T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/495
KARAR NO: 2024/64
KARAR TARİHİ: 26/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/12/2020
NUMARASI: ... Esas, ... Karar
DAVACI: ... -...
VEKİLİ:Av....:...
DAVALI: ... ...
VEKİLİ: Av. ...: ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 26/01/2024
YAZIM TARİHİ : 26/01/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında süre gelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davacının davalıya 2013 yılından bu yana çek verdiğini, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin gereği davalı tarafından çekler düzenlendiğini, düzenlenen çeklerin ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğunu, vadesi gelen çeklere ilişkin ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını, davalı tarafından kesilen faturalarında davacı şirketin ticari defter kayıtlarına işlendiğini, ancak dava konusu 6 adet çekin keşide edilip davalı tarafa verilmesine rağmen çekler karşılığında davalı tarafından teslim edilmesi gereken malların davacı şirkete teslim edilmediğini belirterek davalı tarafından taraflarına teslim edilmeyen mallara karşılık davalı lehine verilmiş olan 6 adet çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafından davacı hakkında açılan icra takiplerinin iptaline, yargılama aşamasında .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında açılan icra takibinin teminatsız ya da uygun görülecek şekilde teminat karşılığında durdurulmasını icra takibi başlatılmayan çekler için icra yapılmaması hususunda tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekaletin ücretini davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ... ’de bulunan fabrikasında ... ve ... gazozları üretimi ve satışı işi ile iştigal ettiğini, davalının 2013 yılından bu yana müşterisinin olduğunu, hiçbir tacirin ticari hayatının tehlikeye girmemesi için fazla ödeme yapmayacağını, davacının çekleri teslim tarihi itibariyle mevcut borcunun tasfiyesi amacıyla verilen çeklerin ödenmediğini, bankada karşılıksızdır işlemi gördüğünü ve davaya konu olduğunu, davada ispat yükünün davacıda olduğunu, telim edilen mallara ilişkin fatura düzenlediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında 2013 yılından itibaren süregelen hukuki ilişki olduğu tartışmasız olmakla birlikte, bilirkişinin yöntemine uygun raporunda ifade edildiği üzere taraf defter ve kayıtlarına bakıldığında, davalı firmanın avans ödemesinden kaynaklı alacağının olmadığı, davacı firmanın ticari defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe standartlarına uygun olmayan kayıtlar içerdiği, yevmiye defterlerinde genel kabul görmüş muhasebe standartlarının uygun olmayacak şekilde davalı firmanın davacıdan alacaklı duruma getirildiği, herkesin iddiasını ispat ile yükümlü olduğu, davacının dava konusu çeklerin avans olarak verildiğine dair sözleşme ve sair yazılı delil sunmamış olduğu çeklerin niteliği itibariyle sebepten soyut belgelerden olması nedeniyle, bu çeklerin bağlı olduğu herhangi bir hukuki ilişkinin varlığını iddia eden tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre, çeklerin esas itibariyle mevcut borcun ödenmesi için verilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yöntemine uygun tutulmamış olan ticari defterdeki kayıtların davacının lehine delil olamayacağı, davacı firmanın ticari defter ve kayıtlarında 159 verilen avanslar hesabında avans ödemesi altında bakiye bir alacağı bulunmadığı, genel kabul görmüş muhasebe esaslarının uygun düşmeyecek şekilde yevmiye kaydı yapılarak alacaklı hale getirilmesinin sonuca etkisinin olmadığı, dolayısıyla davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla, davacının yemin deliline de dayandığı göz önüne alınarak, bu hakkı kullanıp kullanmayacaklarını bildirmek üzere süre verilmiş davacı taraf yemin teklif hakkını kullanmayacağını beyan ettiğinden, davacının takip haksız aynı zamanda kötü niyetli olduğu sübut bulmadığından davalı taraf lehine tazminata hükmedilmediğinden davanın reddine dair karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf talebi ile; yerel mahkeme tarafından sadece 13/02/2020 tarihli bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek karar verildiğini, bilirkişi dahi raporunda; ''her iki tarafın ticari defterlerinin de denetime elverişli bir rapor hazırlamaya elverişli olmadığını'' açıkça belirttiğini, (Bilirkişi raporu sayfa 14) aynı sayfada; ''denetime elverişli bir raporun ancak ve ancak davacı davalıya yapmış olduğu ödemeleri, davalı da davacıya düzenlemiş olduğu faturaları dosyaya ibraz edilirse sağlıklı bir rapor sunulabilir'' denilerek toparlandığını, denetime elverişli değil dediği defterlere dayanarak kendi raporu ile çelişen bir bilirkişi raporu sunulduğunu, yerel mahkeme tarafından da bu çelişkili rapora göre karar verildiğini, bilirkişi raporunun 39. sayfasına bakıldığında; burada davacı müvekkil firma tarafından davalıya 11.703.646,04 TL ödeme yapıldığının belirtildiği, 28/02/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz konulu dilekçe ekinde davalıya yapılan ödemeleri kırmızı bir klasör içerisinde dosyaya sunduklarını, bu dilekçe ekindeki dekontlara bakıldığından sadece ... T.A.Ş. Ve ... bankası A.Ş. Bankalarından davalı şirkete yapılan ödemeleri gösterir dekontların toplamının 14.277.801,00.TL olduğunu, sadece 2 bankadan alınan dekontlar dahi bilirkişinin raporunda dikkate aldığı ödeme miktarından çok daha fazla olduğunu, dosyanın kapsamlı olması nedeniyle tek bir bilirkişiye değil, bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, davalı yanın da ticari defterlerinin denetime elverişli olmadığı hususu göz ardı edildiğini, her ne kadar davacı müvekkilin ticari defterindeki kayıt bilirkişi tarafından bir muhasebe hilesi olarak değerlendirilmiş ise de, yapılan işlemin bir muhasebe hatası olabileceği ihtimalinin de bulunduğunu, bu konuda ayrıntılı bir rapor alınarak mevcut çelişkilerin giderilmesi ile sonuca varılması gerektiğini, davalı yan tarafından, .... Noterliği'nin 19/02/2018 tarih, ... Yev. Nolu ihbarnamesi ile ... seri numaralı faturaların kendilerine tebliğ edilmediğinin, ilgili noterlikten faturaların tarafımıza tebliğ edilemediğine yönelik mazbata örneği 20/02/2019 tarihinde dosyaya sunulduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, müvekkile tebliğ edilmeyen bu faturaların da hesaplamaya dahil edildiğini, 23/08/2013 tarihli ... nolu, 11.385,36.TL bedelli faturanın müvekkiline ait ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığını, 16/07/2014 tarihli, ... nolu, 8.981,28.TL bedelli faturanın bilirkişi raporunda mükerrer olarak iki defa hesaplandığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile karar verme yoluna gidildiğini, davalı yan tarafından, dava konusu çeklere konu malların teslimatı yapılmadığı gibi, bu mallar ile ilgili müvekkile kesilen bir faturanın da söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih, ... Esas, ... Karar numaralı ilamının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, 6 adet çekten dolayı menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı ile yapılan alım-satım sözleşmesi gereğince, mal teslimi karşılığı davalı tarafa 6 adet çek verildiğini, ancak davalı tarafın malları teslim etmediğini bu sebeple avans niteliğindeki bu çeklerden dolayı davalıya borçlu olunmadığı iddia edilmiş, davalı ise, çeklerin avans olarak verilmediğini, aralarındaki ticari ilişki gereği mal teslimi yaptığını ve karşılığında dava konusu çekleri aldığını ancak çeklerin karşılığının bulunmadığını, banka tarafından karşılıksızdır işlemi gördüğünü belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355.maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere yapılmıştır.
Uyuşmazlık, dava konusu çekler nedeniyle davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır:
Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6).Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). (HGK'nın 16/04/2019 tarih ve 2017/19-832 Esas, 2019/459 Karar)
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. Maddesinde; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. BK'nun 207. maddesi uyarınca aslolan peşin satış olup, peşin satışta malın ve bedelinin aynı anda verildiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı, belirtilen ilke ve yasal karinenin aksini iddia edip, verdiği çek karşılığında kendisine malın teslim edilmediğini, başka bir anlatımla çekin avans karşılığı verilip bedelsiz kaldığını ileri sürdüğüne göre, bu iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekmektedir.
Davacı tarafından, iddiasını ispat açısından ticari defter ve kayıtlarının sunulduğu, bunların incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi raporu uyarınca; davacı ile davalı firmanın ticari defter kayıtlarında yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; "davacı firmanın 01/12/2017 tarihinde davalı firmadan 159 verilen avanslar hesabından avans ödemesi adı altında bakiye bir alacağı bulunmadığını, yine davacı firmanın 30/12/2017 tarihinde 320 satıcılar hesabı ters bakiye vermiş şekilde davalı firmadan 656.375,36 TL alacaklı iken; genel kabul görmüş muhasebe standarlatına uygun olmayan aykırı bir şekilde muhasebe hilesi yaparak aşağıda gösterilen yevmiye maddesi kaydı yapılarak davalı firma 159 verilen sipariş avansları hesabın da 1.531.372,36 TL avans borçlusu, 320 satıcılar hesabında ise 875.000,00 TL alacaklı firma durumu getirildiğini, 31/12/2017 159 verilen sipariş avansları hesabı 1.531.372,36 320 satıcılar hesabı 1.531.372,36 TL virman/ortaklar cari/müşteriler, Bu yevmiye fişinin açıklanması da Virman/ortaklar cari/Müşteriler yazıldığını, başkaca bir yevmiye maddesi açıklamasının da bulunmadığını, davacı firma tarafından yapılan bu Genel Kabul görmüş Muhasebe standarlarına uygun olmayan aykırı yevmiye maddesi sonrasında da davalı firmaya çekler ile ödeme yuapıldığını ve 31/12/2017 tarihinde 320. Satırcılar hesabından davalı firmaya bakiye bir borcu kalmamış iken 159 verilen sipariş avansları hesabın da davalı firmadan 1.531.372,36 TL avans alacaklısı durumuna getirildiğini, yukarıda gösterilen muhasebe kaydı genel kabul görmüş muhasebe standarlarına uygun olmayan aykırı bir şekilde muhasebe hilesi yaparak yapılmış olup bu hususla ilgili takdirin mahkemeye bırakılması gerektiğini, her iki firmanın ticari defelerinden de görüleceği üzere davacı firmanın ticari defterler kayıtlarına göre davalı firma davacı firmadan 265.010,18 TL alacaklı olduğunu, davalı firmanın ticari fterler kayıtlarına göre davacı firma davalı firmaya 499.288,37 TL borçlu olduğuna" dair rapor tanzim edildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince "davacının dava konusu çeklerin avans olarak verildiğine dair sözleşme ve sair yazılı delil sunmamış olduğu çeklerin niteliği itibariyle sebepten soyut belgelerden olması nedeniyle, bu çeklerin bağlı olduğu herhangi bir hukuki ilişkinin varlığını iddia eden tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre , çeklerin esas itibariyle mevcut borcun ödenmesi için verilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yöntemine uygun tutulmamış olan ticari defterdeki kayıtların davacının lehine delil olamayacağı, davacı firmanın ticari defter ve kayıtlarında 159 verilen avanslar hesabında avans ödemesi altında bakiye bir alacağı bulunmadığı, genel kabul görmüş muhasebe esaslarının uygun düşmeyecek şekilde yevmiye kaydı yapılarak alacaklı hale getirilmesinin sonuca etkisinin olmadığı, dolayısıyla davacının davasını ispat edemediği ,davacı tarafın yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine" dair karar verildiği, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olduğu ve yemin deliline de dayanmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,3.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,
Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 26/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır