T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1993
KARAR NO : 2025/1862
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2023
NUMARASI : 2022/1119Esas 2023/725Karar
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... TARIM ÜRÜNLERİ GIDA ÜRÜNLERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
YAZIM TARİHİ : 02/10/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2023 tarihli 2022/1119 Esas- 2023/725 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın maktu harca tabi olduğunu, davacı şirketin gıda hammadde ve tarım ürünleri alım satım ve sair ticari alanlarda faaliyet gösteren gösteren bir şirket olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında Ukrayna menşeli 30.000 (+/-%100)mt pro buğday emtiasının satışına yönelik anlaşma akdedildiğini, taraflara arası anlaşmanın Gafta Form no.48 ve Gafta Tahkim kurlları no.125 belgelerini referans yoluyla içerdiğini, GAFTA (grain and feed trade association), hububat ve yem ticari ile uğraşan tacirler tarafından kurulmuş olan Londra merkezli uluslarası bir ticaret birliği olduğunu, bünyesinde münferit ve kurumsal bir tahkim merkezi barındırmakta olduğunu uluslararası tahıl ve yem ticari işlerinde uyuşmalıkların çözümü için sıklıkla tercih edilen bir tahkim merkezi olduğunu, davanın tarafları da aralarındaki yüksek hacimli ticarete ilişkin tahkim dahil çeşitli konularda GAFTA kurallarını atıf yapmak suretiyle kabul ettiklerini, davalı tarafın temerrüde düşmesi, anlaşmayı ihlal etmesi uğradığı zararların tazmini için davacı şikret tahkim yoluna başvurduğunu, davalının da avukatları aracılığı ile her aşamada temsil edildiği tahkim yargılamasında davacı şirketin tazminat talepleri Hakem Heyetinin verdiği 09/10/2010 tarih ve 17-787 sayılı tahkim kararı ile kabul edildiğini, davalı taraf iş bu tahkim kararına karşı temyiz başvurusunda bulunduğunu temyiz kurulu tarafından 07/02/2022 tarih ve 4620 sayılı karar ile davacının tazminat talepleri haklı bulunmak suretiyle nihai-kesin karar verildiğini, hakem kararının İngiltere/Londra'da verilmiştir. İngiltere de Türkiye gibi Yabancı Hakem kararlarının tanınması ve icrası hakkında 10 Haziran 1958 tarihli New York sözleşmesine taraf olduğunu, bu nedenle huzurdaki tenfiz davasına öncelikli olarak New York sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını, esasen tenfize dair New York sözleşmesi hükümleri ile MÖHUK hükümlerinin benzer olduğunu, huzurdaki davada gerek New York sözleşmesinde düzenlenen tenfiz koşulları gerekse MÖHUK'ta düzenlenen tenfiz koşullarının mevcut olduğunu, yabancı hakem heyeti kararı neticesinde davacı şirketin davalıdan faiz hariç toplam 762.306,67 ABD doları + 24.951,50 GBP alacaklı durumda olduğunu, tüm bu alacak kalemlerinin muaccel olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete verilmiş hiçbir rehin ve sair teminatın olmadığını, ihtiyati haciz kararı verilmesi için kanunun aradığı tüm şartların gerçekleştiğini, davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini alacağın kesinleşmiş hakem kararına dayandığı gözetilerek ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesini talep ettiklerini, 07/02/2022 tarih ve 4620 sayılı temyiz kurulu hakem kararının 8. Nolu hüküm fıkrasının tenfizine, tenfiz edilen temyiz kurulu hakem kararının 8.2 nolu hüküm fıkrasında belirtilen faizin (ana para alacağına işletilecek faiz) 29/03/2019 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek süre içinse söz konusu toplam 762.306,67 ABD doları tutarı üzerinden üç ayda bir birleştirilmek üzere yıllık yüzde dört oranında faiz olduğunun hüküm fıkrasına yazılmasını, mahkeme bunu uygun görmese aynı tarihten itibaren 3095 sayılı kanun m.4/a uyarınca devlet bankalarının ABD doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile faiz işletilebileceğinin hüküm fıkrasına yazılmasına, tenfiz edilen temyiz kurulu hakem kararının 8.4 nolu hüküm fıkrasında belirtilen faizin 09/10/2010 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçecek süre için üç ayda bir birleştirilmek üzere yıllık yüzde dört oranında faiz olduğunun hüküm fıkrasının yazılmasına, mahkeme bunu uygun görmese aynı tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun m.4/a uyarınca devlet bankalarının GBP ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile faiz işletilebileceğinin hüküm fıkrasına yazılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yabancı hakem kararının tenfizinde nispi harç alınması gerektiğini, dava konusu yabancı hakem kararının belirli bir alacağın tahsiline yönelik olduğundan davanın nispi harca tabi olması gerektiğini Yargıtay'ın bu yönde kararları mevcut olduğunu, taraflar farasındaki tahkim şartının geçersiz olduğunu, New York sözleşmsinin anılı maddesi uygulanacak olursa, taraflar arasında 30.000 MT (+/-%10) Ukrayna menşeili pro buğday emtiasının alımı hususunda bir satım sözleşmesi akdedildiği iddia edildiğini ancak taraflara kabul edilen bir satım sözleşmesininmevcut olmadığını, tarafların sözleşme öncesinde şartlar üzerinde görüştüğünü ve bu kapsamda elektronik posta yolu ile iletişim kurulduğunu, bu yazışmaların bir sözleşme olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, bir an için taraflar arasındaki satım sözleşmesinin varlığı kabul edilmesi halinde Türk bir şirket ile başka bir türk şirketi arasında akdedilen bir sözleşmenin en az bir nüshasının Türkçe olması zorunluğunun mevcut olduğunu, tek metin ve İngilizce olarak düzenlenen bu sözleşme 805 sayılı kanuna aykırılık teşkil ettiğini, tahkim şartı tahkim iradesinin açık olmaması sebebi ile de geçersiz sayıldığını, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığından talebin reddini istediklerini belirterek davanın reddine, yargılama masraflarının karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların beyanları, yasal düzenlemeler ve Yüksek Mahkeme ilamları ışığında yapılan yargılama neticesinde; 5718 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda tenfizi istenen karar içeriğinde genel ahlaka veya Türk Kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil edecek bir düzenleme bulunmadığı, ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğu, davalıya usulüne uygun tebliğ yapılarak savunma yapma imkanı sunulmuş olduğu, yabancı mahkemenin uyguladığı usul ve ispat hükümlerinin Türk usul ve ispat hukukundan farklı uygulanmasının Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmadığı ve Türk tenfiz hakiminin kural olarak yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği anlaşılmakla tenfiz şartlarının oluşması sebebiyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. -gafta Hakem Heyeti nin 09.10.2020 tarih ve 17-787 sayılı tahkim kararı temyiz kurulu 07.01.2022 tarih ve 4620 sayılı kararı ile kısmen onanarak kesinleşmekle; Temyiz kurulunun 07.01.2022 tarih ve 4620 sayılı temyiz kararının Tenfizine, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sahte bitki sağlık sertifikaları ile işlem yapılması halk sağlığını tehdit ettiği için emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, sertifikaların sahteliği nedeniyle Mersin'de ceza ve idari yargılamalar sürdüğünü, bu kesinleşmeden tenfiz kararının verilemeyeceğini, müvekkil adına tahkim şartını imzalayan kişi (...) özel yetkili olmadığını, TBK m. 504 gereği özel vekalet olmadığını, tahkim anlaşmasının yazılı yapılması gerektiğini, sadece elektronik yazışmalara dayanıldığı için geçerli olmadığını, müvekkil şirket tahkim sürecinde savunma dilekçesi sunmadığını ve savunma hakkının kısıtlandığını iddia ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, MÖHUK'un 50 vd. maddeleri ve New York Sözleşmesi uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile GAFTA (the Grain and Feed Troiol Association (Hububat ve Yem Birliği) HAKEM HEYETİ'nin 09/10/2020 tarih ve 17-787 sayılı tahkim kararı temyiz kurulunun 07.01.2022 ve 4620 sayılı ile kısmen onanarak kesinleşmekle Temyiz Kurulu'nun 07.01.2022 ve 4620 sayılı kararının tenfizine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nin 355.maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Yürürlükteki hukukumuzda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri 5718 Sayılı MÖHUK'te yer alan hükümler, diğeri de Türkiye Devletinin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir.
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ve New York Sözleşmesi'ne paralel olarak düzenlenmiştir.
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere New York Konvansiyonu Türk Hukukunda sadece ticari uyuşmazlıklarda ve New York sözleşmesine taraf olan ülkeler bakımından uygulanacaktır.
Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.
Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.
Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise; 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır.
Somut olayda tenfiz istemi yönünden kamu düzenine bir aykırılık bulunmadığı, davalı tarafça yukarıda sayılan tenfiz engelleri yönünden de bir savunmada bulunulmadığı, davalı taraf alacak iddiasına konu sözleşmenin şirketin yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığı ileri sürülmüş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden sözleşmenin davalı ... temsilen "Ticaret Müdürü" olan ... tarafından akdedildiği, kaldı ki davalının gerek tahkim yargılamasında ve gerekse eldeki davaya ilişkin cevap dilekçesinde yetkisiz temsil savunmasında da bulunmadığı anlaşıldığından davalının bu istinaf sebepleri yerinde değildir. Hakem kararının tenfizine ilişkin yargılamada işin esasına girmek suretiyle esasa ilişkin karar verilemeyeceğine ilişkin esasa girme yasağı (revision au fond) bulunmaktadır. İstinaf konusu edilen husus hakemce verilen kararın esasına yönelik olduğu tenfiz mahkemesince hakem kararının içeriğinin denetlenemeyeceği anlaşılmakla bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2023 tarihli 2022/1119 Esas- 2023/725 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85,TL harçtan mahsubu ile bakiye 345,55.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 02/10/2025tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸