T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1500
KARAR NO : 2025/1387
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2022
NUMARASI : ... ESAS ... KARAR
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ...-
DAVALI : ... - ...- ...
VEKİLİ : Av. ...-
DAVANIN KONUSU : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
YAZIM TARİHİ : 07/07/2025
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2022 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ... Narenciye San. Tic. Ltd. Şti'nin narenciye üreticilerinden ürettikleri narenciyelerin bedeli ödemek suretiyle satın alınması ve satın alınan narenciyelerin kesim ve toplanma zamanı geldiğinde bulundukları yerden toplanarak üçüncü bir kişi yada firmaya satılması işi ile faaliyet gösterdiğini, 23/08/2019 tarihinde davalı ile satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ... mevkiinde davalıya ait tarla üzerinde yer alan ürünlerin satışı konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin banka hesabından davalı ...'ın hesabına 60.000,00.TL ön ödeme yaptığını, müvekkili şirketin sözleşme ile satın aldığı ürünlerin bulunduğu tarlaya malları teslim almak üzere gittiklerinde malların yerinde olmadığını, narenciyelerin toplanılmış olduğunu gördüklerini, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle müvekkili şirketin üçüncü kişilere olan yükümlülüğünü yerine getiremediğini, hem dava konusu ana para ile hem de yapamadığı satışın karı ile iki kere zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00.TL 'nin zararın doğum tarihi olan tarihten işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında satış sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme gereğince müvekkiline ait ürünlerin bedelinin 170.000,00.TL olduğunu, davacının müvekkiline 23/08/2019 tarihinde 70.000,00.TL ödemesi gerekirken vade tarihinden sonra 04/09/2019 tarihinde sadece 60.000,00.TL ödediğini, davacı tarafın ödeme güçlüğüne düştüğünü, mutabık kalınan 170.000,00.TL'nin kalan kısmını ödeyemeyeceğini müvekkiline bildirdiğini, davacının söz konusu ürünleri ... Tarım Ltd. Şti'ne sattığını, bakiye kalan bedelin ... Tarım Ltd. Şti. tarafından ödeneceğinin bildirildiğini, sözleşmede kararlaştırılan 170.000,00.TL'nin kalan kısmından 103.000,00.TL'nin ... firması tarafından müvekkiline ödendiğini ve müvekkilinin bahçesindeki ürünlerin teslim alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacının davalı ile yaptığı dava konusu sözleşme içeriğindeki ürünleri dava dışı şirketin alması için dava dışı ... Tarım Şirketi ile ayrı bir anlaşma yaptığını, sözleşme içerikleri karşılaştırıldığında her iki sözleşmede alımı kararlaştırılan ürünlerin davalıya ait aynı parselde bulunan enter limonlara ait olduğunun sabit olduğunu, ayrıca davacının davalının ürünlerini alması için dava dışı şirket ile yaptığı anlaşma gereğince dava dışı şirkete komisyon alacağı kestiğini, dava dışı şirket tarafından davalıya, davacı ile aralarında yapılan sözleşmede kararlaştırılan bedel kadar ödeme yapıldığının tespit edildiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait parsele gittiklerinde ürünlerin bulunmadığını, narenciyelerin kendilerinden önce toplanıldığını bu durumdan haberlerinin olmadığına ilişkin iddialarının yersiz ve kötü niyetli olduğunu, davalının davacı ile arasındaki sözleşmeyi , davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme gereğince dava dışı şirkete ifa ederek edinimlerini yerine getirmiş olduğu kabul edilerek, davacının davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, davalı tarafın 60.000,00.TL tutarındaki parayı aldığını ve bunu da davacıya geri vermediğini kabul ettiğini, davalının ürünleri üçüncü bir kişiye sattığını beyan ve kabul ettiğini, üçlü bir satım sözleşmesi bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; ticari satıma dayanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı; 23/08/2019 tarihinde davalı ile satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya ait tarla üzerinde yer alan ürünlerin satışı konusunda anlaştıklarını, davacı şirketin banka hesabından davalı ...'ın hesabına 60.000,00.TL ön ödeme yaptığını, davacının satın aldığı ürünlerin bulunduğu tarlaya malları teslim almak üzere gittiğinde narenciyelerin toplanılmış olduğunu gördüğünü, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, ödenen paranın faiziyle tahsili gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise; ürünlerin bedelinin 170.000,00.TL olduğunu, davacının 23/08/2019 tarihinde 70.000,00.TL ödemesi gerekirken vade tarihinden sonra 04/09/2019 tarihinde sadece 60.000,00.TL ödediğini, davacı tarafın ödeme güçlüğüne düştüğünü, mutabık kalınan 170.000,00.TL'nin kalan kısmını ödeyemeyeceğini bildirdiğini, davacının söz konusu ürünleri ... Tarım Ltd. Şti'ne sattığını, bakiye kalan bedelin ... Tarım Ltd. Şti. tarafından ödeneceğinin bildirildiğini, sözleşmede kararlaştırılan 170.000,00.TL'nin kalan kısmından 103.000,00.TL'nin ... firması tarafından ödendiğini, bu nedenlerle borçlu bulunmadığını savunmuş, yerel mahkemece işbu açılan davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından ise bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yerel mahkemece; davacının davalı ile yaptığı dava konusu sözleşme içeriğindeki ürünleri dava dışı şirketin alması için dava dışı ... Tarım Şirketi ile ayrı bir anlaşma yaptığı, sözleşme içerikleri karşılaştırıldığında her iki sözleşmede alımı kararlaştırılan ürünlerin davalıya ait aynı parselde bulunan enter limonlara ait olduğunun sabit olduğu, ayrıca davacının davalının ürünlerini alması için dava dışı şirket ile yaptığı anlaşma gereğince dava dışı şirkete komisyon alacağı kestiği, dava dışı şirket tarafından davalıya, davacı ile aralarında yapılan sözleşmede kararlaştırılan bedel kadar ödeme yapıldığının tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde taraflar veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukukî sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir (bknz. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt: 2, Ankara 2001, s. 2037 ve devamı; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: 1-2, 3. Bası, İstanbul 1984, s. 549 ve devamı; Bilge, Necip: Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Ankara 1978, s. 510 ve devamı; Tanrıver, Süha: Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, s. 212 ve devamı.).
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukukî sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur.
İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan 1.000,00.TL aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil, hibe olarak aldığını bildirmesi hâlinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13)3-3146 E., 2021/1051 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davanın dayanağı olan sözleşmenin 170.000,00.TL bedel üzerinden yapılacağı aşikardır, davacının da davalıya 60.000,00.TL banka üzerinden ödeme yaptığı da tartışmasızdır. Davalı ise parayı aldığını ikrar etmekle birlikte hukukî sebebini inkar etmemekte, aksine bu satım sözleşmesine dava dışı ... şirketinin de dahil olduğunu ve malı dava dışı şirkete davacı bilgisi dahilinde teslim ettiğini savunmaktadır. Bu durumda davalı savunması “vasıflı ikrar, gerekçeli inkar” mahiyetindedir. Öyle olunca, işlemin hukukî sebebini ispat yükü davalıdadır. Davacı tarafın istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere, davalının bu savunmasını ispat edebilecek herhangi bir yazılı delili olmadığı gibi yerel mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunun da herhangi bir imzalı belge yada sözleşmeye dayanmadığı gibi, defter kayıtları (ki kayıtlarda da sözleşmelere dair bir kayıt da bulunmamaktadır) da bu dahilde ispata yeterli değildir. Davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu ve ödemeye yönelik ispat külfetinin davalıya geçmesine rağmen mahkemece ispat külfetinde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi hatalı görülmüştür.
Ancak kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2022 tarih ve ... E. - ... K. sayılı kararının kaldırılmasına, davacı tarafın açmış olduğu davasının kabulü ile 60.000,00.TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürüldüğü kanıtlanmadığından, bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b/2. maddesi uyarınca Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2022 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3)-HMK'nin 353/1-b-3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
4)-Davanın KABULÜ ile; 60.000,00.TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5)-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.098,60.TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.024,65.TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNİYE İRAD KAYDINA,
6)-Davacı vekili tarafından dava açılırken yatırılan 54,40.TL başvuru harcı, 1.024,65.TL nispi peşin harç, müzekkere, bilirkişi, dosya gönderme, talimat ücreti toplamı 5.285,55.TL olamak üzere toplam 6.364,60.TL masrafın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7)-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 13. maddesine göre 30.000,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8)-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
9)-Arabulucuya ödenen 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı kanunun 18/A-14 maddesi gereğince davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
10)-Davacı vekili tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333 maddesi gereğince bu hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden;
1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 220,70.TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan 80,70.TL istinaf başvurma harcı ve 32,50.TL posta masrafı olmak üzere toplam 113,200.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 07/07/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Başkan
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır