T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1184 - 2025/944
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1184
KARAR NO : 2025/944
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2022
NUMARASI : ... ESAS ... KARAR
DAVACI : ... LOJİSTİK VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İSTANBUL ŞUBESİ
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1 -... MOTORLU ARAÇLAR TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2 -... ... ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Alacak ( Aracın Ayıplı Olduğu İddiası İle Ayıpsız Misli İle Değişimi)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/05/2025
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, Müvekkilinin ... Motorlu Araçlar Tic. A.Ş den 2014 yılında ... şase numaralı ... ... model, ... plaka sayılı aracı satın aldığını, araçta seyir halinde arızalar meydana geldiğini, aracı servise aldıklarını, yaklaşık 1 ay burada kaldığını, ancak servisin aracın 45.000 km bakımını yaparak işlemlerinin tamamlandığını, başkaca bir arızanın olmadığını söyleyerek aracı fatura karşılığında teslim ettiklerini, servisten çıktıktan yarım saat sonra aracın yolda aynı arızaları tekrarladığını, bunun üzerine müvekkilinin olayı ... ... ... AŞ yi arayarak anlattığını ve aracın yenisi ile değiştirilmesini talep ettiğini, ... ... ... AŞ nin de ... motorlu araçlar gibi davrandığını, devamlı yolda kalarak mağdur olduğunu, hatta çekici ile otoparka çektirdiğini, araçta fabrika çıkışı üretim hatası olduğunun bariz belli olduğunu, bu arızaların müvekkilinin hayatını tehlikeye soktuğunu, gizli ayıp nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi amacıyla .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 28/05/2018 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, yine da karşı tarafın çözüm yoluna gitmediğini, bu nedenle aracın yenisi ile değiştirilmesi, mahkeme aksi kanaatte ise güncel bedel olan 47.748 Euronun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı ... ... A.Ş vekili vekili; Davaya konu aracın garanti süresinin üzerinden yıllar geçtiğini, bu nedenle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, aracın misli ile değiştirilecek bir durumunun olmadığını, servis raporlarında araçtaki sorunun tüketiciye bildirildiği ancak tüketici tarafından onarımının yapılmasının istenilmediğini, araçtaki arızanın üretimden değil kullanıcının kullanım hatasından kaynaklandığını, arızaların ise giderileblecek nitelikte olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili; Davaya konu aracın 2014 yılında alındığını, 2 yıllık garanti süresinin dolduğunu, dava konusu araçla ilgili olarak her türlü onarım işleminin gerçekleştirildiğini, bu araçların seri olarak üretildiğin, davacının iddia ettiği şekilde iddia edildiği gibi gizli ayıplı olsa idi bu araçların tüm serilerinde de aynı sorunun olacağını, ancak bu konuda herhangi bir şikayet gelmediğini, benzer sorunların yaşanmadığını, aracın her servise gelişinde bakımının yapılarak davacıya teslim edildiğini, bu sorunların devamlı nüksetmesinin kullanıcı hatası olacağı anlamına geldğiini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; " dava dışı kişinin açmış olduğu tespit ve davanın 2 yıllık zamanaşımı süresini kesmeyeceği mahkememizce kabul edilerek ve makul süre içerisinde ileri sürülmediği kabul edilen talep nedeni ile davalıların sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmeyen bedelin davalılardan talep edilmesinin mümkün olmadığı kabul edilip, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davaya konu araçtaki ayıbın gizli olduğu belirlendiğini, bu nedenle 2 yıllık zaman aşımı süresinden bahsedilemeyeceğini, TBK m. 225 hükmünde, ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğunu, satılanın kabul edildiği varsayımının işler hale gelmesine engel olduğunu, alıcı, satıcıyı ayıptan sorumlu tutabileceği ve seçimlik haklarını kullanabileceğini, ağır kusur sorumluluk bakımından etkisini sorumluluğun tabi olduğu zaman aşımı bakımından da gösterdiğini, TBK m.231/II uyarınca satıcının satılanı devretmekte ağır kusurlu olması halinde iki yıllık zaman aşımı süresinden faydalanamayacağının belirlendiğini, böylelikle satıcının sorumluluğunda zaman aşım süresinin on yıla çıkacağını, dava konusu araçtaki mevcut arıza için defalarca servise gidildiğini, arızanın giderilmediğini, müvekkilinin araçtan yararlanamamasının süreklilik arz ettiğini, dosyadaki mevcut tüm bilirkişi raporu ile de araçtaki arızanın fabrikasyon çıkışlı ve gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, aracın ayıplı olduğu iddiası ile ayıpsız misli ile değişimi, bunun mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesi talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalılardan ..... A.Ş' den 2014 yılında satın aldığı araçta seyir halinde arızalar meydana geldiği, aracın servise alınıp 1 ay kaldığı, servis tarafından, aracın 45.000 km bakımının yapılarak, başkaca bir arızanın olmadığı söylenip teslim edildiği, servisten çıktıktan yarım saat sonra aracın yolda aynı arızaları tekrarladığı, aracın devamlı yolda kaldığı, araçtaki üretim hatasının gizli ayıp olduğu iddia edilerek, aracın ayıpsız misli ile değişimi, aksi halde 47.748 Euronun davalılardan tahsili talep edilmiş, davalılar ise, 2014 yılında alınan aracın garanti süresinin dolduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, araçtaki arızanın üretimden değil, kullanım hatasından kaynaklandığını, aracın her türlü onarım işleminin gerçekleştirildiğini, bu araçların seri olarak üretildiğini, gizli ayıplı olsaydı bu araçların tüm serilerinde de aynı sorunun olacağını, ancak bu konuda herhangi bir şikayet gelmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur" denilmektedir.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir.(Domaniç, H.: ... Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172) Derhal kavramını, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfetini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca, ticari satışlarda; “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” şeklindedir.
Öte yandan Aynı Yasa'nın 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.
Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.." düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, dava konusu aracın davacı tarafından davalılardan ... Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi A.Ş.'den 18.04.2014 tarihli ... Seri Nolu fatura ile 140.381,30.TL bedel karşılığında satın alındığı, araç için 2 yıl garanti süresi verildiği, dava tarihi itibariyle TBK'nın 231. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, aracın garanti kapsamında bulunmadığı, bu durumda davanın, davalı ithalatçı firma yönünden zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında ağır kusurunun bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, dava dışı ... ... tarafından .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit isteminde bulunulduğu ve mahkemece alınan 19/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda araçtaki sorunun üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, iş bu davanın ise 19/11/2020 tarihinde açıldığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da, dava konusu araçtaki arızanın kullanım kaynaklı olmadığının, imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp olduğunun belirtildiği, davacı tarafından, ayıbın gizli nitelikte olduğu ve bu durumda satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği iddia edilmiş ise de, davalıların sorumlu olmaları için üretimden kaynaklanan sorunun, garanti süresi olan 2 yıl içerisinde meydana gelmiş olması ve aynı zamanda davanın da satış tarihinden başlayan 2 yıllık süre içerisinde açılmış olması gerektiği, kaldı ki, dava dışı ... ...'ün talebi üzerine yapılan tesbit sonucu hazırlanan 19/06/2018 tarihli rapor ile araçtaki gizli ayıbın öğrenildiği, davacının makul sayılmayacak bir süre sonunda 19/11/2020 tarihinde iş bu davayı açtığı, dosya kapsamında, satıcının hilesi veya ağır kusurunun varlığının kabul edilmesini haklı gösterecek derecede ağır kusurdan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davalılar ağır kusurlu kabul edilemeyeceğinden, somut olayda 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, mahkemece, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL maktu istinaf karar harcının davacı alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 16/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
AZLIK OYU
6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi birinci fıkrasında düzenlenen zamanaşımı süresinin dolmasını müteakip eldeki davanın açıldığı, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalının satım konusu aracı devretmekte ağır kusuru da dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığından, İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi dairemizce uygun görülmesine karşın tarafımca bu görüşe riayet edilmemektedir.
Şöyle ki; ... Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesiyle alacak haklarının tâbi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlemiştir. Ancak madde metninde de açıklandığı üzere kanun koyucu tarafından bunun aksine yasal düzenleme yapılabilir. ... Borçlar Kanunu'nun 149 uncu maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. 6098 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukukî ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Sözleşmeden doğan borçlarda zamanaşımının işlemeye başlaması için alacağın muaccel (istenebilir) olması yeterlidir. Alacaklı, alacağının varlığından haberdar olmasa dahi, alacağın muaccel olmasıyla birlikte zamanaşımı süresi işler. Borcun ifası bir süreye bağlanmışsa, alacak sürenin dolması ve ifa gününün gelmesiyle muaccel olur, o günden itibaren de zamanaşımı işler. Alacağın muacceliyeti, alacaklının bir bildirimine (ihbarına) bağlı ise, zamanaşımı bu bildirimin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar (6098 sayılı Kanun md. 149/2). Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra borçlunun bazı eylemleri borçla ilişkisinin devam ettiğini ve bu ilişkiyi devam ettirdiğini, alacaklının bazı eylemleri ise alacakla ilişkisinin devam ettiği ve hakkının peşinde olduğunu ortaya koyabilir. Bu eylemlere rağmen, zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini ve borcu sona erdirdiğini kabul etmek güçtür. Bunun dışında bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Kanun, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir (Mithat Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.651).
Satıcının ağır kusurlu olması hali TBK 225. maddede ayrı olarak “1)Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.2)Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Madde hükmüne bakıldığında ise satıcının, ağır kusurlu olması halinde, alıcının ayıpları kendisine süresinde bildirmediğinden bahsedemeyeceğini ve bu nedenle sorumlu tutulamamasının söz konusu olmayacağı görülmektedir. Dolayısıyla, ayıplı şeyin ifasında ağır kusura sahip olan satıcı, gözden geçirme ve bildirim külfetlerinin yerine getirilmemiş olmasına rağmen, ayıplardan sorumlu olacak ve ağır kusur TBK 223. maddedeki kabul varsayımını kaldırdığı için, alıcının seçimlik haklarını kullanmasına engel olamayacaktır. Maddenin düzenlediği bir diğer önemli husus da satıcılığı meslek edinmiş olan kişilere ilişkindir. Buna göre, satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu oldukları kabul edilmektedir. Bu bakımdan, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanları ortadan kaldırılmıştır.
Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır [Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:II, s.1761; Andreas Von Tuhr, Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, s.688 vd.; Ferhat Canbolt, Def'i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2019 tarihli ve 2017/13-563 Esas, 2019/605 Karar; 04.10.2018 tarihli ve 2017/4-1420 Esas, 2018/1419 Karar ve 12.03.2014 tarihli ve 2013/4-544 Esas, 2013/315 Karar sayılı kararları].
Nitekim, ...-İsviçre öğretisinde ağırlıklı görüşün ve İsviçre Federal Mahkemesinin de zamanaşımını maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır (Mehmet Erdem, Özel Hukukta Zamanaşımı, İstanbul 2010, s. 8, dipnot 15-16 ).
Dosya kapsamından da anlaşılmaktadır ki; dava konusu aracın davacı tarafından 2014 yılında satın alındığı ve araçta seyir halinde arızalar meydana geldiği, servisten çıktıktan yarım saat sonra aracın yolda aynı arızaları tekrarladığı, devamlı yolda kalarak mağdur olunduğu, hatta çekici ile otoparka çektirdiği, araçta fabrika çıkışı üretim hatası olduğunun bariz belli olduğu, gizli ayıp nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi amacıyla .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 28/05/2018 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, yine da karşı tarafın çözüm yoluna gitmediği, bu nedenle aracın yenisi ile değiştirilmesinin istendiği, ilk arızanın meydana geldiği tarih itibariyle dava konusu araç yaklaşık 4 kullanım yılını doldurduğu, aracın satın alındığı tarihten ilk arızanın meydana geldiği tarih arasında geçen süre ve aracın bu tarihe kadar kat ettiği mesafe ve geldiği kilometresi dikkate alındığında, satıcının hilesi veya ağır kusurunun varlığının kabul edilmesini haklı gösterecek derecede ağır kusurdan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davalının ağır kusurlu kabul edilemeyeceğinden somut olayda 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğuna kanaat gösterilmiştir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus bu tip araç satışlarında özel durumlardır. Somut olayımızda araç arızası nedeniyle ilk defa 2014 yılında tarihinde araç 45.000 km'de iken müracaat edilmiş, araçta seyir halinde arızalar meydana geldiğinden aracın servise alındığı, yaklaşık 1 ay burada kaldığı ancak servisin aracın 45.000 km bakımını yaparak işlemlerinin tamamlandığı davalı tarafça da kabul edilmiş hatta davalı savunmasında araçtaki arızanın üretimden değil kullanıcının kullanım hatasından kaynaklandığı ... ... A.Ş vekili tarafından beyan edilmiştir. Davalı ... Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili ise davaya konu aracın 2014 yılında alındığını, 2 yıllık garanti süresinin dolduğu savunması yanında onarım yapılamamasına karşın dava konusu araçla ilgili olarak her türlü onarım işleminin gerçekleştirildiğini de savunmasına eklemiştir. Araçtaki mevcut gizli ayıp tespitine karşın, tüm bakımları serviste yapılmış bir aracın, mevcut hali ile yukarıda bahsi geçen "satıcılığı meslek haline getirmiş" kişilerden ve bu tip ... araçların ülkedeki satıcıları olan davalıların, marka değerleri ve bu husustaki kamuoyuna verdikleri imaj da dikkate alınarak daha yüksek bir "gözden geçirme" külfetine sahip olmaları gerekmesine karşısında bunu yerine getirmediklerinden ve tüm aşamalardaki sanki böyle bir arıza sattıkları araçta hiç mevcut olmadığına dair savunmaları da dikkate alındığında ağır kusurlu oldukları kanaatindeyim.
Yukarıdaki açıklamaların doğrultusunda; davalıların ağır kusurlu olduklarının kanıtlamadığı takdirine katılmamakla, davanın ilk derece mahkemesince zamanaşımı açısından reddinin hatalı olduğu karşı görüşündeyim.
Üye
¸e-imzalıdır