T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1701
KARAR NO: 2025/1891
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/09/2024
NUMARASI: 2024/... Esas ve 2024/... Karar
DAVACI: ... ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... -...
...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 06/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/10/2025
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 02.10.2023 tarihli kilo ile ürün alım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre star ruby cinsi 90-100 ton (doksan ile yüz ton arası) ürünün yani greyfurtun müvekkili şirkete teslim edileceği davalı tarafça taahhüt edildiğini, müvekkili şirketin sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın sözleşmede vermiş olduğu taahhütlere uymayarak müvekkil şirkete hem eksik ürün teslimi yaptığını hem de kesim yapılan bahçeye gidildiğinde taahhüt edilen ürünlerin rengi ve kalitesi ile kesim yapılan bahçedeki ürünlerin rengi ve kalitesinin birbiriyle uymadığını, ürünlerin çürük olduğunu ve taahhüt edilen miktarı karşılayacak yeterli sağlam ürünün kesim yapılan bahçede mevcut olmadığını ve en önemlisi de kesim yapılan bahçedeki ürünlerin ihracata uygun kalitede olmadığı görüldüğünü, Müvekkili şirketçe sözleşmeye ilişkin davalıya vadesi gelmiş ve ödenmiş 150 bin TL tutarlı ve vadesi 17.04.2024 olan dava konusu 200 bin TL tutarlı iki adet çek tevdi edildiğini, 350 bin TL de banka hesabından EFT/havale ile ödeme yapıldığını, davalı tarafça müvekkili şirkete teslim edilen ürün miktarına ilişkin fatura ve kantar fişlerine bakıldığında müvekkil şirkete 20 küsür ton ürün teslim edildiğini, bu haliyle dahi müvekkil şirketin davalı tarafa fazla fazla ödeme yaptığını, ama kendisine taahhüt edilen ürünleri teslim alamadığını, müvekkili şirketin ise davalı taraftan taahhüt edip de teslim edemediği ürünlere ilişkin fazladan yaptığı nakit ödemelerinin ve 17.04.2024 tarihinde muaccel olacak 200 bin TL bedelli çekin iadelerini istediğini, ancak davalı tarafın haksız olduğunu ve müvekkili şirketle yapmış olduğu sözleşmede verdiği taahhütleri yerine getirmediği halde ne müvekkil şirkete nakit iadesi ne de çekin iadesini gerçekleştirdiğini, sonuç olarak davalı tarafça sözleşmede ayrıntılı olarak yazılı ve son kesim tarihi 05.11.2023 tarihi geçtiği halde sözleşmeye aykırı davranıldığından ve davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen edim hiç veya gereği gibi yerine getirilmediğinden ötürü ... Karşıyaka/Adana Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000TL tutarlı çek bedelsiz kaldığını, bu nedenle öncelikle çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilerek ödeme yasağı ve icra takibine konulma yasağı kararları verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin davalı tarafa sözleşme konusu ürünlerin kilogram fiyatı üzerinden nakit ve çeklerle birlikte toplam 500.000,00 TL ödeme yaptığını, kaldı ki davalı tarafça taahhüt edilen miktar kadar ürün teslimi yapılmamasından kaynaklı olarak ortada taraflar arasında henüz sağlanmış bir mutabakat olmadığından müvekkili şirketçe yapılmış olan ödemelerin ve tevdi edilen çeklerin şu aşamada teminat niteliğinde olduğu da göz önünde bulundurulduğunu, bu nedenle öncelikle dava konusu 70-80 ton eksik ürün tesliminden kaynaklı olarak 02.10.2023 tarihli sözleşmenin bedelinde bu eksikliğe karşılık gelen ve fazlaya ilişkin hak ve alacakları bu aşamada saklı kalmak kaydıyla 200.000 TL tutarındaki dava konusu bedelsiz kalmış çeke karşılık gelen borçtan müvekkili şirketin sorumlu olmadığının tespiti ile; davalı tarafın sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemiş olmasından kaynaklı müvekkili şirketin uğramış olduğu ve uğramaya devam ettiği zararın bir nebze olsun azalması adına müvekkili şirketçe keşide edilerek davalı tarafa tevdi edilmiş olan ... Karşıyaka/Adana Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000TL tutarlı çeke ilişkin olarak öncelikle teminatsız bir şekilde, şayet mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu çek bedelinin %15'inden fazla olmamak kaydıyla belirlenecek uygun bir teminat miktarının müvekkili şirketçe mahkeme veznesine depo edilmesi suretiyle işbu davanın kesinleşmesine kadar tedbiren davalı tarafa işbu çekle ilgili ödeme yapılmaması için ilgili bankaya ivedilikle müzekkere yazılmasına, davalı tarafın işbu çeke ilişkin icra takibi başlatamamasına neticeten davalı tarafın işbu çeke ilişkin olarak ödemeden men edilmesine, çekin iptaline ve müvekkili şirkete iadesine İİK m. 72 ve sair mevzuat hükümleri uyarınca karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin ... A.Ş. Adana Şubesinin ... nolu 200.000 TL tutarlı 17.04.2024 tarihli çekin ödemesinin tedbiren durdurulması ve ... tarafından, tedbir talep eden hakkında icra takibine konu edilmemesi yönündeki 16.04.2024 tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı kararında, davanın TTK 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğunu, dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, dava tarihinin 15/04/2024 olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin ise 22/ 04/2024 tarihinde başladığı ve davacı dava açıldıktan sonra ara buluculuk yoluna başvurduğu, dava ikame edilmeden arabuluculuk yoluna başvurulmasının TTK 5-A maddesi uyarınca dava şartı olması, aksinin kabulü halinde ara buluculuk müessesesinin amaçlanan sonucu sağlamayacağı nedeni ile davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığını, arabuluculuk dava şartınının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığını, nitekim davacının dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurmadan dava açtığını da belirttiği , 6100 sayılı HMK'nın 115/1. ve 114/2.maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükümleri gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketçe dava konusu sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülükler yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça 70-80 ton eksik ürün teslimi yapıldığını, buna ilişkin kantar fişleri de mevcut olup dilekçe ekinde olduğunu, konuyla alakalı tanığın da bulunduğunu, ayrıca davalı tarafça teslim edilmiş olan 20 küsur ton ürüne ilişkin ÇKS ve ürün defteri davalı tarafça müvekkil şirkete teslim anında sunulmadığını, bu sebeple müvekkil şirket, davalı taraftan satın alınıp teslim alınmış olan 20 küsur ton ürünü dava dışı kişi/kişilere satmak istediğinde söz konusu ürünleri faturalandırma noktasında sıkıntı yaşamayacağını, bu durum da müvekkil şirketi ayrıca zarara uğratmış olduğunu, özetle müvekkil şirket işbu sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmeyle vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmemiş olmasından ötürü zarara uğradığını ve zarara uğramaya devam ettiğini, bu nedenle öncelikle dava konusu 70-80 ton eksik ürün tesliminden kaynaklı olarak 02.10.2023 tarihli sözleşmenin bedelinde bu eksikliğe karşılık gelen ve fazlaya ilişkin hak ve alacakların bu aşamada saklı kalmak kaydıyla 200.000 .TL tutarındaki dava konusu bedelsiz kalmış çeke karşılık gelen borçtan müvekkil şirketin sorumlu olmadığının tespiti ile; davalı tarafın sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemiş olmasından kaynaklı müvekkil şirketin uğramış olduğu ve uğramaya devam ettiği zararın bir nebze olsun azalması adına müvekkil şirketçe keşide edilerek davalı tarafa tevdi edilmiş olan ... Karşıyaka/Adana Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000.TL tutarlı çeke ilişkin olarak öncelikle teminatsız bir şekilde, şayet mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu çek bedelinin %15'inden fazla olmamak kaydıyla belirlenecek uygun bir teminat miktarının müvekkil şirketçe mahkeme veznesine depo edilmesi suretiyle işbu davanın kesinleşmesine kadar tedbiren davalı tarafa işbu çekle ilgili ödeme yapılmaması için ilgili bankaya ivedilikle müzekkere yazılmasına, davalı tarafın işbu çeke ilişkin icra takibi başlatamamasına neticeten davalı tarafın işbu çeke ilişkin olarak ödemeden men edilmesine, çekin iptaline ve müvekkil şirkete iadesine İİK m. 72 ve sair mevzuat hükümleri uyarınca karar verilmesi için işbu dava dilekçesini sunmak gerektiğini, İlk derece mahkemesince işbu dosya kapsamında müvekkil şirket lehine ihtiyati tedbir kararına hükmedildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararlarının istinaf incelemesi sırasında ve sonrasında dairenizce genişletilerek muhafaza edilmesini, böylelikle yargılama sırasında müvekkil şirketin hak kaybı yaşamasının önüne geçilmiş olacağını açıklanan nedenlerle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan: ''..., menfi tespit...'' kısmı ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında yer alan: ''...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....'' kısmının ayrı ayrı iptali için dairenizce ivedilikle Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi itirazında bulunulmasına, itirazın sonucunun beklenilmesine, bu süreçte ve bu süreç sonrasında ilk derece mahkemesince müvekkil şirket lehine verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının genişletilerek muhafazasına, somut norm denetimi sürecinin sonuçlanmasından sonra istinaf başvurusunun değerlendirmeye alınmasına, Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2024 tarih ve E:2024/...-K:2024/... sayılı usul ve yasaya aykırı usulden ret kararının kaldırılarak, haklı davamızın tümden kabulü ile birlikte; dava konusu 70-80 ton eksik ürün tesliminden ve sözleşmede taahhüt edilen edimin davalı tarafça hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak 02.10.2023 tarihli sözleşmenin bedelinde bu eksikliğe karşılık gelen fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000.TL'lik borçtan müvekkil şirketin sorumlu olmadığının tespitine, müvekkil şirketçe keşide edilerek davalı tarafa tevdi edilmiş olan ... Karşıyaka/Adana Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000TL tutarlı çeke ilişkin olarak İİK m. 72 ve sair mevzuat hükümleri uyarınca öncelikle teminatsız bir şekilde, şayet mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu çek bedelinin %15'inden fazla olmayan uygun bir teminat miktarının müvekkil şirketçe mahkemenin veznesine depo edilmesi suretiyle işbu davanın kesinleşmesine kadar tedbiren davalı tarafa ve/veya üçüncü kişilere işbu çekle ilgili ödeme yapılmaması için ilgili bankaya ivedilikle müzekkere yazılmasına, davalı tarafın ve/veya üçüncü kişilerin işbu çeke ilişkin icra takibi başlatamamasına şeklindeki taleplerin doğrultusunda ilk derece mahkemesince müvekkil şirket lehine verilmiş olan ihtiyati tedbirlerin genişletilerek muhafazasına neticeten davalı tarafın ve/veya üçüncü kişilerin işbu çeke ilişkin olarak ödemeden men edilmesine, çekin iptaline ve müvekkil şirkete iadesine; şayet daireniz aksi kanaatte ise ilk derece mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının genişletilerek muhafazasıyla Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2024 tarih ve E:2024/...-K:2024/... sayılı usul ve yasaya aykırı usulden ret kararının bozulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih ve 2024/... Esas 2024/... Karar sayılı ara kararı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
05 Nisan 2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31. maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirildiği, Kanunun geçici 1. maddesinde "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı" belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili tarafından, taraflar arasında kilo ile ürün alım sözleşmesi yapıldığı, davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, ancak davalının hem eksik ürün teslimi yaptığı hemde ürünlerin ihracata uygun kalitede olmadığı, 200.000 TL tutarlı çekin bedelsiz kaldığı belirtilerek davacının borçlu olmadığının tespiti ile çekin iadesi isteminde bulunulduğu, davanın açıldığı 15.04.2024 tarihi itibariyle menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, arabuluculuk dava şartınının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, mahkemece dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. ( Benzer Nitelikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2025 Tarih 2024/... Karar Sayılı İlamı )
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan: ''..., menfi tespit...'' kısmı ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında yer alan: ''...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....'' kısmının Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimine başvurulmasını talep emiş ise de; ilgili kısımların hak arama özgürlüğünü engelleyecek bir hukuki sonuç yaratmadığı bu nedenle Dairemizce davacının somut norm denetimi yolu ile iptali istemli olarak Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de istinaf aşamasında dairemizce tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından dairemizce tedbir talebine ilişkin herhangi bir karar verilmemiştir.,
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3)-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 06/10/2025 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Katip
... ¸e-imzalıdır