(5237 S. K. m. 160, 165)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre Dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
İDDİA:
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/01/2017 tarihli 2017/350 esas 2017/319 sayılı iddianamesi ile sanık ......'in kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya hakkında tasarruf suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 160/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesine istinafa konu kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN HÜKMÜ VE GEREKÇESİ:
Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/47 esas, 2018/128 karar sayılı 20/02/2018 tarihli ilamı ile;
"Sanığın üzerine atılı suçun şikayete tabi olması ve uzlaşma kapsamında olması mahkeme aşamasında sanıkların uzlaştıklarının anlaşılması nedeniyle ve herhangi bir edim kararlaştırılmaksızın uzlaşma gerçekleştiğinden davanın düşmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI;
Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/47 esas, 2018/128 karar sayılı 20/02/2018 tarihli ilam ile sanık ......'in kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya hakkında tasarruf suçundan verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğundan bahisle süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizce yapılan incelemede, 5271 sayılı CMK'nin 279. maddesi gereğince; Dairemizin görev ve yetkisi, istinaf yasa yolu, başvuranın hakkı, başvuru süresi, kanun yolunun açıklığı ve başvurunun kapsamına göre istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunun reddi nedeni bulunmadığından işin esasına geçilerek istinaf başvurusu kapsamı ve dosya içeriğine göre, delillerin yeniden değerlendirmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmiştir.
İDDİA MAKAMINDA ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince sanık hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan açılan kamu davası neticesinde, taraflar arasındaki uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de, sanığın tanımadığı şahıstan 50-100 TL ücret karşılığında suça konu telefonu satın aldığını beyan ettiği, sanığın eyleminin TCK'nın 165/1 maddesinde belirtilen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturacağı, iddianame anlatımında bu hususun anlatılmadığı anlaşıldığından sanığın üzerine atılı müsnet suçtan suçun unsurları oluşmaması nedeniyle beraatine, TCK'nın 165 maddesi kapsamında kalan suç eşyasının satın alınması suçundan dolayı hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Sanık ...... İlk Derece Mahkemesindeki savunmasında:
"Davaya konu cep telefonunu yaklaşık bir buçuk sene önce tanımadığım 16-17 yaşlarında bir kız çocuğundan satın aldım. Bu kız çocuğu evime gelerek paraya ihtiyacını olduğunu cep telefonunu satmak istediğini söyleyince bende 50 TL vererek bu telefonu aldım. Benim de telefona ihtiyacım olduğu için fatura, belge istemedim. Ben davaya konu telefonun hırsızlık malı olduğunu bilmiyordum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ...... Dairemizdeki savunmasında:
"Ben önceki savunmalarımı tekrar ederim, ben bu telefonu 15-16 yaşındaki bir erkek çocuğundan 50-100 TL.ye satın aldım, sokakta tezgahta satıyordu, öğlen saatlerinde satın aldığımı hatırlıyorum, bu telefonu bulmadım, çalmadım, satın aldığım kişi kız çocuğu değil erkek çocuğudur, ben telefonu öğlen saatlerine doğru aldığımı hatırlıyorum, saat 08:51’den itibaren benim ne şekilde kullandığımı bilmiyorum, ben whatsapp kullanmayı bilmem, müştekinin arkadaşı ile whatsapptan ben yazışmadım, telefonu ben bir süre kullandıktan sonra bozuldu, o nedenle attım" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Mağdur ...... İlk Derece Mahkemesindeki beyanında:
"Ben daha önce bu konuda beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim, huzurda bulunan sanığı tanımam, Suç tarihinde merkez ...... Camii yakında bulunan işyerimden …. sayılı ikametime gittim. Eve gidince telefonumun olmadığını farkettim. Telefonumun çalınıp çalınmadığını bilmiyorum. Düşürmüş de olabilirim. Ben davaya konu cep telefonunu 1200 TL'ye taksitle almıştım. Halen de taksitini ödemekteyim. Bu nedenle zararım vardır. Zararımın giderilmesini istiyorum. Sanıktan şikayetçiyim Davaya katılmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdur ...... Dairemizdeki beyanında:
"Ben önceki beyanlarımı tekrar ederim, ben saat 18:30-19:00 civarında araç ile evime dönüyordum, telefonum bacağımın üzerindeydi, çünkü telefonu seyir halindeyken alıp hoparlörü açmak için bacağımın arasında tutuyordum, aracı çalışır vaziyette bırakıp alışveriş için indim, muhtemelen telefon bacağımın arasından yere düşmüştür, ben marketten sadece sigara alıp çıktım, zaten 10 dk sonra da evime vardım, telefonun olmadığını bu aşamada fark ettim, komşumun telefonundan ulaşmaya çalıştık, telefonum bana iade edilmedi, zararım giderilmedi, olaydan ötürü zararım 1.200 TL.dir, ayrıca ben markete gittiğimde arabamın kapıları açıktı, kilitli değildi, ben şikayetimden vazgeçiyorum, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
- BTK tarafından düzenlenen 15/07/2016 tarihli iletişimin tespiti,
- 06/11/2017 tarihli uzlaştırma raporu,
- Sanığın nüfus ve adli sicil kaydı,
Tanık ...... İlk Derece Mahkemesindeki beyanında:
"Ben daha önce bu konuda beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim, Müşteki ...... benim arkadaşım olur. Olay günü ...... ile birlikte çerez almak için bir araçla marketin yanında durduk ve araçtan birlikte indik, daha sonra araca bindik ve ...... beni evime bıraktı, daha sonra ...... beni başka bir numaradan arayarak telefonunun olmadığını, kayıp ettiğini söyledi. Ben de bunun üzerine kendi telefonumdan ......'nin kayıp edilen telefon hattına mesaj attım, söz konusu mesaj içerikleri hazırlık aşamasında polise ibraz ettim. ......'nin telefonunu sanık tarafından çalınıp çalınmadığını bilmiyorum. ...... telefonunun olmadığını benim yanımda değil, eve gittiğinde farketmiştir. Hazırlık beyanına niçin o şekilde geçtiğini bilmiyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın, mağdurun düşürmek suretiyle kaybetmiş olduğu …… marka cep telefonunu bularak mal edinip, adına kayıtlı …… nolu telefon hattını takarak kullandığı, böylece kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu işlediğinden bahisle sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle hakkında kamu davası açıldığı,
Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/47 esas, 2018/128 karar sayılı 20/02/2018 tarihli ilamı ile, sanığın üzerine atılı suçun şikayete tabi olması ve uzlaşma kapsamında olması mahkeme aşamasında sanıkların uzlaştıklarının anlaşılması nedeniyle ve herhangi bir edim kararlaştırılmaksızın uzlaşma gerçekleştiğinden davanın düşmesine karar verildiği,
Sanığın tüm aşamalarda istikrarlı bir biçimde suça konu telefonu bulmadığını, çalmadığını, 15-16 yaşlarındaki bir çocuktan 50-100 TL.ye satın aldığını beyan ettiği, mağdurun ise telefonu ne şekilde kaybettiğini bilmediğini, ancak değerinin 1200 TL olduğunu ifade ettiği görülmektedir.
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nin 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170/4. maddesinde: "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır." düzenlemesine yer verilerek, bu ilke açıkça ortaya konulmuştur.
5271 sayılı CMK'nin 225. maddesinde yer alan: "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6/3-a maddesine göre: "Bir suç ile itham edilen herkesin kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek" hakkı bulunmaktadır. İsnadın sebebi yargılama konusu fiildir, mahiyeti ise hukuki vasıflandırılmasıdır. İsnat hem yargılamanın konusunu hem de sınırını teşkil etmektedir.
Anılan bu düzenlemeler uyarınca iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide "davasız yargılama olmaz" ve "yargılamanın sınırlılığı" olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
Bu bağlamda davasız yargılama olmaz ilkesinin bir anlam ifade edebilmesi için isnadın dava açan belgede açıkça ve etraflıca açıklanması ve mahkemenin de dava açan bu belgedeki fiil ve fail ile bağlı olması gerekir. Aksi takdirde davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlal edilerek dava konusu yapılmayan bir fiil ve fail hakkında yargılama yapılıp karar verilmesi durumunda iddia edenle yargılayan aynı makamda birleşmiş olacağından yapılan yargılamanın adil bir yargılama olduğundan da söz edilemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında belirtildiği ve duraksamasız uygulamalarına göre; bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi o olay hakkında da dava açıldığını göstermez. İddianamede dava konusu yapılan eylemin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu işlediğinden bahisle sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle hakkında kamu davası açılmış ise de, mağdurun telefonun ne şekilde kaybolduğunu bilmediği, sanığın ise bu telefonu bulmadığını, bir çocuktan satın aldığını istikrarlı bir biçimde beyan ettiği, dosya kapsamında toplanan deliller ve yapılan yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair herhangi bir delil bulunmadığı, eylemin TCK'nın 165. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak bu eyleme ilişkin olarak iddianamede anlatım bulunmadığı anlaşılmakla;
Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/47 esas, 2018/128 karar nolu, 20/02/2018 tarihli ilamının CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmak suretiyle, sanığın üzerine atılı bulunan kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle sanığın müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, takdir ve ifası Adana Cumhuriyet Başsavcılığına ait olmak üzere, mahallinde sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/47 esas, 2018/128 karar nolu, 20/02/2018 tarihli ilamının CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmak suretiyle;
1-......'in üzerine atılı bulunan kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle sanığın müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
2-Takdir ve ifası Adana Cumhuriyet Başsavcılığına ait olmak üzere, mahallinde sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
3-Yapılan yargılama giderinin kamu üzerine BIRAKILMASINA,
4-Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, 5271 sayılı CMK'nin 286/2-b maddesi uyarınca KESİN olarak, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı ......'nin hazır bulunduğu celsede talebe uygun, sanık ve mağdurun yüzüne karşı yokluğunda oybirliği ile verilen karar 5271 Sayılı CMK.’nın 231/1.maddesi gereğince açık duruşmada okunup gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. 10.04.2019 (¤¤)