T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1962 - 2024/2046
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1962
KARAR NO: 2024/2046
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/04/2024
NUMARASI: ... ESAS ... KARAR
DAVACI: ... ZİRAİ İLAÇ GÜBRE TOHUM ÜRETİM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR: 1 -
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2024
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili şirketin takip borçluları ... ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve ... ... ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığı, ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından alacaklı ... ve ...'nin Türkiyede birçok dolandırıcılık, sahte takipler, sahte temliklerle bir çok kişiyi mağdur ettikleri haklarında birçok şikayet bulunan kişiler oldukları, müvekkili şirketin davaya konu icra dosyasında başka 90 kişiyi daha aynı yolla borçlandırarak mağdur ettikleri, müvekkili şirketi dolandırmak suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... esas sayılı soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulundukları, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından müvekkkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; " bir davanın ticari dava niteliğinde olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması, uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanması gerekmektedir. Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, davalı-alacaklı ... tarafından diğer davalılar olan takip borçluları ... ... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... ... hakkında genel haciz yoluyla başlatılan icra takibinde davacıya gönderilen haciz ihbarnameleri üzerine takip karşısında üçüncü kişi durumunda bulunan davacının İİK'nın 89.maddesine göre eldeki menfi tespit davasını açtığı, davacı üçüncü kişi ile davalı takip alacaklısı arasında ticari ilişki bulunmadığı, eldeki uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklandığı, İİK'nın 89.maddesi uyarınca üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davasında genel mahkemelerin görevli olduğu anlaşılmakla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine " şeklinde karar verilmiştir.
DAVALI ... TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; mahkeme kararının taraflarına 14/05/2024 tarihinde tebliği edildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, İİK'nın 89/3. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, takip borçluları ile ticari ilişkisinin olmadığı, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesinin takip alacaklısı tarafından kötü niyetli olarak gönderildiği iddia edilerek, davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece, davanın, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır" hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
2004 sayılı İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 2004 sayılı İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/3568 Esas, 2016/6425 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemelerdir."
01/10/2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Somut olayda; taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde çıkarılan haciz ihbarnameleri nedeniyle borçtan davacının sorumlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. İİK 89. maddesindeki özel düzenleme ile İİK 72. maddesindeki menfi tespit davasına ilişkin genel düzenleme gözetildiğinde genel düzenleme hükmünün İİK 89. maddesini işlevsiz bırakacak biçimde uygulanamayacağı da açıktır. Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup davalının göreve ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı ...'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ...'nin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcının peşin yatırılmış olduğu anlaşıldığından davalı ...'den yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki kabul edilen dava değerinin 378.290,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere karar verildi.05/12/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır