T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/767 - 2024/438
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/767
KARAR NO: 2024/438
KARAR TARİHİ: 18/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/12/2020
NUMARASI: ... ESAS- ... KARAR
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Kur Farkı Alacağından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 18/03/2024
YAZIM TARİHİ : 18/03/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalıdan olan alacağı için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığı ve borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu tarafından takibe, borca, faiz ve ferilerine itiraz edilmekle de itiraz edilen miktar itibariyle icra takibinin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşlemelerinde de olumlu bir netice elde edemediklerini, icra dosyasında yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle takibin 6.003,71 $ üzerinden devamına karar verilerek %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; davalı şirketin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıya isnat edilmeye çalışılan borcun öncelikle zamanaşımına uğradığını, dava konusu faturanın düzenlendiği tarihteki döviz kuru (4,8444 TL) esas alınarak hesaplandığı ve davacı tarafa 20/07/2018 tarihinde 142.680,00.TL olarak ödendiğini, bu nedenle borcun bulunmadığını, açılan davanın reddine karar verilerek dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, davacı tarafın mal teslimi yapması ile davalı tarafın bu faturadaki kur üzerinden ödeme yaptığının tarafların kabulünde olduğu, ihtilafın ise davacı tarafça kesilen 25.09.2018 tarihli 35.975,53.TL karşılığı olan 6.003,71 USD olan kur farkı faturasından kaynaklı olduğu, davalı tarafın bu faturaya ilişkin iade faturası düzenlediği, bu kur farkı faturasının ise taraflar arasında düzenlenmiş olduğu iddia edilen 10.07.2018 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğunun davacı tarafça iddia edildiği, davaya konu sözleşmenin davalı tarafından kabul edilmediği, imzaya itiraz edildiği dikkate alınarak, mahkememizce davacı tarafa sözleşmenin aslının sunması için süre verildiği, davacı tarafın sözleşmenin aslının kendisinde olmadığını beyan ettiği, sözleşmeyi ispat edemediği de dikkate alınarak taraflar arasındaki dava konusu alacağı belirleyecek olan sözleşmenin varlığı ispatlanamadığından, ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf talebi ile; müvekkili ile davalı - borçlu arasında ticari ilişki mevcut olup bu ticari ilişki dolar para cinsinden olduğunu, bu hususun davalının da kabulünde olup işbu ticari ilişkiye istinaden müvekkili ile davalı arasında 10.07.2018 tarihli sözleşme akdedildiğini, ihtilafın, emtiaların ayıplı olup olmaması değil davalı - borçlu firma ile müvekkili firma arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 6.003,71 USD bedelli kur farkı faturasından ve dolayısıyla 10.07.2018 tarihli sözleşmenin var olup olmadığı, geçerli olup olmadığı noktasında olup, 10/07/2018 tarihli sözleşme aslının kendilerinde değil davalı yanda olduğunu, sözleşme suretinin müvekkili firmaya gönderildiğini, nitekim müvekkili firma tarafından davalının kurumsal e-posta adreslerine gönderilen postalarda, Doları alımı yapılmasından açık bir şekilde bahsedildiğini, davalının dolar kurunun artması sebebiyle e-postaları okumasına rağmen yanıtsız bırakmış ise de işbu kayıtların 10/07/2018 tarihli sözleşmenin sabit görülmesine yeter olması gerektiğini, tüm bu hususlara rağmen böyle bir sözleşme bulunmadığı iddiası ciddiye alınsa bile mahkemece yapılması lazım gelen işbu sözleşmenin varlığının tespiti için gerekirse imza incelemesi yaptırmak suretiyle dosyayı bilirkişiye tevdii etmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınmayarak yok hükmünde sayılan 10.07.2018 tarihli sözleşmenin, en kötü ihtimalle delil başlangıcı niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini, fotokopi şeklinde olan mezkur sözleşme, her ne kadar yerel mahkeme tarafından herhangi bir incelemeye tabi tutulmamış olsa da davalı firma yetkilisinin el ürünü olduğunun aşikar olup, izah edilen mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılması lazım gelen, davalı tarafından kaşe / imza edilen sözleşmenin delil başlangıcı niteliğinde bir belge olduğu kabul edilmeli ve tanık dahil her türlü delil ile ispatına imkan verilmesi gerektiğini, anlatılan tüm nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava hukuki niteliği itibarıyla "İtirazın İptali (Kur Farkı Alacağından Kaynaklanan)
" talebine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde, müvekkili ile arasında ticari ilişki kapsamındaki alacağa ilişkin olarak başlatılan ilamsız icra takibinin durdurulduğundan bahisle davalının haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasındaki ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 26.11. 2018 tarihinde verilen takip talebiyle 6.003,71 USD alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, takibin cari hesap alacağına (3 fatura) dayandığı, ödeme emrinin tebliği üzerine takip borçlusu şirket vekilince süresinde borca itiraz dilekçesi verildiğinden icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişilerden ayrı ayrı rapor alınmış, alınan 21.02.2020 ve 05.05.2020 tarihli bilirkişi raporlarının her ikisinde de taraflar arasında düzenlenen 10.07.2018 tarihinde yapılan sözleşme gereği davacı şirketin davalı şirkete 5.602,40 USD tutarında kur farkı faturası düzenleyebileceği şeklinde görüş bildirilmiştir.
Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ile bu ilişki kapsamında davacının satışını yaptığı malları davalıya teslim ettiği ve buna karşılık davalının da davacıya ödeme yaptığı hususunda anlaşmazlık yoktur; uyuşmazlık, davacının kur farkı alacağı talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bir ticari ilişkide vade farkı, kur farkı vb.isim adı altında karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için sözleşmede bunlara ilişkin hüküm bulunması, sözleşmede vade farkı veya kur farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen bunların ödeneceğine dair ticari teamülün olması halinde vade farkı veya kur farkı talebinde bulunulması mümkündür.
Davacı şirket tarafından kur farkı talep hakkının bulunduğunu ispat bakımından dosyaya sundukları 10.07.2018 tarihli sözleşmeye dayanmış ise de, davalı şirketin bahse konu sözleşmede davalı şirkete atfen atılan imzayı ve sözleşmenin varlığını inkar ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı vekiline imza incelemesi için sözleşme aslını ibraz etmesi konusunda usulüne uygun olarak kesin süre verilmiş, davacı vekili sözleşme aslının davalı şirkette bulunduğu gerekçesiyle mahkemeye sunamadıklarını beyan etmiştir.
Aslı ibraz edilmeyip fotokopisi ibraz edilen ve diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağı gibi, yapılmış olsa bile bu rapora itibar edilemez. Ayrıca altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı olmaz, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık da dinlenemez. (Yargıtay 13.HD'nin 2019/62 E.-2019/7349 K. sayılı, HGK'nın 2005/13-80 E. 2005/149 K. sayılı, 11.HD'nin 2017/3865 E. 2019/3960 K. Sayılı ve 19 HD 2016/9837 E. 2017/4959 K. ilamları).
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki kur farkı alacağından kaynaklı uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen kur farkı faturasına karşılık davalı şirketçe davacı iade faturası düzenlendiği, davacı şirketin kur farkı alacağını taraflar arasında imzalandığını ileri sürerek dosyaya fotokopisini sunduğu 10.07.2018 tarihli sözleşmeye dayandırmış is de davalı şirketin bu sözleşmede şirket yetkiline atfen atılan imzayı ve sözleşmenin varlığını inkar ettiği, mahkemece davalı tarafın sözleşmedeki imzaya itirazı üzerinde durularak sözleşme aslını sunmaları hususunda davacı vekiline usulüne uygun olarak kesin süre verildiği halde davacı tarafça sözleşme aslının sunulamadığı, fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilmesine imkan bulunmadığı gibi anılan belge üzerinde imza incelemesi yapılmasının da mümkün olmadığı, buna göre kur farkı alacağı talep hakkının varlığını ispat yükü altında bulunan davacı tarafın bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1).... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
36100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 378.290,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 18/03/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır