T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1381
KARAR NO: 2024/1740
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/09/2024
NUMARASI: ... Esas
DAVACI: ... TARIM GIDA HAYVANCILIK
PAZARLAMA TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... -...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 17/10/2024
YAZIM TARİHİ:17/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2024 tarih ve ... Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında 02.10.2023 tarihli kilo ile ürün alım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre star ruby cinsi 90-100 ton (doksan ile yüz ton arası) ürünün yani greyfurtun müvekkili şirkete teslim edileceği davalı tarafça taahhüt edildiğini, müvekkili şirket, sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalı taraf sözleşmede vermiş olduğu taahhütlere uymayarak müvekkil şirkete hem eksik ürün teslimi yaptığını hem de kesim yapılan bahçeye gidildiğinde taahhüt edilen ürünlerin rengi ve kalitesi ile kesim yapılan bahçedeki ürünlerin rengi ve kalitesinin birbiriyle uymadığını, ürünlerin çürük olduğunu ve taahhüt edilen miktarı karşılayacak yeterli sağlam ürünün kesim yapılan bahçede mevcut olmadığını ve en önemlisi de kesim yapılan bahçedeki ürünlerin ihracata uygun kalitede olmadığın görüldüğünü, müvekkili şirketçe sözleşmeye ilişkin davalıya vadesi gelmiş ve ödenmiş 150.000,00.TL tutarlı ve vadesi 17.04.2024 olan dava konusu 200.000,00.TL tutarlı iki adet çek tevdi edildiğini, 350.000,00.TL de banka hesabından EFT/havale ile ödeme yapıldığını, Davalı tarafça müvekkili şirkete teslim edilen ürün miktarına ilişkin fatura ve kantar fişlerine bakıldığında müvekkil şirkete 20 küsür ton ürün teslim edildiğini, bu haliyle dahi müvekkil şirket davalı tarafa fazla fazla ödeme yaptığını, ama kendisine taahhüt edilen ürünleri teslim alamadığını, Müvekkili şirket ise davalı taraftan taahhüt edip de teslim edemediği ürünlere ilişkin fazladan yaptığı nakit ödemelerinin ve 17.04.2024 tarihinde muaccel olacak 200.000,00 TL bedelli çekin iadelerini istediğini, ancak davalı taraf haksız olduğunu ve müvekkili şirketle yapmış olduğu sözleşmede verdiği taahhütleri yerine getirmediği halde ne müvekkil şirkete nakit iadesi ne de çekin iadesini gerçekleştirdiğini, sonuç olarak davalı tarafça sözleşmede ayrıntılı olarak yazılı ve son kesim tarihi 05.11.2023 tarihi geçtiği halde sözleşmeye aykırı davranıldığından ve davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen edim hiç veya gereği gibi yerine getirilmediğinden ötürü ... .../... Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000,00TL tutarlı çek bedelsiz kaldığını, bu nedenle öncelikle çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilerek ödeme yasağı ve icra takibine konulma yasağı kararları verilmesinin gerektiğini, Müvekkili şirket, davalı tarafa sözleşme konusu ürünlerin kilogram fiyatı üzerinden nakit ve çeklerle birlikte toplam 500.000,00 TL ödeme yaptığını, kaldı ki davalı tarafça taahhüt edilen miktar kadar ürün teslimi yapılmamasından kaynaklı olarak ortada taraflar arasında henüz sağlanmış bir mutabakat olmadığından müvekkili şirketçe yapılmış olan ödemelerin ve tevdi edilen çeklerin şu aşamada teminat niteliğinde olduğu da göz önünde bulundurulduğunu, Bu nedenle öncelikle dava konusu 70-80 ton eksik ürün tesliminden kaynaklı olarak 02.10.2023 tarihli sözleşmenin bedelinde bu eksikliğe karşılık gelen ve fazlaya ilişkin hak ve alacakları bu aşamada saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL tutarındaki dava konusu bedelsiz kalmış çeke karşılık gelen borçtan müvekkili şirketin sorumlu olmadığının tespiti ile; davalı tarafın sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemiş olmasından kaynaklı müvekkili şirketin uğramış olduğu ve uğramaya devam ettiği zararın bir nebze olsun azalması adına müvekkili şirketçe keşide edilerek davalı tarafa tevdi edilmiş olan ... .../... Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000,00TL tutarlı çeke ilişkin olarak öncelikle teminatsız bir şekilde, şayet mahkemeniz aksi kanaatte ise dava konusu çek bedelinin %15'inden fazla olmamak kaydıyla belirlenecek uygun bir teminat miktarının müvekkili şirketçe mahkeme veznesine depo edilmesi suretiyle işbu davanın kesinleşmesine kadar tedbiren davalı tarafa işbu çekle ilgili ödeme yapılmaması için ilgili bankaya ivedilikle müzekkere yazılmasına, davalı tarafın işbu çeke ilişkin icra takibi başlatamamasına neticeten davalı tarafın işbu çeke ilişkin olarak ödemeden men edilmesine, çekin iptaline ve müvekkili şirkete iadesine İİK m. 72 ve sair mevzuat hükümleri uyarınca karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2024 tarih ve ... Esas sayılı ara kararı ile; Talepte bulunan vekilinin ihtiyati tedbir isteminin niteliğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin yapılan incelemede, ihtiyati tedbir talebine dayalı dilekçeye ekli olarak sunulan, delil mahiyetindeki belgeler ve evrak kapsamına göre yapılan değerlendirmede; ihtiyati tedbir talebinin, 2004 sayılı İİK nun 72 maddesi ve 6100 sayılı HMK.nun 389/1 maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi ve mevcut davanın sözleşme tarafı olan ... hakkında açılmış olması nedeniyle; dava dışı iyi niyetli 3. kişileri etkilememek kaydıyla dava konusu çeke yönelik yapılacak olan icra takiplerinin durdurulması ile bankadan tahsilatın durdurulmasına yönelik tedbir talebinin aleyhine tedbir istenilen kişi açısından ve teminat karşılığında kabulüne, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, sadece davalı taraf olan; ... yönünden geçerli olmak ve dava dışı iyi niyetli 3. kişileri etkilememek kaydıyla; dava konusu çek hakkındaki (... .../... Şubesi'nin 17.04.2024 vadeli, ... numaralı ve 200.000TL tutarlı) bankadan tahsilatının talep bedeli olan 200.000,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 teminat karşılığında (40.000,00 TL) iş bu çek yönünden ödemenin tedbiren durdurulmasına ve ... tarafından tedbir talep eden hakkında icra takibine konu edilmemesine yönelik tedbir kararı uygulanmasına, fazlaya dair talebin reddine, ihtiyati tedbir isteyen tarafından %20 oranında (40.000,00 tl) nakdi veya kati süresiz banka teminat mektubunun mahkeme veznesine depo edildiği takdirde kararın (bildirildiğinde) ilgili icra müdürlüğüne ve banka şubesine müzekkere yoluyla bildirilmesine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin 18/04/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile, ürünlerin toplanmama sebebinin müvekkilinin temerrüdü veya meyvelerdeki menfi unsurlar olmadığını, davacının piyasadan kaynaklı çekinceleri olduğunu, mağdur olanın müvekkili olduğunu ileri sürerek tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece davalının ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talebinin HMK'nun 394/4 maddesi gereğince duruşma açılmasına karar verilmiş, taraf ve vekillerin beyanı alınmıştır.
İlk derece mahkemesince 20/05/2024 tarihli ara kararla; tedbir kararına itiraz eden davalı vekilince ihtiyat-i tedbirin şartlarına ilişkin itirazda bulunulmuş olup, yapılan itirazlar yerinde görülmemekle teminat bedelinin de makul olduğu kanaatine varılmış; davalı vekilinin tedbir kararına yapmış olduğu itirazının reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf talebi ile; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf ile ürün alım sözleşmesi yapılmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının sözleşmeye konu ürünleri toplamamasının sebebinin müvekkilin temerrütü veya meyvedeki menfi unsurlar değil, davacının piyasadan kaynaklı ekonomik çekincelerinin olduğunu, ... İlçe Tarım Ve Orman Müdürlüğü'nün raporunda ürünün hatalı ve kusurlu olmadığının tespit edildiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini savunmuştur.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2024 tarih ve ... Esas sayılı ara kararı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan ve icra takibinden önce açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, istinafa konu uyuşmazlık ise, mahkemece verilen ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılması talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, davaya konu olan çeklerin bedelsiz olduğu iddiasına dayanılarak, bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, mahkemece, teminat karşılığında, çeklerin davalı tarafından ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, davalının tedbire itirazı sonucu ise duruşma açılarak itirazın reddine karar verilmiştir.
Ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 72/2 maddesinde "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." hükmü mevcuttur.
HMK'nun 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu aranmıştır.
İhtiyati tedbirler, geçici hukuki koruma niteliğinde olup esasın varlığına karine oluşturmazlar. Bu nedenle mevcut durumda bir değişiklik olduğu takdirde hakim edindiği kanaate göre kararı da değiştirebilir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendirdikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispatın yeterli olacağı HMK'nun 390/3 maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın başarılması yeterlidir.
Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde, davaya konu çeklerin müvekkili ile davalı arasında imzalanan 02.10.2023 tarihli Ürün Alım Sözleşmesi kapsamında avans olarak davalıya verildiğine ilişkin sözleşme örneği ibraz ettiği, dosya kapsamından 2004 sayılı İİK'nun 72/2 maddesi ve 6100 sayılı HMK 390/3 maddesi gereğince davacı tarafından davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delillerin dosyaya sunulduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından bu konuda karar VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 17/10/2024 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸