğini, Mahkememizin yetkisiz olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca müvekkillerinin davacıya borcunun bulunmadığını, icra dosyasında yetkiye de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 19.01.2023 tarih, 2022/... E. ve 2023/... K. sayılı kararı ile; ''... somut olayda borçlu davalı icra dairesindeki yetki itirazında eser sözleşmesinin ifa edileceği yerin Nevşehir olduğunu belirtip yetkiye itiraz ederek, yetkili icra dairesini göstermiş olduğundan, usulüne uygun bir yetki itirazı vardır. Davalı borçlu şirketin merkezinin ve sözleşmenin ifa edileceği yerin Nevşehir olması ve takibin İskenderun İcra Dairesinde başlatılmış olması ayrıca davalı borçlunun da icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması nedeniyle usulüne uygun olarak başlatılan bir takip bulunmadığı anlaşılmakla yetkili icra müdürlüğünde takip başlatılması itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davacının davasının usulden reddine ... '' şeklinde karar vermiş, işbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş,
Dairemiz 10.10.2023 tarih ve 2023/... E. ve 2023/... K. sayılı kararı ile;"Somut olayda; Davacı ile davalı arasında İskenderun Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinin yapım işine ilişkin eser sözleşmesi imzalandığı, iş bedelinin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı, yetki ve borca yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı sabittir.
HMK. 17. maddesinde ve yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere yetki sözleşmesi sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir. Gerçek kişilerin yetki sözleşmesi yapması mümkün değildir. Davalının tacir olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı ise gerçek kişidir. Davacının tacir olup olmadığı taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığını belirleyecektir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının tacir olup olmadığının usulüne göre araştırılması, davacının da tacir olduğunun tespit edilmesi durumunda yetki sözleşmesi geçerli kabul edilerek geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine, davacının tacir olmadığının belirlenmesi durumunda ise taraflar arasında yapılan sözleşmede işin ifa yerinin İskenderun olduğu dikkate alınarak HMK. 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa yerinin de yetkili olacağı, bu nedenle geçerli bir icra takibinin varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekmektedir. Belirtilen hususlar araştırılmadan geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmesi yerinde değildir." şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dosya yerel mahkemeye gönderilmiştir.
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 30.01.2024 tarih, 2023/... E. ve 2024/... K. sayılı kararı ile; "Dava; itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili; Müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasında İmzalanan sözleşme uyarınca davalının davacıya 23.645.63.-TL alacağını ödemediği, bu nedenle müvekkilinin icra takibi başlattığı, takibe haksız yere itiraz edildiği ve durdurulduğu, takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
Davacının işletme esasına göre defter tuttuğundan dolayı VUK'na göre tacir sayıldığı, davalının da tacir olması, taraflar arasındaki sözleşmenin eser özleşmesinden kaynaklı olup ticari iş olması dikkate alındığında dava ticari davadır. Buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Bu davaya bakma görevi kanuni düzenleme uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanındadır. Mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılarak dosyanın görevli ve yetkili İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş,.." şeklindeki gerekçe ile bu sefer görevsizlik kararı verildiği, işbu kararın kesinleşmesi sonrası dosyanın İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek 202/... Esasını aldığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
"Dava; Eser Sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/01/2023 tarih 2022/... Esas - 2023/... Karar sayılı dosyasında verilen karar üzerine yapılan istinaf incelemesine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2023/... Esas - 2023/... Karar sayılı dosyasında taraflar arasındaki 28/01/2019 tarihli sözleşmenin 5.maddesinde, uyuşmazlık halinde Nevşehir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu yönünde taraflar arasında yetki sözleşmesi yapıldığı, İskenderun İcra Dairesi'nin 2020/... E. Sayılı dosyasında davalının borçlunun yekti itirazında bulunduğu HMK 17.maddesi uyarınca "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılır." hükmü düzenlendiği, davacının tacir olup olmadığının usulüne göre araştırılması, davacının da tacir olduğunun tespit edilmesi durumunda yetki sözleşmesi geçerli kabul edilerek geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/01/2024 tarih ve 2023/... Esas - 2024/... Karar sayılı dosyasında yazılan müzekkere cevabında Akdeniz Vergi Dairesinin 25/10/2023 tarihli yazıları ile davacı ...'un 18/08/2016 tarihinden itibaren Tatil Amaçlı Pansiyonların Faaliyetleri ve Kendine Ait veya Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi, Leasingi (kendine ait binalar, devre mülkler, araziler, müstakil evler vb.) faaliyetiyle gerçek usul mükellef olduğu ve faaliyetine devam ettiği bildirilmiştir.
Somut olayda tarafların tacir olması, HMK' nın 17. maddesi uyarınca sözleşme ile kararlaştırılan yetki anlaşmasının kesin yetki olduğu, Nevşehir Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin kesin yetkili olduğu, İskenderun İcra Dairesinin 2020/... E sayılı dosyasında başlatılan takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı bu haliyle geçerli kabul edilerek geçerli bir icra takibi bulunmadığından..." şeklindeki gerekçe ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili 19/11/2019 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;
1-Davanın müvekkilinin eser sözleşmesinden kaynaklı alacağı hakkındaki icra takibine yapılan itiraz üzerine 07.07.2022 tarihinde açtıkları itirazın iptali davası olduğunu, daha önce İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada Mahkeme 19.01.2023 tarih, 2022/... E. Ve 2023/... K. Sayılı kararı ile; ''... somut olayda borçlu davalı icra dairesindeki yetki itirazında eser sözleşmesinin ifa edileceği yerin Nevşehir olduğunu belirtip yetkiye itiraz ederek, yetkili icra dairesini göstermiş olduğundan, usulüne uygun bir yetki itirazı vardır. Davalı borçlu şirketin merkezinin ve sözleşmenin ifa edileceği yerin Nevşehir olması ve takibin İskenderun İcra Dairesinde başlatılmış olması ayrıca davalı borçlunun da icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması nedeniyle usulüne uygun olarak başlatılan bir takip bulunmadığı anlaşılmakla yetkili icra müdürlüğünde takip başlatılması itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davacının davasının usulden reddine dair karar verilerek... '' davanın yetkili icra dairesinde açılmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine karar verildiğini, bunun üzerine taraflarınca istinaf edilen Yerel Mahkeme kararının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 10.10.2023 tarih ve 2023/... E.-2023/... K. Sayılı kararı ile bozulduğu ve dosyanın Yerel Mahkemeye gönderildiğini, Yerel Mahkemenin bu sefer Görevsizlik kararı ile davayı İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderdiğini, Yerel Mahkemenin de huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine kararını verdiğini, usul, yasa ve içtihatlara aykırı işbu karara itiraz ettiklerini, şöyle ki;
2- İcra takibine konu edilen eser sözleşmesinde sözleşmenin tarafı olan işverenin tüzel kişi tacir sıfatına sahip olduğunu, yüklenicinin tacir sıfatı olmayan gerçek kişi olduğunu, HMK 17. maddesinin yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında akdedilmiş olmasını aradığını, yani hukuken yetki sözleşmesi ile belirlenmiş yerin gerçek manada yetkili sayılabilmesi için bu sözleşmenin eşitler arasında yapılmış olması gerektiğini, HMK'da bu eşitler tacir ve kamu tüzel kişileri şeklinde sınırlı olarak sayıldığını, bu sebeple ki her ne kadar eser sözleşmesi içerisine ek yapılmış bir yetki maddesi olsa da müvekkilinin HMK 17. maddesinin belirttiği şartlarda yetki sözleşmesi yapma sıfatını haiz olmadığını, bu halde yerel mahkemenin sözleşmeye ek yapılmış bir yetki maddesinde dikkate alması gereken hususun yetkili yer mahkemesinden önce sözleşmenin hangi sıfata sahip kişiler arasında akdedildiği olduğunu, sözleşmede işverenin tacir olduğu tartışmasız olup, yerel mahkeme tarafından irdelenmesi gereken hususun yüklenicinin gerçek kişi tacir sıfatına sahip olup olmadığı olduğunu, TTK anlamında tacirin, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimse olduğu, Yerel mahkemenin dosya kapsamında ilgili yerlere müzekkere yazarak yüklenicinin bir ticari işletmesinin olup olmadığı ve bu işletmesini işletip işletmediğine yönelik araştırma yapması gerekir iken, salt sözleşmeye bağlı kalıp geçersiz yetki sözleşmesine ilişkin yeri esas almasının hukuken hatalı olduğunu, yüklenici konumundaki müvekkilinin ise hukuken gerçek kişi olduğunu, bu sebeple kendisinden daha güçlü konumda bulunan ve tacir sıfatına sahip olan davalı işveren ile yaptığı sözleşmenin ek maddesindeki yetki belirlemesinin geçersiz olduğunu, zira HMK 17. maddesinde yetki sözleşmesinin kimler tarafından akdedilebileceği açıkça belirtildiğini, yetki sözleşmesinin kanunen kimler tarafından akdedilmesi gerektiğine ilişkin açıklık, kişiler arasındaki eşitliği sağlamak, zayıf kişilerin daha güçlü konumunda bulunan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korumak amaçlı olduğunu, bu sebeple yerel mahkemenin davayı usulden reddetmesinin hukuken hatalı olduğunu,
3- Yerel Mahkeme gerekçeli kararında her ne kadar borçlu şirketin merkezi ve sözleşmenin ifa edileceği yerin Nevşehir olduğu belirtilse de sözleşmede işin konusu kısmına bakıldığında işin ifa edileceği yerin İskenderun' olduğu, HMK 17. maddesi gereği yapılan yetki sözleşmesinin eşitler arasında yapılmadığından gerek kanunen gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatlar doğrultusunda geçersiz olduğu göz önüne alındığında genel yetki kuralı ve genel yetki kuralı dışındaki alternatif yetki kuralına bakılması gerektiğini, zira HMK'nın 6. maddesinde; '' genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri adresidir. '' hükmü ile HMK 10. maddesinde ;'' sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir '' şeklindeki maddesi gereği açılan davada işin yapıldığı yer İskenderun olup dava sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesinde açıldığı ve hukuken de geçerli olduğunun ortada olduğunu,
4-Yerel mahkemenin sözleşmenin içeriğinde yer alan ifa yerine yönelik hatalı yorumu ve eksik incelenmesi sonucunda hukuken hatalı bir karara vardığı kanaatinde olduklarını belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Yerel mahkeme yapılan yargılama neticesinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu,
Davacı taraf vekilince her ne kadar müvekkili ...'un tacir olmadığı, yetki sözleşmesi yapmaya ehil olmadığını beyan edilmişse de bu hususa katılmadıklarını, Akdeniz Vergi Dairesi 25/10/2023 tarihli yazıları ile davacı ...'un 18/08/2016 tarihinden itibaren Tatil Amaçlı Pansiyonların Faaliyetleri ve Kendine Ait veya Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi, Leasingi (kendine ait binalar, devre mülkler, araziler, müstakil evler vb.)faaliyetiyle gerçek usul mükellef olduğu ve faaliyetine devam ettiğinin bildirildiğini, davacının tacir olduğunun dosyaya eklenen evraklar ile de sabit olduğunu, yapılan yetki sözleşmesinin de geçerli olduğunu,
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili İcra Dairesinin, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri İcra Dairesi olduğu, müvekkili şirket merkezinin Nevşehir ilinde olduğunu, icra takibinin usulüne uygun başlatılmadığının mahkemece de tespit edildiğini belirterek, Yerel mahkeme kararının onanması ve davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istemiştir.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Dosya kapsamındaki 28/01/2019 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; İş sahibinin ... Şti. Yüklenicinin ... olduğu, işin konusunun İskenderun Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yapım İşi olduğu, sözleşmenin 5. Maddesinde: "İhtilafların hallinde Nevşehir Mahkeme ve İcra Daireleri Yetkilidir." düzenlemesine yer verildiği anlaşılmıştır.
İskenderun İcra Dairesi'nin 2020/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklının ..., borçlunun ... Şti., 28/01/2019 tarihli sözleşme takip dayanağı yapılarak toplam ....088,71 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından süresinde müdürlük yetkisine, takibe, borca, faize ve tüm ferilere itiraz edilmesi üzerine takibin müdürlükçe durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki Akdeniz Vergi Dairesi 25/10/2023 tarihli yazıları ile davacı ...'un 18/08/2016 tarihinden itibaren Tatil Amaçlı Pansiyonların Faaliyetleri ve Kendine Ait veya Kiralanan Gayrimenkullerin Kiraya Verilmesi, Leasingi (kendine ait binalar, devre mülkler, araziler, müstakil evler vb.)faaliyetiyle gerçek usul mükellef olduğu ve faaliyetine devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
HMK. 'nın 17.maddesi: "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılır." hükmü düzenlenmiştir.
Davacının tacir olduğu İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 30.01.2024 tarih ve 2023/... E.-2024/... K. sayılı ilamında açıkça belirtilmiş olup, işbu karar da kesinleştiğinden yapılan yetki sözleşmesinin de geçerli olduğunu kabul edilmelidir.
"HMK m. 17’nin ikinci cümlesine göre, “taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır.
T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davalı/karşı davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının da tacir olması durumunda HMK' nın 17. maddesi uyarınca sözleşme ile kararlaştırılan yetki anlaşmasının kesin yetki olduğu, mahkemenin yetkili olduğu, tarafların tacir olmaması durumunda ise yetki sözleşmesinin geçerli olmayacağı ve genel yetki kuralına göre yetkili mahkemenin belirleneceği, taşınmazın Büyükçekmece adli yargı sınırları içerisinde olması nedeniyle sözleşmenin ifa yerinin Büyükçekmece olduğu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 3. H.D.'nin 24/01/2019 tarih ve 2017/5612 E.- 2019/539 K. sayılı kararı)
Somut olayda, davalı ile tacir davacının 28/01/2019 tarihli eser sözleşmesini imzaladıkları, adı geçen sözleşmenin "İhtilafların Halli" başlıklı 5. maddesinde geçen: " "İhtilafların hallinde Nevşehir Mahkeme ve İcra Daireleri Yetkilidir." şeklindeki düzenlemeyle de taraflar arasında münhasır yetki sözleşmesi yapıldığı, tarafların sıfatı dikkate alındığında yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, taraflarca yetkili kılınan mahkemenin yanında kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam edeceğine dair sözleşmeye hüküm koyulmadığından mevcut Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, tarafların salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış oldukları kabul edilmelidir.
Bu kabule göre de ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.
Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 md.si gereğince davacı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
2-İstinaf talep eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 ve 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2025
...
Başkan
...
*e-imzalıdır*
...
Üye
...
*e-imzalıdır*
Hatice ŞAHİN
Üye
...
*e-imzalıdır*
...
Katip
...
*e-imzalıdır*
" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır. "