T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1167
KARAR NO: 2026/1641
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/04/2026
NUMARASI: 2023/528 Esas (Ara Karar)
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN: 1-)...-
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF: S
VEKİLİ: Av. ..
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ:16/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ:16/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2026 tarih, 2023/528 Esas (Ara Karar) sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalılardan ...'ın davalı kooperatifin kuruluşuna ve tanıtımına ilişkin tüm işlerle ilgili olarak iletişim kurulacak kişi olarak seçilip kooperatifin organizatörü olduğunu, söz konusu projenin çeşitli nedenlerle gerçekleşmediğini, ... tarafından 30.12.2019 tarihinde ... konulu kooperatife ilişkin whatsapp grubu oluşturularak müvekkillerinin 2020 yılında kooperatife whatsapp üzerinden üye olduklarını, ...'in 13 Kasım 2020 tarihinde, ...'nın 16 Kasım 2020 tarihinde 5.000,00.TL'yi, ...'ın ise 15.000,00.TL'yi davalı kooperatifin banka hesabına yatırarak ortaklık başvuru formlarını 16 Kasım 2020 tarihinde teslim ettiklerini, sonrasında bir arsa bulunup bunun tapusunun alınacağını paylaşması üzerine müvekkillerinin 25.000,00'er TL'yi davalı kooperatifin ve ...'ın banka hesaplarına gönderdiklerini, pandemi döneminde herhangi bir toplantı yapılmayıp genel kurul tarafından yönetim kuruluna arsa alma yetkisi verilmediğinden söz konusu arsanın öncelikle ... üzerine alınması konusunda üyelerce muvafakatname verildiğini, arsanın tamamının 6712 m2 olduğunun belirtilmesine rağmen 6709/6712 metre karesinin alındığını, 3 m2'sinin üzerinde ipotek olduğunun bildirilip 05.07.2021 tarihinde de bunun satın alındığını, ruhsat alımının devamlı geciktiğini, arsa alımı sonrasında maliyetler ve masraflar için talep edilen bedellerin kooperatifin banka hesabına yatırıldığını, müvekkillerinin konut kredisi başvurusunun reddedildiğinin bildirildiğini, müvekkillerinin kooperatifin kuruluşundan itibaren 02.04.2021 tarihine kadar yapılan genel kurullara çağrılmadıklarını, müvekkilleri tarafından yapılan araştırma neticesinde yapılan tüm genel kurul toplantıları ve alınan kararlarda usulsüzlük olduğu gibi sahte imzalar ile genel kurullar yapılıp hazirun cetvellerinin düzenlendiğini, olağan veya olağanüstü toplantılara çağrının sadece yazılı olarak imza karşılığında yapılması gerektiğini, ...'ın bazı akraba ve tanıdıklarının kooperatife üye yapılarak usulsüz işlemlere dahil edildiklerini, ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere temsile yetkili asil üye ... olmasına rağmen bu kişinin ...'a vekalet verdiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun şartlarına uyulmadan tüm işlemlerin yapılarak kanun ve usule uygun hareket edilmediğini, genel kurulun yetkilerini devir ve terk edemeyeceğini, ancak müvekkillerinin organlarda kendilerini temsile usule, yasaya ve var olan kooperatif hükümlerine rağmen engellendiğini, yeterli çoğunluk olmadan toplantı yapılması ve karar alınması nedeniyle 04.12.2020-02.04.2021 ve 08.07.2021 tarihli genel kurulların iptaline, 16/11/2020 tarihi itibarıyla davacıların kooperatif üyeliklerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 08.04.2026 Tarihli talep dilekçesinde özetle; iş bu dava dosyasının tefrik edildiği Genel Kurulların Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti'ne ilişkin 2022/393 Esas sayılı dava dosyasının İstinafta olup bu dosya için bekletici mesele yapıldığını, müteakiben açılan davaların 2023/528 Esas sayılı dosyada birleşmesi sonucu İstinafta bulunan dosyanın bekletici mesele yapıldığını, yaklaşık 2 yıl 6 aydır mahkeme kararının beklenmekte olup bu sürenin daha ne kadar uzayacağının belli olmadığını, bu uzun bekleyişin kooperatifi ağır usulsüzlükler ve kanunsuzluklar zincirine sürükleyip mevcut yönetim kurulunun mahkeme kararlarına açıkça muhalefet eder hale geldiğini, tüm genel kurulların dava konusu yapılıp en son aşamada kooperatifin yönetim kuruluna, taşerona ve akrabalarına tahsis ve/veya tapuda tescil edilmeyen gayrimenkullerin danışıklı bir şekilde yönetim kurulu üyesi ...'ın öz kardeşi olan taşeron ...'ın düzmece faturalarla icra-haciz-satış üçgeni aracılığıyla tasfiye sürecine sokulduğunu, müvekkillerinin anayasal haklarının telafisi imkânsız şekilde tehlikeye atıldığını, 04.12.2020 tarihli ilk kuruluş genel kurulunun düzenlenmesinde ağır usulsüzlükler bulunduğunu, bakanlık temsilcisinin görevlendirilmesinin genel kurul tarihinden 5 gün sonra olduğunu, çağrısız genel kurul için en az 15 gün önceden bakanlığa başvurunun zorunlu olduğunu, toplantıyı ...'ın açtığı belirtilmiş ise de ...'ın toplantıda bulunmadığını, hazirun cetvelinin altındaki yönetim kurulu üyesi imzalarının da sahte olduğunu, bu hususunun ... C.Başsavcılığı'nın 2022/58716 sayılı soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu ile kesinleştiğini, azınlık ortakların 02.04.2021 tarihli genel kurula çağrılmadıklarını, amacın kooperatifte ev alma niyeti olmayan kişileri üye yaparak ... ve akrabalarını çoğunluk haline getirerek kanuna aykırı kararlar alma olduğunu, yapılan soruşturmalar, bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarıyla kooperatifin yönetiminin belirli bir aile (... ailesi) ve işbirlikçileri tarafından ele geçirildiğinin sabit olduğunu, ...'ın tüm usulsüzlüklerin merkezinde olup ...'ın ...'ın öz kardeşi, inşaat mühendisi, kooperatif taşeronu, şantiye şefi ve üyesi olup tüm inşaat işlerini uhdesinde bulundurup yönetimle birlikte hareket ederek haksız kazanç sağladığını, ..., ...'in yönetim ve denetim kurulu üyeleri olup görevlerini kooperatif menfaatine değil ... ailesi menfaatine kullandıklarını, ...'ın ... ve ...'ın birinci derecede akrabaları olup usulsüz üye yapılıp bedelsiz veya düşük bedelle hisse devri ve taşınmaz tahsisi yapıldığını, mahkememizin 2023/577 Esas 2024/751 Karar sayılı dosyasında alınan 21.05.2024 tarihli bilirkişi raporunun şüphelilerin organize yapısını açıkça ortaya koyduğunu, kooperatif adına arsa alınması için azınlık üyelerden para toplanıp genel kurul kararı olmaksızın ... adına 09.02.2021 tarihinde arsa satın alınıp sonrasında ... tarafından kooperatife satılmış gibi gösterildiğini, tapu kaydına göre arsa bedelinin 420.000,00.TL iken kooperatif yevmiye defterine 3.750.000.TL olarak kaydedildiğini, satıcıya 1.300.000,00.TL gönderildiğini, ekspertiz raporunda arsanın gerçek değerinin 2.684.800.TL olarak belirlendiğini ve 1.065.200,00 TL'nin ...'a haksız menfaat olarak geçtiğinin bildirildiğini, ...'ın kardeşi ... ile tarihsiz bir taşeronluk sözleşmesi imzalayarak 16 adet villanın inşaatını ona verdiğini, mahkememizin 2023/577 Esas 2024/751 Karar sayılı kararı ile sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunun tespit edildiğini, bu maddenin emredici nitelikte olup yönetim kurulu üyeleri ile personelinin kooperatifle ticari muamele yapmasını yasakladığını, mutlak butlanın sonuçlarının Yargıtay içtihatları ile sabit olmasına rağmen yönetim kurulunun mahkeme kararından 8 ay sonra 11.06.2025 tarihli genel kurulda taşeron sözleşmesinin devam etmesi kararı aldığını, bu kararın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ara kararı ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2026/45 E. 2026/360 K. Sayılı onama kararı ile yürütülmesinin durdurulduğunu, tüm kararlara rağmen taşeronun 2025-2026 yıllarında fatura düzenlemeye devam ederek yönetim kurulunun bu faturaları danışıklı kabul ederek kooperatifin tüm mal varlığına haciz koyduğunu, kooperatif yönetiminin taşeronun düzenlediği 2024 yılı faturalarını kesinlikle kabul etmeyecekleri ve defterlerine kayıt etmeyecekleri yönünde taşerona ihtarname gönderdiğini, açılan icra takibine kesinlikle böyle bir borçları olmadığı yönünde itiraz edilmesine rağmen sonrasında itirazdan feragat edilerek icra takibinin devamının sağlandığını, feragatin ...'ın yönetim kuruluna seçilmesinden hemen sonra yapıldığını, ... İcra Dairesi'nin 2024/34640 sayılı dosyasında kooperatif gayrimenkullerinin icradan satışa çıkartıldığını, taşeronluk sözleşmesinde verileceği kararlaştırılan 1 adet villanın ... ...'a tahsis edilerek inşaat bitmeden tapuya tescil edildiğini, azınlık ortakların fahiş aidatlar, icra takipleri ve ortaklıktan çıkarma tehditleriyle baskı altına alınarak hisselerini devretmeye zorlandıklarını, gerçek amacın azınlık ortakları ödemeyecekleri aidatlarla acze düşürerek icra yoluyla haklarını ellerinden almak olduğunu, soruşturma dosyasının halen devam ettiğini, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hal ve telafisi imkânsız zarar şartlarının gerçekleştiğinin sabit olduğunu, bu nedenlerle kooperatifin hukuki varlığının korunması amacıyla mevcut yönetim kurulunun tüm kararlarının, banka hesap hareketlerinin, özellikle kooperatif aleyhine yürütülen icra takipleriyle ilgili tüm tasarrufların, taşınmaz devirlerinin ve genel kurul çağrılarının atanacak bir denetim kayyımının onayına (müşterek imzasına) bağlanmasına, olmadığı taktirde kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile alacaklı görünen taşeron arasındaki menfaat çatışması ve temsil yetkisinin kötüye kullanılması olgusu gözetilerek kooperatif aleyhine yürütülen... İcra Dairesi'nin 2024/34640 sayılı dosya ve kooperatifin taraf olduğu tüm davalarda kooperatifi hak ve nefaset kuralları çerçevesinde savunmak üzere bir temsil kayyımı atanmasına, mevcut yönetim kurulunun tüm yetkilerinin dondurulmasına ve kooperatifi yönetmek üzere tam yetkili yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2026 tarih, 2023/528 Esas (Ara Karar) sayılı kararında, eldeki davanın konusu davalı kooperatifin 04/12/2020 tarihi ile 02/04/2021 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptaline ilişkin olduğunu, dava konusu ile istenilen tedbir talebi birlikte değerlendirildiğinde, kooperatifin yönetimine ilişkin bir dava bulunmadığını, bu nedenle HMK'nun 389/1.maddesinde belirtilen ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin davalı kooperatife tedbiren denetim kayyımı, olmadığı takdirde temsil kayyımı ve bu da olmadığı takdirde yönetim kayyımı atanmasına ilişkin terditli ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kooperatifin kuruluş genel kurulundan itibaren usulsüzlüklerle mal varlığının belirli bir aile ve işbirlikçileri lehine yönlendirildiğini, taşeron sözleşmesinin mutlak butlanla batıl olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/577 E. – 2024/751 K. sayılı kararıyla kesinleştiğini, mevcut yönetimin bu karara rağmen itirazdan feragat ederek danışıklı icra-haciz-satış işlemlerine devam ettiğini, fahiş aidat kararlarıyla azınlık ortakların ekonomik olarak tasfiye edilmeye çalışıldığını, kooperatifin yegâne mal varlığının icra yoluyla satışa çıkarıldığı ve bu durumun telafisi imkânsız zararlar doğurduğunun açıkça ortada olduğunu, mevcut yönetim kurulunun mahkeme kararlarına uymaması, organ yokluğu ve butlan iddialarının etkili biçimde incelenmesini engellemekte, kooperatifin amacına (üyelerine konut sağlamak) aykırı olarak işlemesine ve mal varlığının yağmalanmasına yol açtığını, bu haliyle kooperatifin hukuki ve fiili temsilinin korunması, usulsüz işlemlerin önlenmesi ve istinaf sürecinin sağlıklı biçimde sonuçlandırılması zorunluluk arz ettiğini, İlk derece mahkemesi açılan davaların yönetim kuruluna açılmış davalar olmadığını belirterek tedbiren kayyım atanması talebinin red ettiğini, oysaki açılan tüm davalar genel kurullarda seçilen yönetim kurullarının yokluğuna ve bu yönetim kurulu başkanlığında toplanan genel kurulların yokluğuna ilişkin olduğunu, Kooperatif yönetimi aldığı kanuna aykırı kararları azınlık üyeler aleyhine genel kurulda onaylatmakta, taşeron ve ailesinin menfaatine işlemler yaparak kooperatifi bir borç açmazına sürüklediğini, ağır menfaat çatışması altında kooperatife tedbiren kayyım atanmasının zorunluluk olduğunu, Tedbir talebi Yönetim kurullarının görevden alınmasına yönelik olmayıp işlem ve kararlarının kayyım denetimine tabi tutulması talebi olduğunu, bu talep Yönetim Kurulunun yokluğu yönünde dava açılmış olması ve kuvvetli deliller ve yargı kararları bulunması hasebi ile davaya uyumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle; müvekkillerinin yirmi yıllara sari birikimlerinin organize bir yapı eliyle, sahte imzalar, muvazaalı borçlanmalar ve mutlak butlanla malul işlemlerle tasfiye edilmeye çalışıldığı huzurdaki dosyada; mülkiyet hakkının özüne yönelik bu ağır tecavüzün bertaraf edilmesi amacıyla, müvekkillerinin anayasal mülkiyet haklarını ve kooperatif tüzel kişiliğinin mal varlığını hedef alan; kesinleşmiş yargı ilamlarına direnme, muvazaalı borçlanma ve "organ yokluğu" olgularıyla birleşen organize usulsüzlükler karşısında; .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve gecikmesinde telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, Kooperatifin hukuki varlığının korunması amacıyla; mevcut yönetim kurulunun tüm kararlarının, banka hesap hareketlerinin, özellikle kooperatif aleyhine yürütülen icra takipleriyle ilgili tüm tasarrufların, taşınmaz devirlerinin ve genel kurul çağrılarının atanacak bir Denetim Kayyımı'nın onayına (müşterek imzasına) bağlanmasına, mahkemece denetim kayyımı atanması uygun görülmezse; kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile alacaklı görünen taşeron arasındaki menfaat çatışması (TMK m. 426/2) ve "temsil yetkisinin kötüye kullanılması" olgusu gözetilerek kooperatif aleyhine yürütülen... İcra Dairesi 2024/34640 sayılı dosya ve kooperatifin taraf olduğu tüm davalarda kooperatifi hak ve nefaset kuralları çerçevesinde savunmak üzere bir temsil kayyımı atanmasına, Kooperatif organlarının (Genel Kurul ve Yönetim Kurulu) kuruluşundan itibaren yok hükmünde olduğunu, mevcut yönetimin mahkeme ilamlarını etkisiz kılmak adına kooperatifin içini boşaltmaya yönelik eylemleri ve organ yokluğu iddianın ciddiyeti karşısında; mevcut yönetim kurulunun tüm yetkilerinin dondurulmasına ve kooperatifi yönetmek üzere tam yetkili yönetim kayyımı atanmasına, kayyımın görev, yetki ve sorumluluklarının karar ile açıkça belirlenmesine, ücretinin kooperatif bütçesinden karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2026 tarih, 2023/528 Esas (Ara Karar) sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibarıyla Genel Kurul Kararlarının İptali talebine ilişkin olup istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Mahkemenin 10.04.2026 tarihli ara kararı ile; davacılar vekilinindavalı kooperatife tedbiren denetim kayyımı, olmadığı takdirde temsil kayyımı ve bu da olmadığı takdirde yönetim kayyımı atanmasına ilişkin terditli ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine dair karar verildiği, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, tedbirin yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği eldeki davanın davalı kooperatifin genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkin olduğu, kooperatif yönetimine ilişkin dava olmadığı, davalı kooperatife tedbiren denetim kayyımı, olmadığı takdirde temsil kayyımı olmadığı takdirde yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talepleri yönünden ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda gerçekleşmediği bu sebeple kararın hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 md. gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davacılar vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2026 tarih, 2023/528 Esas (Ara Karar) sayılı kararına ilişkin yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3)-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-HMK. 333 maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5)-İnceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6)-6100 sayılı 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır