(5237 S. K. m. 179) (2918 S. K. m. 48) (5237 S. K. m. 58) (5275 S. K. m. 108)
Yerel Mahkemece sanık hakkında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma suçundan dolayı verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün, alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun, bireysel farklılıklar göstermekle birlikte, trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespiti ve detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
İncelenen dosyada 1.53 promil alkollü araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/6 maddesindeki "Yapılan tespit sonucunda 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179'uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemede dikkate alınarak atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmış,
Ancak;
Sanık M. B. hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasında, Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/14 Esas, 2012/435 Karar sayılı ilamının esas alındığı, bu ilamda sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, fakat sanığın adli sicil kaydında yer olan Niğde 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/253 esas 2015/677 karar sayılı ilamı uyarınca sanığın ikinci kez mükerrir olduğu, bu ilam nedeniyle ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi ile birlikte 5275 sayılı kanunun 108/3. maddesinin uygulanarak koşullu salıverme hükümlerinden faydalanamayacağı hususunda bir karar verilmediği anlaşılmış ise de; aleyhe bozma yasağı ve istinaf edenin sıfatı gözetilerek bu husus bozma veya duruşma açılması nedeni yapılmamış olup, eleştiri yapmakla yetinilmiştir.
Bu husus dışında duruşmaların Kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve delillerin gerekçeli kararda usulünce tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ve bu suretle kabul edilen eylemin Kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği ve eleştirilen husus dışında, cezanın Kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği,
İstinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a ve 286/2-a maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04/03/2019 (¤¤)