T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1437 - 2025/1066
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1437
KARAR NO : 2025/1066
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2020
NUMARASI : 2020/...Esas - 2020/...Karar
DAVACI : ... Tic. Ltd. Şti
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
... Çiftlik Köy Kampüsü 33343 Yenişehir / MERSİN
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Mal Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 22/02/202
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 19/09/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ : 19/09/2025
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2020 tarih ve 2020/...Esas - 2020/...Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin bir kısmı doğrudan temin bir kısmı sözleşme ile olmak üzere ... Hastanesine mal tedariki yapmış bulunmakta olduğunu, fakat teslim etmiş olduğu mallara ilişkin ödeme almadığını, müvekkilinin firmasının faturaları davalıya göndermesine rağmen fatura bedelini almadığı için icra takibi yoluna başvurmak zorunda kaldığını, davalı kurum ödeme yapmak bir yana kötü niyet olarak faize itiraz etmiş olduğunu, yapılan itirazın haksız olduğunu, üniversite döner sermaye işletmesinin taraflarına iletmiş oldukları kayıtlarında ve muhasebe defterlerinde bu faturaların işlenmiş ve bu hususun faturaların kendilerine teslim edildiğini kanıtlar nitelikte olduğunu, üniversitenin faturalar kendisine verildikten sonra kendiliğinden temerrüde düştüğünü, kendilerine malların teslim edildiğinin de zamanında verilen evraklar ile sabit olduğunu, davalının aldıkları malları muhasebe sistemine işlemek sonrasında parasını vermek için faturaları teslim alsa da faturaları hesaplara işledikten sonra takip konusu alacakları hiçbir şekilde ödemediğini, davalı borçlunun haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, borçlunun %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı taraf tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı ... Ltd. Şti ile müvekkili Üniversitenin Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi arasında 06/02/2018 ve 12/01/2018 tarihlerinde Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi için temizlik sarf malzemeleri ve ekipmanları mal alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmelerden doğan yükümlüğünü yerine getirdiğini, ayrıca davacıdan bu sözleşmelere bağlı olmadan mal alımı yapılmış olduğunu, davacının alacağını tahsil etmek amacıyla Mersin 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... sayılı dosyası ile müvekkili kurum aleyhine icra takibi başlattığını, .../08/2019 tarihli dilekçeleri ile dosya alacağının faizine kısmen itiraz etmeleri üzerine davacının itirazın iptali davası açtığını, davaya görev yönünden itiraz ettiklerini, Üniversite Sağlık ve Araştırma ve Uygulama Merkezi için temizlik sarf malzemeleri ve ekipmanları mal alımına ilişkin sözleşmenin ödemeye ilişkin 12.2.2 maddesi idare muayene ve kabul komisyonlarınca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 90 gün içinde yükleniciye veya vekiline ödemeyi yapacaktır şeklinde olduğunu, davacı sözleşmeye bağlı dava konusu alacak için kurumlarından yazılı talepte bulunmadığını, faiz başlangıç tarihi idarenin mütemerrit olduğu tarihten itibaren başlayacağından, yani icra takibi öncesi müvekkili kurumdan bir yazılı talep olmadığı ve ihtar da çekilmediğinden takip öncesi faiz istenemeyeceğini, davanın davasının yersiz ve reddi gerektiğini, her ne kadar davacı taraf faturaların tesliminden itibaren 8 günlük süre içerisinde temerrüde düştüklerini iddia etmiş ise de görev itirazlarında da belirtikleri üzere üniversitenin tacir olmadığını, itirazlarının kabulüne davacının itirazının iptaline ilişkin davasının reddi ile davacının icra takibi başlatması ve itirazın iptali davası açmasında iyi niyetli olmaması sebebi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Somut olayda davacının tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu çekişmesizdir. Davalı ise kamu tüzel kişisine bağlı bir işletme olup tacir değildir. Döner Sermaye İşletmelerinin kuruluş amaçları ilgili yönetmelikte belirtilmiş olup ticari bir amaç da bulunmamaktadır. Bu nedenle Döner Sermaye İşletmeleri TTK'nin 16. maddesi kapsamında tacir sayılamazlar. Dolayısıyla dava, davalının ticari işletmesiyle ilgili olmadığından nispi ticari dava değildir. Davaya konu olan alım satım sözleşmesinden doğan davalar TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalar arasında da yer almamaktadır. Bu durumda davaya Ticaret Mahkemelerinde bakılması mümkün değildir. Bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Belirtilen nedenlerle; Ticaret Mahkemelerinin sadece ticari davalara bakmakla görevli olduğu, TTK'nın 5/3 maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğu, taraflar ileri sürmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği (Hukuk Genel Kurulu 2017/...-... K.) ve görev hususunun dava şartı olduğu gözetilerek; mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın, HMK'nın 114/1-c,115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 114/c ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden davanın USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Mersin Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde HMK'nın 20. maddesine göre işlem yapılmasına,
4-Yargılama, harç ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemede nazara alınmasına, " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili 22/02/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece 22/10/2020 tarih ve 2020/289E. 2020/...K. sayılı ilam ile HMK'nın 114/c ve 115/2. Maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yoklu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, ancak bu usul ve yasaya aykırı kararı yasal süresi içerisinde istinaf etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, şöyle ki; müvekkil şirket ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bir limited şirket olduğu, eğer bir iş ticari bir iş ise ticari hükümlerin( TTK ve diğer kanunlardaki ticari hükümler) uygulanacağını, eğer ticari olmayan bir iş ise (adi iş) o zaman TBK hükümlerinin uygulanacağını, ticari işler sıralanacak olursa ;
-TTK md 3/1 : "Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." Buna göre kanun koyucunun ikili bir ayrım yaptığını:
1) TTK’da düzenlenen tüm hususlar ticari iştir. İşlemin taraflarının kim olduğu, ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğinin önemli olmadığını,
2) TTK’da düzenlenmese dahi bir ticari işletmeyi ilgilendiren iş, işlem ve fiillerin ticari iş kabul edildiğini, eğer ticari işletmeyi ilgilendiren bir iş görülürken bir haksız fiil işlenirse o haksız fiilin de ticari iş sayılacağını,
Örneğin taşıma firması taşıma faaliyeti sürdürürken bir başkasının arabasına çarpar ise onun da ticari iş olduğunu, bu hususta bir anlaşmazlık olduğu takdirde Türk Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağını,
-TTK md.19/2 : "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Ticari işletmenin faaliyeti sebebiyle gerçekleşmeyen üçüncü bir kişinin ticari işletmeye verdiği zarar dolayısıyla ortaya çıkacak haksız fiiller ticari iş sayılmaz."
TTK md.19/3 :" Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari iş sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır."
Kanunun 19. maddesinde iki adet ticari iş karinesi düzenlendiğini, ilkinin bir tacirin borçlarının ticari olmasının asli olması olup, bir kişi tacir ise tüm borçlarının ticari kabul edildiğini, tacirlerin gerçek kişi tacir ve tüzel kişi tacir olarak ikiye ayrıldığını, ister gerçek kişi tacir ister tüzel kişi tacir olsun yaptığı borçlandırıcı işlemlerin ticari olduğunu,
Müvekkili şirket ile davalı arasında hem sözleşmeye dayalı hem de doğrudan temin ile mal alım-satımı gerçekleştiğini, davalının almış olduğu malların ödemesini yapmadığını, davalı aleyhine başlatılan icra takibinde sadece faize itiraz edilmiş olup bu itirazın geçersiz olduğunu, buna dayanarak başlatılan itirazın iptali davasının aradaki işin ticari olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini, mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 11/03/2021 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Ltd. Şti ile müvekkili Üniversitenin Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi arasında mal alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmelerden doğan yükümlüğünü yerine getirdiğini, ayrıca davacıdan bu sözleşmelere bağlı olmadan mal alımı yapılmış olduğunu, davacının alacağını tahsil etmek amacıyla Mersin 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... sayılı dosyası ile müvekkili kurum aleyhine icra takibi başlattığını, .../08/2019 tarihli dilekçeleri ile dosya alacağının faizine kısmen itiraz etmeleri üzerine davacının itirazın iptali davası açtığını, davacının görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvursa da bu talebinin reddi gerektiğini,
TTK'nin 4. maddesinde Ticari davaların sayıldığını: her iki tarafın tacir olması durumunda davanın ticari dava olarak kabul edileceğini, müvekkili Üniversite tacir olmadığından ve dava konusu iş ticari işleme ile ilgili olmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılması gerektiğini, mahkemenin kararını Yargıtay ....H.D.'nin ....01.2015 tarih ve 2014/7329 E. 2015/460 K sayılı kararının da teyit ettiğini, mahkeme kararı yerinde olup, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU:
Dava, mal alım-satımından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
"Davacı, davalıya 08.10.2013 tarihli faturada belirtilen malzemeleri satıp teslim ettiğini, borçlunun borcunu ödememesi üzerine söz konusu faturalara dayalı olarak girişilen icra takibine, davalının borcun tamamına haksız surette itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın faturaya bağlanmış alacaktan kaynaklandığı ve T.T.K.'nın 4/1. maddesi gereğince, davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli Gaziantep Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında yapılmış bulunan satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı tacir olmadığından, dava mutlak ticari dava da değildir. Davanın niteliği itibariyle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. O halde mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."( Yargıtay 13. H.D.'nin 27/10/2014 tarih, 2014/...K. sayılı kararı)
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 05.08.2013 tarihinde açılmış olup, davanın ticari niteliğinin ve bu bağlamda görevli mahkemenin belirlenmesinde bu kanunla getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Somut Olayda; taraflar arasında uyuşmazlık konusu edilen iş, davalıya davacı tarafından mal tedarikine ilişkin olup, davalı tacir olmadığı gibi, davalının ticari işletmeyle bir ilgili bir iş de bulunmamaktadır. Diğer taraftan, mal alım - satım sözleşmelerinden kaynaklanan davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. O halde, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.
Bu kabule göre de yerel mahkemenin görevsizlik kararı yerindedir.
Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 md.si gereğince davacı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
2-İstinaf talep eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 ve 362/1-c bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2025
Başkan
e-imzalıdır.*
Üye
e-imzalıdır.*
Üye
e-imzalıdır.*
Katip
e-imzalıdır.*