T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1906 - 2025/1741
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1906
KARAR NO: 2025/1741
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/04/2025
NUMARASI: 2024/1093 ESAS 2025/366 KARAR
DAVACI: ... ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ... -
VEKİLİ: Av.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2025
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1093 esas 2025/366 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili banka ile borçlu şirket ... Gıda Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmediğini, .... Noterliği'nden 26.02.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, kefil ... hakkkında ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı borçlunun tamamen yersiz ve yasal dayanaktan yoksun bulunan tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, itiraz edilen alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, Mersin Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, be nedenle yetkisizlik kararı verilmesini istediklerini, müvekkilinin, davalının kardeşi ... ile ... Gıda Pls. Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. adında ortak bir şirket kurduğunu, ancak davalının 16/03/2017 tarihinde pay devri sözleşmesiyle birlikte payını kül halinde diğer ortak ...'a devrettiğini, müvekkilinin bu tarihten itibaren şirket adına faaliyetinin bulunmadığını, şirketin isim değişikliğine gittiğini ve müvekkili ile hiçbir bağının bulunmadığını, 16/03/2017 tarihinden sonra doğan borçlardan davalının sorumlu tutulamayacağını, hesap kat ihtarının tebliğinin usulsüz olduğunu, talep edilen faizin fahiş olduğunu, takibe konu borcun müvekkilinin şirketten ayrıldığı tarihten yıllar sonra doğduğunu belirterek, müvekkili aleyhine açılan haksız, mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; " davaya konu kredi sözleşmesinin müteselsil kefil davalı tarafından 27.07.2012 tarihinde imzalandığı, müteselsil kefil ... hakkındaki davaya konu icra takibinin ise bu sözleşme üzerinden on yıllık sürenin geçmesinden sonra 20.01.2023 tarihinde yapıldığı ,TTK 598.maddesindeki sürenin hak düşürücü süre olduğu, dolayısı ile müteselsil kefil ... açısından takip tarihi itibari ile TBK 598. Maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine, 27.07.2012 tarihinde kredi sözleşmesinin müteselsil kefil sıfatyla imzalanmasından sonra kredi sözleşmesi tutarının arttırılması hususunda müteselsil kefil ...' ın imzası alınmış ise de, limit arttırımının yeni bir sözleşme yapılması anlamına gelmeyeceği ve hak düşürücü süreyi de kesmeyeceği anlaşılmakla, davanın süre yönünden reddine" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; kefil ...'ın 14/05/2015 tarihinde imzalayarak kefalet limitini 3.000,00.TL artrıldığını, belirtilen tarihte davalının kefalet limitinin arttırılması tesis ettikten sonra müvekkili banka tarafından mevcut kefaletlere de güvenilerek dava konusu borca ilişkin kredi kullandırımı gerçekleştiğini, kefilin sözleşme ile düzenlenen sorumluluğunun taraflar arasında akdedilen ve kredilerin verilmesine neden olan sözleşmenin 42-47-49 sayfalarındaki kefil beyanlarında kefillerin sorumluluğunun çok geniş anlamda düzenlendiğini, asıl kredi borçlusu ve diğer kefiller hakkında 06/03/2019 tarihinde ....İcra Müdürlüğü'nün 2019/3662 esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibi neticesinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin davalı için kesilmiş olacağı hususunda TBK 155.maddesinde hüküm altına alındığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından, dava dışı asıl borçlu şirket ... Gıda Oto. İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti ile imzalanan 27/07/2012 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde şirket ortağı olan davalı ...' ın müteselsil kefil olduğu, asıl borçluya kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği ve buna ilişkin ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediği, bu hususta başlatılan icra takibine yapılan itirazının haksız olduğu iddia edilmiş, davalı ise, 16/03/2017 tarihinde tüm şirket hisselerini ...'a devrettiğini, bu tarihten sonra kullandırılan kredi borcundan sorumlu olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece, davanın, hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır
6098 sayılı TBK'nın 598.maddesinde, "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın dolması ile kendiliğinden ortadan kalkmaktadır, bu süre hak düşürücü bir süre olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dava dışı asıl borçlu şirket ... Gıda Oto. İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti ile imzalanan 27/07/2012 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde şirket ortağı olan davalı ...' ın müteselsil kefil olduğu, 14/05/2015 tarihinde ise kefalet limitinin artırılarak, buna ilişkin sözleşmenin davalı kefil tarafından imzalandığı, davalı hakkındaki icra takibinin ise, 27/12/2012 tarihli sözleşme üzerinden on yıllık sürenin geçmesinden sonra 20/01/2023 tarihinde başlatıldığı ,TTK 598.maddesindeki sürenin hak düşürücü süre olduğu, limit artırımına ilişkin sözleşmenin ise yeni bir sözleşme olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınamayacağı, ayrıca, aynı sözleşmeye istinaden asıl borçlu ve dava dışı diğer kefiller hakkında 06/03/2019 tarihinde başlatılan icra takibinin de hak düşürücü süreye etkisi bulunmadığı, TBK'nun 155. madde hükmünün zaman aşımının kesilmesinin, müteselsil borçlulara etkisini düzenleyen bir madde olup, hak düşürücü süreye kıyas yoluyla uygulanamayacağı, hak düşürücü sürenin kesilmesi veya durmasının söz konusu olmadığı, davalı hakkında başlatılan takip tarihi itibariyle TBK'nun 598. Maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, tüm bu nedenlerle, mahkemece, davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlışılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcının peşin yatırılmış olduğu anlaşıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verildi.
17/09/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır