(5237 S. K. m. 58, 116, 119, 142, 151, 168) (5271 S. K. m. 196, 280, 283, 289)
DAVA: İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere karşı sanıklar tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
KARAR: İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-Sanıklar A. T. ve B. A. hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıkların istinaf taleplerinin değerlendirilmesinde;
1 )Olayın gelişimine göre olayın tek tanığı olan ve olay sonrası sanıkların karıştığı tek taraflı kazaya müdahale ettiği belirtilen polis memurlarının kimler olduğuna dair dosyada bir tutanak bulunmadığı görülmekle, buna dair herhangi bir belge varsa temin edilerek, yoksa usulünce bu kişilerin kimlik bilgileri ilgili kurumdan sorulup tanık sıfatıyla dinlenmeleri, eğer kimlik bilgileri tespit olunamaz ise 27/05/2016 tarihli olay yeri inceleme tutanağını düzenleyip olayı baştan sona anlatan, ancak aşamalarda hiç bir şekilde bilgilerine başvurulmadığı anlaşılan jandarma görevlilerinin usulüne uygun bir biçimde tanık sıfatıyla beyanlarının tespit edilip, suç eşyaları ele geçtiğinde, sanıkların -katılan kurumun olaydan haberdar olmadığı aşamada- eşyaları nereden aldıklarını söyleyerek iadeyi sağlayıp sağlamadıkları hususunda ayrıntılı beyanları alındıktan sonra, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden sanıkların hukuki durumlarının tespiti gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Somut olayda tutanak tanıkları dinlenerek olay yeri inceleme tutanağında belirtildiği üzere sanıkların suçtan haberdar olmayan kolluk görevlilerine suça konu eşyaları nereden aldıklarını söyleyerek iadeyi sağladıklarının tespiti halinde, suça konu eşyalardan bir kısmının araçtan atılırken zarar görmesi nedeniyle katılan kurumun kısmi zararını kovuşturma aşamasında 27/07/2018 tarihinde gidermeleri karşısında;
Katılan kurumun kısmi ödemeye muvafakati sorularak, rıza göstermeleri halinde sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nin 168/1. maddesiyle uygulama yapılması; rıza göstermemeleri halinde ise TCK'nın 168/2. maddesiyle uygulama yapılması gerektiği halde bu husus araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Ceza Muhakemesi Hukukunda genel kural duruşmaların bir celsede bitirilmesi ve sanığın hazır olmaması halinde duruşma yapılmamasıdır. 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesi uyarınca istinabe yolu ile sorgu yapılması sanığın talebine bağlı tutulmuş olup; bunun yanında alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istinabe yasağı öngörülmüştür. Bu haliyle 5 yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza gerektiren suçlar için getirilen istinabe (talimat) yasağı, sanığın savunmasının yargılamayı yapan mahkeme tarafından alınmasını gerektiren bir düzenleme olup, bunun istisnası bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, bu açıklamalar dikkate alınarak somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Alt sınırı beş yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren, 5237 sayılı TCK'nin 142/2-h maddesinde düzenlenen " Bina İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık" suçundan yargılanan sanıkların, duruşmada hazır bulundurulması, bunun mümkün olmaması durumunda ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden; sanık A. T.'ın usul ve yasaya aykırı biçimde talimatla alınan ifadesine dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması,
4-Gerekçeli karar başlığında katılan ve vekilinin gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olmakla, sanıkların istinaf başvurularının kabulü ile hükümlerin 5271 sayılı CMK'nin 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince BOZULMASINA,
2-Sanıklar A. T. ve B. A. hakkında konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan ve sanık Ali Taş hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların istinaf taleplerinin değerlendirilmesinde;
Sanıkların suç tarihinde mağdura karşı iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme eylemini fikir ve irade birliği içinde gerçekleştirdiklerinin kabul edilmesine rağmen, sanıklar hakkında TCK'nın 119/1-c maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayin edildiği görülmüş ise de, aleyhe istinaf bulunmaması sebebiyle, CMK'nın 283. maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkı gözetilerek bu husus davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmamıştır.
İşyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçu yönünden hüküm kurulurken sanıklar hakkında TCK'nın 116/2. maddesi yerine 116/1. maddesi uyarınca cezaya hükmolunmuş ise de, sanıkların mükerrir olmaları sebebiyle TCK'nın 116/2 maddesindeki seçimlik cezalarda hapis cezasının seçilmesinin TCK'nın 58/3 maddesi uyarınca yasal zorunluluk olması ve her iki fıkradaki hapis cezalarının alt sınırlarının aynı olup, temel cezanın da alt sınırdan belirlenmesi nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiş, ancak eleştirilmekle yetinilmiştir.
Eleştiri dışında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve delillerin gerekçeli kararda usulünce tartışılarak oluşan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ve bu suretle kabul edilen eylemlerin kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği ve cezaların kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından;
Sanıkların istinaf itirazları yerinde görülmediğinden usul ve yasaya uygun bulunan mahkumiyet hükümlere yönelen istinaf isteminin, 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Sanık B. A. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebinin değerlendirilmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaate, suç niteliğini tayin ile ceza miktarını ve nev'ini belirlemedeki sebeplerin nitelik ve derecesini takdire, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık B. A. hakkında mala zarar verme suçundan hüküm kurulurken TCK'nın 151/1. maddesi gereği tayin olunan 4 ay hapis temel cezadan TCK'nın 168/2. maddesi gereği indirim yapılırken 2 ay yerine 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunması,
SONUÇ: Usul ve yasaya aykırı olmakla, sanığın istinaf istemi bu nedenle yerinde ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hukuka aykırılık, 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olup, duruşma açılmaksızın anılan Kanun ve maddeleri gereğince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a ve 303/1-h maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak;
Hükmün B bendinin 2. fıkrasında yer alan '' 2 yıl 6 ay'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine '' 2 ay '' ibaresinin yazılmasına;
Karar verilmek sureti ile 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi gereğince HUKUKA AYKIRILIĞIN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Bozma kararı yönünden, 5271 sayılı CMK'nin 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olmak üzere, istinaf başvurusunun esastan reddi ve hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararları yönünden ise, 5271 sayılı CMK'nin 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olarak, 12.03.2020 tarihinde tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)