T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/778
KARAR NO: 2024/397
KARAR TARİHİ: 13/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2018
NUMARASI: ... Esas, ... Karar
DAVACI: ... Temsilen
... (...) ...
VEKİLİ: Av. ..., ...
: Av. ...
DAVALI: ... - ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av. ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
YAZIM TARİHİ : 13/03/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı bankanın ... Şubesi'nde ... iban numaralı hesabının mevcut olduğunu, bu hesapta nakit olarak davacı şirketin 26.172,000,00.TL'nin olduğunu, davacı şirket tarafından davalı bankadan değişik zamanlarda krediler kullanmış ve bu krediler karşılığında ödemeler düzenli olarak gerçekleştirildiğini, davacı şirketin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar nedeni ile .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında iflas erteleme talebinde bulunulduğunu, mahkemece tensip tutanağı ile takas, mahsup, hapsi, muhafaza, temlik ve icra takipleri ile ilgili satış işlemleri uygulamalarının durdurulmasına karar verildiğini, ayrıca davacı şirkete mahkemece kayyum atandığını, davacının hesabının bulunduğu tüm bankalara müzekkere yazılarak hesapta bulunan tüm paraların kayyum heyeti tarafından kullanılacak olan ... ... Şubesi'nde bulunan hesaplarına aktarılmasının istenildiğini, ancak davalı banka tarafından cevabı yazısında hesapta sadece 1.094,84.USD bulunduğunu, bu paranın da kayyum heyeti tarafından kullanılan hesaba gönderildiğini, davalı bankanın mahkemece verilen ödeme yasağına rağmen davacı şirketin nakit parasını davacı şirketin daha doğmamış borçlarına mahsup etmiş ve tüm ihtarlara rağmen söz konusu tutarı kayyum heyeti tarafından kullanılan hesaba aktarılmadığını, davacı şirketin mahsup tarihi itibariyle davalı bankaya borcunun hesapta bulunan tutar kadar olmadığı gibi mahsup konusunda davacı şirket yetkilisinin de herhangi bir talimatı ve izni alınmadığını, davalı bankanın mahsup tarihinden önce doğmuş bulunan kredi borçlarını düşerek ki bu izin dahi alınmadan, bakiye kalan tutarı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin talebi doğrultusunda göndermesi gerekirken gönderilmediğini ve zimmete geçirildiğini beyan ederek, davanın kabulü ile davacının davalı banka hesabında bulunan 26,172,000,00.TL'den mahsup tarihi itibari ile vadesi gelmiş borç tutarlarının düşülerek bakiye 10.000,00.TL'nin fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak şartıyla mahsup tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil bankanın ... Şubesi arasında kredi sözleşmeleri nedeni ile kredilerden kaynaklanan borcunun bulunduğunu, davacı şirketin kullanmış olduğu kredilerin, kredi sözleşmesi hükümlerinde geri ödemesinin yapılmaması üzerine hesabı kat edilerek, ... . Noterliği'nin 26/12/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek borçlu ve kefile tebliğ edildiğini, davacının müvekkil bankaya olan borcunun bir kısmının davacının kullanmış olduğu kredilerin teminatını teşkil eden ve müvekkil bankaya rehinli bulunan mevduat ve banka bonoları ile 30/12/2014 ve 31/12/2014 tarihlerinde kapatıldığını, müvekkil bankanın ... Şubesi'nde bulunan USD hesabındaki bakiye kalan paranın 30/01/2015 tarihinde denetim kayyumunun ... ... Şubesi hesabına trasfer edildiğini, müvekkil bankanın sözleşmelerde hüküm altına alındığı üzere rehin verene herhangi bir ihtarda dahi bulunmaksızın rehin konusu mevduata veya menkul kıymeti borçlunun borcuna mahsup ve takas edebileceğini, müvekkil bankaca davacının müvekkil banka ile imzalamış bulunduğu kredi sözleşmeleri gereğince ödenmeyen ve muaccel hale gelen borçlarından dolayı takas mahsup yetkisi kullanılmış olup, davacının aksi yöndeki iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; bilirkişi raporunda; davalı bankanın .../... Şubesi nezdinde davacı şirket adına açılmış olan ... nolu hesaba ait 01/01/2014-31/12/2015 dönemini kapsayan hesap hareketlerinin dosyaya ibraz edildiği, mahsup tarihi olan 30/12/2014-31/12/2014 tarihlerini kapsayan süreçte söz konusu hesapta herhangi bir hareket bulunmadığı, hesapta bulunan 200.000.USD, 02/03/2015 tarihinde ... nolu hesaba aktarıldığı, dava tarihi itibariyle hesap bakiyesinin sıfır olduğu, 30/12/2014-31/12/2014 tarihlerinde yapılan mahsup işlemlerinin Kredi Genel Sözleşmeleri'nin 7. maddesindeki hükümler, mevduat rehin sözleşmesinin menkul kıymet veya kıymetli evrak rehin sözleşmesinin ve araç rehin sözleşmesinin mahsup etme yetkisi dahilinde gerçekleştildiği, davacı şirketin vadesi dolmuş hesaplarından gösterilen hesaplara virman yapmak suretiyle ticari kredilerinin büyük bir bölümünü 30/12/2014-31/12/2014 tarihlerinde kapatıldığını, davacı şirketin ... nolu hesabında 28/12/2014 tarihli itibariyle 1.098,84.USD bakiye bulunduğu, 30/12/2014-31/12/2014 tarihlerinde hesabın hareket görmediği, 30/01/2015 tarihinde bakiye 1.098,84.USD'nin ... 'ye transfer edildiği, hesaba 02/03/2015 tarihinde ... nolu çek bedeli olarak takastan 200.000.USD aktarıldığı, bu miktarın 02/03/2015 tarihinde ... nolu hesaba virman yapıldığı, davacı şirketin ... nolu hesabında dava tarihi itibarıyla bakiye herhangi bir miktar para bulunmadığını beyan ettiği, davacı şirketin TR ... nolu(...) hesabında dava tarihi itibarıyla herhangi bir para bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi olarak görev alan kişinin aynı zamanda iflas dosyasında kayyım olarak görev aldığını, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadığını, rapordaki incelemenin davalının cevap dilekçesinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı iflas erteleme dosyasında verilmiş olan takas ve mahsup işlemlerini yasaklayan tedbir kararının bulunduğunu, buna rağmen o tarih itibari ile hesap kat ihtarı dahi tanzim edilmemiş iken ve temerrüt dahi oluşmamışken henüz vadesi gelmemiş olan kredi ödemelerine karşılık olarak müvekkilinin hesaplarında bulunan 26.172.000,00.TL'ye kredi borcuna istinaden el konulduğunun bildirilmiş olmasına karşın müflisin sadece tek bir hesabı ile sınırlı tutulduğunu, bilirkişi raporunun sonuç bölümünde dava tarihi itibari ile hesapta 0 TL olduğunu, bu nedenle talep edilen iadenin mümkün olmayacağının ileri sürüldüğünü ancak dava konusunun dava tarihinde hesapta olan paranın kaç lira olduğunun olmadığını, öncesinde haksız şekilde davalı tarafından el konulan miktarlar olup olmadığının tespiti olduğunu, yerel mahkemece bu durumun gözden kaçırıldığını, itirazlarına rağmen müflis şirketin ifasının gerçekleştiğinde 21/11/2017 tarihinde yargılamanın durdurulduğunu, ikinci alacaklılar toplantısı yapıldıktan sonraki 23/10/2018 tarihli duruşmada itiraz ve beyanları doğrultusunda ek rapor aldırılmasının yeniden talep edildiğini, ancak taleplerinin dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında iflas erteleme talepli davada, mahkemece, takas, mahsup, hapis, muhafaza, temlik ve icra takipleri ile ilgili satış işlemleri uygulamalarının durdurulmasına karar verilip, davacı şirket kayyum atandığı ve tüm bankalara müzekkere yazılarak hesapta bulunan tüm paraların kayyum heyeti tarafından kullanılacak olan hesaplara aktarılmasının istenilmesine rağmen, davalı tarafından, hesapta sadece 1.094,84 USD bulunduğunun bildirildiği ve bu paranın kayyum heyeti tarafından kullanılan hesaba gönderildiği, oysa ki hesapta 26.172.000,00 TL para olup, davalı bankanın mahkemece verilen ödeme yasağına rağmen, bu parayı daha doğmamış borçlarına mahsup ederek, kayyım hesabına aktarmadığı, mahsup konusunda herhangi bir talimat ve izin de alınmadığı iddia edilerek, davalı banka hesabında bulunan 26,172,000,00 TL'dan mahsup tarihi itibari ile vadesi gelmiş borç tutarlarının düşülerek bakiye 10.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak şartıyla davalıdan tahsili talep edilmiş davalı ise, davacının kullandığı kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek, ihtarname gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, rehin verene herhangi bir ihtarda dahi bulunmaksızın rehin konusu mevduata veya menkul kıymetin, borçlunun borcuna mahsup ve takas edebileceğine dair hüküm bulunduğunu ve davacı tarafından ödenmeyen ve muaccel hale gelen borçlarından dolayı takas mahsup yetkisinin kullanıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi HMK'nin 355.maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile davacı şirket tarafından 17/12/2014 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunulduğu, mahkemece verilen 23/11/2016 tarihli karar ile, davacının iflas erteleme talebinin reddine, davacı şirketin İİK'nın 179/b maddesi gereğince iflasına, iflasın 23/11/2016 saat 9.43 itibariyle açılmasına karar verildiği ve kararın 14/11/2017 tarihinde kesinleştiği, yargılama sırasında ... davacı şirkete kayyım olarak atandıkları ve dosyada verilen iflas kararı ile birlikte kayyımların görevine son verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, 06/10/2015 tarihli duruşmada, dosyanın bir muhasebeci , bir hukukçu ve bir bankacı bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek, uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlenmesinin istendiği ve dosyanın bilirkişiler, ... 'e tevdii edilerek 24/02/2017 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek, heyette bulunan ... aynı zamanda, şirketin kayyımı olması nedeniyle HMK hükümlerine aykırı olarak bilirkişilik görevini üstlenemeyeceği yönünde itirazda bulunulduğu, ancak mahkemece, davacı vekilinin rapora itirazı değerlendirilmeksizin, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
HMK’nun 272. madesinde “…Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi re’sen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir…” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. HMK'nun 34/1-f maddesinde ise, iki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket edilen davada, hakimin talep olmasa bile çekinmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Söz konusu düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemece, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazının kabul edilerek, iflas dosyasında kayyım olarak görev yapan ve aynı zamanda bilirkişi raporunu düzenleyen heyette yer alan ...'in bilirkişi heyetinden çıkarılarak, yerine yeni bir bilirkişi tayin edilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, heyette bulunması yasaklı olan bilirkişi ...'in de içinde bulunduğu heyet raporuna itibar edilerek karar verilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... idaresi vekilinin, davanın esasına yönelik istinaf itirazları şu aşamada incelenmeksizin, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararına uygun işlem yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davacı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 44,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,
5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,
7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 13/03/2024 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır