T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1343 - 2026/2073
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1343
KARAR NO : 2026/2073
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2023
NUMARASI : 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1 -...
: 2 -...
: 3 -...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av....
: 4 -...
: 5 -...
: 6 -..
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ..
: 7 -...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :03/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :03/07/2026
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı şirketler arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uygun olarak hizmet alım ihalesinin yapıldığını ve davalı şirketler ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, çalışan işçilerden ... 'ün 02/02/1998 tarihinden 31/12/2017 tarihine kadar ... bünyesinde çalıştığını, iş akdinin haksız fesih edilmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile kıdem tazminatı, ihbar, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücretinin tahsili için Mersin 3. İş mahkemesinin 2018/65 E. Sayılı dosyası ile dava açtığını ve davanın kabulüne karar verdiğini, bu karara istinaden Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2019/5715 E. sayılı icra dosyasıyla müvekkil idare aleyhine takibe konulduğunu, ve 87.747,80.TL yatırıldığını, bunların dışında Mersin 3. İş mahkemesinin 2018/65 E. Sayılı dava dosyasına müvekkili tarafından 141,50.TL gider avansı, 1.041,30.TL istinaf masrafları 280,00 TL arabulucuk ücreti ile 2.759,04 TL hazineye ödeme yaparak toplamda 4.221,84.TL ödediğini, İhale sözleşmesi ve onun ayrılmaz parçası olan ihale belgelerine göre hizmet alımı kapsamında çalıştırılan işçiler idarenin değil kanunen yüklenicinin işçisi olduğunu, müvekkilin sorumluluğu kanundan kaynaklanan bir sorumluluk olduğunu, bu sorumluluğun da sadece işçiye karşı olduğunu, yüklenicilere karşı iç ilişkide böyle bir borç ödeme sorumluluğunun olmadığını, müvekkil idare ile davalı yüklenici arasındaki iç ilişkinin karşılıklı akdedilen sözleşmelere ve ekleri şartnamalere dayandığını belirterek, Mersin 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5715 E. sayılı icra dosyasına yatırılan 86.747,80.TL alacak ile 141,50 TL gider avansı, 1.041,30.TL istinaf masrafları 280,00.TL arabulucuk ücreti ile 3.039,04.TL hazineye ödenen toplam 91.969,64.TL alacağın ödeme gününden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı şirketlerden sorumlulukları oranında rücuen tahsili ile idareye ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 23/08/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın konusunu oluşturan dava dışı işçi ... isimli işçinin, 01/10/2015-31/12/2017 tarihleri arasında davacı ... nezdinde ihale alan müvekkili şirkette görev yaptığını, şahsin asıl işvereni davacı ... olduğunu, dava dışı işçi müvekkili nezdinde 2 yıl 3 ay çalıştığını, şahsın müvekkili nezdindeki son ay maaşı,1.866,40 TL olduğunu, dava dışı işçinin iş sözleşmesi 31/12/2017 tarihinde sona erdiğini, dava dışı işçinin ...'ye karşı açmış olduğu işçilik alacakları davası Mersin 3.İş Mahkemesi'nin 2018/65 esas sayılı dosyasında görüldüğünü, bu davada verilen hükümün istinaf edildiği, istinaf kararı henüz verilmediğini, istinaf tarafından dava dışı işçinin alacağının varlığı kesin hüküm altına alınmadığı için henüz ... tarafından açılan iş bu rücu davasının ön şartı oluşmadığını, her ne kadar ..., işçiye ödeme yaptığını iddia etmekteyse de olası bir istinaf bozması, yapılan ödemeyi hukuka aykırı hale getireceğinden ancak Mersin 3.İş Mahkemesi'nin 2018/65 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinden sonra bu davanın görüleceğini, Mersin 3.İş Mahkemesi'nin 2018/65 e.sayılı dosyasında verilen karara bakıldığında; kıdem tazminatına hükmedildiğini, burada müvekkilin doğrudan bir sorumluluğu olmamakla birlikte aksi kanaat hasıl olursa dava dışı işçinin müvekkili nezdinde görev yaptığı süre kadar ve müvekkil nezdindeki son maaşı hesaplanarak, bu sorumluluğun da davacı ile %50 oranında paylaştırılması gerektiğini, dava dilekçesindeki talepleri kabul etmemekle birlikte esasen davacının istemleri zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan sözleşme ve teknik şartnamede işçilik alacaklarının tamamından alt işverenlerin sorumlu olduğunun yazdığı iddia edilmişse de, mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde görüleceği üzere sözleşmede açık olarak bu yönde bir hüküm bulunmadığından müvekkilin iddia edilen kalemlerle ilgili genel olarak herhangi bir rücu sorumluluğunun bulunmadığını neticede, yıllık izin, kıdem tazminatı, fazla mesai, UBGT, hafta tatili ile diğer fer'i nitelikteki alacak kalemleri açısından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığından davanın reddine, mahkeme aksi kanaate olursa müvekkil şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ve şahsın müvekkil nezdindeki son maaşı dikkate alınarak %50 oranında sorumlu tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle huzurda görülmekte olan dava yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkil şirket ihale ile üstlendiği işi ihaleye uygun şekilde yerine getirerek iş sona ermiş bu hususta davacı kurum ile ibralaştıklarını ayrıca davacının müvekkil şirketten alacağının varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte ; dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdindeki son çalışmasının 2015 yılında sona erdiği ve rücua konu alacakları yönünden ücrete ilişkin zamamaşımına tabi olduğu mahkemece gözetildiğinde dava dışı işçiye ödenen rücua konu alacakların zamanaşımına uğradığını müvekkil şirket davacı ...'den ihale ile üstlendiği işi 2015 yılı ile sınırlı olacak şekilde aralıklı olarak icra ettiğini, bu esnada ihale gereği çalışmış ve davacının işçilerini alt işveren olarak istihdam ettiğini, dava dışı personel müvekkil tarafından işe alınmamış;iş akdi müvekkil tarafından sonlandırılmadığını, dava dışı işçinin iş akdi davacı ... ile kurulmuş olup işçiyi emir ve talimatı altında tutan da davacı olmuş; müvekkilin sorumluluğu ise işin ihaleye uygun olarak görülmesiyle sınırlı olduğunu, .müvekkil şirket dava dışı işçiyi davacı kurumdan ihale ile üstlendiği iş kapsamında 07.04.2015-30.06.2015 , 01.07.2015-30.09.2015 tarihleri aralığında toplamda 5 ay kadar süre ile istihdam etmiş;ihalenin sona ermesiyle birlikte dava dışı işçiyi işyeri devri hükümlerine göre bir başka altişveren şirkete devrettiğini, müvekkil şirket dava dışı işçinin ilk altişvereni olmayıp müvekkil zamanında işe alınmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle davacı idarenin müvekkili şirket payına düşeceğini iddia ettiği tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket yönünden tüm taleplere ilişkin, ayrı ayrı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davadışı işçi ...'ün müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, ...' ün müvekkil şirket ...'de çok kısa bir süreliğine çalışmış olup, tüm ücretleri ve alacakları eksiksiz ödendiğini, ... müvekkil şirkette çalışma süresi olarak 1 yılını tamamlamadığı, müvekkil şirkette çok kısıtlı bir süre ile çalıştığı için, kıdem tazminatına hakkını kazanmadığını, müvekkil şirkette çalışırken iş akdi sona ermediğini, idarenin kanunen işçiye olan yükümlülüklerinin düzenlendiği davalardan doğan yargılama gider ve masraflarına yer verilmediği, dolayısıyla bu masrafların alt işverene/yükleniciye değil, asıl işveren idareye ait olduğunu, müvekkili şirket ile idare arasındaki ihale sözleşmesinde ve eklerinin incelenmesinde görüleceği gibi müvekkil şirketin ihale kapsamında çalıştıracağı işçiler için kıdem tazminatı ödemesi yükümlülüğü bulunmadığını davanın müvekkil şirket açısından reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar sayılı kararında, davacı kurumun yapmış olduğu ihaleler neticesinde davalı şirketler ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığını, bu kapsamda dava dışı işçi ...'ün davalı alt işverenler nezdinde sigortalı olarak çalıştığı ancak adı geçen işçinin iş akdinin haksız olarak feshedilmesi sebebi ile Mersin 3. İş Mahkemesinin 2018/65 esas sayılı dosyası ile davacıya karşı tazminat davası açtığını, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, kararın dereceattan geçerek kesinleştiğini, bu doğrultuda dava dışı işçi tarafından Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2019/5715 E sayılı icra takip dosyası ile davacı aleyhine ilama dayalı icra takibi yapıldığı, davacı kurumun söz konusu icra dosyasına 28.05.2019 tarihinde 66.363,86.TL ve 09.05.2019 tarihinde 19.711,23.TL ödeme yaparak dosyanın infaz edildiğini, akabinde davacı işverenin dava dışı işçiye ödemiş olduğu tazminatların davalı alt işverenlerden tahsili için eldeki davanın açıldığını, mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve SGK kayıtları nazara alındığında sözleşmelerde işçilik alacaklarından davacı işverenin sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, bununla birlikte davalı alt işverenin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere işçilik alacaklarından sorumlu olduklarını, bu kapsamda davacının, davalı ...’den 3.348,91.TL, davalı ....’den 6.663,82.TL, davalı ....’den 3.778,14.TL, ...’den 62,40.TL, davalı ... ' den 88.733,77.TL tazminat talep edebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştri.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, davanın davalı ... Yönünden reddine karar verildiğini, dava dışı işçinin hizmet dökümü incelendiğinde bu 2 şirketin de işveren olarak işçiyi istihdam ettiklerinin görüldüğünü, hal böyleyken davanın iş bu 2 şirket yönünden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, bu sebepten istinaf başvurusunun esastan kabulü ile sadece istinaf edilen kısım yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından müvekkili şirket aleyhine rücuen tazminat davası ikame edilmiş olup yapılan yargılama neticesinde yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, süresi içerisinde, usule, hukuka ve yasaya aykırı bu kararına karşı istinaf edildiğini, gerekçeli kararda ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda fahiş hesaplamade hatalar yapıldığını, dosyada aldırılan ve işbu istinaf başvurusuna konu Gerekçeli Karara esas alınan 20/04/2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda bariz ve fahiş hesaplama hataları yapıldığını, 20/04/2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunun 16 ncı sayfasında, davacı tarafça talep edilen "Yargılama Gideri / İcra Harç Gideri ile Vekalet Ücreti, Faiz" alacaklarına ilişkin yapılan hesaplamada bu kalemlere ait toplam alacağın 17.064,84.TL olduğu tespitinin yapıldığını, hemen ardından bu kalemlere ilişkin davalı firmaların sorumlu oldukları miktarların yer aldığı tabloda ise müvekkil ... .'nin 61.917,98.TL'den sorumlu olduğu tespitine yer verildiğini, "Yargılama Gideri / İcra Harç Gideri ile Vekalet Ücreti, Faiz" kalemlerine ilişkin toplam alacak 17.064,84.TL iken müvekkil ...'nin, bu kalemlere ilişkin toplam alacağın 3 katından fazla bir miktar olan 61.917,98.TL'den sorumlu olması hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, dolayısıyla hükme esas alınan Bilirkişi Ek Raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğu açık olduğunu, taleple bağlılık ilkesi ihlal edildiğini, davacı tarafça talep edilenden fazlasına hükmedildiğini, dava dosyasında bulunmayan ve tarafımıza tebliğ edilmeyen evraka dayanılarak hüküm kurulduğunu, davacı tarafın iddialarına dayanak yaptığı bu belgeler müvekkil tarafa da tebliğ edilmediğini, bu duruma Sayın Mahkemeye sunulan Cevap Dilekçisinin yer verildiğini, inceleme aşamasında kadar Sayın Mahkemeye sunulmayan belgelerin sonradan dava dosyasına sunulması da mümkün olmadığından, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı gereğince hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın iddialarını genişletmesine muvafakatinin olmadığını, dolayısıyla, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağını ihlal eden Yerel Mahkeme hükmünün bozulması gerektiğini, zamanaşımı defini ileri sürülmüş olunmasına rağmen zamanaşımına incelemesinin yapılmadığını, müvekkil şirket, dava dışı işçiye tüm yıllık izinlerini kullandırmış olmasına rağmen yıllık izin ücreti ödmesinden sorumlu tutulduğunu, dava dışı işçinin, müvekkil Şirket nezdinde; fazla mesaisi, hafta tatili ve UBGT zamanında çalışması söz konusu olmadığını, kesinlikle kabul anlamında gelmemekle birlikte, dava dışı işçinin müvekkil Şirket nezdinde; fazla mesai, hafta tatili ve UBGT çalışması olmuşsa dahi, bunların karşılığı olan ücretler banka kanalı ile ödendiğini, bu kalemlere ilişkin bordroları Mersin 3. İş Mahkemesi'nin 2018/65 Esas sayılı dosyasına sunmayan davacı ...'nin işbu dava ile bu alacak kalemlerini müvekkil Şirket'ten talep etmesi de iyi niyetle açıklanabilir olmadığını, davacı tarafın bu taleplerinin reddedilmesi gerekirken lehine hüküm kurulmuş olmasının açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel Mahkemece verilen hakkaniyete aykırı işbu kararın bozulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle; Karar kesinleşene kadar tehir-i icra kararı verilmesine, Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarihli ve 2021/924 Esas - 2023/557 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı tarafın haksız davasının tümden reddine, hükme esas alınan Bilirkişi Ek Raporundaki bariz ve fahiş hesaplama hatasının giderilmesi ve eksik araştırmanın ve incelemelerin tamamlanarak yeniden karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, Dava konusuna ilişkin ihale kapsamında yüklenilen hizmet alım işine ilişkin olarak birden fazla işlemde kullanılmak üzere tek taraflı ve soyut şekilde önceden hazırlanan tek tip sözleşmeler kullanıldığı, davacı İdare ile müvekkili şirket arasında akdedilen hizmet sözleşmesi de bu şekilde hazırlanan tek tip sözleşme olduğu, genel işlem koşulu, bu tür sözleşme tipleri için kullanılan bir terim olup, sözleşmenin kurulması sırasında taraflar arasında dengeli bir ilişki söz konusu olmadığı, bu tür ilişkilerde, ilgili kurum ile sözleşme yapacak taraf, tek taraflı olarak hazırlanmış metni kabul veya reddetmek dışında bir imkâna sahip olamadığı, sözleşmenin tek taraflı olarak idare tarafından hazırlandığı ve baskın güçlü taraf olduğu açık olup, ihaleye katılacak isteklilerin sözleşmenin hazırlanmasına hiçbir etkisi olmadığı, tek taraflı olarak hazırlanan bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi hukuka aykırı olup TBK 20. Maddesinin son fıkrası ile genel işlem koşullarının denetime ilişkin getirilen hükmü de ihlali niteliğinde olduğu, bu yönüyle inceleme yapılmaksızın müvekkilin sorumluluğunun kabul edildiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, rücu kriteri belirlenmediği, ve buna bağlı olarak somut durum ve hesaplamalar açısından hataya düşüldüğü, öncelikle müvekkili şirket ile davacı ... arasında imzalanan sözleşmede rücu kapsamı dava konusu alacakları da kapsar şeklinde bir düzenleme mevcut olmadığı, dolayısıyla davacı belediye işbu alacakları müvekkili şirkete rücu ederek tahsil yoluna gidemeyeceği, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının rücuya konu edebileceği alacakların ancak müvekkili şirketin işçiyi çalıştırdığı dönem, işçinin son maaşından ibaret olacağı, ayrıca yine her alt işverenin çalıştırdığı dönemde ödediği son maaş ile sorumlu olması üzerinden hesaplama yapılması gerekirken dava dışı işçinin ayrıldığı dönemdeki son maaşı üzerinden hesaplama yapıldığı, tespit edilen tutardan sorumlulukları hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; ödenen tutara ilişkin faizin ancak ve ancak huzurda görülmekte olan dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, Hizmet Alımı Sözleşmesi kapsamında asıl işveren davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin alt işverenden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davacı vekilince ve davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
4857 Sayılı Yasanın 2/6 maddesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi tanımlanmıştır. Bu ilişkide asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanunda iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu sorumluluk, iş hukuku kapsamında işçiye karşı geçerlidir. Asıl işveren ile alt işveren konumundaki yüklenicinin kendi aralarındaki iç ilişkide meydana gelen rücu uyuşmazlığının Türk Borçlar Kanunu kapsamında sözleşme hukukunun ilke ve esaslarına göre çözümlenmesi ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme ekindeki şartname hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin bu konuda bir hüküm içermemesi durumunda ise, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nazara alınarak davacı asıl işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden kıdem tazminatına ilişkin olarak ödediği bedel ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunmaktadır. İşyeri devri suretiyle işçilerin yeni yükleniciye devredildiği durumlarda işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler asıl işverene karşı sorumlu olup işveren tarafından bu ödemelerin fer'i mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. İhbar tazminatından ve yıllık ücretli izin alacağından son yüklenici sorumludur. (Bkz.Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2022/1467 E. - 2023/1751 K. Sayılı ve 10.05.2023 günlü, 2021/2157 E. - 2022/2344 K. sayılı ve 21.04.2022 günlü, 2021/778 E. - 2021/339 K. sayılı ve 23.09.2021 günlü ilamları).
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından yapılan ödemelerden davalıların sorumlu oldukları miktarlara ilişkin yapılan hesaplamanın denetime elverişli olmadığı, davalılar ... yönünden bu davalılara ilişkin bir kısım belgeler sunulmuş olmasına herhangi bir inceleme ve hesaplama yapılmadığı, bu nedenle alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda, ilk derece mahkemesince, işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişiden yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak denetime elverişi yeniden bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, taraf vekilinin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür.
Kabule göre de, Hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez düzenlemesi gereğince talepten fazlaya karar verilmeyeceği ancak mahkemece davacının talebinin 91.969,64 TL olmasına rağmen 102.587,04 TL talebi aşılarak talepten fazlaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen sebeplerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davalılar vekili ve davacı vekili tarafından Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2021/924 Esas ve 2023/557 Karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 269.85.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,
5)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 1.515,33.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalı ... 'ye İADESİNE,
6)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 1.757,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalı ...'ye İADESİNE,
7)- Taraflarca istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
8)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,
9)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
10)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 03/07/2026 tarihinde karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip