(AİHS m. 6) (11 No'lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol m. 2) (2709 S. K. m. 37, 90) (5271 S. K. m. 223, 272, 285, 289) (5464 S. K. m. 36) (5235 S. K. m. 37)
Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık G. T.'in üzerine atılı Tefecilik Yapmak ve 5464 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, karar kesinleştiğinde B. T. hakkında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına dair verilen 13/03/2018 tarih, 2016/944 (E) ve 2018/173 (K) sayılı karara karşı katılan kurum vekili tarafından 22/03/2018 tarihli, suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Denizbank vekili tarafından 27/07/2018 tarihli dilekçeler ile istinaf talebinde bulunulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Denizbankın kovuşturma sırasında kamu davasından haberdar edilmediği, 5464 Sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanununa Aykırılık suçundan Denizbank'ın suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılmakla, bu suç yönünden Denizbank'ın katılan sıfatı bulunduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
Sanığın Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğünün 8460251983 vergi numaralı mükellefi olarak Karasoku Mahallesi 5 Ocak Meydanı Altınören İşhanı No:2 Adana adresinde G. Kuyumculuk isimli işyerini işlettiği 2012 yılında işyerinde bulunan pos cihazlarından gerçekte herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde müşterilerin kredi kartından çekim yaparak komisyon aldığı böylece Tefecilik ve Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36.maddesine Muhalefet suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
Bölge Adliye Mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulleri ile istinaf kanun yolunun ceza yargılamasına ilişkin başvuru şartlarının düzenlendiği CMK'nın 272-285. Maddeleri ile 5235 Sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi hükmünü, üst derece mahkemesi sıfatıyla inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının maddi ve hukuki yönünü denetlemesi bakımından “ikinci derece” bir kanun yoludur. Anılan Kanun'un 272/1. maddesinde, "ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı istinaf yasayoluna başvurulabileceği" şeklinde düzenleme yer almakta olup, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin de ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevi de bulunmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin henüz soruşturması yapılmamış bir sanık hakkında soruşturma yapma yetkisi bulunmadığı gibi, soruşturma yapılıp dava açılmasının sağlanması halinde bile ilk derece mahkemesinde derdest olan bir dosyanın bulunduğu hal üzerinden, istinaf incelemesi yapılan dosya ile birleştirilmesine karar verilmesinin, mahkemeler arasındaki derece farklılığı nedeniyle mümkün olamayacağı gibi Bölge Adliye Mahkemesinde birleştirme kararı verilebileceği kabul edilse dahi, istinaf incelemesi sonucunda verilen bir kısım kararların kesin nitelikte olduğu da dikkate alındığında, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 Sayılı Kanun'la onaylanan 11 No'lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir" düzenlemesi uyarınca, bu yöndeki kabul, “istinaf kanun yolu” adı altında ikinci derece yargılama yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine verilmesinin gerekçe ve amacına da aykırı olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkanı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No:37569/06, 27/11/2012; A. Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti, B.No: 2014/13156, 20/4/2017). Kanunyolu başvuruları hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet etmekte olup, AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkansız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açacaktır.
Ayrıca; Anayasa'nın 37. maddesinde düzenlenen ve adil yargılanma hakkının önemli bir ögesi olan kanuni hakim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren ve doğal hakim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır. (AYM, E.2002/170, K.2004/54)
Bu açıklamalar ışığında, taraf olduğumuz Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan temel hakların korunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Sanığın işyerinden kredi kartıyla harcama yaptığı belirtilen kişilerin tespiti ile tanık olarak bilgilerine başvurularak herhangi bir mal satın alıp almadıkları, komisyon verip vermedikleri, alışverişi kiminle yaptıkları sorulmadan, sanığın işyerini abisi olan ve hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen B. T.'in işlettiğini savunması nedeniyle bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunularak kamu davası açılması halinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla davaların birleştirilerek, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve buna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı, hükme yönelik katılan vekillerinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan; hükmün 5271 Sayılı CMK'nın 289/1-i maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden yargılama yapılmak ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, CMK'nın 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)