T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1397
KARAR NO: 2025/1512
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/03/2025
NUMARASI: 2025/...Esas
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN : ...Seyhan/ ADANA
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF: ...Seyhan/ ADANA
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVANIN KONUSU: Ticari Ünvanın Korunması
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/07/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2025 tarihli 2025/... Esas sayılı ara kararı aleyhine talep eden vekili tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “Limited Şirket” olarak tescil ve ilan edilmesinden önce, mevcut tek hissedarı ve yetkilisi ...'nın, ... Kuyumculuk adıyla 1998 yılında adi şirket olarak kuyumculuk faaliyetlerine başladığını, müvekkili şirketin geçmişi 1998 yılına dayandığını, şirketin temelleri ... tarafından atıldığını, , 23.03.1999 tarihinde Adana Esnaf ve Sanatkar Siciline kaydedildiğini, müvekkil şirket ... Şti.'nin kuruluşunun 10.01.2005 tarihli, 6216 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 25 ve 26. sayfasında yayımlanarak ilan olunduğunu, bu ilana göre şirketin yetkililerinin ... ve ... olduğunu, şirket merkezi ise "... Seyhan/ADANA" adresi olduğunu, ... Kuyumculuk adi şirket olarak 1998 senesinde ... tarafından kurulmuş olduğunu daha sonra ...'nın da dahil olması ile birlikte Limited Şirket olarak faaliyetlerine devam ettiğini, 10.02.2011 tarihli, 7749 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 566. Sayfasında müvekkil firmanın ortağı ...'nın soyadını değiştirdiğini yeni soyadıyla ... ... olarak nüfusa kaydolduğu ilan edildiğini, 18.11.2024 tarihli, 11209 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 259. Sayfasında, müvekkil şirketin ortağı ... ...'nun şirketteki tüm hissesini diğer ortak ...'ya devrederek şirketten ayrıldığını, ...'nın müvekkil şirketin tek ortağı ve yetkilisi haline geldiği ilan edildiğini, davalı ...'nin kuruluşunun 08.01.2025 tarihli, 11245 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 1439. sayfasında yayımlanarak ilan olunduğunu, bu ilana göre şirketin yetkilisi; ... ...' olduğunu, şirket merkezi ise müvekkil şirketin adresi ile aynı cadde üzerinde, birkaç dükkan ilerisinde "...Seyhan/ADANA" adresi olduğunu, müvekkili firmanın 26 seneden fazladır tüketici nezdinde "... Kuyumculuk" olarak tanınmakta olduğunu, bu isimle faaliyet göstermekte iken; iş yerini aynı caddede açan davalı şirketin "... Altın" adı ile faaliyet göstermeye başladığını, ortaklığın sona ermesinin ardından, müvekkil şirketin Instagram hesabı (...) ortaklıktan ayrılan ... ... tarafından kontrol edilmeye devam edildiğini ve davalıya ait "... Altın" markasının tanıtımı için kullanılmaya başladığını, davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ait "... Kuyumculuk" işletmesinin hemen yanında, benzer isimle "... Altın" adlı kuyumcu dükkanını açılmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açtığını ve firmanın şubeleştiğini veya taşındığı izlenimini uyandırarak yanıltıcı bir algı oluşturduğunu, "... Kuyumculuk" markasının türk patent ve marka kurumu nezdinde tescil edilmediğini ancak müvekkilinin bu markayı kesintisiz olarak 1998 yılından beri aktif olarak kullandığını, davalı tarafın müvekkil firmanın tanınırlığından kötü niyetli bir şekilde faydalanmak amacıyla müvekkilinin tescilsiz marka adıyla birebir aynı işletme adını kullanarak haksız rekabete yol açtığını, birçok müşterinin müvekkil firmaya geldiğini düşünerek yanlışlıkla davalı firmaya yönelmekte olduğunu, bu durumunda müvekkil şirketin müşteri kaybına ve itibar erozyonuna neden olduğunu, davalının, müvekkil şirketin eski hissedarı olduğu dönemde yönettiği sosyal medya hesaplarını müvekkilin rızası olmaksızın kendi firması adına kullanmaya başlamasının haksız rekabetin yanı sıra hukuka aykırı veri elde etme ve kullanma eylemi teşkil ettiğini, davalı firmanın yetkilisi olan ... ...'nun müvekkil şirketteki hisselerini devretmeden önce ve sonrasında müvekkile ait tescilsiz markayı kötü niyetli bir şekilde kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını, “... Altın” ibaresi için marka başvurusunda bulunarak müvekkil firmanın ticari kimliğini ve sektördeki tanınırlığını ele geçirme amacıyla kötü niyetle hareket ettiğini, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkini ve ticaret sicilinden silinmesini, davalının işletme tabelalarında, broşürlerinde, ilan ve reklamlarında, sosyal medya hesaplarında, internet sitesinde ve her türlü tanıtım materyalinde "..." ibaresinin kullanılmasının önlenmesini, hâlihazırda ticari faaliyette kullanılan tabela, broşür, ilan, sosyal medya içerikleri ve diğer tanıtım materyallerinde yer alan "..." ibaresinin kaldırılması ve toplatılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerinin tespitine ve men'ine, haksız rekabet sonucunda ortaya çıkan durumun kaldırılmasına, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkini ve ticaret sicilinden silinmesine, davalının işletme tabelalarında, broşürlerinde, ilan ve reklamlarında, sosyal medya hesaplarında, internet sitesinde ve her türlü tanıtım materyalinde "..." ibaresinin kullanılmasının sona ermesine, hâlihazırda ticari faaliyette kullanılan tabela, broşür, ilan, sosyal medya içerikleri ve diğer tanıtım materyallerinde yer alan "..." ibaresinin kaldırılması ve toplatılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... 6100 sayılı HMK'nın 389.maddesinin 1.fıkrasında ihtiyati tedbirin şartları sayılmış, söz konusu hükümde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir hükmüne yer verilmiştir.
Yine anılan kanunun 390.maddesinde ihtiyati tedbirin dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceği, talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunduğu hallerde hakimin karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği, tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir isteyen vekilinin dava dilekçesi, ekli belgeler, ekran görüntülerinin incelenmesinde sunulan belgelerin davanın esası yönünden ihtiyati tedbir isteyenin haklılığını yaklaşık olarak ispata yeter olmadığı, bu haliyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 61/1 maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK'nın 390.maddesindeki yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. -İhtiyati Tedbir Talebinin Reddine,..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki karşılıklık riski müvekkil firma 1998 yılından beri faaliyet göstermekte olup "... Kuyumculuk" istemiyle sektörde tanındığını, davalı şirket yalnızca 2 ay önce kurulmuş ve aynı cadde üzerinde benzer isim ve sektörde faaliyete geçtiğin ticari unvanında ayrıt edici ifade aynılığının olduğunu her iki şirket de ... ibaresini kullanmakta bu da tüketicilerin yanıltmasına ve müvekkil firmanın marka değerinin zarar görmesine yol açtığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle ticaret unvanının korunması istemine, istinaf konusu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin geçmişinin 1998 yılına dayandığı, müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'nın o tarihlerde ... Kuyumculuk adıyla adi şirket olarak kuyumculuk faaliyetine başladığı, davadışı ...'nın da dahil olması ile birlikte 2005 yılında limited şirket olarak ticaret siciline tescil edilmekle faaliyetine ... ...Şti. unvanı ile devam ettiği, şirket merkezinin "... Seyhan/Adana" adresi olduğu, firmanın diğer ortağı olan ...'nın ise soyadını değiştirerek "..." soyadını aldığı, ... ...'nun 18.11.2024 tarih ve 11209 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığı şekilde hissesini ...'ya devrederek şirketten ayrıldığı, daha sonra 08.01.2025 tarih ve 11245 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilana göre davalı ...'nin kurulduğu, davalı şirketin yetkilisinin ... ... ve şirket merkezinin ise "... Seyhan/Adana" adresinde bulunduğu, müvekkili şirketin "... Kuyumculuk" isimli işletmesinin bulunduğu aynı cadde üzerinde ve birkaç dükkan uzaklıkta davalı şirketin "... Altın" şeklinde benzer isimle işletme açmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açtığı ve firmanın şubeleştiği veya taşındığı izlenimi uyandırarak yatıltıcı algı oluşturduğu ve haksız rekabete neden olduğu ileri sürülerek davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkini ve silinmesine, davalının işletme tabelalarında, broşürlerinde, ilan ve reklamlarında, sosyal medya hesaplarında, internet sitesinde ve her türlü tanıtım materyalinde "..." ibaresinin kullanılmasının önlenmesine, davalının haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerinin men'ine, ayrıca hâlihazırda ticari faaliyette kullanılan tabela, broşür, ilan, sosyal medya içerikleri ve diğer tanıtım materyallerinde yer alan "..." ibaresinin kaldırılmasına ve toplatılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin 19.03.2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, işbu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "İhtiyati tedbirin şartları" başlıklı 389. Maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesi de "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir" şeklindedir.
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.
Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.
Somut olayda, karşı tarafça haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunulduğu belirtilerek ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibarı ile ihtiyati tedbir için gerekli yaklaşık ispat koşulu sağlanılmadığından ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince talep eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/07/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸