T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/646
KARAR NO : 2025/935
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2020
NUMARASI : ... ESAS ... KARAR
DAVACI : ... - ...- ...
VEKİLİ : Av. ...-
DAVALI : 1 -... - ...
VEKİLLERİ : Av. ....
DAVALI : 2 -... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2020 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait olan davalılar uhdesinde bulunan hesaplara bağlı olarak bir kısım çeklerin keşide edildiğini, bu çeklerin ödemelerinin zamanında müvekkilinin elinde olmayan sebeplerle yapılmaması sebebiyle söz konusu çekler hakkında karşılıksızdır diye davalı banka şubelerince olumsuz sicil kaydı işlendiğini ve Merkez Bankası Risk Kuruluş A.Ş'ye olumsuz sicil kaydının bildiriminin yapıldığını, müvekkilinin çeklerin ödemesini yaptığını, bu nedenle ödemelerini yaptığı çekler hakkında davalılar nezdinde yer alan olumsuz sicil kayıtlarının silinmesi ve olumsuz sicil kaydının silindiğinin Merkez Bankası nezdinde ki Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş'ye bildirim yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuk başvurusuna tabi olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu çeklere karşılıksızdır işlemi yapıldığını, davacının dava konusu çeklerin ibraz edildiği tarihten daha sonraki tarihlerde çek bedellerini ödediğini, müvekkili bankanında, davacının iddiasının aksine yapılan ödemeleri Merkez Bankası Risk Merkezi A.Ş.'ye bildirdiğini, çeklerin ödendiğinin kayıtlara geçirildiğini, bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; dava tarihinden önce ilgili birimler tarafından sicil kayıtlarının "düzeltme hakkı/ödendi" ibareleri ile düzeltildiğinin görüldüğünü, ilgili sicillerin dava tarihi olan 22.12.2019 tarihinden önce 07.11.2016 ve 18.01.2017 tarihinde düzeltildiğini, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait olan dava konusu çekler hakkında “Karşılıksızdır” diye davalı banka şubelerince kayıtlarına olumsuz sicil kaydının işlendiğini ve Merkez Bankası Risk Kuruluşu A.Ş.’ye olumsuz sicil kayıt bildiriminin yapıldığını, sonrasında çeklerle ilgili olarak olumsuz sicil kaydının silinmesi için müvekkilinin bankaya başvurduğunu ve sicil kayıtlarının silinmesini istediğini, davalı bankanın düzeltme durumunu bilidirdik demesi ile sicil kayıtlarının silinmesinin aynı şeyler olmadığını, müvekkilinin Findesk kayıtlarına baktığında dava konusu çeklerin sicilde halen silinmediğini ve karşılıksız işlemi görüldüğünün tespit edileceğini, çıkartılan mevzuat gereğince tamamen sicilden silinmesi gerektiğini, dava konusu edilen çekler hakkında davalılar tarafından kayıtların silinmesi yönünde TCMB’na bildirim yapılmadığından müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, banka tarafından Merkez Bankası Risk Kuruluş A.Ş'ye bildirimi yapılan olumsuz sicil kayıtlarının silinmesi amacıyla, bankanın tekrar bildirimde bulunması istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, müvekkili tarafından keşide edilen çekin ödemelerinin yapıldığı ve ödemesi yapılan çek yapraklarının da bizzat davalı banka şubelerinin uhdesine teslim edildiği, bu çekler hakkında davalılar nezdinde yer alan olumsuz sicil kayıtlarının silinmesi ve olumsuz sicil kaydının silindiğinin Merkez Bankası nezdinde ki Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'ye bildirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, davalı ise, çeklere karşılıksızdır işlemi yapıldığını, davacının dava konusu çeklerin ibraz edildiği tarihten daha sonraki tarihlerde çek bedellerini ödediği, davacının iddiasının aksine yapılan ödemeleri Merkez Bankası Risk Merkezi A.Ş.'ye bildirdiğini, çeklerin ödendiğinin kayıtlara geçirildiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. Maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup bu maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine işaret eder. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Yine bu yararın hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması da gerekir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s.135).
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri). Bu kapsamda, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesinde, “Dava açmakta hukuki yararın bulunması” dava şartlarından sayılmıştır. Hukuki yarara ilişkin dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir.
Somut olay kapsamında ise; yerel mahkemece, davacı tarafın dava konusu çeklere ilişkin olumsuz sicil kaydının silinmesini talep ettiği, davalı tarafın bu kayıtların silindiğini ve ilgili sicillerin düzeldiği savunmasında bulunduğu, ilgili birimler tarafından sicil kayıtlarının "düzeltme hakkı/ödendi" ibareleri ile düzeltildiği görüldüğünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı yönünde hüküm kurulmasına karşın; davacının ilgili ... çek numaralı, 22.08.2016 keşide tarihli, 10.707,00.TL bedelli çek, ... çek numaralı, 29.09.2016 keşide tarihli, 18.710,00.TL bedelli çek, ... çek numaralı, 03.01.2017 keşide tarihli, 16.710,00.TL bedelli çek, ... çek numaralı, 30.12.2015 keşide tarihli, 14.300,00.TL bedelli çek, ... çek numaralı, 30.12.2015 keşide tarihli, 23.300,00.TL bedelli çeklere karşılıksızdır işlemi yapılmasından sonra bu çek bedellerini ödediği ve bu ödeme sonrasında "düzeltme hakkı/ödendi" ibarelerinin sicile işlendiği, bu haliyle davacının dava açma konusunda hukuki yararının varlığından tartışılmasından ziyade davayı eda etme hususunda yukarıdaki açıklamalar ışığından esas açısından davasının incelenmesi yoluna gidilmesi gerektiği, bu haliyle davacının hukuki yararı mevcut olsa da davasını ispat etme aşamasında haklı olmadığı, çekler hakkında karşılıksızdır işlemi yapıldıktan sonra ödeme yoluna gitmek suretiyle işbu dava kapsamında hedeflediği sonucu elde etmesi hukuken mümkün olmadığından ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılarak, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi'ne ait kararın yukarıda belirtilen sebeple resen kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulması ile davanın esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-HMK'nin 353/1-b-2. maddesi gereğince resen yapılan inceleme sonucunda .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
4-Davanın REDDİNE,
5-Alınması gereken 54,40.TL harçtan peşin alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle AAÜT hükümleri nazara alınarak hesaplanan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştikten sonra HMK nun 333. maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,
İstinaf İncelemesi Yönünden :
1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
2-İstinaf başvurusu nedeni ile davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 15/05/2025 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır