T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1861 - 2025/1756
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1861
KARAR NO: 2025/1756
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/04/2025
NUMARASI: 2024/... ESAS 2025/... KARAR
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av.
MÜDAHİLLER 1 -... ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av.
: 2 -...
VEKİLİ: Av.
DAVANIN KONUSU: Doğrudan İflas
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
YAZIM TARİHİ : 18/09/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin son yıllarda gerçekleştirmeyi planladığı büyük projelerinde, gerek yaşanan ekonomik kriz nedeniyle gerekse iş yaptığı şirketlerden alacaklarını alamamış olması nedeniyle başarısız olduğunu ve önemli derecede borç altına girdiğini, müvekkilinin iyi niyetle ödemeleri yapmaya çalıştığını, ancak mevcut malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini ve en son tıkanma noktasına geldiğini, müvekkili aleyhine açılan icra takipleriyle bütün mallarının haczedildiğini, pasif varlıkların aktif varlıkların çok üzerine çıktığını ve borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek, alacaklılarına eşit davranılmasını sağlayabilmek maksadıyla müvekkili şirket hakkında doğrudan doğruya iflas kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararı ile; davacı vekili tarafından şirketin aciz halinde olması nedeniyle, iflasına karar verilmesinin talep edildiği, mahkememizce yapılan araştırma ve aldırılan bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin borca batık olmadığı gibi aciz halinde de olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf talebi ile; Müvekkili --., son yıllarda gerçekleştirmeyi planladığı büyük projelerinde, gerek yaşanan ekonomik kriz nedeniyle gerekse iş yaptığı şirketlerden alacaklarını alamamış olması nedeniyle başarısız olmuş ve önemli derecede borç altına girdiğini, müvekkilinin iyi niyetle ödemeleri yapmaya çalıştığını, ancak mevcut malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini ve en sonunda tıkanma noktasına geldiğini, müvekkili aleyhine açılan icra takipleriyle bütün malların haczedildiğini, müvekkili aktif varlıklarının çok üzerinde olan borçlarını ödeyemez duruma düştüğünden bütün alacaklılarına eşit davranılmasını sağlayabilmek amacıyla doğrudan doğruya kendisinin iflasını isteme kararı aldığını, şirketin bütün aktif ve pasifleri ile şirket alacaklılarını gösterir mal beyanı bilahare dosyaya sunulacağını, ancak şirketin araç yada taşınmazı, hak ve alacağı bulunmadığını, alınan Bilirkişi raporu yani hükme dayanak yapılan raporun da eksik olduğunu, raporda üzerinde durulan geçen eksiklikler olan 2023-24 dönem defteri kebir ve yevmiye defterinin tamamlanması ve tekrar izaha muhtaç konuların açıklattırılarak rapor tanzim edilmesinin zaruri olduğunu, bilirkişinin yapmış olduğu tespitler esas itibari ile hükme esas alınacak sonuçlar doğurmaktan uzak olduğunu, bilirkişi davalı yan tarafından ikmal edilmediğini, eksikler sebebi ile hükme esas alınması mümkün raporunu tanzim etme bilirkişi sağlıklı bir değerlendirme yapmak için raporda bahsi geçen eksikliklerin giderilmesi ve UYAP ortamında da şirketin Türkiye genelinde borçlu olduğu dosyaların çıkarılmasının talep edildiğini, hal böyle olunca mahkeme kararının istinaf incelemesi ile aleyhe hükmünün kaldırılması ve neticesiyle de lehimize hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, bu nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelemek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, doğrudan iflas talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK'nun 178/1. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin aciz halinde bulunması gerekli olup, aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflâsını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. Ayrıca, borçlunun istem dilekçesine bütün aktif ve pasifi ile alacaklıların isim ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemesi şarttır, bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflas kararı verilemez.
Yine İİK 178/3 maddesi uyarınca doğrudan iflasa karar verilebilmesi için yapılan haciz neticesinde borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkması sureti ile kalanının muaccel ve vadesi bir yıl içerisinde dolacak olan borçlarının karşılamaması gerekmektedir.
Ayrıca İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için de şirketin borca batık durumda olması zorunludur. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 376. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. Zira, TTK'nın 376. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançosunun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tesbiti gerekir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer deliller toplanmalı, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Yine, dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça 2023 yılı kurumlar vergisi ile vergi dairesine bildirilen bilançoda gözüken şirket aktiflerine (29.507.015,24 TL) ne olduğu konusunda bilgi vermemesine, davacı tarafın tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterlerin bir kısmını inceleme için ibraz etmemesine, aldırılan bilirkişi raporuna göre talep eden davacı şirketin aciz halinde olduğunu ispat edememesine göre mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.(Aynı Yönde Yargıtay 6.H.D 2023/... Karar sayılı ilamı)
Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,
5)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,
Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda oy birliğiyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 18/09/2025 tarihinde karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır