T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1549
KARAR NO : 2026/1949
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/05/2023
NUMARASI : 2017/145 Esas - 2023/421 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
YAZIM TARİHİ : 26/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarihli ve 2017/145 Esas- 2023/421 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firma, müvekkili şirketin imal ettiği ürünleri şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası olmaksızın müvekkil şirketi zarara uğratan çalışanları ile anlaşarak liste ve hatta üretim maliyetinin çok altında (bazen üçte bir ve bazen de dörtte bir fiyatına) hileli davranışlarla satın aldığı, bu durumun bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını, davalının, 2012 yılından beri müvekkilinin çalışanları ve onlarla anlaşmalı hareket eden diğer kişi ve şirketler tarafından dolandırılarak zarara uğratıldığının anlaşıldığı 2014 Nisan ayına kadar liste fiyatının çok altında mal aldığı, bu tarihten sonra yapılan satışlarda ise ürünleri gerçek liste fiyatından aldığı cari hesap kayıtlarında çok net görüldüğü, davalının çalışanlarının suistimallerinin ortaya çıktığı Nisan 2014 tarihinin hemen başında ve en son olarak 05.04.2014 tarihinde 17.500 kg ... kodlu ürününü kilogramı 0.12 TL'den aldığı halde bunun yalnızca 10 gün sonrası olan 15.04.2014 tarihinde ise aynı ürünü bu kez gerçek fiyatı olan kilogramı 0.21 TL'den 7.000 kg aldığı ve devam eden tarihlerde de pek çok kez gerçek fiyatı üzerinden mal aldığını, yine cari kayıtlar incelendiğinde davalı şirketin 22.03.2014 tarihinde 21.000 kg ... kodlu ürünü 0,12 TL'den aldığı halde aynı ürünü bu kez 28.05.2014 tarihinde gerçek fiyatı olan 0,19 TL'den 5250 kg aldığının görüleceğini, davalı önceleri ürünü gerçek fiyatının çok altında alirken ceza davasının konusu olan olaylar ortaya çıktıktan sonra ürünleri gerçek fiyatından satın almaya devam etmiş ve hiçbir itirazda da bulunmadığı, bu bakımdan kasten ve hileli hareketlerde bulunarak müvekkll şirketten piyasa değerinden çok düşük değere satın alınan ürünler nedeniyle oluşan şimdilik 13.000,00 TL fiyat farkını davalı şirketten talep ettikleri, yine davalı şirketin devam eden alışverişten kaynaklı ayrıca 5.001,51 TL borcu da bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 18.001,51 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının banka hesaplarına, vasıta ve taşınmazlarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 20.05.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle özetle; 8.001.51 TL olarak açmış oldukları davada, bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini 56.101,81TL arttırarak toplamda 74.103,32 TL olarak ıslah ettiklerini belirterek 74.103,32-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, davacının işçisi ile müvekkil şirket arasında davacının zarara uğrayacağı şekilde muvazaalı işlem olduğu ve müvekkil ile işçinin birlikte hareket ederek davacının mal varlığında azalmaya sebep olduğu iddia edilse de, bu muvaza iddiasının yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından mal satışından sonra iade faturası kesilerek zarara uğradığını iddia edilse de, davacının ürettiği mal teslim edilirken paletlerle teslim edildiğini, palet haricinde üretilen malın ne kadarına iade fatura kesildiği ya da her faturada iade faturası olup olmadığının ispatlanması gerektiğini, davacının defterlerinin incelenmesini, müvekkilinin haksız fiile ilişkin olarak davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava tarihi itibariyle cari hesaba göre 1.500,52 TL borcu bulunmakta iken müvekkili şirketin bu bedeli 14.03.2017 tarihinde havale ettiği, ancak davacının bu bedeli müvekkili şirkete iade ederek kendisine yapılan ödemeyi reddettiğini, müvekkilinin bedeli ödeme niyeti var iken davacının bu bedeli iade etmesinin kötüniyet olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Yapılan incelemede, taraflar arasında dava tarihinden önce süre gelen ticari alım satım ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda davacının üretmiş olduğu yapı kimyasallarını davalı firmaya sattığı, ancak dava dilekçesindeki anlatıma göre davacı şirketin personelleri olan ..., ... ve ...'ın davacı şirketin ürünlerini liste fiyatının çok altında müşterilere sattığı, davalının da bu durumu bilerek ve adı geçen personellerle birlikte hareket ederek ürünleri liste fiyatı ve üretim maliyetinin çok altında satın aldığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddiaları ile eldeki davanın açıldığı, celp edilen ağır ceza dosyasına göre dava dışı şirket personelleri ..., ... ve ...'ın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, ancak mahkememiz tarafından alınan 25.10.2021 ve 10.01.2023 tarihli bilirkişi raporlarına göre davacı tarafın davalıya yapılan ürün satışları ile ilgili talep edebileceği fiyat farkı alacağının bulunmadığı, zira ürünlerin piyasa koşullarına uygun olarak satıldığı, davacının 2012-2013 ve 2014 yıllarında yaklaşık 2-2,5 sene boyunca hemen hemen tüm müşterilerine serbest piyasa fiyatlarının çok altında fatura kesildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği şekli ile sektörel olarak yaklaşık % 50'yi bulabilecek iskonto oranları dikkate alındığında davalı tarafın davacıyı fiyat farkı zararına uğrattığı iddiasının ispatlanamadığı, neticede davacının fiyat farkına yönelik zarar iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla bu yönden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacının cari hesaptan kaynaklı alacak talebi de bulunmaktadır. Yapılan incelemede 05.12.2018 tarihli SMMM bilirkişi raporu ile müteakip bilirkişi raporlarına göre davacının cari hesaptan kaynaklı davalıdan 1.500,52 TL alacaklı olduğu, nitekim bu hususun davalı tarafın da kabulünde olduğu, dava tarihi olan 01.03.2017 tarihinden sonra iş bu alacağın ... vasıtası ile 14.03.2017 tarihinde davalı tarafından davacıya ödendiği ancak söz konusu alacağın davacı tarafından davalıya iade edildiği, bu nedenle bilirkişi raporlarında cari hesaptan kaynaklı alacağın tespit edildiği, ancak ödeme tarihi itibariyle davalının temerrüdünün son bulduğu ve iş bu alacağa ilişkin faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla iş bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 1.500,52.TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin esas aldığı 10/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ara karar ve itirazlara uygun hazırlanmadığını, dosyadaki önceki bilirkişi raporlarının davacının alacaklı olduğunu göstermesine rağmen mahkemenin bunları dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğunu, bunun usule aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik hatalı ve objektif olmadığını bu nedenle hükme dayanak olmayacağını bu nedenle kararın reddedilen kısım yönünden kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi talebi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, ticari alım satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, davacı tarafından, davalı şirketin, davacı şirket çalışanları ile anlaşarak, hileli davranışlarla, liste fiyatının çok altına ürünler aldığı, bu şekilde şirketi zarara uğrattığı bu sebeple ve yine taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle bakiye alacakları olduğundan bahisle ıslahen toplam 74.103,32.TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakla birlikte mahkemece en son inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden alınan 10.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıya yapılan ürün satışları ile ilgili talep edebileceği fiyat farkı alacağının bulunmadığı, zira ürünlerin piyasa koşullarına uygun olarak satıldığı, davacının 2012-2013 ve 2014 yıllarında yaklaşık 2-2,5 sene boyunca hemen hemen tüm müşterilerine serbest piyasa fiyatlarının çok altında fatura kesildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği şekliyle sektörel olarak yaklaşık %50'yi bulabilecek iskonto oranları dikkate alındığında davalı tarafın davacıyı fiyat farkı yönünden zararına uğradığı iddiasının ispata muhtaç olduğu ve dosyada ispata elverişli somut ve objektif veri bulunmadığı hususunda görüş bildirildiği, sözkonusu bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun ve piyasa araştırması yapılmak suretiyle düzenlenmiş olduğu, raporda, önceki bilirkişi raporlarından ayrık görüş ve kanaatin gerekçesinin açıklanmış olduğu, buna göre sözkonusu bilirkişi raporuyla önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de giderildiği, bu haliyle anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça bilirkişiler hakkında Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu'na ve Savcılığa şikayette bulundukları belirtilmiş ise de, bilirkişiler tarafından eldeki davada verilen raporun sahte ya da taraflı düzenlendiğinin sabit olduğuna ilişkin mahkeme kararının da bulunmadığı, sonuç olarak davacının fiyat farkına ilişkin zarar iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış, bu itibarla ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alınan 269,85.TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 462,15.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸